Site İçi Arama

analiz-ve-raporlar

Dağlık Karabağ’da 2020 yılında İcra Edilen Dron Savaşının Analizi (Bölüm-4)

Azerbaycan, Libya ve Suriye'de kullanılan ve düşürülen insansız hava araçlarından bazılarını kullandı. Sonuçtaki bu farklılık şu soruyu akla getiriyor: Dronlar neden Dağlık Karabağ'da başarılı oldu da diğer bölgelerde başarısız oldu?

Önceki Bölümleri okuma fırsatı bulamayan okuyucularımız aşağıdaki linkleri kullanabilirler:

Dronlar Hava Savaşlarında Neden Devrim Etkisi Yaratamadılar? (Bölüm 1)

https://strasam.org/savunma/askeri-harekat/dronlar-hava-savaslarinda-neden-devrim-etkisi-yaratamadilar-bolum-1-3328

Libya'da 2019-2020 Yıllarında İcra Edilen Dron Savaşının Analizi (Bölüm-2)

https://strasam.org/analiz-ve-raporlar/analiz/libyada-2019-2020-yillarinda-icra-edilen-dron-savasinin-analizi-bolum-2-3333

Suriye İç Savaşı'nda 2011–2020 Yıllarında İcra Edilen Dron Savaşının Analizi (Bölüm-3)

https://strasam.org/analiz-ve-raporlar/analiz/suriye-ic-savasinda-20112020-yillarinda-icra-edilen-dron-savasinin-analizi-bolum-3-3340

Bu bölümde Dağlık Karabağ’da 2020 yılında icra edilen Dron Savaşının Analizi yapılacaktır.

Kapak fotoğrafında Azerbaycan Ordusunun SİHA ile Ermeni mevziini nasıl vurduğu görülüyor. Merkezde 9 Ermeni asker ve merkezin hemen üstünde ise 5 Ermeni asker daha var. Azerbaycan SİHA’sından atılan mühimmat çok güçlü bir patlamaya yol açıyor. Patlama merkezinin yakınındaki Ermeni askerlerin sağ kalma ihtimalleri çok düşük.

Dağlık Karabağ, uluslararası alanda Azerbaycan'ın bir parçası olarak tanınan bir bölgedir. 1991-1994 savaşından bu yana Ermeni kontrolü altındadır. 27 Eylül 2020 tarihinde Azerbaycan, "44 gün savaşı" olarak bilinen olayla bu durumu tersine çevirmeye çalıştı. Azerbaycan'ın insansız hava araçlarına kapsamlı ve başarılı bir şekilde bel bağlaması, birçok analist ve akademisyenin bu askeri çatışmanın savaşta bir dönüm noktasını temsil ettiğini iddia etmesine yol açtı. Bazılarına göre “Azerbaycan'ın insansız hava araçları Dağlık Karabağ'daki savaş alanının sahibiydi.” Diğerleri ise dronların sistematik kullanımının tankın yok olmasına yol açtığını ve dronların savaşta belirleyici faktör olduğunu öne sürdü. Daha önceki Libya ve Suriye vakalarında olduğu gibi ampirik kayıtlar bu yorumu desteklemiyor. Buna karşılık, bu durum, dron operasyonlarının başarısını ve başarısızlığını anlamak için modern kuvvet kullanma sisteminin geçerliliğini daha da güçlendiriyor.

Hücum avantajı

Çatışmanın ilk günlerinde Azeri insansız hava araçları, Ermenistan'ın hareketli hava savunmasını bastırdı ve askeri konularda bir insansız hava aracı devrimi yaşanacağı yönündeki spekülasyonlara ilk bakışta destek sağladı.  Ancak Azerbaycan, Libya ve Suriye'de kullanılan ve düşürülen insansız hava araçlarından bazılarını kullandı. Sonuçtaki bu farklılık şu soruyu akla getiriyor: Dronlar neden Dağlık Karabağ'da başarılı oldu da diğer bölgelerde başarısız oldu? Cevap, Azerbaycan'ın hava savaşlarında modern kuvvet kullanma sistemini uygulama konusunda Ermenistan'a karşı üstünlüğünde yatmaktadır.

