Site İçi Arama

analiz-ve-raporlar

Şehirleri Seller Basıyor. Yağmur Sularından Kim Sorumlu?

Özellikle iklim değişikliği Türkiye özelinde birçok kentin yağış rejiminde düzensizlikleri de beraberinde getirmiştir. Buna bağlı olarak da bir kentin belirli bir dönemde alması gereken yağışın çok kısa sürede ve ani bir şekilde düşmesi neticesinde altyapı tesisleri bu yoğunluğu kaldıramayacak duruma gelmiştir.

Türkiye’de, kent nüfusunun hızla artması ve yerleşim alanlarının genişlemesi, iklim değişikliği, artan kirlilik gibi hususlar, su ve atıksu yönetimi ile yağmur suyu uzaklaştırılması gibi bazı hizmetlerin sunumunun yasal ve kurumsal açıdan yeniden ele alınmasını gerekli kılmaktadır. 

Özellikle iklim değişikliği Türkiye özelinde birçok kentin yağış rejiminde düzensizlikleri de beraberinde getirmiştir. Buna bağlı olarak da bir kentin belirli bir dönemde alması gereken yağışın çok kısa sürede ve ani bir şekilde düşmesi neticesinde altyapı tesisleri bu yoğunluğu kaldıramayacak duruma gelmiştir. Birçok büyükşehir belediyesinde ve özellikle de kentsel alanlarda sel felaketlerinin sıklıkla yaşanmaya başlanmıştır. Bu sebeple özellikle büyükşehir belediyelerinde yağmur sularının yönetilmesi ile ilgili yerel mevzuattaki belirsizliklerin ortadan kaldırılması da önemli ve öncelikli bir hale gelmiştir. 

Yağmur sularını uzaklaştırma SU-Kİ’lerin görevi mi?

Yerel mevzuat özelinde ise, 2560 sayılı Kanuna göre “yağmur sularının uzaklaştırılması” görevinin su ve kanalizasyon idarelerince ifa edileceği hükme bağlanmıştır. Öte yandan bu amaçla yapılan bütün yatırımların maliyetinin ise yine aynı mevzuat kapsamında “ilgili belediyelerden” karşılanması gerektiği de bir “şart” şeklinde düzenlenmiştir. Ancak iki kademeli büyükşehir yönetim modelinde ise “ilgili belediyelerin” ilçe belediyesi mi, yoksa büyükşehir belediyesi mi olacağı hususunda bir açıklık bulunmamaktadır. Uygulamada ise yağmur sularının uzaklaştırılması maliyetinin kimi idarelerce ilçe belediyelerinden, kimi idarelerce de büyükşehir belediyesinden alındığı, hatta bazı idareler tarafından ilçe belediyesi ve büyükşehir belediyesinin sorumluluk alanlarının tasnifine giderek yağmur sularının uzaklaştırılması maliyetinin bu ayrıma istinaden her iki idareden de alındığı tespit edilmiştir.

 

Ayrık sistem ihtiyacı artıyor 

Yağış rejimindeki değişikliklerle son dönemde daha da önemli hale gelen yağmur sularının uzaklaştırılması birçok kentte yağmur suyu için ayrı bir iletim sistemi yapılması gereğini ortaya çıkartmıştır.

Yağmur sularının uzaklaştırılması konusunda, mevzuat uyarınca zorunlu bir hal alan “ayrık sistem” uygulamasının büyükşehir belediyelerinde ne düzeyde gerçekleştiği önemlidir.  Anılan konuda Türkiye Su Enstitüsü’nün 2022 yılında yapmış olduğu “Büyükşehir Su ve Kanalizasyon İdareleri Arasında Mukayeseli Değerlendirme Çalışması”nda 24 su ve kanalizasyon idaresi tarafından paylaşılan veriler  ışığında 7 su ve kanalizasyon idaresinde tamamen ayrık sisteme geçildiği ifade edilmiş olup; 24 idare arasında ortalama ayrık sistem oranının %59 olduğu kaydedilmiştir (SUEN, 2022: 129). Geçmiş yılların verileri ile kıyaslandığında bu alanda önemli bir ilerlemenin kaydedilmediği gözlenmektedir.

Ayrıca 6360 sayılı Kanun ile il mülki sınırı kapsamında hizmet sunumu da esas alındığında anılan oranın 24 büyükşehir belediyesinin il mülki sınırı kapsamındaki oranı olup olmadığı noktasında bir bilgi verilmemiştir. Bütün bu açıklamalar çerçevesinde; “ayrık sistem” uygulamasının hâlihazırda yetersiz olduğu ortaya çıkmıştır. 

