Site İçi Arama

analiz-ve-raporlar

İnsanlı Savaş Uçağı Dönemi Bitti mi?

Kokpiti boş yani "pilotsuz" F-16 savaş uçağı, geçtiğimiz yıllarda ABD tarafından test maksatlı uçurulmuştur. Gerçekte pilot; yerden, kontrol istasyonundan F-16 yı uçurmuştur.

Kokpiti boş yani ‘pilotsuz’ F-16 savaş uçağı, geçtiğimiz yıllarda ABD tarafından test maksatlı uçurulmuştur. Gerçekte pilot; yerden, kontrol istasyonundan F-16’yı uçurmuştur. Bu noktada, bundan böyle mevcut F-16 uçaklarını ‘pilotsuz’ uçurabiliriz benzeri bir fikir, kimse tarafından telaffuz edilmemiştir. Çünkü F-16’lar pilotuyla bir bütündür, hatta pilotun eğitim seviyesi, tecrübesi, uçağın sahip olduğu yeteneklerin üstünde bir değer ifade eder. Yetişmiş bir savaş pilotu, F-16’nın olmazsa olmaz bileşenidir.

Pilotsuz F-16 benzeri uçuş testleri, uygun uçuş kontrol sistemleri ve görev bilgisayarları ile donatılması halinde, benzer savaş uçaklarının ‘pilotsuz’ uçurulabileceğini göstermiştir. Bununla birlikte, bir F-16’dan beklenen savaş görevlerinin, yerden kontrollü gerçekleştirilemeyeceği de büyük oranda anlaşılmıştır. Yapay zekânın (Artificial Intelligence – AI), havada uçağın kokpitinde, “sanal pilot” olarak kendine yer bulması halinde, yakın dönemde savaş uçaklarının otonom (pilotsuz) uçuş yapması olasıdır. Bununla birlikte, üç boyutlu, karmaşık hava harekât sahasında, geliştirilmesi gündeme gelen otonom İHA’ların savaş görevlerini başarıyla yapabilmesi, yakın dönem için oldukça düşük bir olasılıktır. Başarı için temel ihtiyaç, F-16’yı değil savaş pilotunu, pilotun aklını, eğitim seviyesini ve tecrübesini modelleyebilmektir.

İHA denilince, ne anlaşılmalıdır?

İnsansız Hava Araçları (İHA), fiziksel olarak içinde insan bulunmayan bir tür uçan araçtır. Günümüzde çok farklı şekil, ebat, konfigürasyon ve karakterde İHA’lar üretilmektedir.

Tamamen insanlı veya tamamen insansız hava araçları, çeşitli doğal avantajlara ve sınırlamalara sahiptir:

İnsanlı bir hava aracı, komuta ve kontrolün sınırlı olduğu, siyasi kısıtlamalarının bulunduğu tartışmalı ortamlarda, hassasiyet gereken şartlarda, angajman kuralları çerçevesinde karar sorumluluğunu çevrimdeki pilota vererek, harekât sahasında güvenle kullanılabilir.

İnsansız bir uçağın menzilini ve dayanıklılığını sınırlayacak bir hava mürettebatı yoktur. Can kaybı veya yakalanma korkusu söz konusu değildir. Nispeten, insanlı platformlara göre daha az maliyetli uçaklardır. Kayıplarını telafi etmek daha kolaydır.

İHA'ların en önemli ve olmazsa olmaz bileşeni, İHA pilotlarının içinde oturduğu, yer kontrol istasyonu (YKİ)’dur. Bir başka deyişle, burası İHA’ların uzak kokpitidir. YKİ-İHA arasında çift yönlü iletişim olması zaruridir. Özel tahsisli, uygun frekans kanal/bantta (kriptolu/kriptosuz), anten antene görüş hattı (line of sight) içerisinde (teknik olarak 200 kilometreye kadar), radyo-link üzerinden, gerektiğinde yedek hatlar kullanılarak, kesintisiz ve çift yönlü kumanda ‘girdileri-çıktıları’ ve gerekli verilerin aktarımıyla uçuşlar gerçekleştirilir. Cep telefonlarının kullanımına benzer şekilde, rado-link yerine uydu kullanımıyla, YKİ-İHA iletişimi, uydunun kaplama alanında da kesintisiz gerçekleştirilebilir.

