analiz-ve-raporlar

Modern Metro Sistemleri ve İstasyonları

Moskova'da metro çok kullanılan bir toplu taşım aracıdır. Özellikle pik saatlerde istasyonlar dolar taşar. Doğru dürüst yürüyemezsin bile kalabalıktan.

Metrodayım, Moskova'da. Biraz kalabalık.

Burada muazzam bir metro ağı vardır. Şehrin hemen hemen tüm ana caddeleri üzerinde metro çıkışları olur. Şehrin düzeni de biraz metro çıkışlarına göre şekil almıştır.

İstasyonlar da çok sanatsal yapıdadır, zamanında kim bilir hangi sanatçılar çalışmış buralarda, özellikle de merkezdeki eski metro istasyonlarında.

Daha önce yazmıştım Moskova metrosunu. Bugün biraz daha farklı bir konudan bahsedeceğim metro hakkında.

Ortada bir platform, genellikle istasyonun sağında ve solunda birer metro ray hattı, istasyon uçlarında da bu kadar derinliğe inen uzun yürüyen merdivenler. Hayrete düşüyor insan, bu kadar uzun yürüyen merdivenleri nasıl yapmışlar, arada sırada kimilerinde tamirat olsa da, genellikle her zaman hepsi çalışır vaziyette olur.

Moskova'da metro çok kullanılan bir toplu taşım aracıdır. Özellikle pik saatlerde istasyonlar dolar taşar. Doğru dürüst yürüyemezsin bile kalabalıktan.

Böyle saatlerde resmen insan trafiğinde sıkışıklık olur. Adımını atamazsın, öylece durur beklersin insanlar biraz ilerlesin diye. Özellikle yürüyen merdivenler önünde uzun kuyruklar oluşur. Resmen trafik sıkışıklığı, ama araçlarda değil, bizzat insanlar arasında.

Gözüm vagonların yanaştığı platform yanlarındaki raylara takılıyor. Raylar bir metreden daha fazla mesafede platform seviyesinden daha aşağıda döşenmiş. Vagonlar yanaştığında kapılar açılınca vagonun içi ile platform aynı seviyede oluyor. Gayet mantıklı tabii ki. Zaten tren yanaştığında vagon ile platform arasında da en fazla 10 cm -15 cm arası bir mesafe kalıyor, belki de daha az. İyi tasarım bence.

Ancak gözüm bir yandan da kalabalığa takılıyor. İnsanlar bir koşturmaca içerisindeler istasyon içinde. Dedim ya, pik saat. İş çıkışı, ya da fark etmez, sabah işe gidiş saati de olabilirdi. Herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyor. Kimi metro çıkışından sonra otobüslerle devam edecek, kimi belki başka bir şey için koşturuyor. Bilmiyorum, ama herkeste bir telaşe olduğu görünüyor.

Gözüm yine raylara takılıyor.

Metro trenleri elektrikle çalışıyor. Hem de bildiğimiz evlerdeki elektrik değil bu elektrik.

Hani denk gelmiştir belki evde, kazayla elektrik çarpmıştır belki sizi de. Epey bir sarsar. Ya bozuk bir aletten yanlışlıkla dokunduğumuzda ya da ne bileyim, kaçak yapan bir çamaşır makinasından elektrik çarpmasını deneyimlemiş olan vardır aranızda. Patlayan lambayı değiştirirken bile dikkatli olmazsan elektrik çarpabilir. Bilen bilir, beni az elektrik çarpmamıştır.

İşte metrolar da elektrik ile çalışıyor, ama oldukça yüksek voltajla. Yanlış bilmiyorsam 1000 volt düzeyinde elektrik ile çalışıyor metrolar, belki de daha fazla. Hem de evlerdeki gibi alternatif akımla değil, pillerdeki gibi doğru akımla. Yüksek voltaj her halükârda tehlikelidir, ama doğru akım yüksek voltajda olduğunda çok daha tehlikelidir.

Peynir dilimi gibi 9 voltluk piller vardır, pilli oyuncaklara falan takılır, bilirsiniz. Dilinizi dokunduğunuzda her iki kutuba onlar bile çarpar insanı. 1000 volt diyorum, o oyuncaklara takılan pilin yüz katından fazla voltajdan bahsediyorum. Dokunsan anında kömür olursun.

Kalabalığa bakıyorum yine, insanların telaşesine.

Platform kenarlarında vagonların yanaştığı kenardan yaklaşık 60 cm içeride bir çizgi vardır. Yeni istasyonlarda hatta bu çizgiyi ışıklı yapmışlar. Ne güzel düşünmüşler. İnsanın dikkatini çekiyor.

