Site İçi Arama

analiz-ve-raporlar

Rusya-Ukrayna Savaşını Kim Başlattı?

Putin tarafından, “Donbass bölgesine yönelik özel operasyon başlattıkları” şeklinde duyuruldu. Putin açıklamasında, “Ukraynalı askerler silahlarını bırakmalı. Dış müdahale olması durumunda derhal yanıt vereceğiz. Dökülen her kandan Ukrayna sorumlu.” dedi.

Ruslar Saldırıya Geçiyor:

Rus ordusu 23-24 Şubat gecesi sınırı geçerek Ukrayna topraklarına girdi. Karadan yapılan bu taarruzla eş güdümlü olarak Rus hava kuvvetleri ve topçu/füze birlikleri Ukrayna’nın askeri ve ekonomik altyapısına karşı saldırıya geçtiler.

Bu saldırı Putin tarafından, “Donbass bölgesine yönelik özel operasyon başlattıkları” şeklinde duyuruldu. Putin açıklamasında, “Ukraynalı askerler silahlarını bırakmalı. Dış müdahale olması durumunda derhal yanıt vereceğiz. Dökülen her kandan Ukrayna sorumlu.” dedi.

Rus saldırısı üzerine Ukrayna Dışişleri Bakanı, “Putin, Ukrayna’ya karşı topyekûn bir savaş başlattı. Ukrayna kendini savunacak ve kazanacak. Dünya Putin’i durdurabilir ve durdurmalıdır. Harekete geçme zamanı geldi.” dedi. Zelenski de Rus halkına hitap ederek şunları söyledi: “Ordunuz, bugün Rusya-Ukrayna sınırında duruyor. Putin, neredeyse iki yüz bin asker ve binlerce askeri araçtan oluşan ordunuza topraklarımıza girmelerini söyledi. Bu adım, Avrupa’da büyük bir savaşın başlangıcı olabilir.” 

NATO’nun Savaş Karşısındaki Tutumu:

Savaşın başladığı ilk gün, Ukraynalı yetkililer Rusya’ya karşı Batı’nın yardımını isterken NATO ise savaşın yayılacağı endişesine kapılmış gibi görünüyordu. Genel Sekreter, “Ukrayna’ya asker gönderme planımız yok, savaşın NATO topraklarına sıçramaması için savunma planlarımızı aktive ediyoruz. Rusya’yı askerî harekâtını derhal durdurmaya, Ukrayna içindeki ve çevresindeki tüm güçlerini geri çekmeye, uluslararası insancıl hukuka tam olarak uymaya ve ihtiyacı olan herkese güvenli ve engelsiz insani erişim ve yardıma izin vermeye çağırıyoruz. Rusya çok ağır bir ekonomik ve siyasi bedel ödeyecek. NATO, ilgili paydaşlar ve AB de dahil olmak üzere diğer uluslararası örgütlerle yakın iş birliği içinde olmaya devam edecektir. NATO, müttefiklerin güvenliğini ve savunmasını sağlamak için gerekli tüm önlemleri almaya devam edecektir. İttifak’ın doğu kısmına ek kara ve hava kuvvetlerinin yanı sıra ek deniz varlıkları yerleştiriyoruz. Güçlerimizin tüm olası durumlara yanıt verme hazırlığını artırdık. Kıtamızdaki barış bozulmuştur. Şu anda Avrupa’da savaş vardır. NATO’nun ana görevi tüm müttefikleri korumak ve savunmaktır. Yanlış hesaplara ve yanlış anlaşılmalara yer yoktur. Bir müttefike saldırı, tüm ittifaka yapılmış sayılacaktır.” açıklamasında bulundu.

