Site İçi Arama

analiz-ve-raporlar

İnsan İçin İdeal Sıcaklık Ne Kadardır?

Bir insanın vücut sıcaklığı eğer hasta değilse 37 derecedir. Aslında yapılan büyük çaplı araştırmalar insanların vücut sıcaklığının ortalamasının 36,6 derece olduğunu göstermiştir. Yani kişiden kişiye az biraz oynasa da biz yuvarlak hesap 37 derece kabul edebiliriz. Bir bebek doğmadan önce anne karnında bu sıcaklıkta gelişmesini sürdürür.

Bir insanın yaşayabilmesi için gerekli sıcaklık aralığının ne kadar dar bir aralık olduğunun farkında mısınız?

Tamam, yazları 50 derece gibi sıcaklıklarda ve kışları da hadi diyelim eksi 70 derece soğuklarda yaşayanlar var tabii ki, ama tüm bu yaşam ortamlarında her şeyden önce giysilerimiz oluyor üstümüzde ve yaşam ortamımızı bir şekilde ya ısıtarak, ya da soğutarak dengeli bir sıcaklığa getiriyoruz.

Sıcak memleketlerde özellikle başımızı sıcaktan koruyoruz, ya Arap ülkelerinde olduğu gibi erkekler de dahil başımızı örtüyoruz, ya da İspanya’da olduğu gibi başımıza büyük çaplı şapka takıyoruz. 

Soğuk memleketlerde ise kalpak benzeri kalın şapkalar ile başımızı soğuktan koruyoruz.

Eğer hayvanlar gibi çıplak vaziyette yaşıyor olsaydık acaba hangi ısı değerlerine kadar yaşam bizim için mümkün olurdu, bunu düşündünüz mü hiç?

***

Aslında bunu anlamak için önce kendi vücut sıcaklığımızdan yola çıkabiliriz. Bir insanın vücut sıcaklığı eğer hasta değilse 37 derecedir. 

Aslında yapılan büyük çaplı araştırmalar insanların vücut sıcaklığının ortalamasının 36,6 derece olduğunu göstermiştir. Yani kişiden kişiye az biraz oynasa da biz yuvarlak hesap 37 derece kabul edebiliriz.

Bir bebek doğmadan önce anne karnında bu sıcaklıkta gelişmesini sürdürür.

Buradan yola çıkarak yaşam için en uygun ısının 37 derece olduğu kanısına varabilirdik aslında, ancak ben dışarıda hava 37 derece olsa aşırı şekilde terlemeye başlarım, bunalırım. Sanırım herkes aynı şeyi hissediyordur. Dolayısıyla bu sıcaklık yaşam için ideal sıcaklık olarak kabul edilemez.

37 derece oldukça sıcak!

Benim için ideal hava sıcaklığı 25 derecedir, hafif biraz altını da iyi bir hava sıcaklığı olarak kabul edebiliriz sanırım, ancak hava 15-18 derecelere indiğinde artık havayı soğumuş olarak hissederiz. En azından ben bu derecelerde üzerime sıkı bir şeyler giymediğimde üşüdüğümü hissediyorum.

Aslında vücut sıcaklığımız 35 derecelere düştüğünde artık hipotermi başlangıcı olarak kabul ediliyor. 

Vücut 37 derece sıcaklıkta sabit kalabilmek için sürekli bir çalışma içindedir ve vücudumuzun sıcaklığını kontrol eden ve düzenleyen merkez beynimizdeki hipotalamus denilen bölgedir.

Hipotalamus ise bu ayarlamayı daha çok derimizdeki sıcaklık algılayıcılar vasıtasıyla yapıyor. 

Dış ortamdan gelen sıcaklık bilgileri deri içindeki sıcaklık algılayıcılarla beynimize iletildiğinde, eğer ortamdan vücuda çok fazla sıcaklık giriyorsa terlemeye başlıyoruz ve vücut sıcaklığı bu şekilde düşürülüyor, ya da tam tersi dışarısı soğuksa ve vücut ısı kaybediyorsa hücreler besin yakarak enerji üretiyorlar ve vücut sıcaklığımız içeriden dengeleniyor.

Yani vücudumuzda termostat benzeri bir dengeleme sistemi var.

***

Bu durumda dışarısı ne kadar sıcak olursa olsun vücut kendi sıcaklığını dengeleyebilir mi öyleyse?

Doğal olarak bunun bir sınırı var.

Her şeyden önce vücudumuzda ısı dengesi yanında başka dengeler de var. Bunlardan biri de sıvı dengesi.

Terlemek vücuttan sıvı kaybı demek. O yüzden sıcak havalarda, hem de şöyle buz gibi su içmek gibisi yoktur. Gerçi çok soğuk su içmek vücuda şok etkisi yapacağı için sağlıklı değil. Yine de gıdım gıdım hiç de fena olmaz soğuk su.

Soğuk havalar için ise vücuttaki besin miktarı vücut sıcaklığını dengelemek için gerekli ihtiyacımız. Kandaki besin miktarı düştüğünde artık vücut sıcaklığını dengelemek için yapacak bir şey kalmıyor. 

Besinlerden enerji üretebilmek için ise bir başka ihtiyaç oksijen.

Özellikle yüksek dağlara çıkan dağcılar yukarılarda oksijen miktarı da az olduğu için soğuk bir havada eğer dağda mahsur kalırlarsa hipotermi sorunu çok daha çabuk kendini gösteriyor. Bu yüzden dağcılar yanlarında çabuk kana karışan ve bir sorun olduğunda en azından kandaki besin miktarını çabucak yükselten enerji içecekleri taşırlar.

