Site İçi Arama

analiz-ve-raporlar

TSK Emeklileri, Girişimcilikte Türkiye’ye Örnek Olabilecek Potansiyele Sahiptir

Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin hem akademik hem de mesleki öğrenim ve eğitim seviyeleri kariyerleri boyunca ilave ettikleri ile çok yüksek bir entelektüel birikime sahip olmalarına olanak sağlamaktadır. Tecrübelerinin onlara kattığı bilgi ve beceriyi ise ölçmek ve tarif etmek çok zordur ve tecrübelerinin onlara kattıkları çok daha değerlidir. Bu entelektüel deneyimli insan sermayesi, emeklilik sonrasında girişimci bir ruha dönüştürülebilir.

Girişimcilik Ruhu Nedir?

Girişimcilik, ekonomik değerin ortaya çıkarılması veya elde edilmesidir. Girişimcilik için “Girişimcilik Ruhu” gereklidir. Girişimcilik ruhu, bireylerin eline geçen fırsatları iş fikrine dönüştürerek risk alabilme, işletme kurabilme ve sürekli gelişme ve yenilenmeye odaklanabilme yeteneğidir.

Pratik anlamda girişimcilik; bir iş fikrini sistematik düşünce ile uygulamaya geçirerek üretimi yani mal ve hizmet üretimini başlatmak ve sürdürmek, böylelikle bu mal ve hizmetten ekonomik bir değer yaratmaktır. Bahse konu ekonomik değerin yaratılması sürecinin yönetimi için ise; organizasyonel bir yapı oluşturmak yani bir şirket kurmak ve işletmek gereklidir. Şirket, ortaklı ya da şahıs odaklı, belirli bir sermaye gerektiren aynı zamanda ticari faaliyet sunan bir yapıdır, kurulması ve özellikle işletilmesi ciddi seviyede organizasyon ve yönetim bilgisi ve becerisi gerektirir.

TSK Emeklilerinin Demografik ve Entelektüel Yapısı Nasıldır?

Hemen her meslek grubu, kendi mesleğinden emekli meslektaşları için benim aşağıda yapacağım tespit ve değerlendirmeleri yapacaktır, ancak ben kendi insanlarım (TSK emeklileri; subay, astsubay, uzman erbaş, sivil memur, sivil işçi) için şovenizm tarzında değil de gerçekten akılcı, sosyolojik, psikososyolojik, ekonomik ve idealist tespitler, değerlendirmeler yapıp, kendi çapımda önerilerimi de sunacağım.

Üretimden kastım; mal ve hizmet üretimidir ama benim önerilerim mal üretimi yani imalat faaliyetleri odaklıdır, çünkü imalatın ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği için daha önemli ve değerli olduğuna gönülden inanıyorum. En azından mal imalatı daha yaygın, hizmet üretimi ise mal imalatına nazaran daha az olursa, çalışma dünyamızın kalitesinin de artacağına inanıyorum. Çünkü, hizmet sektörlerinin imalat sektörlerine nazaran nispeten daha az yatırım maliyeti gerektirmesi; ilgili ilgisiz kişi ve grupların bu sektörlere yönelmesine, bu yönelmenin hem hizmet sektörünün kalitesinin düşmesine hem de imalat sektörünün yatırımcı yetersizliği yaşamasına sebebiyet vermektedir.

Bu yazıda bahsettiğim önerilerimin uygulanacağına çok az ihtimal vermekle birlikte; “göle bir taş atayım en azından bir halka çıkartır, suyun üzerinden bir sinyal gönderirim” diye düşünüyorum. 

Sosyal bilimlerle de aram pek yoktur, yani ağzım laf yapmayı sevmez ya da beceremem, ben meslek yaşamım gereği daha çok fen bilimleri ile ilgili (yapısal, aerodinamik, hidrodinamik, uçuş mekaniği, mekanik, hidrolik, yakıt, elektrik, kimya, petrokimya, polimer vd.) uğraşılarla iştigal etmiş ve halen de uğraşan biriyim, açıkçası ben bir hamalım ve işimin hamalı olmaktan da gurur ve memnuniyet duymaktayım. “Ne iş yaparsan yap, yaptığın işin en iyisi ol” prensibiyle hareket etmeye de sürekli çabalamaktayım. Özetle; söylediklerimden ziyade yaptıklarımın beni tanımlamasına özen gösteririm. Yani söylediklerimizin değil yaptıklarımızın dikkate alınması daha önemlidir demek istiyorum.

