Site İçi Arama

analiz-ve-raporlar

ABD, İngiltere ve AB’nin Uyguladığı Yaptırımlar, Bir İşe Yarıyor mu?

Silahlı güç kullanmadıkça, yaptırım uygulayarak herhangi bir ülkede ne rejim değiştirilebilmekte ne de yaptırım uygulayanların istediği davranış değişikliği sağlanabilmektedir. Çünkü, yaptırımlarla karşı karşıya kalan ülkelerdeki yönetimler, ipleri iyice sıkarak halk üzerindeki kontrolünü daha da artırmaktadır. Bu sebeple, halkın isyan ederek yönetimi değiştirmesi mümkün olmamaktadır.

Yaptırım Uygulanan Ülkeler

Bilindiği gibi ABD, İngiltere ve AB, zaman zaman bazı ülkelere karşı çeşitli sebeplerle yaptırımlar uygulamaktadır. Yaptırım sebepleri; İran’ın nükleer silah üretmek maksadıyla bilimsel çalışmalar yapması, Kuzey Kore’nin kıtalararası balistik füzeler geliştirmesi, Belarus’un seçimlere şaibe karıştırıp muhalefeti zor kullanarak bastırması ve Rusya’nın Ukrayna’ya ait toprakların bir kısmını işgal etmeye yönelik bir istila harekâtına girişmesi gibi oldukça geniş bir yelpazeye yayılmaktadır. Bunlara; S-400 satın almamız sebebiyle F-35 projesinden dışlanmamız ve F-16 satın almak için yaptığımız başvurunun sürüncemede bırakılması gibi daha dar kapsamlı ve dolaylı yaptırımlar da eklenebilir.

Yaptırımların Eleştirisi

Bu yaptırımlar; haklı veya haksız olmaları, devletlerin eşitliği ilkesi ile bağdaşıp bağdaşmadıkları ve başka konular açısından tartışılabilir. Örneğin, İran’ı nükleer silah yaptığı iddiasıyla yaptırımlarla yıpratmaya çalışan ABD, dünyada en fazla nükleer silaha sahip ülkedir. Üstelik, Ortadoğu’da küçük bir devlet olan İsrail’in de nükleer silahları olmasına rağmen bu devlete karşı hiçbir yaptırım uygulamamaktadır. Kıtalararası balistik füze denemeleri sebebiyle Kuzey Kore’ye yaptırım uygulayan ABD, balistik füzeler açısından da dünyanın en güçlü ülkesi durumundadır. Kendisine yasak olmayan bir silahın başka ülkeler için yasak olmasını istemesi ne hakkaniyete ne de başka bir şeye uymamaktadır.

AB, İngiltere ve ABD’nin sadece kitle imha silahları sebebiyle değil daha demokratik olmaları için bazı ülkelere uyguladığı yaptırımlarda da tutarsızlık vardır. Örneğin, Suudi Arabistan gibi anti demokratik rejimlere karşı hiçbir yaptırım uygulanmazken Belarus’a antidemokratik rejimi sebebiyle yaptırım uygulanmaktadır. 

Barışı tehdit ettiği iddiasıyla bazı ülkelere uygulanan yaptırımlarda da durum pek farklı değildir. Örneğin, Ukrayna’ya savaş açtığı ve bu ülkenin bir kısmını işgal ettiği için Rusya’ya ağır ekonomik yaptırımlar uygulanmaktadır. Halbuki, Soğuk Savaş sonrasında dünyada meydana gelen savaşların neredeyse tamamını ABD veya ABD önderliğindeki koalisyonlar (Avrupa ülkelerinin çoğu bu koalisyonlara katılmıştır.) çıkarmıştır. Bu savaşlarda, bazı ülkelerin bir bölümünü işgal etmekle yetinilmemiş, Irak ve Afganistan gibi iki bağımsız devletin tamamı işgal edilmiştir. 

Yaptırımlar İşe Yaramıyor mu?

Yukarıda bahsedilen sebeplerle, ABD ve AB’nin bazı ülkelere uyguladığı yaptırımların, ileri sürdükleri bahanelerden kaynaklandığına hiç kimse inanmamaktadır. Üstelik, bu yaptırımlar uygulanma maksatlarını da karşılamamaktadır. Hatta, neredeyse hiçbir işe yaramamaktadır. Tam aksine, başta üçüncü taraflar olmak üzere yaptırımı uygulayan taraflara da zarar vermektedir.