Ayrıca yetkili idarelerin yağmur sularının uzaklaştırılması için ayırdıkları kaynakların bütçe giderine olan oranının ise hayli düşük olduğu, bu çerçevede stratejik dokümanlarda ve bütçe içerisinde söz konusu görevin ifasına yeterince önem verilmediği görülmektedir. 

Bu açıklamalar bu konuda yapılacak çok iş olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Belirsizlik sürerse hizmet aksar 

Bu konuda verilecek olan hizmetin aksaması için finansman modeli yaratılmasının yanı sıra görev ve sorumluluk konusundaki belirsizliğin de bir an önce açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. 

Bu konuda yapılan akademik çalışmalarda aşağıdaki açıklamalar yer almaktadır (Alıcı 2020). 

“1981 yılında yürürlüğe giren 2560 sayılı Kanunda yağmur sularının uzaklaştırılması görevi su ve kanalizasyon idarelerine verilmiştir. Ancak yapılan yatırımların bedelinin ise ilgili belediyelerden alınması hükme bağlansa da zaman içerisinde “ilgili belediyelerin” ilçe belediyesi mi büyükşehir belediyesi mi yoksa her ikisi mi olacağı noktasında tereddütler hâsıl olmuştur. İçişleri Bakanlığı, vermiş olduğu görüşte “ilgili belediyelerin” ilçe belediyesi olduğu kanaatine varmıştır. Ancak daha sonra idari yargı mercileri, ilgili belediyenin altyapıdan sorumlu olan büyükşehir belediyeleri olduğuna hükmetmiştir. İçişleri Bakanlığı da bu içtihata göre görüşünü değiştirmiştir. Sayıştay Başkanlığının ise aynı zamanda ve konuda yapmış olduğu denetimlerde iki farklı kanaate varıldığı tespit edilmiştir. 2016 yılı özelinde bir denetim raporunda ilgili belediyenin ilçe belediyesi olduğu kanaatine varılırken, bir diğer raporda ilgili belediyenin büyükşehir belediyesi olduğu belirtilmiştir. Oysa uygulamada ise ilçe belediyesi, büyükşehir belediyesi veya her ikisinin su ve kanalizasyon idarelerince muhatap alındığı da tespit edilmiştir. Sayıştay Başkanlığı daha sonra idari yargı mercilerinin kararına istinaden yağmur sularının uzaklaştırılmasında büyükşehir belediyelerini ilgili belediye olarak sorumlu tutmuştur. Öte yandan su ve kanalizasyon idareleri özelinde Sayıştay’ın yaptığı denetimlerde, ağırlıklı olarak yağmur sularının uzaklaştırılması ile derelerin ıslahı noktasında yapılan giderlerin bir bütün olarak değerlendirdiği de görülmüştür”

Son olarak   Çevre, Şehircilik Ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü’nün bu konuda 6 12 2022 tarihli görüş yazısında ;

“Büyükşehir belediyesi sınırları içinde; su, kanalizasyon (atıksu), derelerin ıslahı ve yağmur suyunun uzaklaştırılması hususunda her türlü hizmeti yürütmek, bunlar için gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek büyükşehir belediyeleri ile su ve kanalizasyon idarelerinin görevleri arasında olduğu, bu konuda ilçe belediyelerinin herhangi bir görev, yetki ve sorumluluğu bulunmadığı, Su ve Kanalizasyon İdareleri ve Büyükşehir Belediyelerinin görevlerinin kanunda açıkça zikredildiği, bu kapsamda alt yapı hizmetleri ve yağmur sularının uzaklaştırılmasına ilişkin görevlerin sırasıyla Büyükşehir Belediyesi ile Su ve Kanalizasyon İdarelerinde olduğu,

Öte yandan, 2560 sayılı Kanunun 25 inci maddesinde yer alan “ilgili belediyeler” ibaresi bakımından Kanunla kendisine herhangi bir görev verilmeyen büyükşehir ilçe belediyelerinin sorumlu tutulmasının mümkün olmayacağı değerlendirilmektedir.” denmiştir.

Bu görüşler değerlendirildiğinde yağmur sularının uzaklaştırılması konusunda 2560 sayılı Kanunda yer alan “ilgili belediye” lafzının karşılığındaki belirsizliğin ilgili makamların görüşleri ve yargı kararları doğrultusunda kısmen giderildiği görülmektedir. Ancak “idari faaliyetlerin belirliliği” ilkesi gereğince 2560 sayılı Kanunda yer alan ve tereddüde sebep olan hususların bir de yasal düzenleme ile açıklığa kavuşturulması faydalı olacaktır. 

DSİ ile Büyükşehir Belediyesi arasında derelerin ıslahı belirsizliği 

Diğer taraftan DSİ’nin ve büyükşehir belediyesinin özel mevzuatında “derelerin ıslahı” görevi her iki idareye de verilmiş bir görevdir. Bu görev örtüşmesi, hizmetin ifasında gecikmeye veya kayıtsızlığa sebebiyet verebileceği gibi aynı anda ve yerde farklı tüzel kişiliklerce aynı görevin yapılabileceği sonucunu da ortaya çıkarmaktadır. 

