Site İçi Arama

analiz-ve-raporlar

Kadın cinayetlerinde iyi hal indirimi adil mi?

Bergen’in hayat hikâyesini konu alan filmin sonunda Bergen eşi tarafından kurşunlanarak öldürülüyor. Bergen’in önce yüzüne kezzap atılarak bir gözünün kör olması daha sonra kurşunlanarak öldürülmesi kadına şiddetin ve kadın cinayetlerinden sadece bir tanesidir.

Tanrım Kötü Kullarını Sen Affetsen Ben Affetmem”

BERGEN

Bergen’in Hayat Hikayesi:

Bergen’in hayat hikâyesini konu alan filmin sonunda Bergen eşi tarafından kurşunlanarak öldürülüyor. Bergen’in önce yüzüne kezzap atılarak bir gözünün kör olması daha sonra kurşunlanarak öldürülmesi kadına şiddetin ve kadın cinayetlerinden sadece bir tanesidir. Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri temel insan haklarını ve özgürlüklerini ihlal eden, kadınlar ve erkekler arasındaki eşit olmayan güç ilişkilerinin bir sonucu olarak ortaya çıkan ve hem Türkiye’de hem de tüm dünyada yaşanan önemli bir global sorundur. Erkekler; ataerkil kültür anlayışı, çeşitli toplumsal normlar ve cinsiyet klişeleri aracılığıyla kadınlar üzerinde kurdukları egemenliklerini sürdürmek için orantısız güç kullanarak kadınlara şiddet uyguluyor ve öldürüyorlar.

Türkiye’de Kadın Cinayetleri Verileri:

Türkiye’deki kadın cinayetleri verilerine baktığımızda; Medyaya Yansıyan Kadın Cinayetlerinin Haritalaması verilerine göre Türkiye’de 2010-2020 yılları arasında 2534 kadın öldürülmüş.

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 2019 yılı Mart ayı ve 2020 yılı Mart ayında acil yardım hattına gelen ihbarların sonucuna göre değerlendirilen veriler, fiziksel şiddette %81, psikolojik şiddette ise %93 oranında artış olduğunu gösteriyor. Ayrıca hukuki desteğe ulaşamayan kadınların oranı da %96’dır. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu verilerine göre 2021 yılında 367 kadın cinayeti gerçekleşmiştir. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platfomu’nun 2022 Şubat ayı raporuna göre ise sadece Şubat ayında 23 Kadın Cinayeti, 21 Şüpheli Kadın Ölümü gerçekleşmiştir.

2018 yılında yapılan bir çalışma, kadınların %65,1’inin partneri, %41,6’sının resmi nikâhlı eşi, %4,8’inin eski eşi, %3’ünün dini nikâhlı eşi tarafından öldürüldüğünü göstermiştir. Çalışmaya göre ayrıca kadınların %37,3’ü tartışma yüzünden, %11,3’ü kıskançlık ve eşini aldattığı şüphesi, %11’i boşanmayı ya da ayrılmayı talep etmesi nedeniyle, %5,4’ü eski eşinin barışma talebini ya da kendisine gelen ilişki talebini reddettikleri için öldürülmüşlerdir.

Erkekler kadınlara Her Türlü Şiddeti Uyguluyor

Kadınlar şiddetin fiziksel, psikolojik, ekonomik, sosyal vb. olmak üzere her türüne maruz kalıyorlar. Bunların arasından fiziksel şiddet, aile içi şiddetin en sık uygulanan ve karşımıza çıkan şiddet türüdür. Çünkü fiziksel şiddette erkekler karşısındaki kadını denetim altına almayı, acı ve korku yaşatarak isteklerini gerçekleştirmeyi hedeflerler. Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması (2014) sonuçlarına göre; kadınların %36’sı yaşamının herhangi bir döneminde erkeklerin fiziksel şiddetine, %44’ü psikolojik şiddete, %12’si cinsel şiddete ve %30’u ise ekonomik şiddete maruz kalıyor. Diğer yandan, kadınlar daha çok özel alan içinde kalması gerektiğini düşündükleri ve utandıkları için maruz kaldıkları şiddet olaylarını genelde saklama eğilimindedirler. Filmde bu durum şöyle vurgulanıyor; Bergen kocasından yediği dayak sonucu yüzünde ve gözünde morluklar olduğu için uzun zamandır görmediği ve ziyaretine gelen annesine kapıyı açamıyor.

