savunma

F-35 Programından Çıkarılmak Türkiye İçin Kayıp mı/Kazanç mı oldu? Bölüm-9 (Son)

Kısa Cevap: Kayıp Olmuştur. F-35 programına resmi kayıtlara göre 2001 yılında başlandı. Gerçekte bu programın teorik altyapısı 1980’li yılların sonlarına kadar uzanmaktadır. Şu ana kadar F-35 başlığı altında STRASAM’da sekiz yazı kaleme aldım. Bu son yazımı okumadan önce, eğer vaktiniz varsa, önceki yazdığım F-35 yazılarımı okumanızı öneririm.

Kısa Cevap: Kayıp Olmuştur.

F-35 programına resmi kayıtlara göre 2001 yılında başlandı. Gerçekte bu programın teorik altyapısı 1980’li yılların sonlarına kadar uzanmaktadır. Şu ana kadar F-35 başlığı altında STRASAM’da sekiz yazı kaleme aldım. Bu son yazımı okumadan önce, eğer vaktiniz varsa, önceki yazdığım F-35 yazılarımı okumanızı öneririm.

F-35 Hangi Uçakların Yerine Üretilmektedir?: 

Kısa Cevap: F-16

F-35, bir yönüyle, ilk uçuşunu 20 Ocak 1974 tarihinde yapan F-16 ile benzer bir geliştirme ve kullanım kültürüne sahiptir. Dördüncü nesil ve çok rollü bir savaş uçağı olan F-16’lar, neredeyse bu tür bir platformdan beklentilerin tümünü karşılayabilen, esnek bir yapıda üretilen ve küresel kullanımı olan bir uçaktır. F-16 Blok 10 ile günümüzde halen de rağbet gören Blok 70 Viper versiyonu, modern teknoloji ürünlerinin yarım asırlık bir dönem içinde nasıl kolaylıkla F-16 denen savaş makinasına adapte edilebildiğini bizlere kanıtlayan bir sürecin ürünüdür. F-16’ların, en azından Viper versiyonlarının 2050’li yıllara kadar uçabileceğini öngörüyorum. Aynı şekilde ilk uçuşunu 2006 yılında yapan F-35 uçaklarının da 2080 yılına kadar kullanılacağını, bu süre zarfında yeni silah teknolojileri ile donatılarak daha güçlü bir makinaya dönüşecek yeni F-35 versiyonlarını göreceğimizi değerlendiriyorum. 

24 Ocak 2023 tarihinde ilk test uçuşuna çıkan F-16V siparişlerini de dikkate alırsak toplamda 5.000’e yakın F-16 uçağı üretilmiş olacaktır. Halihazırdaki siparişlere baktığımızda, F-35 uçağından 3.500 civarında üretilecektir. Yakın dönemde alınacak siparişlerle birlikte 5.000’e yakın sayıda bir F-35 üretiminin söz konusu olacağını söyleyebilirim. Pentagon, bu uçağın gövdesinin önümüzdeki 50 yıl boyunca ortaya çıkabilecek yeni modernizasyon ihtiyaçlarını göz önüne alarak, ‘adaptif’ bir uçak olarak üretilmesini sağlamıştır. Bu yaklaşımın bir uzantısı olarak F-35A uçaklarının Blok 70 versiyonları da üretilecektir. Üretilen uçakların üretim maliyetleri ve ömür döngüleri dikkate alındığında, toplamda şimdilik 1.7 trilyon USD, ama önümüzdeki yıllarda ortaya çıkacak ihtiyaçlarla birlikte 2 trilyon USD’lik bir savunma programı büyüklüğüne erişilmesi söz konusudur. Bu büyüklükle, F-35 programı dünyada, gelmiş-geçmiş en pahalı savunma programı olarak öne çıkmaktadır.

F-35 uçaklarının daha az sayıda üretilmesi de bir olasılıktır. Özellikle insansız hava araçları ile 6. nesil savaş uçağı geliştirme projelerinde kaydedilecek ilerlemeleri bağlı olarak, F-35 sayılarında doğal olarak üretim azaltılmasına gidilebilir. Bu durumda özellikle Amerikan üretim payının 2.500 yerine 1.500 civarında gerçekleşmesi beklenebilir diye değerlendiriyorum. Uçak teknolojilerindeki ilerlemelere baktığımızda normal trendin böyle olması beklenebilir. 

F-35 ile F-22 Arasındaki Temel Fark Nedir?

Kısa Cevap: F-35 uluslararası, F-22 ulusal bir programdır.

F-35’ler ile F-22’lerin program boyutunda mukayesesi önemlidir. F-35, F-22'den daha fazla harekât menziline sahiptir. Daha gelişmiş sensörleri bünyesinde barındıran F-35, F-22’den çok daha iyi bir harekât resmini pilotlara sunmaktadır. ABD Ordusu, F-22 yerine F-35’i tercih etti. 187 adet F-22 üretimini yeterli gördü ama üç kuvvet için toplamda 2500’e yakın F-35 ihtiyacının karşılanmasını istedi. Bu yöneliş, Amerikan ordusunun hangi uçağın maliyet, kabiliyet ve kullanılabilirlik açısından daha iyi olmasına yönelik beklentisini göstermiyor mu?