Birincisi, Ermenistan hem kısa hem de uzun menzilli, alçak ve yüksek irtifalı çok sayıda tehdide karşı koyabilecek katmanlı, entegre bir hava savunma sistemine sahip değildi. İkincisi, personeli gerekli becerilere sahip değildi. Üçüncüsü, Ermenistan'ın karadan havaya füze bataryaları çoğunlukla eskimiş, Sovyet erken dönem (1960'lar-1970'ler) platformlarıydı ve bunlar, Türkiye ve BAE tarafından Libya'da ve Rusya tarafından Suriye'de konuşlandırılan hava savunma sistemlerinin çoğundan önemli ölçüde daha az kapasiteye sahipti. Sovyet döneminden kalma bu sistemlerin bazıları, gelişmiş sinyal işleme fonksiyonlarına sahip olmadıkları için küçük hedefleri tespit edemiyor, takip edemiyor veya onlara saldıramıyor. Diğer sistemler bu yeteneklere sahiptir, ancak elektronik karşı önlemleri güncellenmemiştir, bu da onları düşmanın elektronik harp sistemlerinin müdahalesine karşı savunmasız hale getirmektedir. Dördüncüsü, Ermenistan'ın sınırlı elektronik savaş kapasitesi, insansız hava araçlarının uzaktan kontrolünün bağlı olduğu Azeri iletişimini bozamaz veya hackleyemez. Beşincisi, farklı sensörler ve sistemler arasındaki sınırlı veri entegrasyonu nedeniyle, Ermeni kısa menzilli hava savunma sistemleri bazen düşman ateşine maruz kalmayı azaltmak için irtifayı kullanan Azeri dronlarını tespit etti ancak engellemedi. Son olarak, Ermeni ve Azeri silahlı kuvvetleri arasında operasyon, yeterlilik ve beceri kavramları açısından açık bir uçurum olduğunu görüyoruz.

Azeri güçleri, Ermeni hava savunmasını aldatmak, kör etmek, yerini tespit etmek ve yok etmek için taktikler ve teknolojiler kullandı; bu, Azeri insansız hava araçlarının Ermeni hava sahasına girmesine ve nispeten dokunulmaz bir şekilde hareket etmesine olanak sağladı. Özellikle Azerbaycan, çok sayıda Sovyet dönemi Antonov An-2 hafif uçağını uzaktan kumandalı uçağa dönüştürdü ve bunları Ermeni hava savunma sistemlerini tespit etmek ve yerini tespit etmek için yem olarak kullandı. Ermeni hava savunması tuzağa düştü ve bu tuzakları aydınlatarak, tespit radarları konumlarından vazgeçti ve böylece kendileri de Azerbaycan'ın anti-radyasyon füzelerinin ve başıboş mühimmatının hedefi haline geldi. Halen çalışmakta olan Ermeni radar sistemlerini kör eden Türk elektronik harp sistemi ile birlikte bu taktik ve teknolojiler, Azeri insansız hava araçlarının Ermeni hava savunma sistemlerini koruduğu alanda gedik açmasına ve Dağlık Karabağ'daki hedefleri vurmasına olanak tanıdı.

Azerbaycan Antonov An-2 hafif uçağını uzaktan kumandalı uçağa dönüştürdü ve bunları Ermeni hava savunma sistemlerini tespit etmek ve yerlerini belirlemek için yem olarak kullandı. Uydu görüntüleri Haziran 2018’den toplam 62 adet Antonov An-2'nin Yevlah Havaalanında güzel bir şekilde sıralandığı görülüyor. Antonov An-2’nin yem uçak olarak kullanılmasının stratejik sonuçları olmuştur.

Yukarıdaki fotoğrafta Antonov An-2'nin Yevlah Havaalanında 26 Ağustos 2020’de yer alan bu fotoğrafa göre toplam sayısı 61 adet olarak görülüyor. 3 Ekim 2020’deki fotoğrafta ise Antonov An-2 sayısı 26 adet olarak görülüyor.

Bu fotoğrafta Ermeni Hava Savunma sistemleri tarafından vurulan yem olarak kullanılan görevini başarı ile tamamlayan Azerbaycan Ordusuna ait Antonov An-2 yere çakılmak üzereyken görülüyor.