***

Hipotermi deyip duruyorum. 

Hipotermi dediğim gibi vücut ısısının 35 derece altına düşmesi demek. Yani vücut kendi sıcaklığını dengelemek için besin yakarak enerji elde ediyor olsa da dış ortam ısısının yeterinden fazla düşük olması sebebiyle vücuttan ısı kaybı üretilebilenden daha hızlı olduğunda bu durum ile karşı karşıya kalıyoruz.

Sonuçta üzerimizde giysiler olsa bile soğuk hava ile direk temas eden yüzümüz ve eğer varsa diğer açık yerlerimizden vücut ısısı oldukça hızlı kaybedilebilir.

Bu durum özellikle deniz kazalarında suda uzun süre kalındığında da rastlanan bir durumdur.

Bunun yanında vücut ısısının kimi hastalıklar yüzünden de düşmesi mümkün. Bu durumda da vücut hipotermiye girme riski içerir.

Kısacası hipotermi vücudun ısı kaybına devam etmesi ardından kalbin ritmini kaybetmesi ve ölüm ile sonuçlanıyor.

Hipotermi halindeki birinin canlı olarak kurtarıldığı en düşük vücut sıcaklıklarından biri İsveç’te boğulmaktan kurtarılan bir kızın vücut sıcaklığının 13 dereceye kadar düşmüş olduğu bir vakaymış. 

Bir de Polonyalı iki yaşındaki bir erkek bebeğin hipotermi halindeyken kurtarıldığında vücut sıcaklığının 12,7 dereceye kadar düşmüş olduğu belgelenmiş.

Demek ki bir insanın dış ortam ısısı daha düşük olsa da vücudunun dayanabileceği en düşük sıcaklık 13 derecenin biraz altı olarak kabul edilebilir. Tabii bu dereceye kadar vücut sıcaklığının ne kadar sürede düşeceği biraz dış ortam ısısının ne derece düşük olduğuna, biraz da vücuttaki besin miktarına bağlı.

Uzmanlar eksi 34 derece ortamdaki çıplak bir insanın en fazla 10 dakika içerisinde hipotermiden öleceğini söylüyorlar. Bu ısı eksi 44 derece olduğunda ise bu sürenin 5-6 dakikaya ineceği söyleniyor. 

Tuzlu deniz suyu ise tuz oranına bağlı olsa da en düşük eksi 9 dereceye kadar donmuyor. 

Okyanuslarda ortalama tuz oranının %3.1-%3.5 olduğu ölçülmüş. Bu tuz oranı ise normalde durgun halde bir su birikintisinin eksi 2 derecede donacak olması demek.

Yani deniz kazalarında suya düşen bir kazazedenin çok daha uzun süre yaşama şansı var diyebiliriz.

***

Gelelim sıcak havalara ya da vücut ısısının artmasına.

İnsan hasta olduğunda normalde ateşi çıkar. 38 derece vücut sıcaklığı hasta olduğumuzun bir belirtisidir. 

Eğer vücut sıcaklığımız 40-41 dereceye çıkmışsa durum felaket demektir. 41 derece artık hiperpireksi olarak adlandırılıyor.

Vücudun dış ortam ısısı sebebiyle bu sıcaklığa çıkması ise daha çok vücuttaki sıvı kaybından dolayı oluyor. Terlemenin yeterli olmadığı durumlarda, çölde kalmış olsanız mesela, artık bir süre sonra vücut ısınız bu sıcaklığa ulaşacaktır ve hipertermi ölümü ile karşı karşıya kalacaksınız. 

Hipertermi özellikle beynimizde kalıcı hasarlara sebep olarak ölüme sebep oluyor. Bunun yanında diğer organlarımızda da şişmeye sebep oluyor ve oldukça sancılı bir ölüm şekli.

***

Kısacası sıcak soğuktan çok daha tehlikeli insan için. Normal vücut sıcaklığımızdan birkaç derece üstü, hiperpiteksi için ucu bucağı 4 derece fazlası insanı öldürebiliyor. Soğuk için ise 24 derece daha düşük sıcaklığa kadar dayanabilenler olmuş.

Kışın ev ortamının 20-22 derece olması konforlu bir ev sıcaklığı olarak kabul edilirken, Dünya Sağlık Örgütü evlerde 18 derecenin çok daha sağlıklı olduğunu öneriyormuş.

Biz alışveriş merkezlerinde ortam sıcaklığını 16 dereceler civarında tutarız. Kimi yerlerinde bu ısı daha düşük ya da daha yüksek olsa da, insanlar kış vakti kalın giysileri ile böyle ortamları dolaştıkları için konforlu bir sıcaklık bu seviyelerdedir.

Ofis ortamlarında ise evlerdeki gibi 20-22 derece ideal ortam ısısıdır.

Ne çok soğuk ne çok sıcak, sanırım ideal sıcaklık insanın kendini iyi hissettiği sıcaklıktır. Kimileri daha sıcak ortamlarda daha rahat eder, kimileri de daha serin ortamlarda.

Benim dayanamadığım aslında nemli ortamlar. Nem olduğunda hava ne kadar uygun sıcaklıkta olursa olsun bana bir bunaltı geliyor.

Havanız güzel olsun diyerek bitireyim yazıyı.

Moskova’dan herkese sevgi ve saygılarımla.

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 17.09.2023
  • Süre : 4 dk
  • 2356 kez okundu

Google Ads