Site İçi Arama

analiz-ve-raporlar

Su’yun kamu hizmeti olarak verilmesi zorlaşıyor. Tehlikenin farkında mıyız?

Son dönemde içme ve kullanma suyu bedeli, gerek seçimlerin öncesinde verilen indirim vaatlerinde gerekse daha sonra su bedelinin arttırılması ihtiyacı ortaya çıktığında popülist politikaların ve günlük siyasi polemiklerin konusu haline geldi.

Su, tarih boyunca canlılar için en yaşamsal doğal kaynak oldu. Su yoksa hayat da yok. İklim değişikliği, nüfus artışı, kirlilik, göç, gün geçtikçe suyun teminini zora sokuyor. Ankara, İstanbul, İzmir’in yakın çevresindeki sular artık yetmiyor.  Bu illerimize diğer illerin su havzalarından, yüzlerce kilometre uzaktan su transferi yapılıyor. 

Su yönetiminin işi suyun çeşmeye getirilmesi ile de bitmiyor. Atık suyun arıtılıp tekrar kullanılması veya doğaya temiz bırakılması lazım. Tüm bunların su yönetimine bir maliyeti var. Belediyeler çoğu zaman bu maliyetin tümünü tüketiciye yansıtmıyor. Bu, su temini gibi yaşamsal bir hizmetin tüm kesimlere ulaşabilmesi için doğru ve anlaşılabilir bir politika.

Ancak son dönemde içme ve kullanma suyu bedeli, gerek seçimlerin öncesinde verilen indirim vaatlerinde gerekse daha sonra su bedelinin arttırılması ihtiyacı ortaya çıktığında popülist politikaların ve günlük siyasi polemiklerin konusu haline geldi. 

Suyun sürdürülebilir temini zorlaşıyor 

Bize göre su bir insan hakkı hatta canlı hakkıdır. Öncelikle her insanın temiz, yeterli, sağlıklı suya, ödenebilir bir bedelle sürekli olarak ulaşmasının sağlanması şarttır. Hatta sosyal yardıma muhtaç ailelere yeterli miktardaki su bedelsiz sağlanmalıdır. Ancak burada sağlanan su hizmetlerinin sürekliliği çok önemlidir. Çünkü suyun geleceği belirsizleşiyor. Su temini ve atıksu arıtma hizmetlerinin girdi maliyetleri hızla artınca su yönetimleri çaresiz kalıyor. Su bedelleri de gündelik siyasi polemik konusu oluyor. Suyu en uygun şartlarla sürekli olarak sağlamak gittikçe zorlaşıyor. Su yönetimi bu zorlukları dikkate alarak yeni plan ve programlar yapmalıdır.

Özetle; günümüzde suyun ekonomik, sosyal ve ekolojik olarak sürdürülebilir yönetimi çok önemli bir konu haline gelmiştir. Burada su temini ve çevre sağlığı konusunda kamu hizmeti veren kurumların verimsiz hantal işletmelere dönüşmemesi gerekir. Bu nedenle Büyükşehirlerin Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüklerinin bu hizmetin kamu hizmeti anlayışıyla sürekliliğini sağlamaları için, çok verimli, dinamik, yeniliklere açık bir kurumsal altyapı ve yenilikçi su yönetimi anlayışı oluşturmalarına ihtiyaç bulunmaktadır.  

Ancak bunu yap(a)mayan  yerel yönetimler, kendi aşırı yüksek maliyetleri, kurumsal altyapı eksiklikleri  nedeniyle su bedeli tayininde toplumcu gerçekçi sürdürülebilir politikalar uygulamakta  zorlanmaktadır. Su bedeli zaman zaman belediyenin diğer alanlardaki sıcak para ihtiyacını da karşılamak üzere yüksek tespit edilmekte çoğu zaman da seçim öncesinin popülist politikaları kapsamında plansız programsız düşürülmektedir. Ancak yoksul kesimin faydalanacağı sonuçlar yaratması beklenerek uygulanan bu seçime endeksli politikalardan da beklenen fayda sağlanamamaktadır. 

Su Hizmetleri Yönetimi gelecek planı yapmalı 

Belediyelerin su bedelleri üzerinde yaptıkları popülist indirimler ve plansızlık, verimsizlik sonucu kronik hale gelen yüksek maliyetler, sonunda yoksul kesimlere daha yüksek su bedelleri olarak geri dönmekte ve ayrıca ekosistem dengesinin bozulmasına da neden olarak çevre sağlığını da tehdit etmektedir. Birçok ilimizde bu hizmetin sunulduğu orta ve yüksek gelir düzeyine sahip kesimlerin su ve çevre sağlığı hizmet bedellerini ödeyebilme gücü vardır. Bu bedellerin yoksul kesimler tarafından da ödenebilir olması hususu, yerel yönetimlerce kademeli su bedeli uygulaması ile çözülmeye çalışılmaktadır. Ancak su bedellerinin belirlenmesinde yoksul kesimlerin sosyo-ekonomik durumlarını hane ölçeğinde detaylı olarak tespit eden istatistiksel veri analizi metotları kullanarak yapılması daha uygun görünmektedir. Bu veriler kullanılarak, suyun kısmen bedelsiz veya en düşük bedelle temin edileceği kesimlerin daha doğru belirlenmesi ve yoksul kesimlerin yeterli miktarda su kullanma hakkına sahip olması mümkün olacaktır. 

İçme ve kullanma suyu bedeli üzerinden popülizm yapılırsa, suyun kamu hizmeti olarak temini politikaları çok zorlanır. Bunun zararını tüm toplum ve yaşadığımız doğal çevre görür. 

Suyu topluma kamu hizmeti anlayışı ile temin etmeye ve doğal çevremizi korumaya devam etmeliyiz. Bunun için yenilikçi-toplumcu-gerçekçi, şeffaf, katılımcı politikalara ve teknoloji destekli, verimli, dinamik kurumsal yapılara ihtiyacımız var. Su üzerinde artan birçok baskı var. Bunlara bir de popülist, günlük siyasi faydacı politikaların eklenmemesi gerekir. Aksi taktirde bu politikaların özellikle gelir düzeyi düşük kesimler ve doğal çevremiz için orta vadedeki bedeli ağır olacaktır.  

Araştırmacı Yazar ve Akademisyen  Dursun YILDIZ
Araştırmacı Yazar ve Akademisyen Dursun YILDIZ
Tüm Makaleler

  • 04.11.2022
  • Süre : 4 dk
  • 945 kez okundu

Google Ads