Örneğin, ülkemizde 21-26 Eylül 2021 tarihleri arasında gerçekleştirilen, TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivalinde uçan AKSUNGUR, Ankara’daki yer kontrol istasyonundaki pilotlar tarafından uçurulmuş, festival alanı üzerinden alçak irtifada gerçekleştirilen ‘seyircileri selamlama uçuşu’ başarıyla gerçekleştirilmiştir.

İHA’ların “sıkleti”, kendi aralarında yapılan bir sınıflandırmaya göre belirlenir ancak bu tür sınıflandırmalar bağlayıcı değildir. Havacılık literatürüne göre, jenerik sınıflandırma olarak kabul gören İHA sınıflandırması şu şekildedir:

Taktik İHA’lar:

Yerden 18 000 feet işarî irtifaya kadar uçmak üzere yapılan, düşük süratli, nispeten küçük, ağırlığı az olan İHA’lar, Taktik İHA olarak adlandırılır. GNAT 750 vb. bu sınıfa aittir.

Operatif (Medium Altitude Long Endurance - MALE) İHA’lar:

18 – 30 000 feet arasında uçmak için yapılan, orta sınıfta yer alan İHA’lar, Operatif İHA olarak isimlendirilmektedir. Bu tür İHA’lar taktik İHA’lara göre daha fazla faydalı yük taşıyabilir, nispeten daha süratli seyir yapabilir. Bayraktar TB2, Karayel, ANKA, AKSUNGUR, AKINCI, MQ-1 Predator ve MQ-9 Reaper bu sınıfa katabileceğimiz İHA’lar arasındadır.

Stratejik (High Altitude Long Endurance - HALE+) İHA’lar:

30 000 feet ve üstünde uçmak için yapılan, uzun menzili, uzun süre havada kalabilen İHA’lardır. Genellikle silahlı görevlerden ziyade istihbarat, keşif ve gözetleme kullanım maksadına hizmet eden İHA’lardır. RQ-4 Global Hawk, RQ-3 DarkStar vb. İHA’lar bu sınıfa dahil edilir.

İHA’lara, özel kameralar, hedefleme podları (FLIR podları dahil) takılabilir, silah ve mühimmat entegrasyonu yapılabilir. Tüm bu tür ekstra sistemler veya silahlar, faydalı yük (payload) olarak bilinir. Bu durumda, silah ve mühimmat taşıyan İHA’ları isimlendirmek istersek, Silahlı İHA veya SİHA diyebiliriz. Ancak havacılık literatüründe SİHA diye bir kavram yoktur. Nasıl uçaklar, silahlı-silahsız diye bir ayırıma tabi tutulmuyorsa, İHA’larda da bu tür bir isimlendirme, havacılık jargonunda bulunmamaktadır. Ancak bir şekilde, Türk savunma ve havacılık sanayiinde, ilgili medya organlarında, SİHA isimlendirmesi benimsenmiştir. Yaygın kullanılmaktadır.

Türkiye’de İHA Üretimi ve Kullanımı

Türk Havacılık Sanayiinde, son yıllarda İHA üretiminde önemli gelişmelere imza atılmıştır. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ), ürettiği ANKA ve AKSUNGUR’larıyla, Baykar Makine Bayraktar TB-2 ve AKINCI ile, Vestel Savunma ise Karayel ile bu alanda öne çıkan Türk firmalarıdır. Döner kanat İHA üreticisi DASAL’ın KARGO-150’si ise sivil ve askeri kullanım için geniş yelpazede bir çözüm sunmaktadır. Diğer küçük veya mini İHA’ları üreten sayısız yerli firmamız da kendi alanlarında önemli ilerlemeler kaydetmiştir.