Özetle, Ermenistan'ın hava savunma sistemlerindeki eksiklikler ve zayıf noktalar ile Türkiye'nin Azerbaycan'a sağladığı altyapı ve operasyonel destek, çatışmanın erken safhasında Azeri insansız hava araçlarının neden Ermenistan hava sahasına göreceli bir dokunulmazlıkla girip faaliyet göstermeyi başardığını açıklıyor. Savaşın ilerleyen dönemlerinde Ermenistan, Rus Polye-21 elektronik harp sistemi gibi çok etkili olduğunu kanıtlayan daha gelişmiş sistemleri sahaya sürdüğünde durum değişti. Benzer şekilde Rus kuvvetleri, Azerilerin derin keşiflerini engellemek ve insansız hava araçlarını rehberlik istasyonlarına bağlayan sinyalleri engellemek için Ermenistan'ın Gümrü kentinde bulunan Krasukha elektronik savaş sistemini kullandı. Son olarak Ermeni silahlı kuvvetleri, Buk-M1-2, Buk-M2 ve Tor-M2KM hava savunma sistemlerini kullanarak bazı düşman dronlarını başarılı bir şekilde durdurup düşürdü. Bu daha gelişmiş hava savunma sistemleriyle birlikte Azeri dronlarının saldırı avantajı azaldı, ancak bu sistemler savaşın gidişatını tersine çeviremeyecek kadar "çatışmada çok geç konuşlandırıldı, sayıları sınırlıydı ve kendilerine saldırmaya karşı savunmasızdı".

Dengeleme Etkisi

Dağlık Karabağ örneğinde de zayıfların silahı ya da dengeleyici bir güç olmak bir yana, insansız hava araçları sistematik olarak güçlü tarafı, yani Azerbaycan'ı destekledi. Çatışmadan önceki yirmi yılda Azerbaycan, doğal gaz rezervleri ve sürdürülebilir ekonomik büyüme sayesinde savunma harcamalarını önemli ölçüde artırmıştı. 2000 yılında Ermenistan ve Azerbaycan savunma için hemen hemen aynı harcamayı yaparken (sırasıyla 152 milyon dolar ve 141 milyon dolar), 2020'de Azerbaycan Ermenistan'ı üç kat (sırasıyla 2,2 milyar dolar ve 638 milyon dolar) geride bıraktı. Sonuç olarak çatışmanın başlangıcında Azerbaycan silahlı kuvvetleri nitelik ve nicelik bakımından Ermenistan'ınkinden üstündü.

İkincisi, Azerbaycan sadece ekonomik ve askerî açıdan Ermenistan'dan daha güçlü olmakla kalmıyor, aynı zamanda bölgesel bir güç olan Türkiye'den de geniş bir destek alıyor; Türkiye, Ermenistan-Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ konusundaki ihtilafı sırasında yaptığı yardım, sistematik insansız hava araçlarının kullanılmasında etkili oldu. Bazı kaynaklara göre İHA harekâtını Türk komutanlar denetimimde yapıldı. Türkiye’nin desteği, insansız hava araçlarının, elektronik harp birimlerinin, hedef tespitine yönelik uçakların, uzun menzilli topların, bu platformları işleten yetenekli Türk birliklerinin tedarikini ve Suriyeli savaşçıların kara muharebesi için harekât alanına nakledilmesini içeriyordu. Ayrıca Türkiye, düşmanın karadaki hava savunma sistemlerini tespit etmek ve vurmak için tuzaklar kullanan Azerbaycan ile modern taktikler ve operasyonel konseptlerin uygulanması konusundaki uzmanlığını ve deneyimini paylaştı; hassas saldırılar için lazer işaretleyiciler aracılığıyla hedefin coğrafi koordinatlarını sağlayabilmek amacıyla düşman bölgesinin derinliklerine nüfuz etmek için özel harekat kuvvetleri kullandı ve insansız hava araçları ve uzun menzilli toplar gibi farklı sistemlerin kullanımını koordine etti.

Ermenistan zayıf taraf olmasının yanı sıra önemli bir dış destek de alamadı. İHA devrimi tezinin aksine, savaş alanındaki sayısal ve niteliksel askeri zayıflığını telafi etmek için İHA'lara yönelmedi. Aslında Ermenistan, X-55, Krunk, Rus yapımı Orlan-10 ve HRESH gezici mühimmat gibi küçük yerli keşif sistemlerinden oluşan nispeten mütevazı bir İHA filosunu konuşlandırdı. Ancak son çare olarak Ermenistan, Azerbaycan'a karşı balistik füzelere yöneldi; bu, insansız hava araçlarının uygun maliyetli ve etkili olduğunu varsayan insansız hava aracı devrimi tezinin mantığa aykırı bir sonsözüdür. Azerbaycan'a gelince, kullandığı insansız hava araçları yabancı yapımı ve tedarikliydi: Türk Bayraktar TB2 İHA'ları (sayı bilinmiyor); İsrail yapımı ISR insansız hava araçları 2 adet Hermes-900 ,10 adet Hermes-450, 5 adet Heron, 14 adet Aerostar ve 5 adet Searcher; ve İsrail'in kamikaze İHA’ları 50 adet Harop, 80 adet Orbiter 1K,10 adet Orbiter-3 ve 100 adet SkyStriker.