 6200 sayılı DSİ Kanunu'nun ikinci maddesinde DSİ'nin görev ve salahiyetleri: Taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmek, akarsularda ıslahat yapmak ve icap edenleri seyrü-sefer haline getirmek; yukarıda tekrar edilenleri, tesislerin çalıştırılma bakım ve onarımları dahil işletmelerini sağlamak, yukarıdaki fıkralarda yazılı işler olmak üzere tecrübe, istatistik, araştırma ve her türlü istikrat işlerini yapmak ve ezcümle toprağın cins ve karakterini yetiştirilecek mamul ve zirai iktisadi faydaları, yukarıda yazılı işlerin her türlü etüt ve projelerini yapmak, umum müdürlüğü yaptığı yada tesislerden işletmelerini bizzat işlemelerini sağlamak üzere işletmeler kurmak" şeklinde tanımlanmıştır.

5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu'nda derelerin ıslahı ile ilgili 7. maddesinin 'r' bendinde ise bu konu: "Su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, bunun için gerekli barajları ve gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak ve işletmek; derelerin ıslahını yapmak” şeklinde yer almaktadır. 

 

Aslında çok belirgin kanuni bir dayanak olmaksızın derelerin ıslahı görevi su ve kanalizasyon idarelerince gerçekleştirilen fiili bir görev haline gelmektedir.  Bu görevin su ve kanalizasyon idaresinin yönetimi altında toplanması gerektiği yönündeki kanaatin giderek yaygınlaştığı görülmektedir.

Ancak "Büyükşehir Belediyesi'nin sınırları 6360 sayılı yasayla tüm il sınırlarını kapsayacak şekilde genişletildikten sonra belediyelerin hizmet alanı çok genişlemiştir. Bu nedenle birçok büyükşehrin bu hizmeti mevcut imkân ve kabiliyetle sürdürebilmesi çok zorlaşmıştır. Bu nedenle bu konunun da yetki karmaşası yaratmayacak şekilde ele alınarak çözülmesi gerekmektedir.

Tek elden planlama ve uygulama gerekli 

Su temini şehir şebekeleri, atık su, yağmursularının uzaklaştırılması ile derelerin ıslahı görevinin Büyükşehir Belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerince tek elden  planlanması, inşa edilmesi, işletilmesi ve onarılması halinde bu iş ve işlemler bir bütünlük içerisinde gerçekleştirilebilecektir. 

 Nitekim bu konuda hiçbir yetki karmaşasına izin vermeyecek şekilde yapılacak  bir yasal düzenleme ile  birçok altyapı  hizmetinin  aynı kurum tarafından entegre bir şekilde planlanması ve inşası sonucunda; yatırım maliyetleri azalacak, böylece kamu kaynakları daha  ekonomik ve verimli bir şekilde kullanılmış olacaktır. 

Söz konusu altyapı hizmetlerinin su ve kanalizasyon idarelerince tek elden yönetilmesi yönünde bir düzenlemenin yapılması halinde, genel bütçe vergi gelirleri üzerinden aktarılan mevcut payın artırılması yoluna gidilebilmesi de mümkün olabilecektir. 

Sonuç olarak su ve atıksu yönetimi üzerindeki iklim değişikliği, kirlilik, nüfus artışı ve kentlere göç baskıları sürmektedir. Yönetimin karşı karşıya kalacağı belirsizlikler artmaktadır. Bu nedenle gerek ilgili kurumlar arasındaki görev ve yetki çakışmaları, gerekse kurumsal altyapı yetersizlikleri, hizmetin etkili ve verimli olarak yerine getirilmesini engellemektedir. 

Bu durumu ortadan kaldırmaya yönelik yasal düzenlemelerin ve kurumsal kapasite geliştirme çalışmalarının hızla yapılmasında büyük faydalar bulunmaktadır. 

Kaynaklar 

Alıcı V.O, Işıldaklı B. (2020) Büyükşehir Belediyelerinde Yağmur Sularının Uzaklaştırılması Görevi Journal of International Management, Educational and Economics Perspectives 8 (2) (2020) 125–139

SU-EN (2022) Büyükşehir Su ve Kanalizasyon İdareleri arasında Mukayeseli Performans Değerlendirmesi Haziran 2022. İstanbul 

 

Araştırmacı Yazar ve Akademisyen  Dursun YILDIZ
Araştırmacı Yazar ve Akademisyen Dursun YILDIZ
Tüm Makaleler

  • 05.01.2023
  • Süre : 5 dk
  • 1251 kez okundu

Google Ads