Türkiye’nin iç güvenlik ve sınır ötesi harekât ihtiyaçları kapsamında; istihbarat, keşif ve gözetleme faaliyetlerinde, 1990’lı yıllarda itibaren İHA kullanımı artarak devam etmiştir. Bu alanda ABD yapımı GNAT ve İsrail yapımı Heron, Türkiye’nin kendi ürettiği İHA’lar sahaya çıkıncaya yani 2010’lu yılların ortasına kadar Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından kullanılagelmiştir. Bu hava araçlarının bakım ve idamesi kapsamında ortaya çıkan lojistik sorunlara milli çözümler geliştirilebildiği ölçüde, özellikle Heronlarla, iç güvenlik ve sınır ötesi harekâtlarda başarılı görevler yapılması mümkün olabilmiştir. Sonrasında, Türk yapımı İHA’lar, yine Türk firmaları tarafından üretilen kamera ve mühimmat faydalı yükleriyle, gerektiğinde SAR, elektronik harp vb. sistemlerle donatılarak görev yapmaya başlamış, Heronlardan bayrağı teslim almıştır. Kendi üretimimiz olan İHA’lar, sınırlarımızı aşan başarılı görevlere imza atmıştır. İmza atmaya devam etmektedir.

Klasik İHA’larda Yapay Zekâ (AI) Kullanımı

Halihazırda dünyada üretilen, kullanılan İHA’ların hemen hemen hepsinde, bir dereceye kadar yapay zekâ kullanımı söz konusudur. Otopilot, otomatik iniş ve kalkış sistemi, görev planlama, hedefin resmini veya şeklini tanıma vb. alanlar, İHA’larda yapay zekâ kullanımına örnek gösterilebilir.

Bununla birlikte, sadece yapay zekâ ile uçuş ve görev yapan, sistemin işleyişinde pilot olmadan kendi kendine uçuş görevi icra edebilen bir otonom İHA, henüz, bizim bilgimiz dahilinde, üretilememiştir. Mevcut durumda, İHA uçuşlarında mutlaka çevrimde insan olması (human in the loop) gerekir. Ayrıca, pilot veya faydalı yük operatörü devrede olmadan, İHA üzerinde taşınan silahı ateşlemek veya mühimmatı atmak/bırakmak, şimdiki şartlarda yapay zekânın kararına bırakılamayabilir. Teknoloji bu imkânı tanısa bile, mevcut angajman kuralları, görev, yetki ve sorumluluklar bu tür bir savaş modellemesinde İHA’ların kullanımını devreye halihazırda sokmamıştır.

Önceden bilinen verileri kullanarak, gelişmiş yazılımlara dayalı ileri programlama yöntemleriyle hava araçlarının uçurulması, bir programlama faaliyetidir. Otonom bir uçuş olarak değerlendirilmesi doğru olmaz. Eğer programlamadan sorumlu mühendislere gerekli tüm veriler ve istihbarat akışı zamanında doğru bir şeklide sağlanırsa, bundan sonrası ‘programlama’ mantığının işletilmesinden başka bir şey olmayacaktır.

Eğer yapay zekadan kastedilen, önceden bilinen modellenmiş dünyaya göre uçak sistemlerinin gereken tepkileri vermesi, hareket yüzeylerinin devreye girmesi, füzenin ateşlenmesi vb. ise, bu durumda klasik İHA’ları, çevrimde insan olmadan, ‘otonom’ uçurmak ve belirli oranda görev yaptırmak, yakın dönemde imkân dahilinde görülmektedir.

Savaş Uçaklarında Yapay Zekâ (AI) Kullanımı

Savaş uçakları uçmaz, savaşır. Savaş uçaklarını klasik İHA’lar gibi uçurmak, uçağın yapılış maksadına ve savaş ortamının doğasına aykırıdır. Burada savaş uçağından kastımız, çok rollü, hava savunma (av), bombardıman, hava savunma baskısı, taktik keşif, yakın hava desteği, deniz harekatının desteği vb. görevleri yapabilen uçaktır.