Yakın Muharebe ve Kuvvet Kullanımı

Dron devrimi tezinin beklentilerinin aksine, dronların muharebe sahasında konuşlandırılması yakın muharebeyi ortadan kaldırmadı ve geleneksel kuvvet istihdam unsurlarını geçersiz kılmadı. Aslında, çatışma sırasında, "hala zırh, topçu ve çoklu fırlatma roket sistemleri tarafından birçok zayiat verildi.

Birincisi, yakın dövüş ortadan kalkmak şöyle dursun, 2020 Ermenistan-Azerbaycan çatışmasında da kilit rol oynadı. Balistik füzelerin, aylak aylak dolaşan (bölge üzerinde dolanabilen kamikaze İHA) ve diğer hassas güdümlü mühimmatların yanı sıra İHA'ların yaygın kullanımına rağmen, piyade birlikleri savunma hatlarını korumak ve cephede ilerlemek için çok önemli olduğunu kanıtladı. Paralı asker grupları ve düzenli kuvvetler, birbirlerinden birkaç metre uzakta bulunan I. Dünya Savaşı tarzı siperlerde her iki tarafta da savaştı. Bazı analistlere göre, Türkiye'nin Azerbaycan'ı desteklemek için Suriyeli paralı askerleri konuşlandırması oyunun kurallarını değiştirdi. Kuvvet yapısının diğer unsurlarıyla koordineli olarak savaşan bu paralı askerler, Ermenilerin savunma pozisyonlarının ezilmesine katkıda bulundular ve bu da sonuçta Rusya'yı diplomatik olarak müdahale etmeye zorladı.

Şuşa Muharebesi/Şuşa şehri için yapılan savaş çarpıcı bir örnektir: "Dağlık Karabağ savaşının en önemli muharebesi", çünkü "Şuşa düştüğünde, Ermenistan teslim oldu ve orantısız bir anlaşmaya girdi ve daha önce elinde tuttuğu toprakların büyük bir kısmını terk etti. "Bu saldırıyı gerçekleştirmek için, yaklaşık 400 askerden oluşan Azerbaycan özel harekât kuvveti, düşmanın savunmasını uyarmadan şehre ulaşmak için beş gün boyunca ormanlar ve vadiler boyunca yürüdü, kayalara ve uçurumlara tırmandı. Şehre girer girmez, Azeri kuvvetleri "savunan Ermenilerle yakın mesafeden şiddetli sokak çatışmalarına girdiler." Saldırı başladığında şehre sis çöktüğü için, Azeri insansız hava araçları Ermeni zırhlı araçlarını yok etmek veya etkisiz hale getirmek için kullanılamadı. Bu, 2.000 Ermeni askerinin ağır toplara güvenmenin yanı sıra T-72 tankları ve BMP-2 piyade savaş araçlarının kullanımını en üst düzeye çıkarmasına olanak tanıdı. Sonuç olarak; etkili bir biçimde İHA desteği alamayan Azerbaycan özel kuvvetleri, büyük ölçüde roket güdümlü el bombalarına, taşınabilir tanksavar güdümlü füzelere, çoklu fırlatma roket sistemlerine ve toplara güvenmek zorunda kaldı. Bir kez daha insansız hava araçları mesafeyi veya yerdeki çatışmayı ortadan kaldıramadı.

İkincisi, insansız hava araçları geleneksel kuvvet istihdamını geçersiz kılmadı. Örneğin Azerbaycan güçleri, çatışmanın coğrafyasını kendi çıkarları için ustaca kullandılar. Dağlık Karabağ dağlık bir bölgedir. Dağlara ve diğer doğal veya yapay engellere yakınlık, yer tabanlı hava savunma sistemlerinin etkinliğini önemli ölçüde azaltır, çünkü tespit için gerekli olan radar ve hedef arasındaki görüş hattına müdahale eder ve tespiti zorlaştıran istenmeyen radar geri dönüşleri üretir (yani, "yer dağınıklığı"). Azerbaycan kuvvetleri, düşman radarına maruz kalmalarını sınırlamak veya geciktirmek ve dolayısıyla müdahale riskini en aza indirmek için arazinin morfolojisinden yararlandı. Ayrıca, daha önce de belirtildiği gibi, Azerbaycan güçleri, Ermeni hava savunma sistemlerini zayıflatmayı ve bastırmayı amaçlayan taktik ve teknolojileri de etkili bir şekilde kullandı.

