logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
analiz-ve-raporlar

Moskova’dan Ekonomi Haberlerinden Küresel Hesaplamalara

Çin tahıl topluyormuş pandemi zamanından beri. Çin bunu hep yapıyor, bir süre önce inşaat demiri, alüminyum topluyordu. Uzun zamandır çimento topluyor. O yüzden dünya çapında bu malzemelerin fiyatları fırlamıştı. Şimdi de tahıl topluyor. Bu kadar büyük bir ekonomi bir şeye yönelince dünya çapında etkiliyor piyasayı.

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU

Tüm Yazıları için tıklayınız


  • 22.04.2022
  • Süre : 4 dk
  • 167 kez okundu

Kapak sayfasında yer alan haritadaki her renk 1 milyarlık insan nüfusuna karşılık gelmektedir. Nüfus dağılımını göstermektedir. Yazıyı okurken haritayı göz önünde bulunduralım lütfen.

Bir süredir Rusya'da markette ekmek fiyatlarında ciddi bir artış var. Bu arada Türkiye'de her şeyin fiyatı inanılmaz şekilde artıyor, nerede bir dengeye gelecek inanın artık tahayyül edemiyorum. Enflasyon ve gelir dağılımı ciddi sorun.

Rusya'nın, geniş buğday tarlaları olan, dünyanın tahıl ambarı diye bilinen toprakları var malumunuz. Her yer dümdüz, kilometrelerce, uçsuz bucaksız araziler, uçaktan aşağıya baktığında daha iyi anlıyorsun, alabildiğince geniş, ekili topraklarla dolu bir memleket burası.

Marketlerdeki ekmek fiyatlarıylal ilgili bahsettiğim durum sadece Ukrayna savaşı ile ilgili değil, savaştan önce de başlayan bir süreçle ilgili. Ekmek ve un fiyatlarındaki artış aslında savaştan çok önceleri başlamıştı.

Zaten savaş fiyatlamaya yönelik öyle ciddi bir etki yapmadı, başta rublenin değer kaybı etkiledi tabii bazı şeylerin fiyatını ama hemen önlemini aldılar hem rubleyi dengelediler hem de ciddi fiyat artışlarını önlediler.

Meyve sebze ve domates fiyatları da savaşın ilk günlerindeki o ani yükselişten sonra bir dengeye geldi.

Bir tek teknolojik ürünlerin fiyatlarında ciddi bir artış oldu, çoğu yurtdışı marka olduğundan ambargo uygulamasıyla piyasada artık rahatça bulmak mümkün değil bu tür malları. O da öyle günlük ihtiyaçlar olmadığı için hayatın akışı içinde ciddi etki yapmıyor aslında. Trafik yine aynı sıkışıklık içinde, insanlar yine oradan oraya bir koşturmaca içinde.

Metro fiyatları da değişmedi, benzin fiyatları da yine aynı düzeylerde, elektrik doğal gaz fiyatları zaten değişmedi.

Çamaşır deterjanı, giyecek, ayakkabı fiyatları da aynı, et süt yumurta tavuk fiyatları da. Hiçbirinde öyle ciddi bir artış yok, peynir soğan patates, ayçiçeği, tereyağı, çay, kahve fiyatlarındaki artışlar da öyle dayanılmaz boyutlarda değil. Şeker fiyatları bile mevsimsel fiyat dalgalanması düzeyinde. Zaten Rusya şeker ihracatını bir süre için kısıtladı, iç piyasanın ihtiyacı daha önemli dedi, fiyatlar hemen dengeye geldi.

Bir tek un ve ekmek fiyatları uzun süredir belli bir artış eğilimine sahip, artış süreklilik gösteriyor.

Sabah haberlerde dinliyordum, anlıyorum şimdi sebebini. Çin tahıl topluyormuş pandemi zamanından beri. Çin bunu hep yapıyor, bir süre önce inşaat demiri, alüminyum topluyordu. Uzun zamandır çimento topluyor. O yüzden dünya çapında bu malzemelerin fiyatları fırlamıştı. Şimdi de tahıl topluyor. Bu kadar büyük bir ekonomi bir şeye yönelince dünya çapında etkiliyor piyasayı.

Tabii muazzam bir nüfus yoğunluğu var orada. Nüfusa göre diğer ülkelerle karşılaştırınca toprakları yetmiyor, öyle pek fazla verimli de değil zaten Çin toprakları. Bu devasa nüfusu beslemek haliyle hiç de kolay değil. Hem de dünyaya tehdit düzeyinde büyük bir ekonomi olunca her aldığın karar etkiliyor diğer ülkeleri, biraz da korkutuyor.