Silahlı Kuvvetler Mensupları “Yıpranma Payı” Sebebiyle; diğer memurlardan nispeten daha kısa sürede emekli olabilmekteler.

Evet; Silahlı Kuvvetler Mensupları “Yıpranma Payı” sebebiyle; diğer memurlardan nispeten daha kısa sürede emekli olabilmekteler. Bu en doğal haklarıdır ve bu hak benim bildiğim 25 dünya ülkesinde de vardır, muhtemelen benim bilmediğim ülkelerde de mevcuttur.

TSK (Hava, Kara, Deniz, Jandarma, Sahil Güvenlik) eğitime çok önem veren; sadece okullarda verilen akademik eğitimi değil ve de özellikle daha çok önemsediği kıtadaki eğitime büyük önem veren köklü, kapasiteli ve muazzam bir organizasyondur. Örneğin; Türk Hava Kuvvetlerini sivil bir organizasyon, bir özel şirket kabul etsek, açık ara Türkiye’nin en büyük şirketi, dünyanın da rahatlıkla Fortune 500’ün ön sıralarında bulunan şirketlerinden birisi olacaktır. Diğer kuvvet komutanlıklarımız için de benzer değerlendirmeyi yapabiliriz. Böyle bir organizasyonun ise en büyük en değerli sermayesi insandır.

Bu çok değerli sermayenin entelektüel birikimi 4 yıl askeri lise (son dönemlerde 5 yıl), yoğun bir seviyede fen lisesi müfredatı ile eşdeğer öğrenim en az bir yabancı dil, bir de yardımcı yabancı dil öğrenimi, ayrıca askeri eğitim, en az bir spor branşında beden eğitimi, ayrıca savaş beden eğitimi, piyade eğitimi vd., A seviyesi üniversitelerin dengi Harp Okullarında üst düzey akademik öğrenim, askeri bilimler öğrenimi ve spor branş eğitimi ve savaş beden eğitimi vd., akabinde en az 1 yıl sınıf subayı eğitimi, Jandarma’da ilave hukuk öğrenimi vd., sonrasında kıta eğitimi devam ediyor.

Astsubaylarda Kara ve Deniz kuvvetlerinde askeri lise seviyesinde (Hava Kuvvetlerinde endüstri meslek veya teknik lise) öğreniminin akabinde ön lisans üniversite seviyesinde astsubay sınıf eğitimi, kıt’aya çıktıktan sonra kıta eğitimi. Örneğin Hava Uçak Bakım Astsubaylarında; Hava Teknik Okullar Komutanlığında 2 yıl uçak bakım astsubayı ilgili branşlarında akademik öğrenim ve beceri beceri eğitimini müteakiben atandığı birlikteki mesul olduğu uçak tipinin (F-4, F-5, F-16, C-130 vd.) ön teknik ve sistem eğitimi, akabinde kıtada her biri bir yıl süren 3 aşamalı GBE (Görev Başı Eğitimi), bir uçak tipinden başka bir uçak tipine görevlendirildiklerinde (örneğin; F-4’den F-16’ya) tekrar o uçağın teknik eğitimine devam ediliyor.

Burada silahlı kuvvetler personelinin öğrenim ve eğitim süreçlerinin sadece ana başlıklarından bahsetsek makale değil ansiklopedi yazmış oluruz.

Kısaca; Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin hem akademik hem de mesleki öğrenim ve eğitim seviyeleri kariyerleri boyunca ilave ettikleri ile çok yüksek bir entelektüel birikime sahip olmalarına olanak sağlamaktadır. Tecrübelerinin onlara kattığı bilgi ve beceriyi ise ölçmek ve tariflemek çok zordur ve tecrübelerinin onlara kattıkları çok daha değerlidir.

TSK Emeklilerinin Demografik Yapısının Dinamikleri (Avantajları)

1. Yüksek akademik öğrenim ve bilgi seviyesi,

2. Yüksek meslek içi eğitim,

3. Yüksek harekât/operasyon tecrübesi,

4. Canı pahasına yurdunu, milletini, silah arkadaşını koruma, kollama cesareti ve özverisi, 

5. Süratle ve etkinlikle organize olabilmeleri, teşkilatlanabilmeleri, organizasyon (kurum, kuruluş) kurabilmeleri, şeklinde sıralayabiliriz.