Kanaatimce, F-22 uçağı F-14 Tomcat benzeri bir kaderi paylaşmaktadır. F-14’ler F-16’larla aynı yıl üretim hattına girmelerine rağmen, F-14’lerin ömrü, uzatmalarla ancak 2006’ya kadar sürebilmiştir. Bugün F-16’ların 2050’li yıllarda uçabileceğine inanıyoruz. Aynı durum F-22 ile F-35’ler arasında yaşanacaktır. 200 milyon dolara mal olan çift motorlu F-22 yerine 68 milyon dolara üretilebilen (F-35A versiyonlarının fiyatı) tek motorlu F-35’ler karşısında, yüksek bakım idame masrafları da göz önüne alındığında, F-22’nin hiç şansı kalmamaktadır. Burada söylemeye çalıştığım, F-35 bugün de yarın da gündemde kalmaya devam edecek, dünyanın birçok ülkesinin envanterinde olacak çok önemli bir savaş uçağı projesidir. Yabana atılması mümkün değildir.

Dünyanın En Üstün Savaş Uçağı F-35 midir?

Kısa Cevap: EVET

Uçağın üreticisi Lockheed Martin, F-35'in kullanıcı ülkelerin ulusal güvenliğini güçlendirdiğini, küresel ortaklıkları geliştirdiğini ve ekonomik büyümeyi desteklediğini iddia etmektedir. Dünyanın en ölümcül, beka (hayatta kalma) kabiliyeti en yüksek olan uçağıdır. Her türlü hava harekât görevini yapabilecek yeteneklerle, düşük görünürlük ve ağ destekli harekât kabiliyetleriyle donatılmış bir uçaktır. 

Lockheed Martin uçağın mevcut dördüncü nesil uçaklardan çok daha iyi olacağı iddiasını hep korudu. Örneğin havadan havaya muharebede diğer uçaklardan "dört kat daha etkili", bombardıman görevlerinde "sekiz kat daha etkili" ve düşman hava savunmasını bastırma/yok etme boyutunda da "üç kat daha etkili" bir uçak olma yönünde F-35’in üretildiğini iddia etti. Bu tür iddialar biraz abartılı gelebilir, en azından abartılı bulduğumu ifade etmek isterim. Yine de özünde bir hava hakimiyeti uçağı olarak üretilen F-22’lerle bu alanda F-35’in boy ölçüşmesi istenmedi. Bununla birlikte "hava üstünlüğünün tesis edilmesinde F-22'den sonra ikinci sırada" olması hedeflendi. Buna ek olarak, F-35 tasarlanırken, F-22’den daha uzun bir menzile sahip olması ve dördüncü nesil savaş uçaklarına göre lojistik destek ihtiyacının daha düşük olması öngörülmüştü. Pentagon; F-35 savaş uçağını "şimdiye kadar üretilmiş en uygun fiyatlı, en ölümcül, kolay desteklenebilir ve mümkün olduğunca hayatta kalabilir savaş uçağı" olarak tanımlama eğilimini muhafaza ediyor. Pentagon ve özellikle Amerikan Hava Kuvvetleri, F-35'in görünmezlik, ağ destekli harekât, beka ve elektronik harp yeteneklerine fazlasıyla güveniyorlar. 

F-35 Gerçekten de Çok Pahalı Bir Uçak mıdır?

Kısa Cevap: HAYIR

Günümüze kadar yaklaşık 900 adet üretilen F-35 uçağının etiket fiyatının hep pahalı olduğu gündemde tutuldu. Oysaki, ölçek ekonomisi gereklilikleri karşılandıktan sonra uçağın etiket fiyatı hızla düşmeye başladı. Burada F-35 markasına bir bütün olarak bakıldığı için F-35B’nin nispeten yüksek olan fiyatı (98.4 milyon dolar) daha öne çıkan bir fiyat oldu. Kanaatimce Türkiye gibi ülkeler için dikkate alınması gereken F-35A’nın fiyatıdır ki, o da sadece 68.1 milyon dolardır. Dördüncü nesil uçakların birçoğundan ucuza F-35A satın alınabilmektedir. 120 milyon dolarlık Typhoon’un ya da 110 milyon dolarlık Rafale’in fiyatları nedense tartışma konusu yapılmamaktadır. Ancak beşinci nesil olmasına rağmen dördüncü nesil uçaklara göre F-35A’nın oldukça düşük sayılabilecek fiyatı, bu uçakla ilgili tartışmalarda olumsuz bir faktör olmaması gerektiğini değerlendiriyorum.

F-35’e “İyi Uçak” Diyenler Amerikan Yandaşı mıdır? Gayri-Milli midir?

Kısa Cevap: HAYIR

F-35 programından çeşitli nedenlere Türkiye’nin çıkarılması sürecinde Türk kamuoyunda da bu uçak hakkında bolca tartışma yaşanmıştır. Karşımızda, 23 Eylül 2021 tarihi itibariyle F-35 programından Türkiye’yi tamamen çıkaran ve sonrasında 30 Eylül 2021 tarihinde ilettiğimiz 40 adet F-16V uçağı satın alma talebimize olumlu cevap vermekte zorlanan, karşımıza olur-olmadık engeller çıkaran bir ABD devleti var. Başkanın Trump veya Biden olması fark etmiyor. Türkiye aleyhtarı oluşan Amerikan siyasetinin mimarının Pentagon olduğuna yönelik sayısız işar vardır. Kökünde de 1 Mart 2003 Tezkeresine TBMM’nin hayır demesidir. ABD başta olmak üzere Batılı ülkelerin çoğunluğu savunma sanayisi alanında Türkiye’yi dışlayan bir mekanizmayı harekete geçirmiştir. Gelinen aşamada, birçok insanımız Türkiye’nin yönünü Doğu’ya döndürme, Avrasyacılık’a yakın duran bir siyaset izleme, Rus ve Çin savunma sanayileriyle iş birliğini artırma benzeri düşünceleri daha doğru bulabilirler. Bu düşüncenin özünde bir yanlışlık bulunmamaktadır.

