Site İçi Arama

analiz-ve-raporlar

Ormanda derler ki; “Toryum, Uranyumdan 200 Kat Daha Güçlüdür!..”

Türkiye'de toryumu ve değerini en iyi bilenlerin başında geldiğine inandığım Prof. Dr. Engin Arık parçacık fiziği uzmanıydı. Parçacık fiziği, maddeyi ve ışınımı oluşturan parçacıkların doğasını araştıran bir fizik dalıdır. 30 Kasım 2007 günü Isparta’da meydana gelen uçak kazasında yanındaki altı meslektaşıyla birlikte yaşamını yitirdi. Allah rahmet eylesin, mekanları cennet olsun. Unutulmayacaklar.

Ormanda derler ki; “Fantom on kaplan gücündedir” ...

Yarım asrı devirmiş olan X kuşağının severek okuduğu bir çizgi roman kahramanıydı Kızılmaske Fantom.

400 yıl önce gemisi korsanların saldırısına uğrayan, ağır yaralı genç bir adam, Bengal sahillerinin ıssız bir köşesinde karaya çıktı. Onu pigmeler buldular ve iyileştirdiler. Genç adam, babasının katilinin kafatası üstüne yemin etti. “Bütün hayatımı korsanlık, haksızlık ve zalimlikle savaşmaya adıyorum. Oğullarım da benim yolumdan gidecek” ...

Tüm denizciler ve yerliler Kızılmaske'yi ölümsüz sanmakta ve hatta ondan 'Ölümsüz Ruh' diye bahsetmektedirler. Adı ormanda bir efsanedir ve bu efsaneyle ilgili olarak;

Ormanda derler ki; “Fantom on kaplan gücündedir” ...

Ormanda sadece Fantom diye seslenin. O sizi bulur!

Fantom herkesle anladığı dilden konuşur... rivayetleri vardır.

Fantom, Bengal Ormanı'nın derinliklerinde yaşamaktadır. Asıl adı Kit Walker'dır. Kimselerin yerini bilip bulamadığı Kafatası Mağarası'nda yaşayan Fantom, rüzgâr gibi koşan atı Kahraman ve sadık kurdu Şeytan ile kimsenin karşı koymaya cesaret edemediği yenilmez bir üçlü oluşturmuştur. Çok hızlı hareket etme, bir anda ortaya çıkıp bir anda ortadan kaybolabilme, kim olduğunun bilinememesi gibi özelliklere sahiptir.

Hayali bir kahraman için yapılan; “on kaplan gücündedir” betimlemesine gönderme yaparak biz de kahramanımız Fantom’un ağzından diyoruz ki; “bir Toryum ikiyüz Uranyum Gücündedir”. Ancak bizimkisi bir iddia değil “scientific proof, yani bilimsel bir ispattır”. Çünkü; bir kg toryumdan elde edilecek enerjinin 200 kg uranyumdan elde edilecek enerjiye eşit olduğu ilgili bilim insanlarınca test edilmiştir ve savunulmaktadır.

Toryum konusuna bilgi ve tecrübesine hayran olduğumuz, değerli bilim insanımız Sayın Prof. Dr. Engin Arık’ın bilgilendirmelerine inanmamız ve doğru kabul etmemiz gerektiğine inanıyorum.

Prof. Dr. Engin Arık parçacık fiziği uzmanıydı. Parçacık fiziği, maddeyi ve ışınımı oluşturan parçacıkların doğasını araştıran bir fizik dalıdır.

30 Kasım 2007 günü Isparta’da meydana gelen uçak kazasında yanındaki altı meslektaşıyla birlikte yaşamını yitirdi. Allah rahmet eylesin, mekanları cennet olsun. Unutulmayacaklar.

Engin Hoca Toryum’u bir “kurtarıcı” olarak tanımlıyordu. 

Toryum, saflaştırıldığında alüminyum, çelik görünümünde bir element. Toprakta toryum oksit halinde bulunuyor. Dünya rezervlerinin yaklaşık yarısı Türkiye’de, Batı Anadolu’da bulunuyor. Eskişehir, Sivrihisar, Beypazarı, Kızılcaören ve Balıkesir yörelerinde. Toryum rezerv aramalarına devam edilmekte olup, henüz tüm potansiyel rezervin yeri ve miktarının tespiti tamamlanmamıştır. 

Toryum Dünyada nerelerde var, rezervler ne kadar?

Avustralya’da 300 bin ton, Hindistan’da 290 bin ton, Norveç’te 170 bin ton, ABD’de 160 bin ton, Kanada’da 100 bin ton, Güney Afrika’da 35 bin ton, Brezilya’da 16 bin ton... Bu rakamlar her yıl değişmektedir.