Örneğin, Saddam yönetimi döneminde Irak’a uygulanan yaptırımlar Saddam’ı iktidardan düşürememiş, bu yüzden Irak’a iki defa askerî harekât yapılmıştır. Esat rejimine karşı uygulanan yaptırımlar da işe yaramamıştır. Uzun süredir yaptırım uygulanan İran’da ise ne rejim düşmüş ne de ülke ekonomik açıdan tamamen çökmüştür. Aynı durum, Belarus’ta için de pek farklı olmamıştır. 

Yaptırımların Olumsuz Etkileri

Bu yaptırımlar, istenen sonucu vermediği gibi yaptırım uygulanan ülkelerdeki rejimler daha da güçlenmişlerdir. Ayrıca, bu ülkelerin ABD, İngiltere ve AB’nin temel tehdit olarak gördüğü Rusya ve Çin’e yanaşmalarına sebep olmuştur. Yani yaptırımlar; ABD, İngiltere ve AB’nin değil, tehdit olarak gördükleri Rusya ve Çin’in işine yaramıştır. 

En büyük tehditlerden biri olarak görülen Rusya’ya uygulanan yaptırımlar ise çok daha olumsuz sonuçlar doğurmuştur. Çünkü Rusya, yaptırım uygulanan diğer ülkelere göre bazı önemli özelliklere sahiptir. Her şeyden önce Rusya; Belarus, Irak, Suriye ve İran gibi ülkelerle kıyaslanamayacak kadar büyük topraklara, nüfusa ve ekonomik güce sahiptir. Öte yandan Rusya, dünyada en çok nükleer silaha sahip ikinci ülkedir. Yani, Rusya’ya karşı doğrudan uygulanacak bir askerî harekât, çatışmanın nükleer bir felakete dönüşme potansiyeli taşıması sebebiyle kimsenin göze alamayacağı bir seçenektir. 

En önemlisi de Rusya, günümüzde en önemli güç olan büyük hidrokarbon kaynaklarına sahiptir. AB, bu kaynaklar açısından Rusya’ya bağımlıdır. Bu sebeple Rusya; ABD, İngiltere ve AB kendisine yaptırımlar uygulamaya başlayınca kendi karşı yaptırımlarını uygulamaya koymuş ve bu kapsamda gaz akışını durdurmuştur. Bu durum, yaptırımların Rusya kadar (ve hatta ondan da çok) AB’ye zarar vermesine sebep olmuştur. Çünkü İngiltere ve AB, Rusya’dan satın aldığı gazı temin edecek başka bir kaynak ülke bulmakta zorlanırken Rusya gazını Türkiye ve Çin başta olmak üzere birçok ülkeye satabilmektedir.

Bununla birlikte Rusya, Ukrayna savaşının uzaması sebebiyle bazı malların ve özellikle de teknolojik ürünlerin temininde sıkıntı yaşamıştır. Hatta, basın ve yayın organlarında bu sıkıntı sebebiyle yeterince yeni silah ve mühimmat üretemediği ileri sürülmektedir. Bu sebeple, daha önceden dünyaya silah satarken şimdi Çin ve İran’dan silah satın almaya başlamıştır. Yakın zaman önce Ukrayna’da kullandığı kamikaze dron ve SİHA’ları da İran’dan satın aldığı iddia edilmektedir. 

Yaptırımları Etkisiz Hale Getirmek Mümkün mü?

Bu dron ve SİHA’ların kullanılmasıyla, bir ülkeye yaptırım uygulamanın günümüz koşullarında pek bir işe yaramadığı daha açık bir şekilde ortaya çıkmıştır. Basın ve yayın organlarında açıklandığına göre Ukrayna, Rusya’nın kullandığı İran yapımı bir kamikaze SİHA’yı sağlam olarak ele geçirmeyi başarmıştır. SİHA, teknik ekiplerce sökülerek parçalarına ayrıldığında büyük bir sürprizle karşılaşılmıştır. Çünkü SİHA’nın motorunun Japonya, elektrik ve elektronik aksamının ise Avrupa ülkeleri üretimi olduğu görülmüştür. 