Bu siyasi yönelişi bir kenara bıraktığımızda, sadece “uçak” olarak F-35’i değerlendirmek, teknik açıdan daha doğru sonuçlara ulaşmamıza olanak verir kanaatindeyim. Bu çerçevede, F-35’e ‘iyi uçak’ demek, neredeyse Amerikan taraftarı olmakla eşdeğer görülür hale gelmiş olmasını yadırgıyorum. Doğru da bulmuyorum. Küresel sermayenin bir uzantısı olarak görülen F-35’i görmeyi ilk bakışta anlaşılabilir bir argüman olarak kabul etmem mümkün olmakla birlikte, F-16 uçağın da küresel sermayenin bir ürünü olduğunu, küresel silahlanmada yaygın bir kullanımı olduğunu neden unutuyoruz, bunu anlayamıyorum! Bu türden yüksek söylemlere F-35’i mahkûm etmeyi anlamlı görmüyorum. 

F-35’i alsaydık iyi olurdu diyenler, bazı kesimlerin nezdinde Amerikan mandacılığını isteyen Kurtuluş Savaşı’ndaki mandacıların pozisyonuna düşürülmektedir. Üstelik F-35’i savunanlar, milli muharip uçağın üretilmesine engel olmak isteyen zihniyet olarak da görülmektedir. Neticede, Amerikan aleyhtarlığının oldukça yüksek olduğu günümüz şartlarında, F-35’e kötü demek fazlasıyla prim yapmaktadır. Konunun sözde uzmanı geçinen televizyon kanallarının ekran yüzlerinin de ‘milli ve yerli’ abartılı söylemleri, F-35’i kötülemeyi popüler kültürün konuşma konularından birisi haline getirmiştir. Bunu da doğru bulmuyorum.

Konuyu “gayri milli-milli” boyutlarında bir tartışmaya indirgemek şüphesiz yanlıştır. “Kendi uçağını kendin yap”, “Kendi kanatlarımızın altında özgür bir ülke olmak” benzeri stratejik ve vizyoner hedeflerin ülke havacılığımız için değeri çok büyüktür. “İstikbal göklerdedir” diyen Büyük Atatürk’ün gösterdiği istikamet milli havacılık ve uzay sanayisinin ne pahasına olursa olsun ülkemizde kurulmasıdır. Herkes ‘yerli ve milli’ uçak olsun ister. Milli Muharip Uçak projesi bu çerçevede ülkemiz açısından F-35’ten değeri çok daha büyük olan bir projedir. 

F-35 Programında Olmak, Milli Muharip Uçak İçin Bir Engel miydi?

Kısa Cevap: HAYIR

F-35 programına 1999 yılındaki irade beyanımızla girdik. Resim olarak 25 Ocak 2007 tarihinde imzaladığımız mutabakat metniyle, 100 F-35A uçağıyla (+16-20 adet F-35B uçağı gündeme gelse de realize edilmemiştir) dahil olduk. MMU ise 2010 yılından itibaren gündeme gelen, acaba bizde F-35 benzeri bir beşinci nesil bir savaş uçağı yapabilir miyiz düşüncesiyle başladığımız bir projedir. MMU’nun referans aldığı uçak, F-35A’dan başka bir uçak değildir. Önce F-35 vardı, sonra MMU ortaya çıktı. İkisi birbirine engel bir proje olarak hiçbir zaman görülmedi. Hatta, F-35 uçağının geliştirme süreçlerinin içinde ne kadar çok yer alınabilirse, o kadar fazla miktarda teknolojinin MMU’ya aktarılabileceği öngörüldü.

Bu açıdan bağımsız bir gözle F-35 geliştirme ve üretim programına bakmak gerekiyor. Bu programın içinde yer almayı, Türk Hava Kuvvetlerine sıçrama yaptırabilecek değerde bir kırılma noktası (tipping point) olarak görenlerden(d)im. Beşinci nesil bir uçağın olabildiğince içinde olmak, bu uçağın temel teknik ve taktik kullanımını öğretici bir sürecin de içinde olmayı doğal olarak bize getirecekti. F-16’nın Kullanım Kılavuzu olarak nitelendirebileceğimiz Basic Employment Manuel (BEM) dokümanının sayfalarını bile öylesine karıştırmış olanlar, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaklardır. Dolayısıyla “F-35’ten iyi ki çıkarılmışız” diyenlerden değilim. Programda bir şekilde kalmaya devam etmemiz gerektiğine inananlardanım. Kısacası, F-35 savaş uçaklarına “İyi Uçak” diyen eski bir F-16 savaş pilotuyum. Herkes kadar milliyetçiyim. Önce vatanım derim.

F-35 Programından Çıkarılmakla, Endüstriyel Kaybımız Oldu mu?