Kenara bu çizgiden daha yakın durmayın diye anons olur arada treni beklerken. Tren geliyor, dikkatli olun diye de anons olur, sanırım çizgi anonsu da bu arada yapılıyor. Zaten anons yapmasalar da tünelden istasyona dolan hava akımından belli olur trenin geldiği.

Metro trenleri çok hızlı hareket eder. Zaten o yüzden en uygun toplu taşım araçları değil mi? Çabucak gidiyorsun gitmek istediğin yere.

İnsanlar Moskova'da bilinçlidir. Yanaşmazlar kenara. Yerdeki o çizgiden öteye geçmezler genelde. Zaten tren de öyle hızlı geçer ki istasyonda durana kadar, gerçekten çizginin ötesi vagonun çarpması açısından da çok tehlikelidir.

Ama bence daha da tehlikelisi henüz metro trenini beklerken oluyor. Aşağıda raylar ve 1000 Volt elektrik.

Biraz eğilip bakıyorum. Gerçi özel bir sistem yapmışlar trenin elektrik bağlantısı için. Üzerinde özel koruması olan bir busbar sistemi. Busbar dediğim yüksek akım taşıyabilen kalın, genellikle içinde bakır çubuklar olan bir kalın kablo gibi, bara gibi bir şey. Trenden çıkan yaylı bir uç, bu bara ile elektrik bağlantısını gizli olarak yapıyor, tren giderken baraya sürekli kayarak değen bir sistem düşünmüşler. Sanırım raylar da nötr bağlantı için kullanılıyor, çünkü raylara da kalın elektrik kablolarının bağlandığını görüyorum.

Ne kadar koruma yapılırsa yapılsın bence çok tehlikeli bir sistem bu, bunca kalabalıkta biri dokunsa dengen bozulur ve platformdan aşağıya düşersin. Kesin çarpılırsın. Zaten tren gelirken düşsen platformdan, çarpılmasan bile ezileceğin kesin.

Arada okuyorum böyle haberler. Trene yetişeyim derken ayağı takılmış ve aşağıya raylara düşerek hayatını kaybetmiş, ya da biri ittirmiş ve düşmüş. Böyle feci haberler oluyor arada buradaki gazetelerde. İstasyonlarda kameralar da var, YouTube da da böyle feci videolar olabiliyor.

Aklıma asansörler geliyor. Asansör boşluğunda da metro vagonu gibi boşlukta ilerleyen kabin var. Ama kabinin içindeyken içeriden kapı kapalı, ayrıca her katta da asansörün kat kapısı var, o da kapalı. Hiçbir tehlike hissetmiyorsun asansördeyken. En azından modern asansörlerde bir tehlike olmuyor diyeyim. Eski tip tek kapılı asansörlere de rastlıyorum kimi binalarda. Bu eski asansörlerde kabinin kapısı olmayabiliyor. Ama genelde asansörler çift kapılı oluyor.

Neydi o kapalı yerde kalma korkusu? Klostrofobi miydi neydi, ondan bahsetmiyorum. Modern asansörlerde ne güzel çift emniyet düşünülmüş. Kabin kata geldiğinde hem kabinin kapısı açılıyor hem de kat kapısı. Senkronize çalışıyorlar. Demek ki istenildiğinde emniyetli bir sistem kurulabiliyor.

Bu sistem metrolarda da düşünülemez mi acaba?

Aslında ne güzel olur. Kapalı bir tüp içinde hareket eden metro treni platforma yanaştığında platform kapıları da açılacak, vagonların kendi kapıları da. Böylece tren beklenirken platforma düşme riski de olmayacak. Ama çok iyi senkronize etmek lazım, sonuçta tren durduğunda vagonların ve platformun kapılarının denk gelmesi gerekli. Asansörün hızı çok az, bu senkronizasyon yapılabiliyor.

Metrolar ise çok daha hızlı hareket ediyorlar. Kolay değil bence senkronize etmek.

Bunu düşünmüşler midir acaba dünyanın herhangi bir metrosunda?

Niye yapmazlar ki böyle bir sistem. Ne kadar zor olursa olsun teknoloji çağındayız, mutlaka istense senkronizenin çözümü bulunur.

Biraz internette bakındım.

Sanırım Londra metrosunda buna benzer birkaç istasyon var gibi. Çok bir bilgi yok detayı konusunda, ama sanırım Londra'da başlamışlar böyle bir sisteme.

