Site İçi Arama

analiz-ve-raporlar

Türk Piyadesinin Öncelikle İhtiyaç Duyduğu Silah Ailesi Nedir?

Günümüz savaşları derinlemesine incelenirse, güdümsüz mühimmatların ezici bir çoğunluğunun hedeflerini vuramadığı, ıskaladığı görülecektir.

Piyadenin Geleneksel Silahları:

  • Tabancalar
  • Pompalı tüfekler.
  • Hafif Makineli Silah ve Kişisel Savunma Silahları
  • Piyade Tüfekleri.
  • Keskin Nişancı Ve Anti-Materyal Tüfekleri.
  • Makineli Tüfekler.
  • Tanksavarlar
  • Sabit Mevzi ve Tüfek Altı Bomba Atarlar.

Bu yazımla; piyade silahlarından özellikle Tanksavar konusuna eğilmek, Rusya-Ukrayna Savaşından alınan dersler kapsamında, Türk Ordusunda piyade sınıfının harekât isterlerinin başında gelen ve artık ertelenmesi neredeyse imkânsız hale geldiğini düşündüğüm tanksavar silahlarına ilgili ve yetkili makamdakilerin dikkatlerini çekmek arzusundayım.

Geçmiş Savaşların Öğrettikleri:

1973 Yom Kippour savaşında, Arap orduları çok yüksek sayıda ilk nesil, tel güdümlü, tanksavar füzeleri kullanmıştır. Adı üstünde bu füzeler piyadeye, zırhlı birliklere karşı koyma şansı sağlamak üzere tasarlanmıştı. Bu nedenle, sadece amaçları doğrultusunda kullanıldılar.

1982 yılındaki Falkland savaşında, İngiltere’nin piyadesini bu uzak coğrafyada, topçu ve tank gibi ağır ateş gücü içeren vasıtalarla desteklemesi imkânı oldukça zayıftı. Bu nedenle Milan ATGM füzeleri piyadeye yüksek ateş gücü sağlamak amacıyla sıklıkla esas üretim maksadı dışında kullanıldı. Bu tür ihtiyaçtan doğan amaç dışı kullanımlar, sonrasında kabul görebilmektedir. Tanksavar silahları buna güzel bir örnek teşkil eder.

RPG-7 ve LAW Silahları:

Günümüzde yaşanmakta olan tanksavar silahlarının öneminin arttığına dair söylemleri, Rus tarafında RPG-7, Amerikan tarafında M-72 LAW gibi silahların popüler hale geldiği dönemlerle ilişkili görmek gerekir. Bunlar güdümsüz roket sınıfında yer alan ve kısıtlı sayıda taşınabilen silahlar olmalarına rağmen, piyadeye ciddi bir ateş gücü desteği sağlamaktadırlar. Elinde doğrudan kullanabileceği bir ateş gücüne sahip olan piyade sınıfı, bu silahları kullanmayı öncelikleri arasına almıştır. Eğer elindeki kuvvet yeterli gelmezse, alışık olduğu diğer silahların desteğini talep etmektedir. Havan, top, obüs, yakın hava desteği gibi dış unsurları gerektiğinde yardıma ve desteğe çağırmaktadır. Özetle güdümsüz ya da güdümlü olsun, piyadenin hızla harcayıp tüketeceği ilk nesne, ağır ateş gücü sağlayan kendi öz silahlarıdır.

Rusya-Ukrayna Savaşından Alınan Dersler:

Bu yönüyle günümüz Ukrayna cephesine baktığımızda, gördüğümüz manzara neredeyse birebir yukarıda betimlemeye çalıştığım kullanım konseptiyle örtüşmektedir. Ukrayna savaş meydanında; düzenli, ağır zırhlı, derin harekât yetenekleriyle donatılmış bir Rus Ordusu karşısında; asimetrik mücadele biçimine yakın bir tarz benimseyen, profesyonellerin yönetim ve eğitiminde çok sayıda amatör birliklerden oluşan bir Ukrayna Ordusu var. Ukrayna kuvvetleri, topçularını İHA’ların yardımıyla düşman derinliğindeki kıymetli hedeflere tahsis ederken, piyadenin ihtiyaç duyduğu yakın ve ağır ateş gücünü ise bu amatör birliklerin bünyesine tahsis edilen silahlarla sağlamayı tercih etmektedir. Belki de buna mecbur kalmıştır. Neticede, Ukrayna askeri birliklerinin sahada muazzam ölçüde bir tüketim ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Ukrayna’nın savaş stokları ve envanteri, bu tür bir lojistik desteği sağlamaktan uzaktı. Ukrayna’nın imdadına NATO ülkeleri yetişmiş ve gönüllülük esasıyla hareket eden Avrupa ülkeleri, Ukrayna Ordusunu dışardan silaha boğmuştur.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin LAW Silahlarının Durumu:

