Site İçi Arama

kultur-sanat

Rusya ve Prensipler

Rusya'da bu tarih ne güne denk gelirse gelsin okullar açılır, isterse pazar günü olsun. Prensip meselesi. Kim koymuş bu prensibi bilmiyorum, ama böyle, okullar 1 Eylül'de açılır!

Bugün 1 Eylül, Rusya'da okulların açıldığı gün. Küçücük canların okullu oldukları gün. Birçok aile neredeyse iki haftadır küçük çocuklarına güzel okul kıyafetleri aldı, marketlerde kalemler, defterler, silgiler, boya kalemleri ve diğer kırtasiye ürünleri market girişine taşındı, hepsine indirim yapıldı ve okullu çocukları olanlar marketlere doluştu. Bir heyecandır markette hissediliyor. Kitaplar bizdeki gibi devlet tarafından verilse de diğer ihtiyaçlarını aileler kendileri karşılamak zorunda.

Evet, 1 Eylül, okulların açıldığı gün dedim. Rusya'da bu tarih ne güne denk gelirse gelsin okullar açılır, isterse pazar günü olsun. Prensip meselesi. Kim koymuş bu prensibi bilmiyorum, ama böyle, okullar 1 Eylül'de açılır!

Bizim meslek dalımızda çeşit çeşit insan oluyor. Yıllardır personel arasında yaşadığımız en büyük sorun çalışma saatleri konusunda olur. Genellikle ofis personelimiz Rus vatandaşı olur, inşaat işleri erken başlar, ama Rus vatandaşı ofis personelleri erken saatte işe başlamak istemezler. Akşam da geç saatlere kalmayı sevmezler. Özellikle cumartesi günleri normalde Rus vatandaşı bir personeli çalıştırmak o kadar da kolay değildir. Tabii hiç kimse çalışmaz demiyorum, ama çok zorlanırız bize uyumlu bir personel bulmak için. Çoğu zaman da biz de tavizler vermek zorunda kalırız. Ya diğerlerinden biraz daha geç gelmelerine müsaade ederiz, ya da akşamları diğerlerinden biraz daha erken mesailerini bitirmelerine göz yumarız. Saha ise durmaksızın çalışır. Ama Rus taşeron olursa onlarda da durum ofistekiler benzeridir. Bu prensiplerinden ilave para versen de kimileri vazgeçmez. 

Hele bir de tatil günüyse, bu prensiplerinde çok katıdırlar Ruslar.

Rusya'da tatillerde de bir prensip vardır. Çok fazla bayram ve tatil günleri olduğu yetmiyormuş gibi bir de eğer o bayram günü hafta sonuna denk gelmişse, hafta içindeki takip eden gün tatil ilan edilir. Yani pazar gününe denk gelen bir bayram günü olduğunda pazartesi günü de pazar yerine dinlenme günü ilan edilir.

Bunun tersi de geçerlidir. Bizdeki gibi hafta içinde mesela dört gün bayrama denk geldiyse, aradaki bir günü de tatil ilan ettikleri olabiliyor. Ancak bu durumda o tatil ilan edilen gün yerine cumartesi veya pazar gününün çalışma günü ilan edildiği de olabiliyor. Prensip işte. Hak geçmesin. 

İşte bu sene sorun yok, 1 Eylül hafta içine denk geldi, ama cumartesi veya pazara denk gelmiş olsaydı ya pazartesi ya da bir dahaki cuma günü okul günü olmayacaktı.

Şimdi diyeceksiniz ki iyi işte, ne güzel. Sorun aslında bizde galiba, normali de Rusların yaptığı gibi olmalı değil mi? Belki de size de ilginç ve garip gelmiştir bu söylediklerim.

Ben yıllardır burada olduğum için biraz alıştım diyebilirim. Yine de inşaat işleri bizde süreklilik istiyor, biz nedense millet olarak aşırı çalışmaya alışmışız. Çoğunlukla da sahalarda Türk kökenli kardeş ülke vatandaşları ile çalıştığımız için onlar da bize uyum gösteriyorlar, onlar da durmaksızın çalışmaya alıştılar. Ama dediğim gibi, ofis personelleri de Rus vatandaşları olunca biraz firma disiplininde sorunlar yaşanabiliyor.

Bazen düşünüyorum, sanırım bizim çalışma grafiğimiz aşırı bozuk aslında. Ama bu durum işleri daha hızlı yapmamızı sağladığı için bir avantaj olabiliyor. Yine de Rus tatillerinde biz Rus değiliz diye çalışmaya devam etmek, Türk bayramlarında da biz Türkiye'de değiliz diye çalışmak aramızdaki espri olsa da epey yorucu olabiliyor. 

Ruslar prensipli millet. Ne kadar yersem de bir yandan da saygı duyuyorum. Normali zamanında ve iyi çalışmak olmalı aslında. Biz çok ama verimsiz çalışıyoruz, Ruslar ise hem az, hem de verimsiz çalışıyorlar. 

Evet verimsiz dedim, bazen fırsatını bulsalar çalışmamayı tercih edecekler gibi geliyor bana.