Türkiye'de ne kadar Toryum var?

800 bin ton. Neredeyse bütün dünyada toplam 1071 bin ton, Türkiye’de 800 bin ton.

Bu çok iddialı bir rakam ancak Dünya Nükleer Birliği'nin (WNA) verileri ile örtüşüyor, MTA (Maden Tetkik Arama) kurumumuzca net Toryum rezervlerimiz 380 bin tondur ancak bundan daha fazlası tespit edilmiş olup, net değerlendirmesi yapılmaktadır. Öte yandan, hiçbir ülkenin net rezervini tam olarak deklare etmediği kanaatindeyim. Ülkeler WNA’ya deklarasyonlarını yaptıkları anlaşmaların içerik ve seviyelerine göre deklare etmektedirler. Bu seviyede kritik ve stratejik öneme haiz milli servet bir maddenin lokasyonunun ve miktarının olabildiğince gizli tutulması, paylaşılan bilgilerin olabildiğince örtülü olması anlaşılır bir durumdur.

Bu durumda; dünya Toryum rezervlerinin yarıya yakını bizde diyebiliriz. Bir başka müjde ise Yaratanın bu topraklara ve insanlarına bahşettiği kadim element Bor’un Toryum ve Paladyum ile üçlü işbirliğinde muazzam bir güç birliği olasılığıdır, bu konudaki çalışmaları açık kaynak bilgilerine eriştikçe yayınlamayı arzu ederiz.  

Enerji zenginliği nedeniyle toryumun 21. yüzyılın en stratejik maddesi olması büyük bir olasılık. Eğer yapılması planlanan, inşası başlayan yeni tip nükleer enerji santralları üretime geçerlerse toryum bir numaralı element olacaktır. Çünkü bu yeni tip reaktörlerde yakıt olarak toryum kullanılacak. 

Şu anda planlanan yeni tip reaktörlerin prototiplerinde; yerin yaklaşık 30 metre altında, kurşun bir hedefin içinde toryum bulunuyor. Kurşun hedef denilen ünite, içine toryum konulan bir kap. Üzerine hızlı protonlar gönderildiği için “hedef” olarak adlandırılıyor. Bu hedefe dışarıdan, yeryüzünden hızlı protonlar gönderiliyor. Bu protonlar kurşundan nötron üretiyor. Bu nötronlar da gidip toryumla birleşerek enerji üretiyor.

Türkiye’de Toryumun topraktan çıkartılması ve enerji üretimi sırasında bu işlerde çalışan insanlar herhangi bir tehlikeye maruz kalmayacaklar, çünkü; bizim rezervlerimiz Toryum-232, %100 oranda oksitlenmiş durumda toryum içeriyor. 

Bu tip reaktörlerin eskileriyle mukayese edilmesi mümkün değil. Kesinlikle patlama tehlikesi yok. Çernobil benzeri bir felaketin tekrarlanması mümkün değil. Yani Toryum radyoaktif kalıntı da bırakmıyor, radyoaktif kalıntı minimum nispetinde. Bu minimum kalıntı da nötronlarla yok edilebiliyor. Bu tip reaktörlerde, reaktörün fişini çektiniz diyelim, her türlü işlem duruyor. Oysa klasik tip reaktörlerde, fişi çekseniz de olay zincirleme olarak devam ediyor. Her an sizin kontrolünüzden çıkabiliyor. Yeni tip reaktörlerde bu imkânsız. Patlama ihtimali yok, doğa kirlenmiyor, minimum atıklar da uzun ömürlü değil.

Uranyum ise belalı bir madde, tehlikeli, radyasyon yayıyor. 

Toryum’un Nükleer Enerji Üretiminde Kullanılabileceği 1993’de Anlaşıldı

Toryum aslında 1828‘de bulundu, radyoaktif olduğu da 1898‘den bu yana biliniyor ama bilim dünyasında Toryum nedense iyi tanınmıyordu. Cenevre’de CERN (European Center for Nuclear Research-Avrupa Parçacık Fiziği Araştırma Merkezi) laboratuvarında araştırma yapan, Nobel ödüllü İtalyan fizikçi, Prof. Carlo Rubbia tarafından 1993’de nükleer enerji üretiminde kullanımı önerildi. Akabinde yapılan çalışmalar sonunda; Toryumun, Uranyumun yerini alabileceği kanıtlandı. Bu çalışmalara kadar toryumun bu tip bir reaktörde yakıt olarak kullanılabileceği bilinmiyordu.