Yolcu uçakları algoritmasıyla, yani bir meydandan kalkış yapıp, düz uçuşta belirli bir irtifadan planlı rotasını uçup, kleransı verilen alçalma profilini takip edip, planlı veya yedek meydana iniş yapılması tarzında ‘öngörülebilir’ bir uçuş profili, savaş uçaklarının kullanım felsefesine ve görev isterlerine uygun olmaz.

Savaş uçaklarına, yine, öngörülebilir bir dünyada, bilinen bir profille, örneğin hava gösterisi yaptırmak da otonom uçuş olarak kabul edilemez. F-16 benzeri bir savaş uçağını, insansız hale getirilip, çevrimde pilot olmadan, söz gelimi, solotürk benzeri uçuş gösterilerini yapması sağlanabilir. Çünkü bu bilinen bir dünyanın mühendislik modellemesidir. Algoritması bellidir. Yüklenen sıralı programa göre F-16 gösteri uçuşunu gerçekleştirebilir. Bu tür bir uçuşu yaptırmak, savaş uçaklarında artık pilota ihtiyaç yoktur anlamına gelmez. Çünkü, çevrimde olması gereken pilot aklına karşılık gelebilecek bir yapay zekâ kullanımının henüz teorik boyutunun bile nasıl olacağı tam çözülememiştir.

Savaş uçaklarının yeteneklerini geliştirmek için yapay zekayı kullanmanın yollarını keşfetmeye yönelik, havacılık sanayii firmaları tarafından onlarca yıldır sürdürülen çalışmalar bulunmaktadır. İHA’larda olduğu üzere, kullanım şekillerinde farklılıklar olmakla birlikte, yapay zekanın gelişmekte olan erken versiyonları savaş uçaklarında halihazırda yardımcı sistem olarak kullanılmaktadır. Örneğin, sayısal uçuş kumandaları ve görev bilgisayarları, her geçen gün kokpitte uçağı uçuran ve ‘savaşan’ pilotun iş yükünü olabildiğince hafifleten erken dönem yapay zekâ uygulamalarıdır.

Şimdiki durumda yapay zekâ sistemlerinden beklenti şudur: Gereksiz bilgiyle pilotu yormayacak bir algoritmayı devreye sokmak suretiyle, ‘karmaşık hava muharebe ortamında’, ağ merkezli hava harekatının gereklerine göre pilotun uçağını etkinlikle uçurması ve kendisinden beklenen görevi yapabilmesine destek olmasıdır. Yapay zekânın, birbirine entegre sistemlerin çıktılarını veya verilerini bir süzgeçten geçirerek, savaş pilotuna gerektiği kadarını aktarması (sesli, görsel, kumanda ikazı oluşturma vb.) gerekir. Verilerle pilotu işba (kafasını karıştırma) haline getirmek yerine, bir açıdan, bütüncül olarak yapay zekâ uygulama ve yazılımlarının uçağın sanki sanal bir ikinci pilotuymuş gibi görev yapması gerekir.

Normal pilot, hava muhabere ortamında angajman önceliklerine göre manevra yaparken, manevra ve uygun atış pozisyonları için sistemlerden destek alır. Yapay zekânın hedef uçakların pozisyon, irtifa ve mesafelerini dikkate alarak, üç boyutlu düzlemde pilotun en optimum noktaya uçağını taşımasını sağlayacak şekilde gerekli yönlendirmeleri zamanında pilota yapması gerekir. Kaska monteli nişangah sistemi benzeri baş üstü ekran görüntülerini, silah atış parametrelerini pilotun ‘gözüne sokarak’, pilotu doğru bir şekilde yapay zekâlı sistemler yönlendirebilmektedir.

