Site İçi Arama

analiz-ve-raporlar

Amerikalı Emekli Amiral Stavridis’in Karadeniz’de Gıda Koridoru Önerisi

Halihazırda Ukrayna’nın Karadeniz ve Azak Denizi (savaşla birlikte tamamen Rus iç denizi haline geldi) limanlarında 22 milyon ton gıda ürününün ihraç edilmek üzere beklediği bilgisi mevcut. Türk bandıralı 22 ticari geminin de Ukrayna’da mahsur kaldığını biliyoruz.

Rusya-Ukrayna Savaşı Bağlamında Gıda Güvenliği Sorunu:

24 Şubat’ta başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı mehteran tarzı bir hızda, gel-git şeklinde devam ediyor. Ruslar az da olsa ilerliyorlar ve amaçlarına büyük oranda ulaşmaya yakınlar. Halihazırda savaş Donbas bölgesine yoğunlaşmış durumda seyrediyor.

Donbas ve civarında kara unsurlarının savaşı devam ederken, deniz harekâtı kısmen sakin geçiyor. Bununla birlikte, Rusya Federasyonu, Ukrayna’nın elinde küçük bir kıyı şeridi olarak kalan Karadeniz’in kıyısındaki Ukrayna limanlarına fiilen abluka uygulamaktan geri kalmıyor. Rusya’nın savaş hukukuna göre de yasa dışı olan bu deniz ablukası nedeniyle, dünyanın gıda kıtlığıyla karşı karşıya kalmak üzere olduğuna dair değerlendirmeler yapılıyor.

Ukrayna, dünya buğdayının önemli bir bölümü (küresel ihracatın yaklaşık %7'sini) ile ayçiçek yağını ve diğer kritik tarım ürünlerini sağlıyor. Ukrayna’nın deniz yoluyla ihracatını engelleyen Rusya, diğer faktörlerle birlikte, dünyada gıda fiyatlarının yükselmesine ve kıtlık/açlık korkusunun giderek artmasına neden oluyor.

Küresel Gıda İhracatında Ukrayna:

Dünya buğdayının en büyük üreticisi iki ülke, Çin ve Hindistan’dır. Yıllık 132 milyon ton buğday üretimiyle Çin dünyada en fazla buğday ihracatı yapan ülke konumundadır. Bu yönüyle Çin, küresel gıda arzına çok önemli katkı sağlıyor. Hindistan ise 98 milyon tonla ikinci sıradadır. Ancak Hindistan, geçtiğimiz günlerde kendi gıda güvenliğinin riske gireceği gerekçesiyle, ülkesinden buğday ihracatı yapılmasına yasak getirdi. 1901 yılından bu yana yaşanan sıcaklıktaki aşırı artışın etkisiyle Hindistan’ın aldığı bu karar; 2022 başından beri küresel piyasalarda fiyatı en az %40 artan buğday alımı için gözlerin Rusya ve Ukrayna’ya çevrilmesine neden oldu. Rusya, dünyada en çok buğday üreten ülkeler arasında 85 milyon tonla üçüncü sırada yer alıyor. Ukrayna 25 milyon ton ve Türkiye 20 milyon tonla önemli buğday üreticileri arasında sayılıyor.

Ukrayna, yıllık 4,5 milyon ton üretimi ile dünyanın en büyük ayçiçek yağı üreticisidir. Rusya Federasyonu 4 milyon ton yıllık üretimiyle ikinci sırada geliyor. Ukrayna ve Rusya Federasyonu birlikte dünya ayçiçek yağının %50'sinden fazlasını üretiyor. Savaş, ayçiçek yağının ne kadar ‘stratejik’ bir ürün olduğunu, Türk insanına bile ironik bir şekilde gösterdi. Trakya’da engin ayçiçek tarlalarında üretim yapan Türkiye bile Ukrayna yağı gelmiyor diye bir anda fahiş ayçiçek yağı fiyatlarıyla tanıştı.

Halihazırda Ukrayna’nın Karadeniz ve Azak Denizi (savaşla birlikte tamamen Rus iç denizi haline geldi) limanlarında 22 milyon ton gıda ürününün ihraç edilmek üzere beklediği bilgisi mevcut. Türk bandıralı 22 ticari geminin de Ukrayna’da mahsur kaldığını biliyoruz.

Rusya'nın Ukrayna limanlarına uyguladığı bu ablukanın kısa sürede bitmeyeceği anlaşılıyor. Çünkü, bu savaşın yakın dönemde bitmeyeceği konuşuluyor. Yıllar mertebesinde öngörüler paylaşılıyor. Hatta başta Doğu Avrupa ülkeleri olmak üzere savaşın geniş bir coğrafyaya yayılması olasılığına dair senaryolar gündeme getiriliyor. Dolayısıyla Rus ablukası, yalnızca uluslararası hukuka göre yasa dışı olmakla kalmıyor, aynı zamanda zaten istikrarsız sıcak noktalar olan Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinin ilk etapta kıtlık tehlikesine maruz kalmasına da neden oluyor. Hindistan benzeri ana üretici ülkelerin kendi gıda güvenliğine öncelik veren politikalara yönelmesi ve ihracat kısıtlamalarına gitmesi halinde, gıdada dışarıya bağımlı olan ülkelerin gıda güvenliğinin tehdit altında kalmaktan kurtulamayacağı aşikâr hale geliyor.