Kadına Şiddet ve Kadın Cinayetleri Araştırma Sonuçları

Kadına şiddet ve kadın cinayetlerinin tüm dünyada yaşanan bir toplumsal sorun olduğunu belirtmiştik ve verilerde bunu kanıtlıyor. Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi'nin (UNODC) 2018 yılı verilerine göre; 2017 yılında 87 bin kadın kasten, “yalnızca kadın olduğu için” öldürülmüş. Her gün ortalama 137 kadın partneri ya da aile üyesi tarafından öldürülüyor.   UNODC’ın kadın ve kız çocuklarının aile bireyleri tarafından öldürülmesine ilişkin hazırladığı rapora göre; 2020 yılında 47 bin kadın veya kız çocuğu ailesi veya yakınları tarafından öldürülmüş. Bunun ortalama olarak her 11 dakikada 1 kadın veya kız çocuğunun kendi ailesinden biri tarafından öldürüldüğü anlamına geldiği vurgulanıyor. Raporun sunduğu verilere göre Asya ve Afrika ülkelerinde kadın cinayet oranları artmıştır. Covid-19 kısıtlamaları döneminde kadın ve kız çocuklarının cinayetlerinde 2019'dan 2020'ye kadar olan yıllık ortalama sayının, Batı'da yüzde 11 ve Güney Avrupa'da yüzde 5'lik bir artış olduğu belirtilmektedir.

Türkiye’de Kadın Cinayetleri Verileri:

Türkiye’deki kadın cinayetleri verilerine baktığımızda; Medyaya Yansıyan Kadın Cinayetlerinin Haritalaması verilerine göre Türkiye’de 2010-2020 yılları arasında 2534 kadın öldürülmüş.

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu 2019 yılı Mart ayı ve 2020 yılı Mart ayında acil yardım hattına gelen ihbarların sonucuna göre değerlendirilen veriler, fiziksel şiddette %81, psikolojik şiddette ise %93 oranında artış olduğunu gösteriyor. Ayrıca hukuki desteğe ulaşamayan kadınların oranı da %96’dır. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu verilerine göre 2021 yılında 367 kadın cinayeti gerçekleşmiştir. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platfomu’nun 2022 Şubat ayı raporuna göre ise sadece Şubat ayında 23 Kadın Cinayeti, 21 Şüpheli Kadın Ölümü gerçekleşmiştir.

2018 yılında yapılan bir çalışma, kadınların %65,1’inin partneri, %41,6’sının resmi nikâhlı eşi, %4,8’inin eski eşi, %3’ünün dini nikâhlı eşi tarafından öldürüldüğünü göstermiştir. Çalışmaya göre ayrıca kadınların %37,3’ü tartışma yüzünden, %11,3’ü kıskançlık ve eşini aldattığı şüphesi, %11’i boşanmayı ya da ayrılmayı talep etmesi nedeniyle, %5,4’ü eski eşinin barışma talebini ya da kendisine gelen ilişki talebini reddettikleri için öldürülmüşlerdir.

Kadınlar Hangi Bahanelerle Öldürüldü? (https://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/)

Kadınları Kim Öldürdü (https://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/)

Bergen’in Katili Serbest Bırakılabilir mi?