Kısa Cevap: EVET

Türkiye, programın ilk yıllarından itibaren ‘Seviye III Katılım Ortağı’ olarak, Avustralya, Danimarka, Norveç ve Kanada ile birlikte, aynı şartlarda programda, 175 milyon USD karşılığında, F-35’i üreten konsorsiyumda yerini almıştı. Böylece 100 adet F-35A tedarik etmenin karşıtlığında, bazı üretim haklarına ve uçağın teknolojilerine erişim imtiyazına sahip oldu. Savunma sanayisinde hem mühendis ve teknisyenimize iş imkânı sağlandı hem de F-35 üretim tesislerinin Türkiye’de çeşitli savunma sanayisi şirketlerimizin bünyesinde kurulması mümkün olabildi. Ancak ülkemizin program dışına çıkarılması, üretimde yer alan savunma ağırlıklı çalışan firmalarımız (TUSAŞ, Alp Havacılık, AYESAŞ, Kale Havacılık vb.) mali ve sınai kayıplar yaşadılar. 

Ayrıca bu tür programların okul vasfı olduğu da dikkate alınmalıdır. Örneğin, Türkiye’nin A-400M projesinde yer almış olması, TUSAŞ’ı ve ilgili kuruluşlarımızı ulaştırma uçağı sektöründe ‘uçak tasarlamayı’ öğretti, adeta bir okul vazifesi gören bir proje olarak sanayimize değer kattı. Bu projede çalışan mühendislerimiz, ANKA, Hürkuş benzeri projelerin Türkiye’de realize edilebileceğine bu sayede inandılar ve bu inançla da çalışmaya, üretmeye devam ediyorlar. 

F-35 uçağı Türkiye, F-35 programından çıkarılmakla, beşinci nesil savaş uçağı teknolojilerini öğrenebileceği bir okuldan mahrum bırakıldı. MMU’yu geliştirme ve üretim safhaları için bir ‘rehber’ kaybedilmiş oldu. Rehber olmadan ilerlemenin zorluğunu, İngiliz BAE ile bu işlerin ne derece kotarılabileceğini ve yaşanmakta olan sıkıntıları şüphesiz en iyi yine MMU binasında çalışan mühendis ve yöneticilerimiz bilir. Onların işi şimdi daha da zorlaştı. 

Aşağıdaki resme baktığınızda, Türk savunma sanayisinin F-35 üretiminde rol aldığı alanlar, uçak üzerindeki bölgeleri görebilirsiniz. Motor hariç gövdenin kilit yerlerine dokunulmasına imkân tanıyan bir kazanım. Görünmezliğin gizemi avucunuza kadar gelmiş. F-35 programı Türkiye gibi ülkeler için biraz da budur. ABD teknoloji transferine izin vermiyor ama koklamanıza, dokunmanıza da hayır demiyor. Bilenler için bu büyük bir şeydir.

F-35, Türkiye’nin ABD’ye Bağımlılığını Artıracak mıydı? 

Kısa Cevap: HAYIR.

Bir silah sistemini veya platformunu kendisi yapamayan, dışardan satın almak zorunda olan her ülke dışarıya bağımlıdır. Tarihsel perspektiften baktığımızda, Türkiye; II. Dünya Savaşı’nda ‘Ödünç Verme ve Kiralama Kanunu’ ve sonrasında Truman Doktrini ve Marshall Yardımı çerçevesinde ABD ile imzaladığı ikili antlaşmalar çerçevesinde, ABD’ye gönüllü bağımlılığı seçen bir ülkedir. Bu bağımlılık durumunun F-35’le ilgisi yoktur. Türkiye, geçmişte Amerikan yapımı P-47, F-84, F-86, F-104, F-4, F-16 vb. hava platformlarını kullanırken ABD’ye nasıl bağımlı kaldıysa, aynı durum F-35 için de geçerli olacaktı. 

Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahalesini önlemek amacıyla yazılmış 5 Haziran 1964 tarihli Johnson mektubuyla, Türk Milleti, ordusunun elindeki Amerikan malı silahları izinsiz “kullanamayacağını” acı bir şekilde öğrendi. hatırlayalım. Böylece, 1952 yılında katıldığı NATO’ya ve onun lideri ABD’ye kayıtsız-şartsız bağlılık temelinde kurgulanmış Türk siyasi ve askeri bakış açısı, 1964 sonrasında yerini (zigzaglara rağmen) çok yönlü ve çok taraflı bir dış politikaya bıraktı. Ancak Türkiye, savaş uçağı alanında hiçbir zaman kaynak çeşitliliğine gitmedi veya gidemedi. Bunu yanlış buluyorum. 

Türkiye, en azından Yunanistan’ın yaptığı gibi ABD haricindeki bir başka ülkeden (örneğin İngiltere, Fransa ve belki Soğuk Savaş sonrasında Rusya Federasyonu) savaş uçağı tedarikini düşünebilirdi. Bununla birlikte, Türkiye’nin karar vericilerinin kendi milli uçak sanayimizi ayağa kaldırıncaya kadar Amerikan malı savaş uçakları ile asgari şartlarda gereksinimlerimizi karşılayabileceğimiz kanaatiyle hareket etmiş olabilirler. Eğer ABD ile son on yılda yaşanan ‘ayrışma’ olmasaydı, bu düşünce belirli ölçüde doğru görülebilirdi. Ama strateji, gelecekteki en kötü durumu da hesap ederek belirlenmesi gerekirdi diye düşünenlerden olduğum için, kaynak çeşitliliğine gidememiş olmamızı doğru bulmadığımı ifade etmek isterim.