Coğrafya ayrıca Azerbaycan'ın saldırı operasyonları için bir değer olduğunu kanıtladı. Dağlık Karabağ, Azerbaycan içinde bir yerleşim bölgesidir, bu da Azerbaycan'ın sınırlı lojistik ve altyapı zorluklarıyla karşı karşıya olduğu anlamına gelir. Ayrıca Azerbaycan, Giş Dağı'nın kontrolünü ele geçirerek, Ermenistan'ın harekâtının önünü ve arkasını (yani Kelbecer ve Ağdere şehirleri arasında) birbirine bağlayan yol üzerinde stratejik bir konum elde etti.  Ermenistan'ın hava savunma sistemleri etkisiz hale getirildikten sonra, Azeri insansız hava araçları bu yoldan geçen tüm hedefleri kolayca yok edebilirdi. Azerbaycan, insansız hava aracı operasyonları için özel harekât kuvvetlerini de etkin bir şekilde kullandı. Düşman topraklarının derinliklerinde değerli ancak tespit edilmesi zor hedefleri tespit etmek için lazer işaretleyicilerle donatılmış olan Azerbaycan özel harekât birlikleri, silah depoları ve iletişim merkezleri gibi ilgili varlıklara karşı hassas saldırıları yapmalarına olanak tanıdı.

Her iki taraf da modern taktik ve operasyonların belirli yönleriyle mücadele ederken, Ermeni kuvvetleri nispeten daha kötü performans gösteriyordu. Dahası, katmanlı bir hava savunma sistemlerine sahip olmayışları, Ermenistan'ı daha da engelledi ve kara kuvvetlerini düşman ateşine karşı savunmasız bıraktı. Ermenistan'ın sorunları, askerlerin, araçların ve platformların Azerbaycan hava gücüne karşı açıkta kalmasına neden olan, hava savunması olmadan, açık havada, gün ışığında kitlesel olarak hareket etti. Ermeni hava savunma sisteminin doğası gereği zayıflığı ortaya çıktıktan sonra, birlikleri, düşman ateşine maruz kalmamak için hâlâ yetersiz karşı önlem ve dağılma veya kamuflaj gibi karşı taktikleri uyguluyordu. Aslında çatışmanın başlamasından sonraki birkaç gün boyunca Azerbaycan insansız hava araçları, savaş dışı modda ve konvoy halindeyken Ermeni birliklerini hedef almaya devam etti.  Ayrıca Ermenistan, hava savunma sistemlerini, hava savunmasının özellikle zor olduğu dağlık bir bölgede nispeten açıktaki sabit mevzilere çok ileri konumlandırarak etkinliğini daha da sınırladı. Kuvvet kullanımındaki bu farklılık, Ermenistan'ın neden bu kadar çok kayıp verdiğini ve neden tanklarının yaklaşık üçte birinin imha edildiğini açıklıyor.

Özetle, pek çok kişinin düşündüğünün aksine, insansız hava araçları Ermenistan-Azerbaycan ihtilafında sihirli bir değnek değildi. Bu, dronların önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Aslında, insanlı uçaklar, karada konuşlu toplar, elektronik harp sistemleri ve yerde konuşlu radarlar gibi diğer sistemlerle birlikte kullanıldığında Azerbaycan'ın yaptığı gibi bunların önemli bir kuvvet çarpanı olduğu ortaya çıktı. Ancak böyle bir altyapı ve operasyonel destek olmadığında, insansız hava araçları, Libya ve Suriye'de olduğu gibi, hava savunma sistemlerine karşı savunmasız kaldı. Bu nedenle kamikaze İHA’ları da dahil olmak üzere, İHA’lara güvenmek tek başına stratejik bir hata olur. Bu sistemlerin konuşlandırılması, savaş sistemlerinin karışımına ve bunların nasıl kullanıldığına bağlıdır.

Kaynakça

https://sofrep.com/news/armenian-azerbaijani-drone-strike-footage-graphic/

https://www.scramble.nl/military-news/azerbaijani-unmanned-an-2-biplanes

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/turk-f-16lari-azerbaycanda/1928123

https://en.topwar.ru/176319-skolko-sbito-samoletov-an-2-na-zapade-podschityvajut-azerbajdzhanskie-poteri.html

Araştırmacı Yazar Burak ÖZCAN
Araştırmacı Yazar Burak ÖZCAN
Tüm Makaleler

  • 27.06.2024
  • Süre : 6 dk
  • 205 kez okundu

Google Ads