Savaşın yayılması konusundaki aynı endişe Rusya yöneticilerinde de var gibi görünüyordu. Bu sebeple, saldırgan taraf olmalarına rağmen sorunları müzakereyle çözmeye hazır olduklarına dair açıklamalar yapıyorlardı. Örneğin Kremlin sözcüsü, belirli şartlar içerisinde Ukrayna yönetimi ile görüşebileceklerini belirterek, “Bu şartlar, tarafsızlık durumu ve silahların konuşlandırılmasının reddedilmesiyle ilgili. Putin, kırmızı çizgimiz olan sorunların çözülmesi için Ukrayna’dan ne bekleyeceğimiz konusundaki vizyonunu formüle etti. Bu şartlar, tarafsızlık durumu ve silahların konuşlandırılmasının reddedilmesiyle ilgili. Hedefler, Putin tarafından Ukrayna’nın silahsızlandırılması ve Nazizm’den arındırılması olarak tanımlandı. Her ikisi de ülkemiz ve halkımız için tehdit oluşturuyor. Zaman çerçevesi, sonuçlara ve ilerlemeye bağlı olacak ve Putin tarafından tanımlanacak.” dedi.

Rusya, Ukrayna’ya Bomba Yağdırırken Müzakere Kapısını da Açık Bırakıyor:

Putin ise yaptığının yanlış olduğunu bilen ama bunu yapmaya mecbur kaldığını söyleyerek suçunu mazur göstermeye çalışan çocuklar gibi, “Bize başka şekilde hareket etme şansı bırakmadılar. Rusya, küresel ekonominin bir parçası olarak kalmaya devam ediyor ve bu nedenle, onun parçası olarak kaldığı sürece kendimizi parçası hissettiğimiz bu sisteme zarar vermeyeceğiz.” dedi.

Bundan sonra taraflar birbirlerini savaşa sebep olmakla ve savaşta sivillere zarar vermekle suçlayarak ve kendilerinin barış yapmaya hazır olduğunu ifade ederek kendi ve dünya kamuoyuna yönelik propaganda savaşına başladılar. Batı’dan istediği fiili desteği alamayan ve Rus saldırganlığı ile baş edip edemeyeceğinden henüz emin olmayan Zelenski, her gün ısrarla barış masasına oturmak ve sorunları savaşa gerek kalmadan çözmek için çağrılarda bulundu.

Propaganda Savaşları:

Propaganda kapsamında yapılan diğer bir uygulama ise tarafların her gün karşı tarafa verdirdikleri zayiatları açıklamalarıydı. Rusya, Ukrayna’nın askeri alt yapısına ve Bayraktar SİHA dahil hava kuvvetlerine verdiği zarardan bahsederken Ukrayna’nın Ruslara verdirdiğini iddia ettiği zayiat hakkındaki açıklamalar daha detaylıydı. Günlük olarak Rusya’nın kaç askerinin, uçağının, helikopterinin, tankının ve zırhlı aracının etkisiz hale getirildiği açıklanıyordu.

Savaşın ilk günü, Ukrayna ordusunun cephelerde nasıl bir performans gösterdiği henüz bilinmiyordu. Hatta, bir cephe olduğu bile açık değildi. Ukrayna ordusunun hatlara bağlı bir savunmadan ziyade alana yayılan ve her aşamada Rus ordusuna verebildiği kadar zarar verip onu yıpratmaya çalışan bir konsept uyguladığı anlaşılıyordu. Muharebelerin en yoğun geçtiği yerler ise meskûn mahallerdi.

Çatışmalar Sivil Yerleşim Yerlerinde Yoğunlaşmaya Başlıyor:

Muharebeler meskûn mahal muharebesi ağırlıklı olunca meskûn mahallerin sivil yöneticileri ön plana çıkmaya başladı. Başta Kiev olmak üzere tüm belediye başkanları hem şehirlerinin altyapısının, gıda tedarikinin, ulaşımının ve sağlık hizmetlerinin aksamadan yürütülmesi ile hem de savunma için hazırlanması ve tahkim edilmesi ile ilgilenmeye başladılar. Birinci günün en önemli ve tüm dünyayı tedirgin eden gelişmesi ise Rus ordusunun Çernobil nükleer santralini ele geçirmesi oldu. Neyse ki santralde herhangi bir kaza yaşanmadı.

Birinci gün sona ererken harekatın detayları ve bu detaylara dair yorum ve değerlendirmeler de basın ve yayın organlarında yayınlanmaya başlandı. Bu yorumlara göre Rus harekâtı, Ukrayna’nın doğusundaki ayrılıkçı bölgelerle sınırlı, mahdut hedefli bir hibrit savaş faaliyetinin çok ötesindeydi. Ukrayna’ya, birçok eksenden taarruz edilmişti. Harekatın geneline bakıldığında, İngilizlerin 17 Şubat’ta yayınladıkları plan ile büyük oranda örtüştüğü görülüyordu.

