logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
analiz-ve-raporlar

Rusya-Ukrayna Savaşı Nasıl Gidiyor (1)

Ukrayna, bağımsızlığını kazandı. Ukrayna, 1991'den beri bağımsız bir devlet olmasına rağmen, bağımsızlığını kazanan diğer Sovyet Cumhuriyetleri gibi Rusya tarafından etki alanının bir parçası olarak algılandı.

Arka Plan:

Rusya’da 1917 yılında gerçekleşen Ekim Devrimi sonrasında kurulan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)’ni oluşturan cumhuriyetlerden biri de Ukrayna SSC idi. Bu devletin sınırları, Kırım hariç bu günkü topraklarını kapsıyordu. Kendisi de Ukrayna kökenli olan Nikita Kruşçev, muhtemelen İkinci Dünya Savaşı sonrasında Almanlarla iş birliği yaptıkları gerekçesiyle Stalin tarafından Sibirya’ya sürülen ve bu sürgün sırasında çoğu ölen Ukraynalılara bir jest olsun diye SSCB Karadeniz filosuna ev sahipliği yapan Kırım'ı 1954 yılında Rusya SFSC'den Ukrayna SSC'sine devretti. Fakat 1991 yılında, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından hemen önce yapılan referandumla, Kırım özerk bir bölge haline getirildi.

Ukrayna’nın Bağımsızlığını Kazanması:

Aynı yıl içinde Ukrayna, bağımsızlığını kazandı. Ukrayna, 1991'den beri bağımsız bir devlet olmasına rağmen, bağımsızlığını kazanan diğer Sovyet Cumhuriyetleri gibi Rusya tarafından etki alanının bir parçası olarak algılandı. Kuzey komşusu Belarus, bu algıyı boşa çıkarmayarak Rusya ile yakın bir ilişki kurdu fakat Ukrayna, Batı ile yakın ilişkiler içerisinde bulunmayı tercih etti. Rusya, bu durumu her zaman kendisi için bir tehdit olarak gördü ve Kiev yönetimi Avrupa Birliği (AB) ile yakınlaşıp NATO’ya katılma çabası içine girince iki ülkenin arası açıldı.

Rusya-Ukrayna Savaşına Giden Süreç:

Bu durum günümüzde yaşanan Ukrayna-Rusya savaşının da en temel sebebidir. Rusya-Ukrayna savaşına giden süreç, Victor Yanukoviç’in 2010 yılında Başbakan Yulya Timeşenko’yu yenerek cumhurbaşkanı seçilmesi ile hız kazandı. Çünkü Yanukoviç’in cumhurbaşkanı seçilme süreci aynı zamanda ülkede, Rusya yanlısı nüfus ve Batı yanlısı nüfus arasındaki çatışmaların alevlenmesine ve bu durumdan yararlanan Rusya’nın Ukrayna topraklarının bir kısmını işgaline sebep oldu.

Turuncu Devrim ve Yanukoviç Kararlarının Etkileri:

Cumhurbaşkanı seçilince Rus yanlısı bir politika izleyen Yanukoviç, 1997-2002 yılları arasında Rusça konuşan nüfusun yoğun olduğu Donetsk Oblastı’nda vali olarak görev yapmıştı. Leonid Kuçma’nın cumhurbaşkanlığı döneminde başbakanlık görevine geldi. 2004 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday oldu ve ikinci tura yükseldi. Bu turda da seçimin galibi olduğu ilan edildi ancak seçim sahtekarlığı ve seçmene gözdağı verme iddiaları yüzünden ülkenin değişik yerlerinde protestolar başladı.

Turuncu Devrim olarak bilinen ve Batı tarafından finanse edilip yönlendirildiği iddia edilen bu protestolar üzerine Ukrayna Yüksek Mahkemesi, ikinci tur seçimlerinin yenilenmesine karar verdi. Yanukoviç, tekrarlanan seçimleri kaybetti. Buna rağmen, cumhurbaşkanı seçilen Yuşçenko döneminde 2006-2007 yıllarında yeniden başbakanlık yaptı.

Yanukoviç, 2010 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tekrar aday oldu. Bu seçimdeki rakibi, kendisinden sonra başbakanlık yapan Yulya Timeşenko idi. Yanukoviç, bu seçimi kazandı ve iktidara gelir gelmez Batı yanlısı politikalardan uzaklaşarak Rusya’ya yanaşmaya başladı. 21 Kasım 2013'te de Ukrayna ile Avrupa Birliği arasındaki Ortaklık Anlaşması'nın imzalanması hazırlıklarını askıya aldı.

Rusya-Ukrayna Savaşının Tohumları Artık Atılmıştır:

Bu karar, bugün yaşanan savaşı körükleyen olayların başlangıcı oldu. Çünkü, Batı yanlıları tarafından çok büyük tepkiyle karşılandı ve başta Kiev ile Lviv olmak üzere ülkenin değişik şehirlerinde binlerce insan Yanukoviç'in kararını protesto etmek için sokaklara çıktı. Bunun üzerine, Yanukoviç'i destekleyen kesimler ve Rusça konuşan azınlık grupları da karşı gösterilere başlayınca 1 Aralık 2013’ten itibaren protestolar ayaklanmaya dönüştü.