Yine de henüz ciddi manada gıda güvenliğinin küresel ölçekte bir tehdit olarak görülmesi, bu türden değerlendirmelerin yapılması gerçekçi değil. Ancak, 2022 yılının sonuna doğru Ukrayna buğdayının küresel piyasalara arz edilememesi halinde, küresel gıda güvenliğinin tehlikeye düşebileceği, Ukrayna limanlarına yönelik Rus ablukasını kaldıracak tedbirlerin gündeme gelebileceği değerlendiriliyor.

Karadeniz’de Gıda veya Tarım Ürünleri Koridoru Açılması:

Halihazırda, Batı dünyasının Rusya’ya uygulamakta olduğu bazı yaptırımların kaldırılması ve bunun karşılığında Rusya’nın başta buğday olmak üzere tarım ürünlerinin ihracatına yönelik Ukrayna limanlarının kullanılmasına izin vermesi olası görülüyor. Ancak, henüz Batı bu uzlaşı noktasından oldukça bir uzak bir anlayış sergiliyor. Üstelik, bu hafta içinde Avrupa Birliği ülkelerinin Rus petrolünü satın almama yönünde aldıkları karar; Rusya’nın üzerindeki baskının devam etmesinin, Batı açısından önemli ve gerekli görüldüğünün en önemli göstergelerden biri olmuştur. Bunun anlamı, kısa vadede Batı dünyası Ruslarla bir uzlaşıya varmaya niyetli değildir. Rusya’nın da bu durumda elindeki en büyük kozu olan, Ukrayna limanlarına ambargo uygulamasından vaz geçebileceği olasılığını kimse gerçekçi görmüyor.

Öte yandan Ukrayna limanlarının en azından sadece tarımsal ürünlerin sevkiyatı için yeniden nasıl açılabileceği konuşuluyor. Ukrayna’yı Türk Boğazları üzerinden dünya denizlerine bağlayacak bir “tarım ürünleri koridoru” oluşturulması ilk akla gelen öneri oluyor. Böyle bir koridorun açılması için öncelikle Kremlin’in ikna edilmesi gerekiyor. Kremlin’in buna yanaşmayacağı gerçeğinden yola çıkıldığında, “Karadeniz’de Rus savaş gemileri arasından geçecek koridoru kullanacak ticaret gemilerinin güvenliğinin nasıl sağlanabilir?” sorusunda çözümler düğümleniyor.

İran-Irak Savaşı boyunca, 1980’li yıllarda Basra Körfezi’ndeki petrol tankerlerinin güvenliği için ABD devreye girmiş ve Kuveyt bandralı tankerlere Amerikan bayrağı çekerek, bunların kendi tankerleriymiş gibi Amerikan donanmasının koruması altına Hürmüz boğazından geçmesini sağlamıştır. Tankerlerin Basra Körfezi’ndeki seyirleri Amerikan savaş gemilerinin refakatinde gerçekleştirilmiştir. Şimdi bu yöntemin Karadeniz’de de uygulanabileceği bazı platformlarda tartışılıyor.

Amerikalı Emekli Oramiral Stavridis’in Washington Post’taki Yazısı:

Örneğin, Amerikalı Emekli Oramiral, Yunan asıllı James George Stavridis (2009-2013 arası NATO Komutanı SACEUR olarak da görev yapmıştır) de Washington Post gazetesinde yayımlanan yazısında bu konuya değinmiştir.

2009-2010 yıllarında benim de komutanım olan Oramiral Stavridis de İranlılara Amerikan donanmasının uyguladığı baskının sonuç verdiğini ve Amerikan iradesinin sonuç getirdiğini, bu yaklaşımın küresel jeopolitik ve enerji kaynakları üzerinde önemli bir etkisi olduğunu savunuyor.

Emekli Oramiral; Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, iki düzineden fazla önemli savaş gemisine sahip Karadeniz filosunun, bölgedeki açık ara en güçlü donanma olduğunu, Kuzey Karadeniz'in deniz kontrolünü elinde tuttuğunu, Rus donanmasının 25.000 denizci ve yaklaşık 40 suüstü savaş gemisi ve yedi denizaltı ile (geçtiğimiz Nisan ayında Moskva’nın batırılmış olmasına rağmen) halen Karadeniz’deki en güçlü donanma olduğunu ‘yazıyor’.

NATO üyesi ve Karadeniz’e kıyıdar ülkelerden Türkiye, Romanya ve Bulgaristan'ın Karadeniz'de yeterli deniz gücüne sahip olduğunun ancak Ukrayna'nın Rus ablukasına karşı koyacak neredeyse donanmasının neredeyse hiç kalmadığının altını çiziyor. Amerikan iç savaşından örnek veren Stavridis, Putin’i Lincoln benzeri bir taktik uyguladığını söylüyor ve Moskova’nın, ABD ve müttefiklerinin kabul etmeyeceği Batı yaptırımlarının kaldırılması karşılığında tahıl sevkiyatına izin vermek için müzakereler önerdiğini iddia ediyor.