Türk Silahlı Kuvvetlerinin envanterinde, oldukça eski tasarıma sahip olan M-72 LAW (Hafif Anti-tank Silahı) silahları mevcut. Türk piyadesi, LAW dışında yakın ağır ateş destek vasıtalarına sahip değildir. 40 mm.lik bomba atarlar da Ukrayna’da gördüğümüz yeni nesil savaş ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli değildir. Modası geçmiş bulunan tüfek bombalarını hesaba katmaya gerek yok sanıyorum. Bununla birlikte, özellikle iç güvenlik harekâtı kapsamında, teröristlerden ele geçirilen RPG-7 benzeri silahlara aşina olan Türk askeri birlikleri, Ukrayna harekât alanındaki silahlara yabancı değildir. Öte yandan, Eryx güdümlü roketinde yaşanan kısmi başarısızlık süreci hesaba katıldığında, konunun TSK için hala önemini korumakta olduğu söylenebilir. Yaklaşık 40 yılı deviren bir harekât isterleri manzumesine yönelik Türk Savunma Sanayisi istenen çözümleri henüz tam manasıyla geliştirememiş veya önceliğini bu silahları geliştirmeye vermek istememiştir.

Eğitimli Askerin Önemi:

Her hâlükârda silahlar kadar önemli olan bir şey de eğitimli insan kaynağınızdır. Askerlik ocağında, savaş döneminde kullanacağı silahlarla eğitim alan ve bu silahlarda ustalaşan askerler, hakiki bir savaşta mutlaka fark yaratır.

Bu nedenle, askerin kullanımına barış döneminde silahların tahsis edilmesi, yeteri kadar eğitim fırsatının tanınması, silah kullanımının alışkanlık haline getirilmesi önemini korumaktadır. Sıradan piyade eğitimi alan askerlerimiz, geçtiğimiz kırk senelik dönemde cephe hattında kullanacakları ağır ateş gücü eğitiminden ve bu silahları kullanma becerisinden, tecrübesinden yoksun kalmışlardır. Günümüz piyadelerinin kendi kendilerine yeter hale geldiği günümüz muharebe şartlarında, ateş gücünü dışardan bekleyen bir hareket tarzına veya savaş şekline dayandırılacak bir ‘piyade kullanımı’, Türk Silahlı Kuvvetlerini sıkıntıya sokabilecek birtakım argümanları içinde barındırmaktadır. Havan desteği ya da topçu unsurlarından destek istemeyi alışkanlık haline getiren piyadenin davranış kalıbı; geleceğin muharebe sahasında piyadeden beklenecek otonomiyi ve inisiyatifi zedeleyebilir, harplerde piyadenin etkinliğini azaltabilir.

Bir Model: Carl Gustav M4 Sistemi

Türk piyade birliklerine bazı yeteneklerin kazandırılması gerektiğini değerlendiriyorum. Örneğin, Carl Gustav M4 modeli bu manada incelemeye alınabilir kanaatindeyim. 84 mm.lik bu silah sistemi, özünde taşınılabilir hale getirilmiş bir geri tepmesiz toptan ibarettir. Birçok farklı mühimmat çeşidini kullanabilir. Zırhlı araçlara karşı çukur imla haklı, piyadeye karşı parçacıklı ya da termobarik mühimmat, binalara ve mevzilere karşı akıllı ve gecikmeli mermiler, ayrıca sisleme, aydınlatma ve diğer birçok farklı amaç için kullanılabilir. Dolaysıyla bu silah ailesi; piyadenin direkt ağır ateş desteği ihtiyacını, fazlasıyla karşılayabilir. Bu yönüyle çok maksatlı ve çok rollü bir kullanımı olan bir platform olduğu aşikardır. Zira at-unut sistemleri; bazı teknolojik avantajları olsa da eğitimle kazanılan tecrübe ve alışkanlıkların yerine tutamamaktadırlar. Eğer simetrik yani düzenli ordularla karşılaşma ihtimaliniz varsa, bu durum daha da önemli olmaktadır.

Diğer Benzer Sistemler:

Ayrıca şunu da vurgulamak lazımdır ki, yine 84 mm.lik AT4 “at-unut” mühimmat ailesi, Carl Gustav sistemini temel alarak geliştirilmiştir. Zira tasarım, üretim ve diğer lojistik avantajlar, bu şekilde maksimize edilebilmiştir.