TSK Emeklilerinin En Zayıf Oldukları Sahalar (Dezavantajları) 

1. Askeri öğrencilik ve meslek hayatları “adeta sivil topluma kapalı” bir ortamda geçtiği için, sivil hayatın kendine has, bilinmezlerle dolu, oynak/kaypak, güvenilirliği düşük hal, hareket, tavır ve normlarına çok yabancı olmaları (Jandarma sınıfını buna istisna kabul edebiliriz),

2. Ticareti hemen hemen hiç bilmemeleri, ticari hayatın gelenek, görenek, ödeme-alacak v.b. ana konularında kendine has normlarına çok yabancı olmaları, açıkçası; kandırılmaya, dolandırılmaya, suistimal edilmeye çok müsait olmaları,

3. Ticaretin matematiğinden anlamamaları,

4. İdealizmi, pragmatizmin hep önüne koymaları, olarak sayabiliriz.

Bu sayılan avantaj ve dezavantajları göz önünde bulundurduğumuzda ve amaç da “girişimcilik” olduğunda; emekli askeri personelin sivil sanayi hayatı için daha uygun ama sivil ticari hayatı için uygun olmadığı kanaatine varmak hiç yanlış olmayacaktır. Yalnız şunu da bilmek ve kabul etmek gerekir ki; sanayi ile iştigal edecek olsanız dahi ticareti çok iyi bilmek ve uygulamak zorundasınız, ikisini birbirinden tamamen ayrıştırmak teoride ve özellikle pratikte mümkün değildir.

Sıraladığımız dezavantajlar, silahlı kuvvetlerde uzun yıllar görev yaptıktan sonra emekli olanlar içindir.

TSK bünyesinden ayrıldığında; gerek profesyonel çalışan ve gerekse de işveren olarak sanayi ve ticaret hayatına atılan çok sayıda TSK personeli de mevcuttur. Yani, yabancısı olduğumuz iş hayatından çok da korkmamak gerekir.

Yalnız girişimcilik motivasyonu ile ticari hayata girmek temelde bir “risk almak ve bu riski yönetmek” süreci, faaliyeti ve sanatıdır. Risk almadığınız bir girişimden getiri beklemeniz sadece hayal olacaktır. Teorik olarak ifade etmek gerekirse; “varlıkların beklenen getirileri sistematik riskleriyle uyumludur” da diyebiliriz, diğer bir ifadeyle; beklenen getiri ile risk arasında pozitif doğrusal bir ilişki vardır, varlığın riski ne kadar yüksek olursa beklenen getirisi de o kadar yüksek olacaktır”.

TSK Emeklilerinin kapasitelerini üretime dönüştürme sürecindeki en büyük ve önemli avantajları nelerdir?

Finansmana Erişim, Finansmanı Toplama/Oluşturma Kapasitesi ve Yeteneği

İşletmelerin başarısında en önemli ve gerekli girdiler; finansman, insan, makine ve ortam (pazar, bina, iş çevresi, ülke gündemi vd.)’dır. Bunların içinde en hayati öneme haiz girdi maalesef finansman yani paradır. TSK Emeklilerinin için yukarıda sıraladığımız dinamikleri doğrultusunda, bir işletme için gerekli ve yeterli finansmana birçok yatırımcı grubundan daha süratli ve etkinlikle ulaşabileceklerini, bu finansmanı sağlayabileceklerini değerlendirmekteyim. 

TSK emeklileri çok mu varlıklılar? Finansmanı nasıl bu kadar çabuk toplayabilecekler? 

Hayır TSK emeklileri çok varlıklı bir zümre değildir. Neticede hepsi emekli memur ve işçidir. Ancak, finansmana ihtiyaç olduğunda süratle organize olup, güç birliği yaparak ciddi bir finansman kaynağı sağlama yeteneğine doğal olarak sahiptirler. Bunu aslında hayır hasenat için yaparlar ama neden bir iş modelinin finansmanı için de yapamasınlar?

TSK Emeklilerinin İş Girişimi İçin Önerdiğiniz Model Nedir? Nasıldır?

Öncelikle şunu ilave etmeliyim; TSK Emeklileri bir grubun tanımıdır. Bu gruptaki herkesin TSK’dan emekli olması şart değildir, örneğin çoğumuz askeri lise mezunuyuz ama her askeri lise mezunu kariyerine silahlı kuvvetlerde devam etmedi, askeri liseyi bitirdikten sonra sivil hayata geçen, harp okulları esnasında sivil hayata geçen veya subay, astsubay olduktan sonra da sivil hayata geçen silah arkadaşlarımız vardır ve çoktur.

Önerilen Yönetim ve Organizasyon/Teşkilatlanma Modeli:

1000 silah arkadaşı bir anonim şirket kurun. Sermaye olarak her bir hissedar 4 aylık maaşını riske etsin. Ancak, bu risk sizin hayatınızı çok negatif etkileyecek ise sakın yapmayın.