Gözümün önüne bir zamanlar internette gördüğüm nüfus yoğunluğu haritası geliyor. Mühendislik hastalığı işte, hemen rakamlar geliyor aklıma, hesaplayalım beraber isterseniz.

Kolay akılda kalsın diye epeyce bir yuvarlayalım, dünya yüzeyinde toplam karalar 150 milyon kilometre kare kadar. Dünya nüfusu ortalama 8 milyar dersek eğer, düzgün dağıtımla 1 kilometre kareye yaklaşık dünya genelinde 50 kişi düşüyor. Yine rakamları yuvarladım kolay akılda kalsın diye.

Bu hesapla karşılaştırma yapalım. Mesela Türkiye coğrafyasında yaşaması gereken insan sayısı 40 olarak gözüküyor. Misafirlerimizi saymazsak biz iki katı yoğunluktayız.

Tabii içinde nüfus barındırmayan Antarktika, Grönland gibi yerleri aslında hesaba katmamak lazım. Ama dediğim gibi sadece fikir versin diye hesap yapıyoruz.

Aynı hesapla Çin'e 480 milyon insan düşüyor, 2022 yılı nüfusunun 1 milyar 439 milyon olduğu ifade ediliyor. Yani olması gerekenden üç kat fazla.

Hindistan'da durum daha kötü, bizim hesapla bu ülkenin nüfusunun 165 milyon olması gerekirken, halihazırda 1 milyar 380 milyon insan yaşıyor. Olması gerekenin tam 8 katından fazla.

Amerika Birleşik Devletleri daha dengeli, 490 milyon çıkıyor hesap, yine 2022 nüfusu 331 milyon. Olması gerekenin %67 si.

Rusya ile bitirelim hesabı, bizim hesaba göre olması gereken 855 milyon, yaşayan 146 milyon. Olması gerekenin %17 si.

Bu kadar dengesiz nüfus dağılımı ile dünya daha birçok savaşa gebe gözüküyor. Gün geçtikçe kaynakların yetersizliği daha çok belirginleşiyor. Yetmiyor bize, hele de çağımızın insanları doyumsuzluk diye bir hastalığa yakalanmışken, kanaatkarlık nedir bilmezken, bu gerçekten çok zor.

Elindeki kaynakları tutabilmek için şimdiden Rusya güç gösterisi yaparken, ABD'de tüm kaynaklar benim zaten diyerek her yere el uzatmış durumda.

Ben ilkokuldayken 4 milyar gibiydi dünya nüfusu, şimdi iki katına çıktı. Bir yılda yaklaşık %5 civarında artıyor. Bu gidişle 2050 yılında 10 milyar olacağımız hesaplanıyor. Sonrası daha da vahim, geometrik olarak büyüyor nüfus.

Son bir hesap daha yapalım, biraz moraller düzelsin, aklımızda yer etsin bir yandan da.

Bir konser alanı hayal edin, kalabalık bir ortam, yan yana 3-4 kişi 1 metrekare alana sığar sanki. Kilolu olanımız var zayıf olanımız, çocuğu var, yaş almış olanı var.

Moskova yerleşim olarak dairesel bir şehirdir, çapı aşağı yukarı 40 km'dir. Matematikten çoğumuz hatırlıyordur, yarı çapın karesini "π (pi)" sayısı ile, yani 3.14 ile çarparsan alanı bulursun, yuvarlayalım yine, 3 kabul edelim "π (pi)" sayısını. 1200 kilometrekare eder. Yani zorlasak 1 metrekareye 3-4 kişi hesabıyla 4 milyar insan sığar. İnşaat mühendisiyim ya, 2 kat diksem üst üste, tüm dünyada yaşayan insanları sığdırırım Moskova binasına. Sanki o kadar da fazla değil nüfus.

Konserden yola çıktık hesapta, dev ekranlar, müthiş ses düzeni, bir de Tarkan tabii ki, "GEÇCEK" diye sallanıyor sahnede. Böyle bir sahnenin hayalini kuralım isterseniz. Dünya starımız, buralarda halen herkes tarafından seviliyor. Güzel bir şey.

Gerçekten ne kadar çabuk gündemden düştü güzelim şarkı değil mi? Diyorum size, tüketiyoruz her şeyi hemen, doyumsuz olduk bir süredir, gönlümüz geçiveriyor. Tüketim çağındayız. Balık hafıza diyorlar ya son zamanlarda. Küçükken yuvarlak yuvarlak balık yağı hapları olurdu onu hatırladım şimdi. Balık hafızaya balık yağı, güzel ironi.

Kalın sağlıcakla, Moskova'dan sevgiler ve saygılar herkese.


Google Ads