Ayrıca, görev paketinin lideri bir pilotun, kendi uçağını uçurmak ve kendisine verilen görevi yapmak yanında ilave komuta ve koordinasyon görevlerini de yerine getirmesi zorunluluğu vardır. Lider pilotun hava sahasında ‘orkestra şefliği’ yapabilmesini, uçağındaki yapay zekâ sistemleri desteklemelidir. Örneğin, koldaki uçakların hava muharebe sahasını senkronizeli kullanmasını ve düşman uçaklarına uygun silah ve parametrelerle angaje olmasını, yerden havaya füzelere karşı emniyetli rota ve kaçınma manevrası için istikamet yönlendirmesi yapmasını, chaff/flare benzeri koruyucu sistemleri devreye sokmasını vb. pilota ikaz edecek işaretleri yapay zekâ tabanlı sistemlerin göstermesi gerekir.

Bütün bu saydığımız hususlar zaten günümüzün modern savaş uçaklarında mevcuttur. Bu kapsamda, ilerlemeler de devam etmektedir. Günümüz gelişmiş uçaklarında, özellikle 5. Nesil savaş uçaklarında yapay zekâ desteği olmadan, bazı durumlarda uçağa entegre otonom sensör ve sistemler devreye sokulmadan, sadece pilotlarla uçağın tüm sistemlerinin etkinlikle kullanılması ve o uçaktan beklenen savaş görevlerinin yerine getirilmesi neredeyse imkânsız hale gelmiştir.

Bununla birlikte, bahse konu tüm ‘erken’ yapay zekâ uygulamalarının desteğiyle savaş uçaklarını uçurmak, bir ölçüde görev yaptırmak, otonom uçuş tanımının gereklerinin yerine getirildiği iddia etmek mümkün değildir.

Otonom Savaş İHA’ları

Savaş İHA’sı derken, bizim anladığımız, örneğin F-35 uçağının pilotsuz versiyonudur. Otonom savaş İHA’sı da çevrimde insan ve pilot olmadan, F-35 uçağının uçuş görevlerini, en az gerçek pilotlu F-35 kadar etkinlikle yerine getirmesi anlaşılmalıdır.

Bir uçuşta, görev planlama, motor çalıştırmadan susturmaya ve sonrasında uçuş görev kritiğinin tamamlanma noktasına kadar, uçuşun tüm safhalarında, çevrimde insan olmadan, yapay zekanın emniyetle, etkinlikle ve en ekonomik şekilde görevi yapabilmesi halinde, o uçuş görevi otonom kabul edilebilir.

Bunun için de ‘dünyanın modellenmesi’ bakış açısına dayalı erken yapay zekâ uygulamalarından, ‘aklın veya beynin modellenmesi’ aşamasına geçilmesine ihtiyaç bulunmaktadır.

Bir başka deyişle, yıllarca uçuş eğitimi verdiğimiz, tecrübe sahibi yaptığımız, tüm angajman kurallarını öğreterek savaş sahasına ülkemizi koruması için gönderdiğimiz harp pilotunun yerini alabilecek bir ‘sanal pilotun vereceği angajman kararlarına’ ülkemizi emanet edebilecek denli bir güven noktasına eriştiğimiz an, otonom savaş İHA’larını kullanmaya başlayabiliriz.

Otonom Savaş İHA’sı geliştirme çalışmaları çerçevesinde, aklın veya beynin modellenmesine yönelik olarak, askeri hava araçlarındaki gelişmelere göre daha önde giden, sivil ve ticari uygulamalara bakmanın fayda sağlayacağını değerlendiriyoruz.

Son yıllarda sayısız şirketin, milyarlarca dolar harcama yaparak, ‘şoförsüz’ veya otonom otomobiller üretme aşamasına geldiğine, bu kapsamda başarılı test sürüşlerinin gerçekleştirildiğine şahit oluyoruz. Ticari sektöre yönelik, ümit verici çok başarılı projeler insanlığı heyecanlandırmaktadır. Ancak, henüz ‘şoförsüz’ veya otonom taksileri, otobüsleri vb. sokaklarımızda görmekten biraz uzak bir noktadayız.