Bir diğer önemli husus da Javelin, Raybolt ya da Metis, Milan tarzı güdümlü füzeler kullanmaktadır. Ülkemiz Karaok projesiyle bu ihtiyacını kısa zaman sonra karşılayabileceği değerlendirilmektedir. Fakat bunun gibi oldukça akıllı, yetenekli ve pahalı sistemlerin varlığı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bu alandaki tüm isterlerini karşılamak için şüphesiz yeterli olmayacaktır. Zira bir savaşa girilmesi halinde, Türk Ordusunun piyade birlikleri tarafından leblebi gibi harcanması gereken bu tür silahlar, muharebe ekonomisi ve sürdürülebilirliği açısından başka vasıtalarla ikame edilmeyi de gerektirmektedir. En azından yedekleme mantığı bunu dikte ettirmektedir.

Ukrayna’da NLAW Öne Çıkmıştır:

Ukrayna harbinde öne çıkan bir diğer sistem de 150 mm.lik NLAW sistemidir. Yaklaşık 4-5 saniye boyunca takip ettiği hedefin hareket istikametini öngörmek suretiyle kestirme verebilen bu sistem, hedefi buluşma noktasında imha etmek üzerine kurgulanmış, bu yönüyle, “yarı akıllı” bir sistem olarak dikkat çekmektedir. Genelde direkt atıştan ziyade zırhlı bir aracın en zayıf olan tepe noktasına ‘güdümlenmek’ suretiyle, hedefini yok etmeye odaklı çalışmaktadır. Zira bu yarı akıllı sistem, zırhlı aracın rotasını tahmin etmek ve onun yaklaşık bir metre üzerinde çukur imla başlığını ateşlemek için yeterli hesaplama algoritmasıyla donatılmıştır.

Günümüz savaşları derinlemesine incelenirse, güdümsüz mühimmatların ezici bir çoğunluğunun hedeflerini vuramadığı, ıskaladığı görülecektir. Bunun birçok sebebi vardır ama genelde insan kaynaklı hatalar başı çekmektedir. Zira savaşın o yüksek temposunda, düşmanla yüzleşmek, kendini hedef haline getirmek, soğukkanlılıkla nişan almak, çoğu zaman doğru nişan koşullarının oluşmasını beklemek, oldukça zor ve müşkül bir meseledir. Zira savaş şartlarında özellikle tecrübesiz ve eğitim seviyesi yetersiz askerlerin salgılayacağı adrenalin, doğal olarak askerin elinin ve yüreğinin titremesine neden olmaktadır. NLAW silahının gerçek gücü burada ortaya çıkmaktadır düşüncesindeyim. Zira NLAW mühimmatının hedefin en zayıf ve hassas tarafında patlatılması veya paralanması, bu silahı kullanan askerlerin “insan hatalarını” en aza indirgeyebilmektedir. Dolayısıyla doğrudan hedefe giden silahlara göre daha geniş bir alanda ‘patlamak’ suretiyle, belirli oranda hataları sönümleyebilmektedir. Bu da bu silaha diğerlerine göre önemli bir üstünlük sağlamakta, harekât sahasındaki Mehmetçiğin hata yapma olasılığını bertaraf etme imkânı verebilmektedir.

Sonuç:

Carl Gustav M4 sistemi referans alınarak, Türk savunma sanayisinin benzer bir silahın üretimine odaklanmasına ihtiyaç bulunduğu, bu konuya yönelik ivedi bir projenin başlatılması gerektiği değerlendiriyorum. Rusya-Ukrayna Savaşından alınan bir ders olarak gündeme alınması gerektiğini düşünüyorum. Bu tip görece basit bir projeyi gerçekleştirebilecek gerekli insan kaynağı, bilgi ve teknolojiye Türk savunma sanayisinin hali hazırda sahip olduğu inancındayım.

Türk Savunma Sanayisine Bir Öneri:

Bu kapsamda başlangıç aşamasında değerlendirilebilecek hususlar şunlar olabilir:

  • Carl Gustav M4 sisteminde olduğu üzere, sürekli kullanılabilir, metal üzerine kompozit yapıyla oluşturulmuş bir taban.
  • 90 ya da 100 mm. gibi uygun ve farklı bir mühimmat çapı. (Ki daha yüksek etki için, taşınabilirliği bozmadan idealdir.)
  • Sis ve aydınlatma gibi ihtiyacın tahrip dışı tüm kullanım yelpazesini de kapsayan bir mühimmat ailesi.
  • Seferberlik emriyle birliğine katılan normal bir piyade erinin dahi kullanmasına olanak tanıyacak basit ama etkili bir nişangah sistemi.
  • Mühimmat üzerinde hata düzeltimi imkanını sağlayacak, aklını nişangahtan alan, görece ucuz yönlendirme veya güdümleme sistemleri.
Serbest Araştırmacı Yazar Aybars MERİÇ
Serbest Araştırmacı Yazar Aybars MERİÇ
Tüm Makaleler

  • 19.04.2022
  • Süre : 5 dk
  • 1617 kez okundu

Google Ads