F-35, ABD’nin İzni Olmadan Uçabilir mi?

Kısa Cevap: Normal uçuş görevleri için EVET. Harekât görevleri için HAYIR

F-35 uçaklarına performans tabanlı küresel lojistik destek hizmeti; Lockheed Martin kontrolündeki ALIS üzerinden verilmektedir. ‘Hava Kuvvetleri Bilgi Sistemine (HvBS) benzer bir algoritmaya sahip olan ALIS, F-35 kullanıcısı ülkeleri birbirlerine ve ABD’ye otonom bir şekilde bağımlı kılan sistemin adıdır. HvBS olmadan F-16’yı uçurmak nasıl mümkün değilse, ALIS olmadan da F-35 harekât görevlerinde uçurulamaz. F-35 pilotları; tüm uçuş planlamalarını filo harekât odalarında, görevli milli personele destek olan Lockheed Martin personelinin yardımıyla gerçekleştirmektedir. ALIS ağında oturum açılarak, tüm uçuş planlamaları yapılmakta, DTC yüklemesi gerçekleştirilmektedir. Bu esnada her pilota/uçağa/göreve göre sistem tarafından belirlenen bir kullanıcı adı ve şifresi (user name ve password) de verilmektedir. Şifre ve kullanıcı adı, aynı algoritma ile Amerikan pilotuna da Japon pilotuna da aynı merkez tarafından veriliyor. Milli bir girdiye sistem kapalı işliyor. Pilot uçakbaşı yapıldığında, uçağın görev bilgisayarını kullanılabilmesi için ALIS tarafından verilen kullanıcı adı ve şifresini kullanmak zorundadır. Görev bilgisayarıyla bağlantılı tüm aviyoniklerin (DAS, EOTS, AESA Radarı vb.) devreye sokulabilmesi, ancak ve ancak kullanıcı adı ve şifresiyle mümkün olabilmektedir.

Bu arada belirtelim, kullanıcı adı ve şifresi olmadan F-35’le uçuş yapılabilir ama savaşılamaz. Uçağı kimseden izin almadan, Malatya’dan Eskişehir’e uçurmanıza engel bir durum yok. Ancak, Malatya’dan kalkıp, ALIS’in bilgisi dışındaki bir yere bomba atmanız olası değildir. Ancak bu kısıtlamaya fazla takılıp kalmamak gerekir. Zira, 1964’te de Johnson’ın haberi olmadan Kıbrıs’a bomba atamamıştık. Johnson’ın densizliği, bizim daha sonra ABD’yle birlikte F-16 fabrikasını Türkiye’de kurmamıza engel olmadı. Bu sayede uzun yıllar modern bir Hava Kuvvetine sahip olunabilmiştir. 

ALIS de ABD ile aynı konsorsiyumda yer almamıza ve birlikte F-35 üretmemize engel teşkil etmemelidir. Çünkü geçmişten günümüze hiçbir şey değişmedi. Simgesel önemde olan ALIS; Türkiye’nin ABD’ye genel bağımlılık durumunu aşacak milli askeri teknoloji inşa sürecinin önünde bir engel değildir. F-16’daki bağımlılık durumu neyse, F-35’te de aynısı olacaktı. Türk F-16’ları HvBS olmadan uçurulamaz. Bu teknolojinin ve bilgi yönetiminin bizleri getirdiği noktadır. Aynı durum ALIS için de geçerlidir. ALIS öcü değil, HvBS’dir. Şifre, kullanıcı adı mekanizması olmasa da tüm uçuş bilgilerinin takibi mekanizması, tüm hava yollarındaki sivil uçaklar için fazlasıyla geçerlidir. Bir bakıma bulut tabanlı uçuş ve lojistik bilgi yönetim sisteminin kullanımı, modern uçakları envanterine kazandıran tüm kullanıcı ülkeler için artık bir zorunluluktur.

ABD’nin İzni Olmadan F-35’lere Milli Sistemler ve Uçak Parçaları Takılabilir mi?

Kısa Cevap: HAYIR

Mevcut şartlarda ALIS mekanizması, yabancı bir sistemin veya parçanın uçağa takılmasına izin vermez. Sistem dışarıdan otonom takip edildiği için bu mümkün değildir. Havacılıkta uçaklarda kullanılan tüm sensörler, sistemler, komponentler, parçalar vb. sertifikasyon ve kalifikasyon kurallarına göre takılabilir. Uçakların kullanıcı ülkeleri, üretici ülkelerle anlaşma yapmadan herhangi bir parçayı üretip, bu tür uçaklara ‘yan sanayi ürünü’ olarak takamaz. ALIS öncesinde de takılamıyordu. F-35’le bu alanda bir şey değişmedi. Uluslararası hukukça korunan sınai mülkiyet, sınai haklar buna izin vermez. ABD’nin bilgisi ve izni dahilinde, ‘milli ve yerli’ bir parça, F-35’lere de takılabilir. Türk savunma sanayisi tarafından son yıllarda üretilen sayısız mühimmatın F-35’lere entegre edilmesi, uçaklar Türkiye tarafından kullanılmaya başlandığında, çözülmesi gereken bir sorun sahası olarak karşımıza çıkacaktı. NATO evrensel arayüzü gibi uygulamalar da F-35’ler için geçerli olamayacağından, başka çözümler için ABD kapısı aşındırılacaktı.

F-35, “Çöp Uçak mıdır?”