Bunu yapabilirsiniz, askeri liseden ve/veya harp okulundan devre arkadaşlarınız, alt ve üst devreler, kıtalardan subay, astsubay silah arkadaşlarınız, sivil memur ve sivil işçi meslektaşlarınız bu grubu bir araya getirmenize olanak sağlayacaktır. Hatta sayıyı arttırabilirsiniz de. Ama 1000 kişinin altında hissedar olmamasına da dikkat edin. Hissedarlık oranlarının eşit 1/1000 olmasında fayda var. Böylelikle fazla oranda hissedarlar, az oranda hissedarlar ayırımını ortadan kaldırmış olursunuz.

Grubun içerisine SAKIN TSK’DAKİ eski HİYERARŞİYİ SOKMAYIN! Her bir hissedar eşit düzeyde olacak, işin içine askeri yaşamınızdaki hiyerarşi girmeyecek, sadece silah arkadaşlığı/ekip arkadaşlığı/kader arkadaşlığı esas olacak. Çok zor gibi görünmesine rağmen bu hiç de zor bir şey değildir. Tereddütleriniz varsa bu grubu hiç kurmayın ya da böyle bir grubun üyesi olmayın.

Zor olan; uygun bir sektörde makul ve mantıklı iş fikri ve bu iş fikrinin uygulamaya konması için iyi bir iş planıdır. Bunlar yapılır, bunları dört dörtlük yapabilecek eğitim ve bilgi seviyesindesiniz, ancak tecrübenizin yeterliliğini muhakkak irdelemeniz gerekir.

Hepsinden önemlisi; bu 1000 kişilik hissedar grubunun şirketi yönetebileceklerine inandıkları en fazla 10 silah arkadaşının belirlenen iş modelini uygulamaya konmasına istekli ve hevesli olmalarıdır. Daha fazlasına da gerek yoktur. Bu 1000 hissedar yönetimde hiç görev almayıp, şirketin kurulum ve işletim sürecini profesyonel 10 kişiye de emanet edebilirler ancak kendi dünyalarından olmayan 10 kişiye 4’er emekli maaşlarını emanet etmeleri kolay olmayacaktır.

1000 hissedarlı bir şirket öngördüğümüze göre; bunun bir anonim şirket olması daha uygundur. Bu durumda bir başkanın (chairman) olduğu “yönetim kurulu”, yönetim kurulunun altında doğrudan icraatı yürütecek olan genel müdürün liderliğinde bir profesyonel departmansal yönetim ekibi; genel müdür (CEO), üretim müdürü, finansman ve muhasebe müdürü, satış ve pazarlama müdürü, satın alma ve fabrika müdürü yapılanması uygun olacaktır. Hem yönetim kurulu hem de genel müdürlük için 10 kişilik bir hissedar grubunun yeterli olacağını değerlendiriyorum. Eğer hissedarlar mevcut yönetimi beğenmezlerse, acil hissedarlar toplantısı düzenleyerek onları azledeceklerdir. Yönetim ekibi de hissedar olmalarına rağmen, profesyonellik gereği çoğunluğun denetimine tabi olacaklardır.

Bu yönetim modelinde en çok zorlanacağınız konu; kendi silah arkadaşlarınız arasından şirketi yönetmek için seçeceğiniz 10 kişi olacaktır. Seçilen 10 kişi piyasa şartları ortalamasına uygun maaş da almalıdır. Sakın 1000 kişiden nöbetleşe 10’ar kişilik gruplarla şirketimizi yönetiriz hevesine kapılmayınız, böyle bir yönetim yapısı işlemez. 

Sermayeniz yaklaşık 100.000.000 ₺ veya 4.000.000 $ olacaktır. Bu birçok sektörde birçok iş modeli için oldukça iyi bir sermayedir.

Bu yatırım sermayesi ile; zor ve masraflı bir iş örneğinin (CNC’ler ile talaşlı imalat) iş planının matematiksel modelini işlettiğimizde, üstelik de bütün girdileri olabilecek en kötü seviyelerde belirlediğimizde; 4 yılın sonunda kâra geçtiğimizi görebiliyoruz.  Her bir iş fikrinin ve bu fikre ait iş modelinin kendi özel matematiği olacaktır. Ancak zor, masraflı ve rekabeti yüksek bir sanayi dalında, ortalama ölçekte yani KOBİ seviyesinde bir talaşlı imalat şirketi için yürütülen matematiksel model (simülasyon) birçok iş modeli için de iyi bir referanstır. 

