Site İçi Arama

analiz-ve-raporlar

Hidroenerji Barajlarımızı Kim İşletmeli?

Yerli ve yenilenebilir hidroenerji potansiyelimizin %40’ı halen geliştirilmeyi bekliyor. Son dönemde Dünyada enerji ve gıda krizi gündemi belirliyor. ABD Dünya enerji denklemini yeniden oluşturuyor. Ülkelerin yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarını geliştirme ihtiyaçları daha net bir şekilde ortaya çıkıyor.

Ulusal enerji güvenliğimiz için yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızın önemi arttı ama siyasetin gündemi farklı seyrediyor. 

Yerli ve yenilenebilir hidroenerji potansiyelimizin %40’ı halen geliştirilmeyi bekliyor. Son dönemde Dünyada enerji ve gıda krizi gündemi belirliyor. ABD Dünya enerji denklemini yeniden oluşturuyor. Ülkelerin yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarını geliştirme ihtiyaçları daha net bir şekilde ortaya çıkıyor. 

Ülkemiz enerji konusunda büyük oranda dışa bağımlı. Ancak su, güneş, rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynakları açısından da oldukça zengin. Ancak bu yerli ve yenilenebilir enerji potansiyelimizi nasıl geliştirmemiz ve işletmemiz gerektiği konusunda halen bir ulusal enerji güvenliği stratejisi geliştirebilmiş değiliz. Türkiye, tarihinin en kritik seçimine giderken muhalefet ve iktidar kanadından vaatler havada uçuşuyor. Ancak çiftçiden, sanayicisine, küçük esnaftan konutunda elektrik kullanan vatandaşa kadar toplumun tüm kesimlerini umutlandıracak toplumcu gerçekçi enerji stratejileri hala ortada yok. Alternatif Politika diye öne sürülenlerin çoğu da geniş toplum kesimlerinin çıkarlarına çok uzak boş vaatlerden oluşuyor. Bu nedenle su, enerji, gıda ve çevre gibi yaşamın temel ihtiyaçlarının üretildiği ve yönetildiği alanlarda siyaset gündemi çok kısır ve boş. Umut yerine karamsarlık yayılıyor.  

Hidroenerji santrallerinin işletmesi neden özelleşti?

Geçmişte DSİ Genel Müdürlüğü tarafından planlanan ve yaptırılan Hidroelektrik enerji barajlarımız Elektrik Üretim A.Ş.ye devredilmekte ve bu kurum tarafından işletilmekteydi. 

2008-2014 yılları arasında Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK)’nun aldığı kararlar ile  Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ) tarafından işletilen  toplam 280 MW kapasiteli 57 adet nehir ve kanal santrali (Küçük HES) 957 Milyon $ devir bedeli ile özel sektöre devredilmiştir. 

Ayrıca 2016-2022 yılları arasında da çeşitli kurulu güçte toplam 1573 MW ‘lık 32 adet Barajlı HES, İşletme Hakkı Devri Yöntemi ve  8,4 milyar dolar bedelle özel sektöre devredilmiştir. 

Böylece bugüne kadar EÜAŞ tarafından işletilen toplam 1853 MW gücünde 89 adet HES’in işletme hakkı, toplam 9 milyar 357 milyon dolar bedelle özel sektöre devredilmiştir.

Halen özelleştirme kapsam programında olan ve ihale hazırlık çalışmaları devam eden hidroelektrik santrallerin toplam kurulu gücü ise 340 MW’dır. 

Enerji sektörümüz uzun zamandır neoliberal politikaların kıskacında olup büyük bir bağımlılık darboğazında sıkışmıştır.  Bu yazının amacı enerji sektöründeki sorunları genel bağlamından kopartıp eklektik bir anlayışla birkaç soruya indirgeyerek çözüm aramak değildir.

Ancak Türkiye’de milyonlarca kişi su-enerji-gıda ve çevre konusunda gerçekçi-toplumcu ve uygulanacak çözüm önerileri bekliyor. Burada sadece hidroenerji üretimimizde mevcut durumumuz ile ilgili birkaç soru ile konuyu açmaya çalışacağız. Yukarıda da belirttiğim gibi Hidroenerji barajlarımızın “işletme haklarını” özel sektöre devrederek, stratejik öneme sahip, temiz ve ucuz bir elektrik üretimini kamu yönetiminin elinden alıyoruz. Bu uygulama doğal olarak aşağıdaki basit ama çok önemli soruları hemen aklımıza getiriyor; 

1-Hidroenerji barajlarımızın işletmesinde bu devirleri gerektirecek hangi güçlüklerle karşılaşılmıştır?

2-Hidroenerji barajların işletmelerinin devir edilmesine karar verilirken hangi stratejik fayda, ulusal ve toplumsal çıkarlar gözetilmiştir ?

3-Hidroenerji barajlarının işletmelerinin devrinden elde edilen 9,3 milyar dolarlık gelir ulusal enerji stratejimizin(?) hangi alanında kullanılmıştır?

4-DSİ Genel Müdürlüğü verilerine göre Türkiye’nin sosyal, ekonomik ve ekolojik duyarlılıklarla geliştirebileceği hidroenerji elektrik enerji kurulu gücü 15 000 MW ‘dır.Bu ilave 15 000 MW’lık yerli ve yenilenebilir hidroenerji potansiyelimiz hangi finansman modeli ile geliştirilecek ve bu santraller  nasıl işletilecektir?

Enerjide ulusal ve toplumsal çıkarlarımızı önceleyen ve çevresel duyarlılığa sahip bir politika önerisi için bu konunun çok daha kapsamlı bir şekilde ele alınması gerektiğini biliyorum. Yukarıdaki sorularla amacım sadece bu sektörün çok küçük bir bölümü üzerinden mevcut duruma ve sahipsizliğe vurgu yapmaktı. 

Araştırmacı Yazar ve Akademisyen  Dursun YILDIZ
Araştırmacı Yazar ve Akademisyen Dursun YILDIZ
Tüm Makaleler

  • 09.10.2022
  • Süre : 3 dk
  • 1038 kez okundu

Google Ads