Kısa Cevap: HAYIR

F-35 uçaklarıyla, ilk uçuşunu gerçekleştirdiği 2006 yılından günümüzde toplamda 613.000 uçuş saati yapılmıştır. Bu uçuşların yaklaşık 23.000 saati test uçuşu olarak gerçekleştirilmiştir. Halihazırda 890’dan fazla F-35 uçağı kullanıcılara teslim edilmiştir. Toplamda dünya çapında 9 ülkenin toprağında yer alan 37 hava üssünde (dokuz uçak gemisi dahil) görev yapan bu uçaklarla, yaklaşık 1.900 pilot tarafından 14.000 kadar uçak bakım personelinin desteğiyle eğitim ve harekât uçuşları gerçekleştirilmeye devam edilmektedir.

Beşinci nesil uçakları uçurmanın maliyeti dördüncü nesil uçaklara göre çok daha yüksektir. Tek motorlu F-16’nın saatlik uçuş maliyeti 25-28.000 USD iken F-35’ler şimdilik 71.000 USD, yakın dönemde 60-65.000 USD maliyetle uçuşlarını icra edecektir. Kabaca iki misli bir maliyet vardır. Ancak Türkiye’nin kendisinin üretmesi hedeflenen çift motorlu MMU’nun saatlik uçuş maliyetinin 60.000 USD’den daha düşük olmasını kimse beklememelidir. Dolayısıyla, F-35’leri yüksek uçuş maliyeti nedeniyle ‘çöp’ olarak görmek, yanıltıcıdır.

F-35’lerin tüm tipleri ile toplamda 12 adet uçak kazası/kırımı/olayı yaşanmıştır. Banların bazıların uçak kayıpları yaşanmış, bazılarında ise ufak problemlerle (burun iniş takımı dikmesinin çökmesi gibi) olaylar atlatılabilmiştir. Nihayetinde 600.000 saatin üzerinde uçuşu olan bir savaş uçağında, şüphesiz kimse kaza kırım yaşanmasını istemez, ancak bu tür kazaların/uçak olaylarının yaşanmasını da bir noktaya kadar normal buluyorum. F-35 uçaklarını ‘işe yaramaz, çok problemli’ görmemize neden olacak bir kaza çokluğu bulunmamaktadır.

F-35’lerin arıza oranlarının yüksek olduğu algısı mevcuttur. Ancak bu algı, uçağın uçuş testleri esnasındaki verilerine ve üç ayrı modelinde ortaya çıkan arızalara bakılarak yapılmakta olan zorlama yorumlara dayandığını değerlendiriyorum. Aynı anda, birbirinden farklı üç ayrı versiyonda uçak üretimi ABD’nin de zorlandığı yeni bir patikadır. Özellikle dikey iniş kalkış özellikli F-35B başlı başına diğer iki versiyondan farklı bir uçaktır. Uçak 2018 yılı itibariyle toplamda 17.000 saati bulan uçuş testlerinin çoğunluğunu tamamlamış ancak tam manasıyla henüz bu testler bitmemiştir. Programın kurgusu gereği, bir bakıma tam olgunlaşmadan kullanıcılara verilmesi ve sahadaki uçuşlardan alınacak geri beslemelerle uçağın tam harekât kabiliyetine ulaştırılması hedeflenmiştir. Uçakların operasyonel test ve değerlendirme uçuş süreci devam etmektedir. 

Bu arada görev uçuşlarına verilen uçakların faaliyet oranı, %65 hedefini geçmiş ve özellikle F-35A uçaklarında %80’in de üstüne çıkma başarısını göstermiştir. Burada temel referans ALIS verileridir. Türk Hava Kuvvetleri için de HvBS sistemi verileri geçerlidir. Yeni nesil uçaklar, uçan bilgisayarlar oldukları için, eski manuel yöntemlerle uçakları ‘uçurmak’ ve faaliyet oranlarını kağıt üstünde yüksek seviyelerde tutabilmek, gösterebilmek mümkün olamamaktadır. Günümüzde ALIS, HvBS gibi bilgi sistemleriyle daha gerçekçi faaliyet oranlarına ulaşılması mümkün olabilmiştir.

Uçaklarda operasyonel test ve değerlendirme yönüyle görev başarısını engelleyebilecek eksiklikler/açık arızalar (deficiencies) bulunmaktadır. Bu arızalar, özellikle uçuş testleri yönüyle önem arz eden arızalardır. 2022 itibariyle toplamda 873 açık arızanın bulunduğu, bunlardan sadece beş adedinin Kategori 1B sınıfında olduğu ve ağırlıkla da yazılım sorunlarından kaynaklandığı bilinmektedir. Uçuş emniyeti yönüyle bu arızalar uçuşa engel teşkil etmemektedir. Pilotun veya uçağın kaybına neden olabilecek Kategori 1A sınıfında bir eksiklik/arıza F-35 uçaklarında bulunmamaktadır. Bu haliyle uçaklar, ‘istisnai arızalarla’ uçuşa verilebilmektedir. Bu da askeri havacılıkta sıklıkla başvurulan bir durumdur.

Yazılımı 24 milyon satırdan oluşan ve Blok 4 yazılım güncelleme paketinin uygulanması sonrasında temizlenmesi planlanan bu türden açık arızaların varlığı, F-35’i ‘çöp uçak’ yapmaz. Bu bakış açısı arızalıdır. Zira buradan yorum yapmaya başlarsak, milli İHA, uçak ve helikopter projelerimiz için de benzer yorumları yapmamız gerekir ki bu da yanlıştır. 