Benim önerim; birçok sektörü ve o sektörlerde yapılabilecek işleri incelemeniz, ancak tarım ve ormancılık sektörünü çok özel ve derinlemesine incelemenizdir. Bu sektörde; kira ve hammaddenin “sıfır” maliyetli olacağı iş modellerine yönelmeniz daha mantıklı olacaktır. Bu konularda Tarım ve İl Müdürlükleri vasıtasıyla Tarım ve Orman Bakanlığına danışmanızda büyük yarar vardır.

Kâra geçtiğiniz yıl, 4 maaşlık yatırımınızın enflasyon oranı dahil ve biraz üzerinde bir oranda değerini elde edeceksiniz, yani 4 aylık maaşınızı bankada vadeli hesaba yatırıp elde edeceğiniz gelirden daha fazlasını elde edeceksiniz. Kâra geçtiğiniz yıldan sonraki yıllarda bu geliriniz artarak devam edecektir. Yaklaşık 7 yıl sonra mevcut emekli maaşınızın yarı değerinde sürekli bir aylık gelirin de sahibi olacaksınız. Tüm bunlar şirketinizin iş modelinin iyi seçilmiş olmasına ve bu modelin iyi yönetilmesine endekslidir.

Sermayeniz güçlüdür. Bu sermaye yapısı ile birçok işi özkaynaklarınız ile kurabilir ve yürütebilirsiniz, ancak banka, bankacı parası kullanmaktan da çekinmeyin. Unutmayın, “bankalar sadece ve sadece paraya ihtiyacı olmayanlara para satmaya çalışırlar”. Alacağınız her kredi için bankalar sizden “teminat” talep edeceklerdir. Onlara dünyanın en kıymetli teminatını sunabilme kapasiteniz var; “nakit blokaj”. Sermayenizin bir bölümünü kredi karşılığında bloke ettirin, taksitinizi ödedikçe ödediğiniz miktar kadar blokaj serbest kalacaktır. Çok kıymetli bir oranı da hiç kullanmayın rezerv olarak bulunsun. Böylelikle hiç kimsenin, hiçbir kurum ve kuruluşun nakit desteğine ihtiyacınız olmayacak. Bu iş hayatında muazzam bir özgürlük ve huzur anlamına gelir.

Şimdi de yukarıda yaptığımız değerlendirmeleri altın kurallar olarak bir kenara yazabiliriz.

ALTIN KURALLAR

Altın Kural 1. NAKİT İMPARATOR’dur

Lütfen Unutmayın. Nakit Kral değil, NAKİT İMPARATOR’dur. Gerçekten de öyledir. Mümkün olduğunca ŞİRKET KURULUM SERMAYENİZ OLMASI GEREKENİN ÇOK ÜZERİNDE OLSUN.

Sermayeniz ile fazla riske girmemeniz oranında geliriniz de düşecektir, ancak hızlı yükselip (iyi), hızlı düşmek (kötü) yerine, yere sağlam basarak (yavaş ama temkinli), uzun soluklu gideceksiniz. Kısa mesafe sprinteri değil, uzun mesafe, Maraton koşucusu olun. Bu durumda huzurunuz daha yüksek olacaktır.

Alımlarınızı nakit yapın, alırken kazanın. Piyasanın “gözde” alıcısı olacaksınız. Tedarikçileriniz kapınızda sabahlayacak. Sakın tedarikçilerinizden “kazık” yemeyin. Bu hususlarda hukukçu ve jandarma silah arkadaşlarınız aktif ve devrede olsunlar. Onlar bu tarz işlere karşı meslekleri icabı daha dirençlidirler. Ayrıca, dolandırıcının kokusunu da alabilirler...

Şirketi yöneten ve büyütenler haricindeki hissedarlar, şirketi gözlemlemek, denetlemek haricinde normal yaşantılarına, faaliyetlerine devam edeceklerdir.

Altın Kural 2. Şirketiniz kâr odaklı olmalıdır.

Şirketler kâr etmelidirler. Unutmayın şirket kurdunuz “imarethane” değil. Hissedar olarak; yardım, hayır, hasenat yapması için şirkete baskı yapmayacaksınız. Hayır-hasenatınızı normal yaşantınızda yaptığınız gibi (muhtaçlara, depremzedelere devre arkadaşları olarak yaptığınız yardımlar vd.) kendi bireysel tasarruflarınızdan yapmalısınız.

Altın Kural 3. Matematiği yönetin. Sinerji yaratın. Unutmayın “Matematiği Yöneten Sistemi Yönetir”.