Emekli Oramiral, Ruslarla müzakerelerin gerçekleşemeyeceği varsayımından hareketle, olası bazı hususlardan bahsediyor ve bu kapsamda ortaya çıkabilecek problemlere kendi çözüm önerileri sunuyor:

  • Ticaret gemilerine eşlik ederek ablukayı kırmak:

Bu durumda ticaret gemilerine refakat edecek askeri gemiler nereden karşılanacak? Bu görev, Birleşmiş Milletler'in himayesinde, NATO veya bu görevi üstlenmeye istekli bir uluslar koalisyonu tarafından yapılabilir. Stavridis’e göre en olası yaklaşım, ABD liderliğindeki bu görev kuvvetine, muhtemelen İngiltere ve Fransa katılım sağlayabilir, belki de Karadeniz ülkeleri (Türkiye, Romanya ve Bulgaristan) de gemi desteğinde bulunabilir.

  • Deniz’deki mayınları temizlemek:

Kuzey Karadeniz kıyıları kendi amaçları doğrultusunda hem Ukraynalılar hem de Ruslar tarafından mayınlanmıştır. NATO, tam da bu amaç için sürekli bir mayın tarama gemisi gücüne sahiptir. Bu filonun kullanılmasını öneriyor.

  • Ticari gemi filosunu oluşturmak:

Ukrayna limanlarını kullanan ticari gemilerin sahibi ülkelerin, merkezi Londra'da bulunan Uluslararası Denizcilik Örgütü tarafından gerçekleştirilecek bir organizasyonun parçası olarak hareket etmesi gerekiyor. Bu kapsamda Stavridis, özellikle Ruslardan çekinen ülkelerin gemilerinin ise operasyona destek veren ülkelerin bayraklarını taşıması yöntemiyle çözülebileceğini ifade ediyor.

  • Rusları bilgilendirmek, koordinasyonu sağlamak:

Operasyonun detaylarından ve amacın sadece gıda güvenliği çerçevesinde bir gıda koridoru olduğundan Rusların sürekli haberdar kılınmasıdır. Emekli Oramiral, böylelikle, Ruslar kızsa da, neticede uluslararası sularda seyreden kendi bilgileri dahilindeki NATO trafiğine saldırmasının çok düşük bir ihtimal olacağını iddia ediyor. Rusların yine de saldırması halinde, orantılı bir güç kullanımıyla yüzleşmek zorunda kalacağını söylüyor.

Sonuç:

Stavridis’in önerileri aslında bilinmeyen şeyler değil, deniz ticaretinde savaşlar veya deniz ablukaları esnasında gündeme gelebilecek olası hususlar.

Bu önerilerin hayata geçirilebilmesi için Karadeniz’e has birtakım kısıtlamalara, kurallara, antlaşmalara bakmak gerekiyor. Özellikle Montrö dengesi bu açıdan çok önemli görülüyor. Türkiye birçok kez 1936 dengesinden taviz vermeye yanaşmayacağını göstermiştir.

Her şeyden önce NATO’nun bu tür bir kuvvet oluşumu için, mevcut şartlarda oydaşma ile, tüm ülkelerin evet diyebileceği ortak bir karar alması neredeyse imkânsız gözüküyor. Ukrayna üzerinde uçuşa yasak bölge ilan edilmesini veya doğrudan “NATO şapkası altında” Ukrayna’ya askeri yardım yapılmasını dahi gündemine almayan ittifakın, sadece gıda güvenliği için Ruslarla Karadeniz’de savaş ihtimalini göze almayacağı şimdiden söylenebilir.

Bununla birlikte, BM kararı olması koşuluyla, Montrö rejimini delmeden, Karadeniz’de küçük bir “gönüllüler koalisyonu donanmasının” teşkil edilmesi ve rotasyonla Karadeniz’de görev yapması olası değerlendiriyorum. Çok uluslu bu donanmanın, Rus donanması kadar güçlü olabilmesi için Türkiye’nin, Romanya ve Bulgaristan’ın bu çok uluslu gücün bir parçası haline gelmesi gerekiyor. Rusların ‘hasmane tutum veya düşmanca niyet’ olarak değerlendireceği bu tür bir deniz görev kuvvetine, BM kararı olmaksızın, Türkiye başta olmak üzere, Karadeniz’e sahildar ülkelerin destek vermesini olası görmüyorum.

Kaynak:

Stavridis J. (2022). "How to Break Russia’s Blockade of Ukraine’s Black Sea Ports". Analysis. The Washington Post, 30 May, https://www.washingtonpost.com/business/how-to-break-russias-blockade-of-ukraines-black-sea-ports/2022/05/29/2cd240c2-df26-11ec-bc35-a91d0a94923b_story.html

Dr. Hüseyin FAZLA
Dr. Hüseyin FAZLA
Tüm Makaleler

  • 01.06.2022
  • Süre : 5 dk
  • 1036 kez okundu

Google Ads