Kendi taraftarlarının desteğinden cesaret alan yönetim, 11 Aralık 2013'te polis güçlerini kullanarak Kiev'deki göstericilere büyük bir baskın gerçekleştirdi fakat göstericilerin direnci kırılamadı. Aksine, protestolar daha da şiddetlendi ve 2014 yılbaşı kutlamalarında binlerce Batı yanlısı insan, Yanukoviç'in kararını protesto etti. Rusya yanlıları da sokaklara çıkınca göstericiler arasında çatışmalar yaşandı.

Ocak ayında Ukrayna hükümeti, sokaklardaki muhalefeti susturmak için yeni yasalar çıkarılacağını açıklayınca göstericiler, bu yasaları "diktatörlük yasaları" ilan etti. Şubat ayında protestolar ve karşıt görüşlerdeki göstericiler arasındaki çatışmalar arttı. Ölü ve yaralı sayısının artması üzerine muhalefet, ateşkes çağrısında bulundu. Yanukoviç, önce bu çağrıyı reddetti fakat olaylar çığırından çıkınca 20 Şubat’ta ateşkes ilan etti.

Kırım Ukrayna’dan Koparılıyor:

Bu sırada Kırım'da başlayan gerginlik nedeniyle Rusya'dan bölgeye asker göndermesini istedi ve Rus birlikleri 22 ve 23 Şubat'ta Kırım'a girdi. Bunun üzerine Yanukoviç, 23 Şubat’ta meclis tarafından başkanlıktan azledildi. Hakkında tutuklama kararı çıkarılınca da Rusya'ya kaçtı. Yanukoviç’in kaçması ve hükümetin düşmesinden sonra bu sefer de Rus yanlısı Ukraynalılar ve Rus etnik kökenliler ayaklandılar.

Halk, Rus ve Batı yanlıları olarak iki ayrı kutba bölündü. Odessa, Harkiv, Donetsk, Lugansk gibi şehirlerde yoğun protestolar başladı. Donbass bölgesindeki protesto gösterileri, şubat ayında çatışmaya dönüştü. Rusya yanlısı ayrılıkçılar, resmi binaları ele geçirdiler. Bu sırada Kırım Parlamentosu, Kırım’ın Rusya’ya ilhakı için referandum yapma kararı aldı. Tatarların ve Ukraynalıların katılmadığı 16 Mart 2014'teki referandumun ardından Kırım, Rusya tarafından ilhak edildi.

Donetsk ve Lugansk da Koparılmaya Çalışılıyor:

11 Mayıs 2014'te de Donbas’ta yapılan halk oylamalarıyla Donetsk Halk Cumhuriyeti ve Lugansk Halk Cumhuriyeti ilan edildi. 26 Haziran'da ise Lugansk ve Donetsk Cumhuriyetleri birleşerek Halk Birliği Cumhuriyeti’ni kurdular. Bunun üzerine Ukrayna ordusu olaylara müdahale etti ve ayrılıkçılarla ordu arasında bir cephe hattı oluştu. 

Bu sırada, Ukrayna'da cumhurbaşkanlığı seçimleri yapıldı. Hükümet değişikliği, Rusya'nın Ukrayna'daki etkisini önemli ölçüde azalttı. Yeni hükûmet, önceleri Ukrayna Ordusunu geri planda tuttu. Ancak Mayıs ayı sonlarından itibaren Ukrayna Ordusu taarruza geçti ve sert çarpışmalar başladı. Temmuz başından itibaren Ukrayna Ordusu ayrılıkçıların elindeki Kramatorsk ve Sloviansk'ı geri almayı başardı.

Ağustos başında çatışmalar, Lugansk ile Donetsk'i birbirine bağlayan ana yol üzerinde şiddetlendi. Fakat Rusya’nın desteği artınca, ayrılıkçılar bazı kazanımlar elde etmeye başladılar. Taraflar arasında yaşanan çatışmalar, bir süre sonra karşılıklı savunma mevzileri kazılması ile bir durağanlık içine girdi. Bunun üzerine, 5 Eylül 2014’te Belarus'un başkenti Minsk'te Ukrayna ve Halk Birliği Cumhuriyeti (diğer adıyla Novorossiya) arasında ateşkes antlaşması imzalandı.

Geçici Anlaşmaya Varıldı:

Anlaşmalara göre Ukrayna, yerel yönetimlerin yetkilerini artıracak ve Donbas'a özel statü sağlayacaktı. Ayrılıkçılar ise Ukrayna-Rusya sınırının kontrolünü devlete geri verecekti. Fakat Eylül ayı sonlarında ateşkes bozuldu. Çatışmalar, Donetsk Havalimanı çevresinde ve Novoazovsk ile Mariupol arasında yoğunlaştı. Novoazovsk yeniden ayrılıkçıların eline geçti. Ukrayna Ordusu, Ocak 2015’te Donetsk Havalimanından da çekilmek zorunda kaldı. Ayrılıkçılar Mariupol'a saldırdılar. Amaçlarının Donetsk il sınırlarına kadar gitmekti.