Sinerji yaratın, silah arkadaşları olarak sinerji yaratmaya en müsait sosyal kitleler arasındasınız. Sinerji (görevdeşlik, güç) demektir. Sinerji güç yaratmaktır.

Konunun matematiksel modeline bakalım:

A. Bir grup hissedar; Makinada güçlü = 2 olsun,

B. Bir grup hissedar; Finansmanda güçlü= 2 olsun,

C. Bir grup hissedar; İnsan Kaynaklarında güçlü= 2 olsun,

D. Bir grup hissedar; İç Pazar Pazar Ağında güçlü= 2 olsun,

E. Bir grup hissedar; Dış Pazar Ağında güçlü= 2 olsun,

Bu hissedarların, birbirlerinden bağımsız olarak, yani birbirleri ile sinerji (görevdeşlik, güç) yaratmadan ayrı ayrı şirketler kurduklarını düşündüğümüzde; sahip oldukları değerlerinin toplamı nicel dağılım gösterir, yani; 2+2+2+2+2=10’dur.

Bu hissedarların tekbir şirket olarak birleşmeleri ve varlıklarıyla sinerji (görevdeşlik, güç) yaratıp, tek organizasyon olarak hareket etmeleri durumunda ise; sahip oldukları değerler nitel (üstel) dağılım gösterir, yani; 25 (iki üzeri beş) =32 olacaktır.

Bunu 2+2+2+2+2+2+2+2+2+2=20’ye karşılık, 210 (iki üzeri on) = 1024 ile kıyaslayalım. Sinerjinin muazzam gücünü daha iyi algılayabileceğiz.

Lütfen unutmayın, kurduğunuz her sistemin muhakkak bir matematiksel modeli vardır, bu matematiği yönetmelisiniz çünkü; “Matematiği Yöneten Sistemi Yönetir”.

Bu matematiği sadece kendi başınıza oluşturmanız sizi zayıf ve kırılgan yapacaktır, güç birliğini yani sinerji yaratmayı tercih etmelisiniz.

Size her ortamda tavsiye şöyle yapılacaktır; “Ortaklık kurmayınız, bizim kültürümüzde ortaklık yürümez”. Kültürel olarak doğru olabilir ama ticaretin kendisi bizim kültürümüze son yüzyılda giren, bize çok yabancı bir olgudur. Ancak, ticareti kendi kültürümüze göre değil evrensel kültüre göre yürütmeliyiz. Devre arkadaşınız/silah arkadaşınız da size tavsiye ediyor ki; tek başınıza değil ortaklarınız ile şirket kurunuz. Güç birliği yapınız”. “Az olsun ama benim olsun” atasözümüz global ticarette geçersizdir. Biz henüz ticarette atasözü oluşturabilecek ticari kültürel gelişimimizi tamamlayamadık. 100.000 TL sermaye ile şirket kurup 1/1’ine sahip olmak yerine; 100.000.000 TL sermayeli bir şirket kurun ve 1/1000 hissedarı olun, daha kârlı daha huzurlu bir ticaretiniz olacaktır.

Altın Kural 4. Tüccar ile çalışmayın. Doğrudan nihai müşteriye ulaşın

Tüccar ile çalışmayacaksınız. Doğrudan nihai müşteriye satacaksınız. Araya aracı koymayın. Ezilirsiniz.

Siz kendinizi tüccara bağımlı hale getirip, başka ana fonksiyonlarda (örneğin; imalat) sürekli yatırım yapıp, kaynak ve efor aktarırken, sarf ederken; tüccar pazar ağını genişletmeye, sizin ve nihai müşteriniz arasında bariyer oluşturmaya gayret gösterecek, bir süre sonra sizinle nihai müşteri arasındaki bağı kesecek ve kontrol altına alacaktır. Malı veya hizmeti yaratan sizsiniz, zor ve değerli olan yatırımı yapan da sizsiniz, öyleyse fiyatı da siz belirlemelisiniz, evrensel norm budur. Üreten, ürettiği mal ve hizmetin bedelini de belirler, aracı değil. Bizim kültürümüzde ise; ürünün bedelini genellikle aracı (tüccar) belirlemektedir. Aracıyı aradan çıkartıp doğrudan nihai kullanıcıya ulaşabilmeniz durumunda hem şirketiniz hem de müşteriniz kazanacaktır. 