Rus yetkililerin açıklamalarına göre Rusların siyasi hedefi, Ukrayna’nın kritik bölgelerini ele geçirmek ve Kiev’de hükümet değişikliği yapmaktı. Ancak batılı yorumculara göre Rus ordusu, Putin’in Temmuz 2021 tarihli makalesinde vurgulanan jeopolitik düşünceyi, yani Belarus-Ukrayna ve Rusya’yı siyasi birlik içinde gören irredendist siyaseti askeri vasıtalar ile gerçekleştirmek üzere harekete geçmişti.

Savaşın Askeri Boyutu:

Savaşın harekât boyutuna bakıldığında ise Rus Genelkurmayı’nın yüksek ateş gücüne dayanan bir harekât tasarısını benimsediği anlaşılıyordu. Bu çerçevede, balistik füzeler ve seyir füzeleri ile çok namlulu roketatar (ÇNRA) sistemleri yoğun şekilde kullanılıyordu. Rusya Silahlı Kuvvetleri’nin, ağırlıklı olarak, Ukrayna’nın kritik askeri altyapısına, özellikle de havaalanlarına ve hava üslerine yöneldiği anlaşılıyordu. Ayrıca, komuta-kontrol merkezleri, önemli birliklerin karargahları, radar altyapısı ve hava savunma silah sistemleri hedef alınıyordu.

Havalimanları ve hava üslerine yönelik taarruzun maksadının, pistlerin kullanılamaz hale getirilmesi suretiyle, Ukrayna’nın hava gücünün yerde tutulması ve Ukrayna yönetiminin dış dünya ile bağlantısının kesilmesi olduğu değerlendiriliyordu. Yüksek ateş gücü kullanılmasının ve ateşin önemli birlikler ile meskûn mahallere de kaydırılmasının bir diğer amacı da ordusunun moral motivasyonunun bozularak mukavemetinin kırılmasıydı.

Zaten, savaş öncesinde de Ukrayna Silahlı Kuvvetleri personelinin cep telefonlarına, Rusya’nın ülkeyi işgal edeceğine ve direnmemeleri gerektiğine ilişkin mesajlar gönderilmişti. Söz konusu psikolojik harp faaliyetinde, GSM ağında karıştırma yapabilen Rus elektronik harp sistemlerinin kullanıldığı iddia ediliyordu.

Harekatın Gelişimi

Yoğun hava bombardımanı ve topçu/füze atışları ile koordineli olarak Ukrayna’ya giren Rus kara kuvvetlerinin önemli bir bölümü, Belarus topraklarından hareket etmişti. Veriler, Termobarik ÇNRA dahil birçok ağır silahın da Belarus sektöründe hareket halinde olduğunu gösteriyordu.

Rus ordusunun taarruz ettiği diğer bir bölge de Harkiv bölgesiydi. Buradaki birlikler, şehir merkezini ablukaya alacak şekilde kontrol noktaları oluşturmuştu. Harkiv, Ukrayna demiryolu altyapısı için kilit konumdadır. Söz konusu yerleşimin çatışmanın daha başında ele geçirilmeye çalışılması, işgalin derinleştirileceğine ilişkin ciddi bir emareydi.

İşgalin derinleştirilebileceğine ilişkin bir diğer emare de ayaklanmalara karşı koyma ihtisas birliği olan Rus Milli Muhafızlarının geniş bir cephede yığınağa dahil edilmiş olmasıydı. Hava indirme birliği VDV, Rus ordusu içinde muharip kapasitesi en yüksek birlikti ve herhangi bir kuvvetin muharebe kuruluşuna dahil değildi.

Güney cephesinde ise Kırım’daki birliklerin taarruzu sonucunda Ruslar, daha ilk gün Dinyeper Nehri’ni aştı ve Herson bölgesinin kontrolünü ele geçirdi. Söz konusu bölge, Kırım Yarımadası’na su verilebilmesi açısından stratejik öneme sahipti.