Başka yerlerde de düşünülmüş müdür bilmiyorum, ama Moskova metrosunda bu konu eksik diyebilirim. Dünyanın birçok şehrinde bu konu dikkate alınmamış maalesef. Bizdeki istasyonlarda da böyle bir şey gördüğümü hatırlamıyorum.

İstanbul'da bir sürü yeni metro hattı yapıyoruz. Acaba yeni hatlarda bizde de bunu düşünen olmuş mudur?

Sonuçta geç kalmış olsak da modern zamanlarda yapıyorsak metroları, yapmışken en modernini yapmak mantıklı değil mi?

Moskova'da tarihi metro istasyonları ne kadar sanatsal değerde kıymet biçilmez yerler olsalar da, mesela özürlüler için bir asansörleri bile yok. Ancak yeni yapılan bazı istasyonlarda son zamanlarda özürlü asansörü koydular.

Dediğim gibi yeni istasyonlarda yerdeki çizgiye de ışıklandırma yaptılar. Bu gelişmeler güzel şeyler tabii ki. Ama eski istasyonlarda böyle şeyler yapmaları mümkün değil. Zaten her biri sanat eseri gibi, dokunmak da yazık bir yandan.

Bizde mesela inşallah asansör düşünülmüştür. Çok derin istasyonlarda asansör yapmak kolay değil, ama bizde istasyonların da çok derin olduğunu düşünmüyorum.

Moskova'da ise özellikle merkezde birkaç hat üst üste çakıştığı için kimi istasyonlar yüzlerce metre derinde olabiliyor. Sırasıyla bir yürüyen merdivenden inip, bir diğeri ile devam ederek epey bir derine inmek zorunda olduğunuz istasyonlar hiç de az değil.

Bir de istasyonlar arasında bir hattan diğer hatta geçmek için yeraltından yapılmış geçiş tünelleri de oluyor. Daha önce de yazmıştım. Tek bir bilet ile şehrin neresine istersen gidebiliyorsun Moskova'da.

Bu tüneller de bazen çok uzun olabiliyor. Keşke yürüyen platformlar düşünseler bu tünellere. Havaalanlarında oluyor ya, onun gibi.

Evet, hepsi modern istasyonlarda önemli detaylar. Ama sanırım bu platform yanı emniyet panel duvarı gerçekten ihtiyaç, bence öncelikli olarak düşünülmesinde fayda var.

Sonuçta dünyada metro istasyonlarında yaşanan ölümlü kazalar istatistiği hiç de az değil. Madem teknolojik olarak yapılabilirliği var, neden böyle bir sistemi biz de İstanbul'da, ya da diğer metro inşaatları sürdürülen şehirlerimizde uygulamayalım?

Pahalı mı olur? Hadi canım sizde, koskoca tünel yapıyorsunuz yer altında, istasyonlar da az buz tutmuyordur. Sırf vagonlar bile dünyanın parası. Platform kenarına yapacağınız alüminyum panel duvar mı pahalı geldi? Tamam üzerinde otomatik açılır kapanır kapıları da olacak ama, masrafı bence devede kulaktır.

Biraz daha insancıl düşünmeyi tavsiye ediyorum herkese. İnsan hayatı diyorum, 1000 volt diyorum, trenler istasyona geldiklerinde durana kadar çok hızlı geçiyorlar diyorum.

Hiçbir şey olmasa bile bir metreden daha fazla bir yerden aşağıya rayların üzerine düşmek az bir şey mi? Kesin bir tarafınız kırılır. Hele bir de belli bir yaşın üzerinde olan insanlar için çok daha tehlikeli. Belli bir yaştan sonra kemik yapısının artık bozulması yüzünden yaş almış insanlar yolda düşseler bir taraflarını kırıyorlar. Bir metreden daha yüksek platform diyorum. Bu yükseklikten düşseler kim bilir nerelerini kırarlar.

O yüzden masrafı bence hiç de önemli değil. Yapmışken en iyisini yapmak lazım. Gerekiyorsa lüks sayılabilecek bir şeylerden tasarruf edilsin, ama platform yanı bu açılır kapanır kapılı perde duvarlar bence yapılsın.

Bugün de bu konu geldi işte aklıma nedense. İnşallah bu yazdıklarım karar alıcıların kulağına gider. Kimsenin bu aralar böyle şeyleri duymaya vakti yok gerçi, ama eğer maksat insana dokunmaksa, alın size insana dokunan bir proje.

Moskova'dan herkese sevgi ve saygılarımla

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 03.01.2023
  • Süre : 6 dk
  • 235 kez okundu

Google Ads