Toryumun nükleer enerji üretiminde kullanılabilmesinin araştırılması CERN’de yapıldı ve bitti. Avrupa’nın ilk prototip toryumlu nükleer santralının kurulumuna başlandı ayrıca Japonya ve ABD’de kendi santrallarını yapmaya çalışıyorlar. Ancak, bu yıl Mayıs-2023’de Çin bir sürpriz Yaptı

Ancak, bu yıl Mayıs-2023’de Çin Sürpriz Yaptı

Çinli yetkililer, toryum bazlı erimiş tuz nükleer reaktörünün test çalışmaları için Mayıs-2023’de izin verdi. Şu anda 2018 yılından bu yana inşaatı devam eden söz konusu reaktör, "Toryum Erimiş Tuz Reaktörü - Sıvı Yakıt 1" (TMSR-LF1 Thorium Molten Salt Reactor - Liquid Fuel 1), Gansu Eyaleti, Wuwei Şehri, Hongshagang Endüstriyel Kümesinde inşa ediliyor ve test çalışmaları da başladı.

Başarılı olması halinde, TMSR-LF1, 2030 yılına kadar daha kapsamlı bir tesisinin geliştirilmesi ve inşa edilmesi için kapıları açma potansiyeline sahiptir. Ayrıca, TMSR yakıt tuzu toplu pro-proses tesisinin inşa edilmesine de yol açabilir; toryum-uranyum döngüsü 2040'ların başlarında devreye girmiş olacak.

Bu, TMSR-LF1’i Çin'in ilk yetkili toryum erimiş tuz reaktörü yapıyor. İşler yolunda giderse 13 yıl sonra dünya Toryum nükleer enerjisi ile Çin’de tanışacak.

Dünya Nükleer Birliği'ne (WNA) göre Toryum (Th), uranyum (U) ile karşılaştırıldığında daha bol miktarda bulunur. Bununla birlikte, "bölünebilir" yerine "verimlidir", yani yalnızca geri dönüştürülmüş plütonyum gibi bölünebilir bir malzeme ile birlikte yakıt olarak kullanılabilir. Toryumun birincil enerji kaynağı olarak kullanılması uzun zamandır cazip gelse de, potansiyel enerji değerini uygun maliyetle elde etmek zordu.

Çin, TMSR-LF1'in başarılı olması durumunda 2030 yılına kadar 373 MWt kapasiteli ilave bir reaktör inşa etmeyi planlıyor.

Bu yeni reaktörler, mevcut uranyum atıklarını da kullanabilecek. Avrupa’nın toryum için geliştirmeye çalıştığı reaktör, mevcut reaktörlerin sorunlarını da çözümleyecek.

Türkiye’nin elindeki Toryum nükleer enerji reaktörlerinde kullanılmaya başladığında ne zaman tükenecektir sorusuna cevabımız muhtemelen ebediyen tükenmeyecektir olabilir. ABD bu konuda detaylı bir çalışma yapmış, ellerindeki Toryumu şimdi kullanmaya başlasalar kendilerine 1000 yıl yeteceğini hesaplamışlar.

Türkiye, dünya toryum rezervlerinin yarısına sahip. Toryum çevreyi kirletmiyor, nükleer artık bırakmıyor. Öyle bir rezerv ki Türkiye sonsuza kadar enerji kaynağı derdinden kurtulabilir, toryum reaktörleriyle ürettiği elektrik enerjisini toryum yoksulu Avrupa’ya ve komşularına satabilir. Türkiye’nin elektrik üretmek için dışarıdan petrol ve doğalgaz almadığını, ısıtmada kullanılan doğalgazın yerini toryumdan üretilen elektriğin aldığını düşünürsek; Türkiye’nin başına büyük bir devlet kuşunun konduğunu söyleyebiliriz. Önümüzdeki 20 yıl içinde Türkiye’nin talihi tersine dönebilir. Halihazırda yapılan ve yapılacak nükleer enerji santrallerimizde uranyum yerine toryum da kullanabiliriz. Nükleer enerji santrallerimizin biri bitmek üzere... Çin’deki gelişme dünyayı ve bizi ivmelendirecektir. Göreceğiz.

Başımıza konan devlet kuşunun, kurtarıcımız toryumun müjdesi rahmetli Prof. Dr. Engin Arık Hoca tarafından yıllar önce verilmişti.

Toryum ve uranyum arasındaki fark nedir?

Nükleer enerjideki gelişmeleri değerlendirirken toryum ve uranyum arasındaki farkları anlamak önemlidir. 

Toryumun uranyuma ilginç bir alternatif olmasının bir nedeni de daha ucuz ve daha bol olmasıdır. Toryum ayrıca reaksiyon sürecinde daha verimli bir şekilde kullanılır; nükleer reaksiyon sırasında toryum girdileri neredeyse tamamen kullanılır, bu da kullanılmış yakıt veya radyoaktif atıkların minimuma indirildiği anlamına gelir. Bu, çevredeki radyoaktif nükleer atıkların uzun ömürlülüğü dikkate alındığında özellikle önemlidir.