Bunun nedeni, mevcut otonom araç projelerinin, hepimizin bir noktadan diğer noktaya emniyetle ulaşmasını sağlamaya yönelik oluşturulmuş “güvenlik gereksinimini” henüz karşılayamamasıdır. Seviye 4 olarak adlandırılan tamamen otonom araçların (şoföre ihtiyaç duymayan) henüz otonom sürüş testlerini başarıyla geçemediğini biliyoruz. Yine de, çevrimde insan veya şoförün olmadığı otonom otomobillerin kullanıma sunulması yakın bir zamanda gerçekleşecek gibi gözüküyor.

Tek düzlemde hareket eden kara vasıtalarının otonom kullanım tecrübelerinin, üç boyutlu ortamda uçuş yapan hava vasıtalarına aktarılması, askeri ve sivil havacılık alanında önemli ilerlemelerin önünün açılmasına katkı sağlayabilecektir. Otonom kara araçlarını geliştirme sürecinden, otonom İHA üreticilerinin mutlaka çıkaracağı çok sayıda ders olacaktır.

Nitekim, savaş uçaklarının yerini almaya aday savaş İHA'ları üretimine yönelik çalışmalar havacılık sanayii şirketleri tarafından yürütülmektedir. Örneğin, ABD, Temmuz 2021 ayında pilotlu bir savaş uçağı ile otonom bir savaş İHA’sını ‘hava muharebesi’ için karşı karşıya getirmiştir. IBM üretimi, saniyede 200 milyon pozisyon deneyebilen özel bilgisayar (Deep Blue) ile 1997 yılında Kasparov’un satranç oynamasına benzer bir yöntem uygulanmıştır. Otonom savaş İHA’larının, pilotlu savaş uçaklarıyla birlikte gerçekleştirdikleri uçuş testleri, savaş İHA’ları alanında yeni sayfaların açılması için güzel bir başlangıç olmuştur. ABD’nin, bu projenin sonunda yapay zekayla uçan, hakikaten pilotsuz uçakların üretimine yönelik gerekli tasarım verilerine ulaşmayı amaçladığı bilinmektedir.

Benzer çalışmalarla, yapay zekâ sistemlerinin, entegre ve bütünleşik bir yapıda, otonom uçuşlarını gerçekleştirmesine doğru süratle ilerlemeye devam edilmektedir. Savaş İHA’larının, pilotsuz, otonom olarak uçuş görevlerini yerine getirebilmesi, teknoloji hazırlık seviyesi ve zamanla ilgili bir konudur. Bunun yanında, günümüz savaş uçaklarında, pilot tecrübesiyle ve eğitim seviyesiyle cevabı bulunan şeyler vardır. Otonom Savaş İHA’ları için en zorlayıcı görevler, düşman derinliklerinde icra edilen mukabil hava harekâtı görevleridir. Aynı zamanda, havadaki düşman uçaklarına taarruz edebilecek hava savunma, himaye, av taraması benzeri görevlerde, üç boyutlu bir ortamda, otonom karar verme sürecinin süratle işletilmesi gerekir.

Savaşın doğası gereği bilinmeyen bu türden karmaşık, dost-düşman iç içe geçmiş ortamlarda, durumsal farkındalık ve yerinde karar verme gereksinimlerinin, otonom savaş İHA’ları tarafından nasıl karşılanabileceğine cevap bulunması öncelikli bir konudur. Bu nokta, İHA'ların henüz üstesinden gelmesi için tasarlanmadığı bir alandır. Özellikle mevcut verilere göre, insan beyni tarafından analiz edilen ve yorumlanan savaş ortamına göre, yine aynı insan beyni tarafından saniye bazında kararların verilmesi gerekir. Otonom savaş İHA’larında kullanılacak yapay zekanın, en az yetişmiş bir savaş pilotunun beyni kadar hızlı ve doğru karar vermesini garanti edecek ‘beyin klonlamasına veya kopyalamasına’ ihtiyaç olacaktır.