Bu yüksek zekâ ve tecrübe gerektiren bir modeldir. Bu modeli oluşturabilecek bilgi donanımına sahipsiniz. Beceri konusunda ise kendinizi test edebilir veya test ettirebilirsiniz (ticari konularda becerikli olduğumuzu iddia etmemiz, safdillik olacaktır). Uzman bir grup bulun bu konuda “You At The Corner” ikazı ile sizi teste tabi tutsunlar (Kuleli-84 Devresinin Matematiksel Özdeyişidir, matematik gurusu rahmetli bir öğretmenimizden bizlere mirastır. Sistemin analiz ve sentezinin sıklet merkezindeki kişi/kişiler tarafından yapılması gerektiğini, bu kişilerin isteseler de istemeseler de matematiği öğreneceklerini ve uygulayacaklarını, aksi takdirde sistem-mistem kurmamalarını dikte eder.)

Altın Kural 5. Dikey değil Yatay Büyüyün

Dikey değil yatay büyümeyi tercih edin. Dikey büyürseniz uzun bir direk gibi büyür ama direk gibi de devrilirsiniz. Peki arkadaşlar “Dikey-Yatay Büyüme” nedir? Her şeyi bir makalede ben mi anlatacağım? Bu konularda uzmanlaşmış, profesör olmuş, Kuleli Askerî Lisesi’nde beraber okuduğumuz devre arkadaşlarımız var, gidin onlara sorun, size bedava görüş ve önerilerini ileteceklerdir. Google amcanıza da sorabilirsiniz. KHO ve US Naval Academy Postgrade mezunu, şu an bir üniversitemizde dekan, Kuleli-84/138. Dönem mezunu bir devre arkadaşımız var, zamanında bu yatay büyüme tekniğini bana şiddetle tavsiye etmişti, haklı olduğunu gördüm, tecrübeyle sabittir. Devre arkadaşımı dinledim mi peki? “İmamın dediğini yapın yaptığını yapmayın”. Aksi takdirde; “işleriniz sarpa sarar.” Girdilerin, prosesin, çıktıların ve geri beslemenin tutarsız olduğu bir sistematik devreye girer, sonuçlarına katlanılmak zorunda kalınır. O yüzden en baştan hesaplı, kitaplı gitmek gerekir.

Dikey ve Yatay Büyüme

Altın Kural 6. Önce maddi değeri sonra da hem maddi ve manevi faydayı amaç edinin

Şirketinizi idealizm kalıpları ile değil, pragmatizm normları ile kurun ve yönetin. Yukarıda da belirttiğim ve burada da tekrar vurguladığım üzre; “şirketler varlıklarını sürdürebilmeleri için kâr etmek zorundadırlar”. Eğer maddi kazancı önemsemeyip, sadece manevi faydayı amaçlarsanız; o şirket varlığını sürdüremeyecektir.

“En ideali ikisinin de olması tabii ki! Biri olmazsa ya zengin bir depresif olursunuz ya da çulsuz bir romantik! Denge önemlidir.” (Bu bahsettiğim, OKİ lakaplı, Kuleli-84 devre arkadaşıma ait özlü-söz niteliğinde bir tespittir. Sözün tecrübeyle sabit olduğu da aşikardır).

Altın Kural 7. Diploma Koleksiyonlarınızın Günümüzde Çok Fazla Önemi Yok, İçindekileri Uygulayabilmek Önemli

Belki, bizim dönemimiz için, bizim neslimiz için diploma çok önemliydi. Ya da kendimizi sürekli eğitim ve öğrenim ile geliştirebileceğimize inanıyorduk. Ama gördük, biliyoruz ve şimdi daha iyi anlıyoruz ki; çok şeyleri bilmek yerine bir şeyleri yapmak daha önemli ve geçerli. 

Sanayi sektöründe mühendislerden çok daha yüksek ücretler kazanan ustalar biliyorum, çünkü o mühendisler size sadece diploma sunuyorlar, diplomalarının/transkriptlerinin içeriğindeki derslerin kapsamındaki işleri size sunamıyorlar. Bu durumda eğer siz işletme sahibi olsanız diplomaya mı maaş ödeyeceksiniz, firmanızdaki bir veya birkaç operasyonu yürütebilip size ürün üretebilene mi maaş ödeyeceksiniz?

Bu konuyu Türkiye’nin en güzide üniversitelerinden birinden (Boğaziçi Üniversitesi) zor bir mühendislik dalından mezun, seçkin ABD Üniversitelerinden duble mastırlı, meslek hayatı yurtdışında geçen, anayurduna sadece aile ziyareti için gelen Kuleli-84 mezunu bir devre arkadaşım da ısrarla vurgulamış ve bir futbol yıldızımız üzerinden örneklemişti.