Adaptif motor seçeneğinin devreye girmesiyle birlikte, 2028 yılına kadar bilinen tüm arızaların temizlenmesi hedeflenmektedir. ALIS sisteminde kaynaklı sorunların yeni bir sistemle, ODIN’le giderilmesi hedeflenmiş olmakla birlikte, yeni sistemi geliştirmek için gerekli yeni kaynakları bulmada karşılaşılan sorunlar nedeniyle, şimdilik ODIN rafa kaldırılmıştır. ALIS üzerinde iyileştirmeler yapılarak ilerleme yapılmasına karar verilmiştir.

F-35’ler Görünmez, Hayalet Bir Uçak mıdır?

Kısa Cevap: HAYIR

F-35, açılı yüzeyleri, RAM uygulaması, uçağın üretiminde kullanılan malzemeler, AESA radarı, EH yetenekleriyle birlikte bir bütün olarak ‘düşün görünürlük’ iddiasında olan bir savaş uçağıdır. Radar Kesit Alanı değeri, mühimmat dahili haznede taşındığında (0,0015-0,0005m2 RCS) oldukça küçüktür. F-35; sahip olduğu sensör sistemleri (DAS, EOTS, IRST vb.), dahili mühimmat yuvası vb. özellikleriyle ağ tabanlı harekâtın bir parçası olarak hareket ederek mümkün olduğunca görünmeden düşman derinliklerindeki hedefleri vurabilme, elektronik harp yetenekleriyle kendini koruyabilme gibi beşinci nesil özelliklere sahip öncü bir uçaktır. Yakın dönemde sürü İHA kullanım konseptinin merkezinde de F-35 uçakları yer alacaktır. Tüm bu yeteneklerin varlığına rağmen, pasif radarlara karşı görünmezlik iddiası yoktur. X band radarlar haricinde görünmezliği klasik uçaklardan farklı değildir.

F-35 Uçağı Tartışılması Gereken Bir Uçak mıdır?

Kısa Cevap: EVET

Dünyanın en büyük çokuluslu uçak üretim programı, ABD öncülüğünde yürütülmektedir. Amerikan silah sanayisi içinde savunma sanayisi firmaları arasında açık bir rekabet olduğu herkesin malumudur. Dünyanın gözü önünde, örneğin Boeing Military ile Lockheed Martin beşinci nesil uçak üretiminde pay almaya çalışmaktadırlar. Her ne kadar F-35 ile Lockheed Martin ipi göğüslemiş olsa da, yarış devam etmektedir. Burada suyu bulandıran en önemli faktör de, F-35’in ortak üretim projesi olarak Amerikan ordusunu üç kuvveti için üç değişik tipte üretiliyor olmasıdır. Her kuvvetin silah sanayisinde hâkim olduğu, nüfuzunun bulunduğu alanlar vardır. F-35’in ‘ortak’ uçak olması, kuvvetlerin beklentilerinin tam karşılanamaması sonucunu doğurmuştur. 

Örneğin Amerikan Hava Kuvvetleri, F-35A ile, nispeten B ve C versiyonlarına göre daha basit bir uçağa sahip olmayı hedeflemişken, şimdilerde B ve C’lerde karşılanan problemlerden olumsuz etkilenmektedir. Ortaya çıkan arızalara ortak çözüm bulma yöntemi nedeniyle, ABD Hava Kuvvetleri istediği kadar savaş uçağına sahip olmakta sıkıntılarla karşı karşıya kalmıştır. Üretimi durdurulan F-22 nedeniyle beşinci nesil uçak üretiminde özerkliğini de kaybeden bu kuvvet, şimdilerde F-35’leri ‘kötülemek’ suretiyle kendine yeni bir yol açma arayışındadır. İlk etapta 72 adet F-15EX modernizasyonu ile sorunlarını çözmeyi, sonrasında F-35A uçak üretimindeki Amerikan Hava Kuvvetlerine düşen payı azaltmayı ve nihayetinde kendi kontrolünde 6. nesil bir savaş uçağı olan Yeni Nesil Hava Hakimiyeti Uçağını (NGAD-Next Generation Air Dominance) F-22’lerin yerine geliştirmeyi hedeflemiştir. Deniz Kuvvetleri de Super Hornet’lerin yerine F/A-XX uçağını düşünmektedir.

F-35’i ABD silah sanayisindeki tartışmaların dışında tutmak mümkün değildir. İşleyişi gereği bu konuları dünya medyasına sunmakta bir beis görmeyen ABD yaklaşımına, örneğin Rusya Federasyonu sahip değildir. 2021 yılındaki Moskova Air Show’da (MAKS) ilk defa sergilenen, F-35 muadili beşinci nesil uçak olarak üretilmesi hedeflenen Su-75 Checkmate’le veya 2021 yılında semalarda yerini alması beklenen ama alamayan Su-57’nin (F-22 ayarında) akıbeti konusunda ciddi tartışmalara ve verilere erişmek mümkün değildir. Bu uçakların tartışılmıyor olması, bunları F-35’ten daha iyi bir uçak mı yapıyor dersiniz?

