Site İçi Arama

analiz-ve-raporlar

Hyperion Anomalisi Nedir? Neden Çözülemiyor?

Hyperion’un kaotik bir yörüngesi var. Dönme eksenindeki yalpalama o kadar fazla ki, en modern bilgisayarlarla bile bu dönüş hareketi modellenememiş, yörüngesinde bir gün sonra bile nerede olacağı bilinemiyor, dolayısıyla da uzay bilimcilerin kafaları bu konuda çok karışık.

Hyperion, Satürn’ün 82 doğal uydusundan biri. (Satürn VII olarak da biliniyor!)

82 diyorum ama kimi kaynaklara göre 43, kimi kaynaklara göre 145 uydusu olan bir gezegen Satürn. 

Uyduları konusunda bu kadar farklı bilgi olmasının sebebi Satürn etrafında irili ufaklı bir sürü gök cisminin dolaşıyor olması. 

Anladığım kadarıyla gök bilimciler aralarında bu cisimlerden hangisine uydu, hangisine sadece göktaşı denecek kararını tam verememişler. 

Çünkü bu uydulardan sadece 13 tanesinin çapı 50 km’nin üstünde. 

Karşılaştırma olsun diye söyleyeyim, dünyanın doğal uydusu olan Ay’ın çapı 3474,8 km’dir.

Yani Satürn’ün uyduları daha çok göktaşı diyebileceğimiz boyuttaki uydular.

Satürn biliyorsunuz bir de etrafında buz halkaları olan bir gezegen.

Yani güneş sistemindeki diğer gezegenlere nazaran çok farklı bir görünüme sahip, garip bir gezegen de diyebiliriz Satürn’e.

***

Satürn’ün gariplikleri bu kadarla da kalmıyor.

Bilim insanlarının uzun süredir kafasını karıştıran bir şey de Hyperion’un yörünge hareketleri.

Normalde Kopernik, Kepler, Galileo ve Newton tarafından açıklanamayan Merkür’ün Güneş etrafındaki yörünge hareketi Albert Einstein’ın genel görelilik ilkesi ile çözüme kavuşmuştu.

Güneşin kütle çekim etki alanına oldukça yakın olan Merkür yörüngesinde, uzay-zamandaki bükülmeler sebebiyle güneşe yakın olduğu süreç sonrasında kayma şar oluyordu ve Einstein’a kadar bu kaymanın sebebine cevap bulabilen de çıkmamıştı. 

İşte bugün de Einstein’ın uzay-zaman bükülmesi ile bile Hyperion’un yörünge hareketleri çözülemiyor!

Bu uyduda bir gariplik var!

Hyperion’un kaotik bir yörüngesi var. Dönme eksenindeki yalpalama o kadar fazla ki, en modern bilgisayarlarla bile bu dönüş hareketi modellenememiş, yörüngesinde bir gün sonra bile nerede olacağı bilinemiyor, dolayısıyla da uzay bilimcilerin kafaları bu konuda çok karışık.

Nasıl olur da, bu yüzyılda, bu kadar büyük teknolojik imkanlarla bir göktaşı büyüklüğündeki bu uydunun yörünge hareketleri tam olarak hesaplanamaz?

İşin garip tarafı da, o kadar güvendiğimiz Einstein’ın genel görelilik ilkesi bile niye bu hareketleri açıklamaya yeterli olmuyor?

Yörünge hareketlerine etki eden bugüne kadar bulamadığımız, bilmediğimiz başka bir etki mi var?

***

Evet, uzayda daha büyük boyutta gökcisimlerinin hareketlerinde anomaliler daha önce zaten gözlenmişti.

Kimi galaksilerdeki kimi yıldızların galaksi içindeki konumlarına göre daha hızlı ya da daha yavaş dönmeleri gerekirken, farklı hızlarda döndükleri tespit edilmiş ve bu durum galaksi içerisinde tespit edilemeyen bir kütle fazlalığına yorulmuştu.

Evet, bugüne kadar varlığı tespit edilemese de bu görünmez kütleye karanlık madde deniyor. 

Karanlık enerji ile karıştırmayın bu konuyu, karanlık enerji denilen şey evrenin hızlanarak genişlemesinden sorumlu enerji olarak düşünülüyor. 