Evet, çok okumuş olabiliriz ama aslında okuduklarımız bize “veri madenciliği-data mining” alt yapısı sağladı. Bu alt yapıyı bir şeyleri “yapmak, üretmek (mal ve/veya hizmet), yaratmak” için kullanmalıyız. Bu özelliklere fazlasıyla sahibiz. Önerdiğim 1000 kişilik grubu oluşturabileceğinizi, oluşturduğunuzu düşünün; bakalım bu grubun içerisinde ne kadar hukukçu, sağlıkçı, mühendis, işletmeci, pilot, teknolog, tekniker, teknisyen, taktik bilen, stratejist, ekonomist, ekonometriden anlayan vd. çıkacak? 

Altın Kural 8. Yeni bir şey denemekten asla korkmayın

Girişimciliği hiç denememiş, hatta düşünmemiş TSK Emeklileri; “Yeni bir şey denemekten asla korkmayın çünkü zaten bildiklerinizin sınırları içinde kaldığınızda hayat sıkıcı bir hal alacaktır”.

Çok az meslek grubuna ait muazzam bir arkadaşlık, hatta silah arkadaşlığı ruhuna, ortak amaçlar uğruna çok çabuk ve çok sayıda kişi ile organize olabilme yeteneğine sahipsiniz, bu yeteneği birçok ortamda sergilediniz. Ticari hayatta da sergileyebilirsiniz.

Türkiye’nin Sanayi Başkenti Gebze’den size burada önerdiğim modele benzer yüzlerce örnek sunabilirim. 100 muhasebeci meslektaşın kurduğu holding, birkaç torna-tesviyeci arkadaşın kurduğu tamamen yurtdışına makine tasarlayan ve imal eden büyük imalat şirketi, okul arkadaşlarının bir araya gelip kurduğu şirketler vb.

TSK Emeklilerinin kurduğu şirketler de mevcut.

Ancak, benim önerdiğim maddi riski çok büyük olmayan bir modeldir.

Altın Kural 9. Boyut önemlidir

Unutmayın arkadaşlar “Boyut önemlidir/Size does matter...” Boyut ticarette de önemlidir.

Bir çoğunuz burada özetlenen girişimcilik iş modelinde en zor konunun TSK Emeklilerinden 1000 yatırımcıyı bir araya getirebilmek olduğunu belirtecektir. Yanlış, bunu yapabilecek kapasiteye sahipsiniz. Ortak akıl ile uygun bir sektörde uygun bir iş fikrini de bulursunuz. Buradaki en zor konu, içinizden sizin yatırım sermayenizi mal veya hizmete dönüştürebilecek organizasyonu (şirketi) kuracak ve işletebilecek on kişilik silah arkadaşınızı belirlemek, seçmektir.

Sonuç

Bu makale samimiyetimize istinaden; Kuleli-84 ve HvHO-88 devre arkadaşlarıma hitaben yazılmıştır. “TSK Emeklileri” nezdinde bir potansiyel grup hedefi tanımlanmıştır. Ancak, bu anlatım TSK bünyesinden sivil hayata intikal etmiş tüm subay, astsubay, sivil memur, sivil işçi silah, ekip ve kader arkadaşlarımız içindir. Sivil yaşamdaki okuyucularımız lütfen yanlış anlamasınlar, bu grubun içinde çok sayıda kendi işini kuran, yürüten, istihdam yaratan, katma değer üreten girişimci mevcuttur. Bu makale; henüz girişimciliğe yönelmeyenlere bir öneri mesajıdır. 

Girişimciliğe baz kriterleri, bir araya getirmede yüksek kapasiteye, yeteneğe sahip TSK Emeklilerinin, üretime yönelerek; “katma değer yaratan kalıcı kurumlar oluşturarak, girişimcilikte Türkiye’ye örnek olabileceklerine”, bu örneklerin yaygınlaşarak başka emekli gruplarına, hatta çalışan gruplara da cesaret vereceğine, yol göstereceğine inanmaktayım.

Böylelikle; fizyolojik, güvenlik, sosyal ve saygınlık ihtiyaçlarını asgari müşterekte karşılayabilmiş grupların, bu tarz girişimler ile; kendini gerçekleştirme ihtiyaçlarını da karşılayacakları, yaşarken ve öldükten sonra başta kendilerine ve yakınlarına ve dolayısıyla da topluma üretim bazlı katma değer sağlayacakları aşikardır. 

 

Araştırmacı Yazar Raif BİLGİN
Araştırmacı Yazar Raif BİLGİN
Tüm Makaleler

  • 19.07.2023
  • Süre : 8 dk
  • 9673 kez okundu

Google Ads