12 Şubat 2015’te taraflar, Minsk II protokolü ile yeniden ateşkes konusunda anlaştılar. Minsk II Protokolü, Ukrayna'da anayasal reform yapılması, cephedeki ağır silahların cephe gerisine taşınması ve savaş esirlerinin salıverilmesi konularını içeriyordu. Ateşkes antlaşmasına rağmen çatışmalar Luhansk'ın bazı köyleri, Donetsk Havalimanı yakınları ve Shyrokyne civarında aralıkla devam etti.

2019 yılında Ukrayna’da yapılan seçimleri Zelenski kazandı. Zelenski 20 Mayıs 2019’da cumhurbaşkanı olarak yemin etti. Bu sırada Donbas bölgesinde hala çatışmalar yaşanıyordu. Bu çatışmalar 2019 yılı sonlarına kadar sürdü. 9 Aralık 2019'da Paris'te, Ukrayna, Rusya, Almanya ve Fransa devlet başkanlarının katılımıyla gerçekleşen “Normandiya Dörtlüsü Liderler Zirvesi” yapıldı. Bu zirvede tam ateşkes ve Minsk Anlaşması'na bağlılık vurgusu yapıldı. Bundan sonra çatışmalar azaldı fakat sona ermedi.  

Kapsamlı Ateşkes:

Bunun üzerine; Rusya, Ukrayna ve AGİT'ten oluşan Üçlü Temas Grubu 27 Temmuz 2020'den itibaren kapsamlı ateşkes kararı aldı. Bu ateşkese büyük oranda uyuldu fakat kesin bir anlaşmaya varılamadı. Çünkü topraklarının %7'sinden fazlasını kaybeden Ukrayna, bu durumu yasallaştıracak bir belgeye imza atmak istemiyordu. Ukrayna, Rusya’nın Donbas’a özel statü sağlanması talebini de bunun ülkeyi bölünmeye sürükleyeceğini ileri sürerek reddetti.

Rusya tarafından yapılan baskılara tek başına direnemeyeceğini düşünen Ukrayna, kendisine bir destek ve dayanak bulması gerektiğini daha iyi anladı. Bunu sağlayabilecek tek uluslararası savunma organizasyonu NATO idi. Bu sebeple Ukrayna, NATO’ya girme çabalarını artırdı. Bu kapsamda kamuoyuna yönelik açıklamalar yapan Zelenski, ülkesine NATO Üyeliği Hareket Planı verilmesi gerektiğini ve NATO'ya üye olmanın Donbas'taki savaşı bitirmek için tek çare olduğunu ilan etti.

NATO’yla Flört Rusya’yı Rahatsız Ediyor:

Bu çağrı bir karşılık buldu ve Ukrayna, 2020'de “NATO Genişletilmiş Fırsatlar Partneri” statüsü aldı. Bunun üzerine Ukrayna yönetimi, bir an önce üyelik görüşmelerini başlatmak için harekete geçti. Bu durum Rusya’yı da harekete geçirdi. Çünkü Rusya, Ukrayna'nın NATO'ya girmesini kendisi için tehdit olarak görüyordu. Bu sebeple Rus ordusu, 2021 yılında Ukrayna sınırına yığınak yapmaya başladı. Bu durum Donbas’taki çatışmaları yeniden şiddetlendirdi.

Rusya yanlısı ayrılıkçıların 26 Mart'ta dört Ukraynalı askeri öldürmesi bölgedeki krizi zirve noktasına çıkardı. Ukrayna ordusunun tedbirlerini artırması üzerine Rusya, sınıra ve Kırım'a asker yığınağını artırdı. Bu gelişmeleri yakından takip eden Ukrayna Genelkurmay Başkanı, 30 Mart'ta Ukrayna parlamentosunda yaptığı konuşmada, Rus ordusunun tatbikat bahanesiyle Ukrayna sınırının kuzeyi ve doğusu ile Kırım'a 28 tabur kadar birlik yığdığını söyledi.

Ruslar Ukrayna Sınırına Asker Yığmaya Başlıyor:

Rusya, buna "Rus ordusunun kendi takdirlerine göre ve kendi toprakları içinde hareket ettiği, bunun hiç kimseyi rahatsız etmemesi gerektiği" şeklinde cevap verdi. Bundan sonra hem Moskova hem de Kiev, Donbas bölgesi çevresine asker sevkiyatını artırdı. Rusya'nın, asker sevkiyatına AB ve ABD tepki gösterdi. Ukrayna'nın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün desteklendiği açıklandı. NATO Genel Sekreteri de İttifak'ın Ukrayna'nın egemenliği ve toprak bütünlüğünü desteklediğini söyledi.

(Devam Edecek)


Google Ads