Otonom bombardıman, ulaştırma, tanker, stratejik keşif, gözetleme, istihbarat vb. İHA’lar

Yakın dönemde, ‘dünya modellemesine’ dayalı önceden programlanabilir bir algoritma çerçevesinde, bazı askeri uçuş görevlerinin (çoğunluğu sivil havayolu ulaştırmasına benzeyen) otonom gerçekleştirilmesi söz konusu olabilir. AKINCI veya AKSUNGUR, bu manada otonom hale getirilebilir.

Neticede bu tür görevler, basite indirgersek, üç boyutlu (düzlem) yerine iki boyutlu bir ortamda gerçekleştirilmektedir. Üç boyutlu, çok değişken ve tehditle burun buruna bir ortamda bu tür uçuş görevleri yapılmamaktadır. Asıl muharebe hattının çok gerilerinde veya düşük tehdit ortamlarında, bu başlıkta yer alan görev türleri icra edilmektedir. Dolayısıyla, büyük oranda her şeyin öngörülebildiği ve önceden programlanabildiği bir dünyada, bu kapsama giren uçuş görevleri, askeri veya sivil maksatlı icra edilebilir. Bu görevleri yapabilecek yeteneklere sahip, otonom İHA’lar üretilebilir. Çevrimde insanın ya da pilotun yer almasına ihtiyaç kalmayabilir.

Burada vurgulanması gereken nokta, çevrimde insan olduğu durumlarda dahi, İHA taarruzlarında yan hasara neden olunabildiği veya dost unsurlara zarar verilebildiği konusu dikkate alınmalıdır. Oysa insanlı savaş uçaklarında bu tür bombalamaların bir sonucu olarak dost unsurlara verilen zarar, neredeyse yok denecek kadar azdır. Otonom İHA tasarlayıcılarının bu konuya yönelik de çözüm üretmesi gerekecektir.

Burada düğüm noktası dünya modellemesi ile aklın modellemesi arasındaki farktır. Aklın modellenmesine ihtiyaç duyulan savaş uçaklarındaki ‘otonom’ yapıya, halihazırdaki teknoloji seviyesi bizi götürememektedir. Uçak üreticisi firmaların başındaki bazı yöneticilerin veya fütüristtik çalışmalarıyla tanınan Elon Musk benzeri kişilerin, ‘pilotsuz savaş uçağı yapacağız’ veya “insanlı savaş uçağı dönemi bitmiştir” benzeri beyanlarındaki İHA’lar; bu başlıkta yer alan türden görev yapan nispeten ‘basit’ İHA’lar ise, evet, pilotsuz, tamamen otonom bu tür görevlere uygun İHA’ların üretilmesi çok yakın dönemde mümkündür.

Bu minvalde, havayolu taşımacılığından kargo yüklerinin adrese teslim edilmesine kadar, sivil havacılık alanında sayısız gelişmiş çözümün devreye girmekte olduğu bir dönemden geçiyoruz. Buna paralel askeri çözümlerin olmaması için hiçbir neden bulunmamaktadır.

Savaş İHA’larını Kısıtlayan Faktör: Elektronik Karıştırma/Taarruz Ortamı

Elektronik harp, özellikle elektronik karıştırma ve taarruz kabiliyeti gelişmiş ülkelerin topraklarında İHA kullanımı oldukça risklidir. Sonuçta İHA’nın kumanda girdileri halihazırda radyo-link ve/veya uydu üzerinden pilot tarafından gönderilmekte, pilot komutlarının doğruluğu geri gelen verilerle teyit edilmektedir. Tüm bu süreç gerçek zamanlı ya da ihmal edilebilir derecede gecikmeli (near real time) işletilmektedir. İHA’lara verilecek komutları ‘karıştıracak’ bir ortamda uçulması halinde, karıştırmaya maruz kalan İHA’nın görev yapamaz hale gelmesi an meselesidir. Eğer, uçağın kendi seyrüsefer sistemini kullanarak kalkış meydanına veya en yakın dost meydana geri dönmesine yönelik bir algoritma tanımlanmadıysa, İHA’nın düşmesi söz konusu olabilir. Bu nedenle, İHA’lar düşük tehdit ortamlarında, elektronik harp imkanları zayıf veya olmayan ülkelere karşı daha etkin ve emniyetli bir şekilde kullanılabilir.