Tekrar Bergen filmine döndüğümüzde, filmin sonunda Bergen’i öldüren kocası hakkında verilen bilgiye göre, 12 yıl ceza almış ancak iyi hal indirimi ve daha önce hapiste yattığı süreler göz önüne alınarak 7 ay daha hapiste yattıktan sonra serbest bırakılmış. Ayrıca cinayeti işleyen kişi ile yapılan yakın tarihli görüşmede "Bergen'i öldürdüğünüze pişman mısınız?" sorusuna "Vallahi pişman da değilim” cevabını vermiş. Bergen’in katili nasıl olmuş da iyi hal indiriminden faydalanmış! Pişman olmayan bir katil Türk hukukunu nasıl kandırmış olabilir?

Türk Ceza Kanunu’nda İyi Hal İndirimi Nedir ve Nasıl uygulanıyor?

Saygınlık indirimi, iyi hal indirimi gibi adlandırmalar TCK 62’de yer alan takdiri indirim hallerinin uygulamada bilinen adıdır. Takdiri İndirim halk arasında bildiğimiz “iyi halin indirimi”, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunumuzun 62. Maddesinde yer alıyor. Bu maddeye göre:

  • (1) Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine, yirmi beş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir.
  • (2) Takdiri indirim nedeni olarak,
  • Failin geçmişi,
  • Sosyal ilişkileri,
  • Fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları,
  • Cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulabilir. Takdiri indirim nedenleri kararda gösterilir. İyi hal indiriminin takdiri bir durum olduğu ve tamamen hâkimin gözlemine göre verildiği TCK madde 62 düzenlemesinde belirtilmiştir.

5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinin ikinci fıkrasında takdiri indirim nedenleri sayıldıktan sonra "gibi" denilmesi, hukukçulara göre takdiri indirim nedenlerinin kanunda sayılanlarla sınırlı olmadığı, aksine bunların örnek olarak belirtilmesi anlamına geliyor. Kanunda sıralanan iyi hal indirimi nedenleri olarak "failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri" gibi nedenler, uygulamada hâkimi sınırlayıcı değil, yol gösterici nitelikteki gerekçeler olabilir. Bunun sonucu olarak da takdiri indirim nedenleri yönünden sınırlayıcı sistemi değil, serbest değerlendirme sistemini benimsediği kabul ediliyor.

İyi Hal Kanunu, Cinayetleri Artıran Bir İşlev mi Görüyor?

Buradan çıkaracağımız sonuç, Türkiye’deki kadın cinayetlerinin yıldan yıla artmasının bir sebebi olarak Türk Ceza Kanunu’nun 62’nci maddesinin 2’nci fıkrasındaki duruşma öncesi ve duruşma sırasındaki davranışların iyi hal indirimi kapsamına alınmasıdır. Bergen’in ve diğer binlerce kadının katilleri duruşma sırasında rol yaparak yargılamayı yapan mahkemeyi, hâkimi etkilemeyi başarmışlar ve pişman olmadıkları halde, takdiri indirimden faydalanmışlardır. Genel olarak baktığımızda, ister erkek tarafından öldürülen kadın olsun, ister kadın tarafından öldürülen kadın ya da kadın tarafından öldürülen erkek olsun, cinayet işleyen suçluların iyi hal indirimi ya da pişmanlık indirimi hakkı diye bir seçeneğinin olmaması gerekir.

 

Kadın Cinayetlerinde “İyi Hal İndirimi” Kaldırılmak Yerine Ceza Artırımı!

Kadına şiddet ve kadın cinayeti suçlarında cezai yaptırımı artıran yasa teklifi Mart 2022’de TBMM Başkanlığı'na sunuldu ve kabul edildi.

Yukarıda açıkladığımız 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62. Maddesinde düzenlenen ve cezanın hafifletilmesi nedeni sayılan hâkimin "takdiri indirimi" için yeni düzenlemeyle pişmanlık koşulu getiriliyor. Ayrıca hâkime ucu açık takdir yetkisi veren "failin geçmişi, sosyal ilişkileri, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar" hükmünden "gibi hususlar" ifadesi çıkarılarak sınırlanıyor. Çünkü "... gibi hususlar" ifadesi zaman zaman eleştirilere ve tartışmalara sebep oluyordu. "Gibi hususlar” ifadesinin neler olduğunun kanunda yazmaması ve hangi halde indirim uygulanacağı konusunun tamamen hâkimin takdirine bırakılması hukukçular ve kadın dernekleri tarafından sürekli tartışılıyordu.