O da hesaplardan çıkan ve varlığı kanıtlanamamış bir enerji türü, ama karanlık madde ile bir ilgisi yok sonuçta.

Galaksi anomalileri ise karanlık madde denilen şey yüzünden oluyor muhtemelen.

***

Karanlık madde, ya da daha güzel tabiri ile görünmez madde, belki de saydam madde, acaba Satürn’ün uydusu Hyperion’un yörünge hareketlerini de etkiliyor olabilir mi?

Ama zaten görünmüyor ki bu madde, varlığından şüphe edilmesini sağlayan gök olayları da öyle çok fazla değil zaten. 

Hem karanlık madde bu kadar etkili bir şey olsa bula bula Satürn’ün uydusu Hyperion’u mu bulacak? Eğer varsa diğer gök cisimlerinde de etkili olması beklenmez mi?

***

Aslında (360 km) x (266 km) x (205 km) diyebileceğimiz boyutları ile Hyperion bir Amerikan futbol topunu andırıyor diyebiliriz. Yassı uzun bir uydu. 

Ortalama yoğunluğu 0.544 gram/cm3. Yani sudan daha hafif, suyun neredeyse yarısı kadarlık bir yoğunluğu var ve muhtemelen gözenekli bir yapısı var. İçeriğinin Satürn’ün diğer uyduları ve halkaları gibi yoğunluklu buz kütlelerinden oluştuğu düşünülüyor.

Aslında Voyager 2 uzay aracı Satürn civarından geçerken Hyperion’un da fotoğrafını çekmiş, ama bu fotoğraflar oldukça uzaktan çekilmiş oldukları için uydu yüzeyi hakkında çok bir bilgi vermemiş.

2005 yılında Cassini uzay aracı tarafından daha gelişmiş kameralarla daha yakından çekilen fotoğraflar Hyperion’un alışılmadık bir yüzey şekli olduğunu göstermiş.

Bu yüzey şekli etkili olabilir mi yörüngesindeki bu anlaşılmaz kaymalara?

***

Ya da etrafında dünyadaki atmosfer gibi sürtünme kuvvetleri üretebilecek bir şeyler olsa belki onların etkisi de olabilir.

Bir de etrafındaki o şeyler bizdeki atmosfer gibi değişken yoğunluklu bir yapıya sahip hareketler içerisinde olsaydı, o zaman da belki bu etkiler ile yörünge kaymaları oluyor diyebilirdik.

Eğer orası böyle bir ortam olsaydı yüzeyi bu kadar garip ve Amerikan futbol topu şeklindeki bir uydu için belki anlamsız yörünge hareketlerini bu yüzden yapıyor diyebilirdik.

Ancak uzay boşluğundan bahsediyoruz. 

Hyperion’un etrafında içinde hareket ettiği bir hava yok ki! 

Dolayısıyla da sadece etraftaki diğer gök cisimleri ile karşılıklı kütle çekimi etkisi altında yörünge hareketleri yapıyor.

Tabii bir de kim bilir ne zaman olmuştur, uzay boşluğundan gelip de yüzeyine çarpan göktaşlarının çarpım etkilerinin yörünge hareketlerine etkisi var.

***

Hyperion’un üzerindeki en büyük kraterin çapının 121,57 km olduğu tespit edilmiş, krater derinliği ise 10,2 km.

Himalayalar deniz seviyesinden 8.8 km. yükseklikte (8849 metre). Dünyada okyanuslardaki en derin çukur olan Mariana çukuru ise 11 km. (11033 metre) derinliğe sahiptir. 

Bir tarafta koskoca dünya, diğer tarafta dünyaya nispeten küçücük, adına uydu denilen bir gök taşı. 

Göktaşı ama yüzey şekli bu kadar büyük kot farkları içeriyor!

Ayrıca Hyperion’un muhtemelen bir zamanlar uzay boşluğundan gelip de çarpan bir göktaşı sebebiyle parçalanmış olabileceği, çarpışmadan arda kalan kısım olduğu da düşünülüyor. 