İHA, stealth (görünmez) özellikli olsa bile, her durumda radyo frekansı, bu tür düşük görünürlüklü İHA’ları bile ‘görünür’ hale getirebilecektir. Bu nedenle, savaş İHA’larında mutlaka otonom çözümlere gidilmesi bir zorunluluk olmaya zaten başlamıştır.

Ayrıca İHA’lar; it dalaşı veya yakın muharebe için henüz hazır değildir. İHA’lardan ilk hava hava füzesi 2002 yılında atılmış olmasına rağmen, üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen, İHA’ları hava üstünlüğü kazanılmadan düşman bölgesine göndermek, sayısız İHA kaybına hazır olacağınız anlamına gelir. İçinde insan olmasa da savaşta her kaynak değerlidir. İnsansız da olsa her hava aracı değerli bir güç unsurudur. Kaldı ki, gelişen konseptler, F-35 kadar pahalı uçakların, insansız otonom uçurulması üzerine kurgulanmıştır. Herhalde insansız F-35’in kaybını önemsemeyen bir harekât planı düşünülemez.

Sonuç

Otonom bir savaş İHA’sı için, muhtemelen asgari 15-20 yıla ihtiyaç bulunduğu değerlendirilmektedir. Nitekim, bazı ülkeler veya konsorsiyumlar tarafından, 6. nesil savaş uçaklarının hem insanlı hem insansız versiyonlarının geliştirilmesi gündeme alınmıştır. Her halükârda, aklın modellemesi alanında ilerleme kaydedilebilirse, fütüristtik filmlerde gördüğümüz pilotsuz uçakların semalarımızı koruyacağı günlere sayılı seneler kalmış olabilir.

 

Yazıdaki Kısaltmalar:

AI: Artificial Intelligence (Yapay Zekâ)

DASAL: Aselsan-Altınay Ortaklığı, İHA üretim şirketi

GNAT: General Atomic (ABD üretimi taktik İHA, 1989'dan itibaren kullanımdadır.)

HALE: High Altitude Long Endurance (Yüksek İrtifalarda Uzun Süre Havada Kalışlı İHA)

İHA: İnsansız Hava Aracı

MALE: Medium Altitude Long Endurance (Orta İrtifalarda Uzun Süre Havada Kalışlı İHA)

TUSAŞ: Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş.

YKİ: Yer Kontrol İstasyonu (İHA'ları uçurmak için pilotların ve faydalı yük operatörlerinin kullandığı istasyon)

Bu yazımızda faydalandığımız bazı kaynaklar:

Rincon P. (2020), “Combat drone to compete against piloted plane”, Science, BBC News, 5 June, <https://www.bbc.com/news/science-environment-52933958>, s.e.t.27.9.2021.

Chopra A. (2013). “Manned vs Unmanned”, Dassault Aviation, August İssue, <https://www.sps-aviation.com/story/?id=1278>, s.e.t.27.9.2021.

Lee H. (2021). “F-35 Pilot: Forget Drones, The Skies Still Belong To Fighter Pilots”, June 14, <https://www.sandboxx.us/blog/f-35-pilot-forget-drones-the-skies-still-belong-to-fighter-pilots/>, s.e.t. 27.9.2021.

Dr. Hüseyin FAZLA
Dr. Hüseyin FAZLA
Tüm Makaleler

  • 20.10.2021
  • Süre : 4 dk
  • 937 kez okundu

Google Ads