Daha yakın zamanlarda, uranyum yakıt çubuklarının, radyoaktif atıkların ve reaktör bozunmasının oluşturduğu tehlikeler (2011'deki Fukushima felaketinin ardından geniş çapta duyuruldu) uzmanların toryum reaktörlerini ciddi şekilde düşünmesinin temel nedenlerini oluşturuyor. Toryum kendi başına bölünemediği için acil durumlarda reaksiyonlar durdurulabilir.

Toryum, uranyum-238 de dahil olmak üzere daha fazla bölünebilir malzeme üretmek için üreme reaktörlerinde de kullanılabilir. Bu nükleer reaktörler benzersizdir çünkü tükettiklerinden daha fazla bölünebilir malzeme üretirler, bu da onları çok verimli kılar.

Toryum ve uranyumun ilginç bir ilişkisi vardır; çünkü birbirlerinin hem tamamlayıcısı hem de rakibidirler. Basitçe söylemek gerekirse, toryum geleneksel uranyum bazlı nükleer enerji üretimiyle birlikte kullanılabilir; bu da gelişen bir toryum endüstrisinin uranyumu gereksiz kılmayacağı anlamına gelir.

Toryum’un Avantajları ve Dezavantajları Nelerdir?

Geleceğin nükleer yakıtı olarak toryum, uranyumla karşılaştırıldığında birçok avantaj ve dezavantaj sunmaktadır. Bunlardan en önemlisi, başka bir yakıt kaynağının mevcut enerji kaynaklarını büyük ölçüde artıracağıdır. Toryum yerkabuğunda kurşun kadar bol miktarda bulunuyor ve örneğin ABD'deki arz, uranyum yakıtları için gereken kapsamlı zenginleştirme olmadan ülkenin enerji ihtiyacını bin yıl boyunca karşılayabilir. Ek olarak, bazı toryum reaktör tasarımları mevcut basınçlı reaktörlerden daha az nükleer atık üretebiliyor ve üretilen atıklar, geleneksel yakıtlardan elde edilen izotoplardan çok daha hızlı bozunuyor.

Madalyonun diğer tarafında, toryumlu bir nükleer güç sistemi geliştirmek, pahalı bir test ve geliştirme safhası gerektirmektedir. Ayrıca, nükleer reaksiyonu başlatmak için itici güç olarak uranyum bazlı yakıtlara hâlâ ihtiyaç duyulacak, bu da hem toryum hem de uranyum altyapılarının korunması gerektiği anlamına geliyor.

Kavramsal Yanılgılar

Kalıcı bir yanılgı, toryumun nükleer silah yapımında kullanılamayacağı ve bu nedenle bu teknolojiden vazgeçildiğidir. Toryumun kendisi hakkında konuşuyorsak bu doğrudur, ancak ürettiği 233U nükleer mühimmatta kullanılabilir ve kullanılmıştır. 

Sonuç:

Önümüzdeki 10-20 yıl Toryum’un çok konuşulacağı bir dönem olacak. Çin’in ön aldığı ancak, ABD ve Avrupa’da da yürütülen çalışmalar sonuçlandığında dünya yeni ve neredeyse sınırsız bir elektrik enerjisi kaynağına kavuşmuş olacak. 

Ülkemiz dünyanın en stratejik elektrik kaynağı olacak maddenin dünya genelinde yaklaşık yarı rezervini topraklarında muhafaza ediyor. Sadece Balıkesir’de tespit edilen Toryum rezervleri Türkiye’nin 100 yıllık elektrik enerjisini sağlayabilecek seviyede, tamamının ise bize ilelebet yeterli olacağı değerlendirilmekte. Öte yandan, Toryum’un ayrıştırıldığı maden olan toryum oksit Nadir Toprak Elementlerinin bulunduğu ortamlarda ortaya çıkıyor ve nadir toprak elementlerinden ayrıştırılması gerekiyor, bahse konu 17 nadir toprak elementinin her biri ise ayrı birer hazinedir.

Kahramanımız Kızılmaske Fantom der ki; 

“İvedilikle ve süratle bilime yatırım yapmamız gerektiğine inanıyorum. Bilim ilk aşamada çok masraflıdır ancak zaman içerisindeki katma değeri ona ilk aşamada yapılan masrafın çok çok üzerinde olacaktır.”

Araştırmacı Yazar Raif BİLGİN
Araştırmacı Yazar Raif BİLGİN
Tüm Makaleler

  • 05.11.2023
  • Süre : 4 dk
  • 3778 kez okundu

Google Ads