Ruslar Azov Bölgesine Çıkarma Yapıyor:

25 Şubat’ta Ukrayna’nın güneyindeki Azov bölgesinde gerçekleştirilen deniz çıkarması sonucu Rus askeri birliklerin Melitopol şehrine girdi. Ruslar, Odessa açıklarındaki Zmeynıy (Yılan) Adası’nı da ele geçirdi. Fakat Konotop yakınlarındaki Rus birliklerinin ilerlemesi Ukrayna ordusu tarafından durduruldu. Kuzeyden ilerleyen Rus birlikleri de Harkiv yakınlarında durduruldu ve olası bir taarruza karşı Kiev’e yeni birlikler kaydırıldı.

Ruslar sahada ilerlerken uluslararası alanda daha fazla yaptırımla yüz yüze gelmeye devam ettiler. 26 Şubat’ta Polonya, Çek Cumhuriyeti, Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Slovenya, Romanya ve İngiltere hava sahasını Rusya’ya kapattı. Ayrıca, Avrupa ülkeleri Rusya’yı, SWIFT’den çıkarmayı kabul etti

Basın organları çatışma bölgelerine giremediğinden cephedeki gelişmeler hakkındaki bilgiler, iki taraf yetkililerinin yaptığı açıklamalar ve daha çok cephede muharebe eden Ukraynalı askerlerin ve gönüllülerin cep telefonları ile çekip sosyal medyada yayınladıkları videolardan öğrenilebiliyordu.

Buna göre Rus birlikleri Harkiv ve Donbas bölgelerinde bazı yerleşim yerlerini ve havaalanları ele geçirmiş, Bayraktar TB-2 insansız hava araçları ve Ukrayna pilotları Rusya birliklerine yakıt ve cephane getiren bir treni imha etmiş ve Kiev gece boyunca bombardımana tutulmuştu.

Rusya, Kiev müzakere teklifini reddettiği için bu bombardımanların ve askeri operasyonların genişleteceğini duyurdu. Kiev buna, ateşkes müzakerelerini reddetmediği, sadece Moskova'nın ültimatomunu kabul etmediği şeklinde cevap verdi. Kiev, saldırıların Karadeniz sahillerinden Odesa bölgesine doğru da yayılacağından endişe ediyor olmalı ki Zelenskiy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşerek Rus savaş gemilerinin boğazlardan Karadeniz’e geçmesinin yasaklanmasının çok önemli olduğunu söyledi.

Savaş öncesinde Rusların birkaç gün içinde Ukrayna’ya diz çöktüreceğine dair yorumlar yapılmasına rağmen savaşın dördüncü gününe girildiğinde henüz bunu teyit eder bir gelişme ortaya çıkmamıştı. Ancak hala Rus ordusunun yakın zaman içinde hedeflerine ulaşabileceğini düşünenler çoğunluktaydı. Ukrayna devlet başkanının açıklamaları da Ukrayna’nın bundan korktuğunu gösteriyordu. Çünkü görüşmelerin Belarus’ta yapılmasına karşı çıkan Zelenski, 27 Şubat’ta Rus heyetiyle Belarus sınırında, ön koşulsuz görüşme yapılacağını açıkladı.

Putin Nükleer Silah Kullanımını Gündeme Getiriyor:

Putin ise hala başarıdan şüphe etmiyor fakat Ukrayna’ya yapılan yardımlar ve NATO’nun yaptığı açıklamalardan endişelendiği anlaşılıyordu. Bu sebeple Putin, ülkesinin caydırıcılığını artırmak için nükleer silah kartını masaya koydu ve “NATO ülkelerinin saldırgan açıklamaları nedeniyle nükleer caydırıcı güçlerin özel savaş durumuna geçmesini emrettiğini” açıkladı.

Bunda, işlerin planlandığı gibi gitmemesinin etkisi olduğunu gösteren işaretler de vardı. Örneğin Rus kuvvetleri, Azak Denizi’ndeki Berdyansk Limanı’nı gece ele geçirmiş, Harkiv bölgesinde de 52 kilometre ilerlemiş fakat Ukrayna ordusu, Harkiv’e giren Rus birliklerini geri atmıştı. Ukrayna, Rusya üzerinde uluslararası arenada da baskı kurmaya çalışıyordu. Bu kapsamda Lahey’deki BM Uluslararası Adalet Divanı’nda Rusya’ya dava açtı.