Bunun sebebi sanırım komünizm günlerine dayanıyor.  Komünizm günlerinde herkes mutlaka çalışmak zorundaymış. Çalışmadan evde oturan olursa ne yapıyorlarmış bilmiyorum, ama devlet herkese bir iş vermek zorundaymış.

O yüzden ilk geldiğim yıllarda mesela bir tezgahtar sabah çalışırken, bir diğeri aynı işi öğleden sonra yapıyordu. 

Yarımşar gün, ama herkes çalışıyor. Aslında güzel sistem. Ama çok da çalışsan, az da çalışsan hemen hemen aynı gelire sahip olduğun için kapitalist düzendeki gibi yüksek kazanç fırsatları olmayınca, insanların çalışma şevki de kırılıyor galiba. Bir fabrika müdürü de aynı tip evde oturuyor, bir işçi de. Fabrika müdürünün en fazla özel otomobili oluyor belki. O da yerli model bir Volga belki. Bir bölüm şefi ise çok zorlarsa belki yıllar sonra kendine bir Jiguli alabiliyormuş. Jiguli dediğim bizdeki eski Murat 124, burada da teknolojisini aslında İtalyanlar kurmuş zamanında, Ruslar da aynı bizdeki gibi yıllarca aynı model arabayı dünyanın parasına her yıl ufak tefek değişikliklerle halka araba niyetine satmışlar! Halen daha bu eski arabalara arada bir rastlarım.

Bugün halen daha komünizm özleminde olanlar var. Çoğu artık belli bir yaşın üstünde insanlar. Kızıl Meydan'ın nehir tarafından değil de Bolşoy Tiyatro (büyük tiyatro) tarafındaki girişinde kırmızı tuğla bir bina vardır, hafta sonları bu binanın önünde toplanırlar, eski günleri yad ederler. Parlamentoda da Komünist Parti yaşamına devam ediyor. Ama artık o eski günler çoktan sona erdi. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, yani aslında diğer adıyla Komünist Rusya yıkıldı ve küllerinden bugünün vahşi kapitalizminde yaşamına devam eden Rusya Federasyonu kuruldu.

Buraya ilk geldiğim yıllardan itibaren dikkatimi çeken bir konu, sokaklar evsizlerle dolu, çoğu alkolik, belki de uyuşturucu müptelası. Metro girişlerinde halen daha yardım dilenen yaşlı insanlara rastlıyorum. Bir zamanlar çoğu kaçak sigara satarlardı, bahçesinden topladığı çiçekleri satan da olurdu aralarında. Bazen de artık ne bulduysa evinde, eski püskü bir sürü şey satarlardı. 

Artık nedense yoklar, ancak sadece çiçek satan yaşlı insanlara rastlıyorum artık. Ama alkolik evsizler her yerdeler, her köşe başında yerde, çimenlerde uzanmış sızmış bir evsize rastlayabiliyorsunuz. Polis bile ilgilenmiyor, bazen bir şikâyet olursa insani davranışlardan uzak muamele ile ite kaka alıp götürdüklerini görüyorum, çoğunlukla da oldukları gibi bırakıyorlar. Bazen de ambulans çağırmışlarsa hemşire ağza alınmayacak küfürlerle zar zor ambulansa alıp götürüyor.

İşte bu eski koskoca prensipli Sovyet Cumhuriyetleri birliğinin son parti sekreteri, yani aslında devlet başkanı olan Gorbaçov vefat etmiş.

Kimileri lanet okuyordu ardından, onu suçluyorlardı Sovyetler Birliğinin yıkılmasının sorumlusu olarak. Kimileri ajan olarak görüyordu, birliği yıkmak için özel olarak yetiştirilmiş ve o seviyeye kadar yükselmesi için Amerikalıların ellerinden geleni yaptıklarını ve başarıya ulaştıklarından bahsediyorlardı. Kimisi Sovyetler Birliğinin dağılmak zorunda olduğunu, ama Gorbaçov'un bunu yaparken çok yanlışlar yaptığından bahsediyordu. Daha yumuşak bir geçiş yapması gerektiği konusunda hemfikir olanlar çoktu.

Ama ne olduysa oldu, belki şahsi beceriksizliği ile, belki kontrolü elden kaybettiği için, artık sebebi ne olursa olsun, Sovyetler Birliği dağıldı, Ruslar çok acılar çektiler zamanında, halen daha sokaklarda rezil rüsva olmuş bir sürü insan var. Ama netice ortada, Gorbaçov'un vefatı ile bir devir tamamen sona erdi. Artık tarih ne yazacaksa yazacak hakkında. Birçok defa olanlar konusunda kendi görüşlerini aktardığı röportajları olsa da büyük ihtimal sırları ile artık Mikhail Gorbaçov da tarih oldu.

Rusya federasyonu ise eski prensipleri ile yaşamına devam ediyor. Prensipler önemlidir.

Evet, bugün 1 Eylül ve Rus minikler okullu oluyor.

Rusya'dan herkese sevgi ve saygılar.

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 01.09.2022
  • Süre : 1 dk
  • 913 kez okundu

Google Ads