350 km -1000 km çaplı bir uyduyken çarpışma ile bugünkü boyutlarına küçülmüş olabilir deniliyor. 

Tabii bu fikirler etraftaki diğer uyduların incelenmesi ile ortaya çıkan fikirler. 

Satürn’ün en büyük uydusu biliyorsunuz Titan’dır ve Titan’da Hyperion’dan gelen parçaların izlerine rastlanmış. 

***

Neyse, konumuz Hyperion’un geçmişi ya da Titan uydusu değil, konu Hyperion’un yörünge anomalisi.

21 günde Satürn etrafında yaklaşık 1 milyon 481 bin km mesafede bir yörüngede dolaşan Hyperion aynı zamanda kendi etrafında da farklı eksenlerde belli belirsiz bir dönüş hareketi yapıyor. 

Tüm bu farklı hareketlere etraftaki diğer uydularla da kütlesel etkileşimlerin etkisini, özellikle de Titan’ın etkisini katarsanız ortaya işte içinden çıkılmaz yörünge hareketleri çıkıyor.

Yine de her türlü karmaşaya rağmen artık üretilebilmiş süper bilgisayarlar var ve bu bilgisayarlar çok büyük işlem hacmine sahipler. 

Dolayısıyla bu yörünge hareketlerinin bir şekilde bilgisayarlar tarafından modellenebiliyor olması beklenirdi. 

Ama olmuyor! 

Ne kadar tahmin edilmeye çalışılsa da, Hyperion yarın kendi istediği bambaşka bir yerde ve konumda oluyor.

***

İşte bu durumda sorgulanması gereken birtakım şeyler var.

1. Einstein’ın genel göreliliğinde eksik birtakım parçalar kalmış olabilir mi? Niye genel görelilik Hyperion’un yörünge hareketlerini açıklamaya yetmiyor?

2. Karanlık madde belli yerlerde yoğunlaşmış olabilir mi? Dolayısıyla da Hyperion belki de bu yüzden yörünge hareketlerinde anomali gösteriyor olabilir mi?

3. Hyperion çevresinde buradan tespit edilemeyen birtakım maddeler olabilir mi? Belki de bu sorunu çözmek için Hyperion yakınına bir uzay aracı daha göndermemiz gerekiyor, belki de buralardan tespit edemediğimiz bu bir takım buz kütleleri sürekli Hyperion yüzeyine düşüyorlar ve yörünge hareketlerini etkiliyorlar! Biz ise anomali var diye düşünüp duruyoruz!

4. Kuantum mekaniğinde olduğu gibi gök cisimleri de bazen kafalarına göre takılabilirler mi? Aslında böyle düşünen bilim insanları var. Buna kaos teoremi deniyor. Schrödinger formülünde kuantum parçacıklarının davranışları istatistiksel olarak belirlenir, aynı şeyin bu uydunun hareketlerine de uygulanması gerekli olabilir. Bu konuda teorik olarak daha çok çalışmak gerekli.

5. Bazı şeyler, mesela Pi sayısı (π) sonsuza kadar uzanan bir küsurata sahiptir. Hyperion’un yörüngesi de böyle bir düzende bir yörünge hareketi olabilir mi? Eğer böyleyse dolayısıyla da yarın uydunun yörüngesinde nerede olacağını bilebilmek hiç bir zaman mümkün olmayabilir.

Bu ve benzeri, hatta Schrödinger formülündeki dalga formülü de yetersiz, dalga formunun karesini, küpünü alalım diyenler de dahil bu anomali üzerine bilim insanları uzun süredir kafa yoruyorlar.

Konuya bir cevap bulabilen de henüz yok maalesef.

***

Bırak şimdi sen Hyperion’un yörünge anomalisini, CHP ne olacak onu söyle!

Vallahi CHP’deki anomali çok daha zor çözülür gibi geliyor bana. 

Bilim insanları eninde sonunda Hyperion’un yörünge anomalisini çözerler, ama CHP’ye çözümü kimsenin bulabileceğini zannetmiyorum.

Bilimle kalın.

Moskova’dan herkese sevgi ve saygılarımla

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 31.10.2023
  • Süre : 4 dk
  • 731 kez okundu

Google Ads