Pişmanlığını Gösteren Davranışlar Ne Demektir?

Ayrıca yeni düzenlemeyle, failin suçu işledikten sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları" yerine pişmanlığını gösteren davranışlarına göre takdiri indirim hakkının kullanılabileceği hükmü getiriliyor. Bu ne demek? Kamuoyunda kravat takmak, el bağlamak, boyun bükmek ve benzeri hususlar nedeniyle indirim yapıldığı algısı oluşmuştur. Ancak yeni düzenlemeyle, duruşma sırasında sadece yargılamayı yapan mahkemeyi ve hâkimi etkilemek için yapılmış davranışlar, duruşma sırasındaki rol yapmalar artık takdiri indirim nedeni sayılamayacaktır. Peki yeni düzenlemeyle kimlere rol yapılıp kimler kandırılacak? Yeni düzenlemeye göre, iyi hal tespitinde hükümlüler 6 ayda bir idare ve gözlem kurulunca değerlendirmeye tabi tutulacak. Yapılan bu değerlendirmelerde hükümlülerin katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile sosyal-kültürel ve sportif faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, sosyal ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, kurallara uyumu ve aldığı disiplin cezaları dikkate alınacak.

Sonuç

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması açısından İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlüğe girmesi Türkiye’nin en önemli kazanımlarından biri olmuştu. Çünkü sözleşmenin amaçlarından birisi, kadınları her türlü şiddetten korumak, kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmaktı. Sözleşme, devletlere bu konuda yasal düzenleme yapma yükümlülükleri getiriyordu. Ancak Türkiye bu sözleşmeden 2021 Mart ayında çıkarak bu yükümlülüklerden kurtulmak istedi. Hemen sonrasında iktidarın meclise sunduğu ve kabul edilen yeni düzenlemeler çözüm gibi gösterilmek isteniyor. Peki gerçekten kanun maddelerinde yapılan değişiklikler kadın cinayetlerini durduracak ya da azaltacak mı? Yeni düzenlemeyle gelen “pişmanlığını gösteren davranışlarına göre” takdiri indirim ne demek? Hükümlü izlenen durumdayken idare ve gözlem kurulunu kandırmak için verilen görevleri yerine getirecek ve kendisinden beklenen olumlu davranışları sergileyerek pişmanmış gibi gösterip serbest bırakılınca "Vallahi pişman da değilim” diyecektir.

Kimse kimsenin yaşam hakkını elinden alma hak ve gücünü kendisinde görmemelidir. İnsan öldürmenin pişmanlığı ve takdiri indirimi olmamalıdır ve bu maddeler kanun maddelerinden çıkarılmalıdır. Toplumların yönetsel, yasal, yargısal ve kültürel olarak ataerkil yapı ve cinsiyetçi kültürlerinin değişmesi gerekir. Önce insanlara bunun eğitimi verilip anlatılmalıdır. Kadına yönelik şiddet sorunu yalnızca erkeği cezalandırmakla ya da cezaları arttırmakla değil cinsiyet ayrımcılığının olmadığı düşünce sistemine sahip toplum yapısı oluşturularak çözülebilir. Erkek ve kadınlar kadının toplumdaki yeri ve hakları konusunda düzenli olarak sürekli bilgilendirilmelidir. Kadınlara hem fiziki hem de manevi yönden kendilerini güçlendirici ve geliştirici eğitimler verilmelidir. Cinayet işlemiş suçlunun kendisini pişman göstermesi için çalışmak yerine o suçu işleyemeyecek bireyler yetiştirilmelidir.

Serbest Yazar Fatma Aksoy GÜRKAN
Serbest Yazar Fatma Aksoy GÜRKAN
Tüm Makaleler

  • 06.04.2022
  • Süre : 6 dk
  • 1996 kez okundu

Google Ads