Daha da ilginç olan husus, İran’ın bu parçaları internet üzerinden satış yapan Ali Baba ve Amazon gibi şirketler vasıtasıyla satın alındığı iddiasıdır. Eğer bu doğruysa, ABD ve AB kâğıt üzerinde yaptırım uygulayıp kendilerini tatmin ederken; İranlı yetkililer konforlu odalarındaki gösterişli masalarının üzerinde duran bilgisayarlarını açıp internet üzerinden en hassas ürünleri bir tuşa basarak sipariş etmiş ve bu ürünler posta vasıtasıyla kapılarına kadar gelmiştir. Yani İran, kendisine uygulanan yaptırımları kolayca delmiştir.

Yaptırımlar Neden İşe Yaramıyor?

Bu durumdan da açıkça anlaşıldığı gibi, son yıllarda meydana gelen teknolojik gelişmeler dünyayı kökten değiştirmiştir. Hem teknolojik gelişmeler hem de Soğuk Savaş sonrasında iki kutuplu düzenin yıkılması sonucunda ülkeler arasındaki ilişkilerin yaygınlaşması ve çeşitlenmesi dünyayı daha küçük bir yer haline getirmiştir. Böylece, küreselleşen dünyada o kadar karmaşık küresel bağlar oluşmuş ve buna bağlı olarak her şey o kadar iç içe girmiş ki artık bir noktadan her şeyi kontrol etmek ve oluşan ağları herhangi bir yerinden kesmek imkânsız hale gelmiştir.

Soğuk Savaş sonrasında meydana gelen başka önemli gelişmeler de bir ülkeye yaptırım uygulamayı veya tecrit etmeyi oldukça zorlaştırmıştır. Örneğin, eskiden kısmen geri kalmış bir ülke olan Çin, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olmuştur. Bu ülke, devasa üretim kapasitesi sayesinde Avrupa ve ABD’nin ucuz ürün temin ettiği vazgeçilmez bir ticari partner haline gelmiştir. Batı yaptırımlarına maruz kalan ülkeler için de hem bir ticari partner hem de maruz kaldıkları yaptırımlardan daha az etkilenmelerini sağlayacak bir dayanak olmuştur.

Öte yandan, tüm Avrupa’da evlerde, iş yerlerinde ve sanayide doğalgaz kullanımı o kadar yaygınlaşmıştır ki en büyük enerji tedarikçisi olan Rusya, Avrupa için hayati öneme sahip bir konuma gelmiştir. Bunun sonucunda Rusya, sattığı hidrokarbon ürünleri sayesinde yeniden toparlanmış ve büyük güç olma iddiası ile yavaş yavaş uluslararası arenada ön plana çıkmaya başlamıştır. Böylece, eski etki alanlarına dönmeye ve yeni etki alanları oluşturmaya yönelmiştir. Yaptırımlara maruz kalan ülkeler için Çin gibi önemli bir dayanak haline geldiğinden, kendisine bazı müttefikler de bulabilmiştir.

Sonuç

Sonuç olarak; ABD, İngiltere ve AB tarafından uzun bir süredir uygulanan ve tam olarak istenen sonucu vermeyen yaptırımların günümüzde artık hiçbir işe yaradığını söylemek mümkündür. Silahlı güç kullanmadıkça, yaptırım uygulayarak herhangi bir ülkede ne rejim değiştirilebilmekte ne de yaptırım uygulayanların istediği davranış değişikliği sağlanabilmektedir. Çünkü, yaptırımlarla karşı karşıya kalan ülkelerdeki yönetimler, ipleri iyice sıkarak halk üzerindeki kontrolünü daha da artırmaktadır. Bu sebeple, halkın isyan ederek yönetimi değiştirmesi mümkün olmamaktadır.

Öte yandan, yaptırım uygulanan ülkeler bu yaptırımlardan kurtulmanın yollarını da bulabilmektedirler. Bunun için yaptırım uygulayan ülkelerin rakibi konumunda olan güçlü ülkelere yanaşmakta ve bu ülkelerle ilişkilerini artırmaktadırlar. Ayrıca, dünya çapına yayılmış geniş ticaret ağları ve son zamanlarda giderek daha da yaygınlaşan e-ticaret şirketleri vasıtasıyla istedikleri malzemeleri, kendilerine yaptırım uygulamayan ülkelerden bile temin edebilmektedirler.

Dr. Mehmet ÇANLI
Dr. Mehmet ÇANLI
Tüm Makaleler

  • 23.10.2022
  • Süre : 5 dk
  • 972 kez okundu

Google Ads