28 Şubat’ta ise Zelenskiy, Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne üyelik belgesi başvurusunu imzaladı. Rusya ile yapılan görüşmelere de devam edildi fakat yapılan görüşmelerden bir sonuç alınamadı. Fransa gibi bazı ülkeler de savaşın sonlandırılması için Rusya ile görüşüyor fakat bu görüşmeler de Rus talepleri yüzünden bir sonuç vermiyordu. Örneğin Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile yaptığı telefon görüşmesinde Putin, savaşı sona erdirmek için Rusya’nın Kırım üzerindeki egemenliğinin tanınması, Ukrayna’nın askerden arındırılması ve Ukrayna’ya tarafsızlık statüsü sağlanmasını ileri sürdü.

Rus Taarruzları Kesintisiz Devam Ediyor:

Askeri harekata bakıldığında ise; Rusya kuzeyden de taarruz etmekle birlikte esas önem verdiği bölgenin Azak Denizi çevresi olduğu anlaşılıyordu. Kırım ve Donbas’ta kurulan yönetimlerin hâkim olduğu bölgeleri birleştirerek tüm Azak kıyılarına hâkim olmaya çalışıyorlardı. Bu kapsamda, 1 Mart’ta Rus güçleri, liman şehri Berdyansk’taki tüm kamu binalarının kontrolünü ele geçirdi ve Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna’nın artık Azak Denizi’ne erişimi olmadığını söyledi.

Fakat diğer bölgelerde işler, Ruslar açısından iyi gitmiyor gibiydi. 2 Mart’ta Ukrayna ordusu, Kiev bölgesindeki Makariv kasabasını Rus işgalcilerinden kurtararak mevzilerini güvence altına aldı. Rus mekanize birlikleri Harkiv şehrinin kuzeydoğu ve kuzey kesimlerinden saldırı girişiminde bulundu fakat geri püskürtüldü.

Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı, Rus güçlerinin kuzey ve kuzeybatıdan Kiev’e doğru ilerlemeye çalıştığını bildirdi. Kiev'e giden Rus birlikleri, Ukrayna, Rusya ve Belarus arasındaki Senkivka'dan sınırı geçerek Ukrayna'ya girmişti. Rus askerleri kuzeyden başkent Kiev'e doğru ilerliyordu. Şehrin kuzeyinde 65 kilometreye yakın bir konvoy oluşturan Rus araçlarının ilerleyişi, bozulan araçlar nedeniyle aksıyordu. Bazı Rus zırhlı birlikleri ise Çernihiv'e doğru ilerliyordu. İkinci ve daha hızlı bir ilerleme, Dinyeper Nehri'nin batısında Çernobil üzerinden geldi. Kiev'in kuzeyi ve batısındaki geniş bir alanın kontrolünü ele geçirdi.

2 Mart’ta diğer bölgelerde de çatışmaların şiddeti arttı. Bir Rus paraşüt birliği Harkiv’e indi. Sumi çevresinde çatışmalar yoğunlaştı. Mariupol belediye başkanı, Rus birliklerinin şehri kuşattığını açıkladı. Rusların, Mariupol'dan doğuya yapılan bir ilerleme sayesinde Kırım ile Donetsk ve Luhansk arasında bir kara köprüsü oluşturmaya çalışıyorlardı.

2 Mart 2022 İtibariyle Durum:

Rus hava kuvvetleri de Ukrayna’nın değişik şehirlerine ve cephedeki askeri birliklerine taarruz ediyordu. Hava üstünlüğünün Rusya’da olmasının olumsuz sonuçlarını anlayan Ukrayna, uluslararası topluma Ukrayna hava sahasını kapatmaları, eğer bu yapılamayacaksa Ukrayna’ya uçak göndermeleri çağrısında bulundu.

(Devam Edecek)

Dr. Mehmet ÇANLI
Dr. Mehmet ÇANLI
Tüm Makaleler

  • 19.04.2022
  • Süre : 6 dk
  • 1220 kez okundu

Google Ads