Sonuç ve Nihai Değerlendirme

Türkiye, resmi olarak 25 Ocak 2007 tarihinde dahil olduğu F-35 uçağı üretim konsorsiyumundan, 23 Eylül 2021 itibariyle ABD tarafından alınan tek taraflı bir kararla çıkarılmıştır. Bu ayırma şekli, uluslararası ticaret hukukuna aykırı olsa da, imzalanan mutabakat muhtırası gereği Türkiye’nin bu konuyu çözebilmek için temas kurabileceği, yine Amerikan Devletidir. Bu nedenle de Millî Savunma Bakanlığı öncülüğünde ABD makamlarıyla görüşme trafiği sürdürülmekte, program kapsamında Türkiye tarafından harcanan 1,4 milyar USD’nin telafisi için ne yapılabileceği konusunda çözüm arayışlarına odaklanılmaktadır. Görünen o ki, Amerikan tarafı ‘unu ipe serme’ taktiği ile bu görüşmeleri uzatma ve Türkiye’nin beklentilerini karşılayabilecek bir çözüme yanaşmama anlayışıyla hareket etmektedir.

Türkiye’nin artık F-35 programına geri dönüş imkânı bulunmamaktadır. Belki satın alma seçeneği ileriki yıllarda iki ülkenin gündemine gelebilir Yakın dönemde bunu pek mümkün görmüyorum. 

F-35 programında olmamayı Türkiye için bir kayıp görüyorum. Bu uçağı problemli, çöp, bizi ABD’ye tamamen bağımlı kılan vb. bir uçak olarak görmüyorum. Geçmişten bağımsız olarak, şu anda ilk defa F-35 satın alma kararının arifesinde bir ülke olsaydık, ‘mutlaka satın alalım’ diyenler arasına katılırdım. 

Bu tür kararları alırken, rasyonel aklı kullanmak istemiyorsak bile, 2015 yılından günümüze bu konuyu tartışan ve nihayetinde 88 adet F-35 almaya karar veren Kanada’nın neden bu karara ulaştığına bakmak yeterli olabilir. Veya kendi milli muharip uçağı KF-21’i geliştirmekte olan Güney Kore’nin ilave olarak niye 60 adet F-35 satın aldığını iyi değerlendirmek gerekir. Daha da önemlisi, bugünlerde niye Yunanistan’ın 30 kadar F-35 almak için Amerikan kapısını aşındırdığını görmek gerekir.

Türkiye’nin bundan sonrası için ‘iyi ki F-35 programından çıkmışız, MMU ve Kızılelma gibi projelerimiz için F-35 bir engeldi’ benzeri anlamsız tartışmaları bir kenara bırakarak, kendi uçan platformlarını geliştirmeye odaklanması gerektiğine inanıyorum. Savunma sanayisine aşina olan herkes bilir ki, şimdiki şartlarda ne MMU ne de Kızılelma, bir F-35 ayarında uçak olabilecek noktada henüz değildir. Bu tür bir iddia ancak ‘milli’ olduklarını iddia edenlerin gülünç söyleminden öteye gidemez. Bu iddiaların sahiplerine sadece ‘Hürkuş Projesine’ bakmalarını salık vermem, öğretici derslere ulaşmaları adına, sanıyorum yeterli olacaktır.

Bununla birlikte, Türk savunma sanayisinin; doğru adım ve hamleler atılmaya devam edilmesi ve gereken kaynaklar, yüksek teknolojiye hâkim ülkelerle doğru işbirliği mekanizmalarının kurulabilmesi halinde, şüphesiz F-35’ten daha üstün ve gelişmiş savaş uçaklarını Türk Hava Kuvvetlerimizin envanterine katabilecek bir teknolojik altyapıya uzun vadede (10 yıl+) sahip olunabileceğini değerlendiriyorum.

Kaynakça:

1)     CRS Report, F-35 Joint Strike Fighter (JSF) Program, 2 May 2022.

2)     CRS Report RL33543, Tactical Aircraft Modernization: Issues for Congress.

3)     CRS Report R41761, Turkey-U.S. Defense Cooperation: Prospects and Challenges, by Jim Zanotti.

4)     CRS Report R45068, Acquisition Reform in the FY2016-FY2018 National Defense Authorization Acts (NDAAs), by Heidi M. Peters.

5)     Danny Lam and Brian Paul Cozzarin, “The Joint Strike Fighter / F-35 Program A Canadian Technology Policy Perspective”, March–April 2014 Air & Space Power Journal.

6)     Lockheed Martin’s F-35 Lightning II Brochure9_2022

7)     “History”, The F35 Lightning II, http://www.jsf.mil/history/his_jsf.htm

8)     Director, Operational Test & Evaluation, FY 2017 Annual Report, January 2018.

9)     Lockheed Martin official page https://www.lockheedmartin.com/en-us/products/f-35.html

10)  Director, Operational Test and Evaluation, FY2019 Annual Report, December 20, 2019.

11)  Director, Operational Test and Evaluation, FY 2017 Annual Report, Washington, DC, January 2018, p. 31, http://www.dote.osd.mil/pub/reports/FY2017/

12)  U.S. Government Accountability Office, F-35 Sustainment: DOD Needs a Plan to Address Risks Related to Its Central Logistics System, 16-439, April 14, 2016.

13)  U.S. Government Accountability Office Report to Congressional Committees, GAO-22-105128 F-35 Joint Strike Fighter, April 2022.

14)  Office of the Secretary of Defense, Selected Acquisition Report (SAR): F-35 Joint Strike Fighter Aircraft (F-35), editions of 2016-2019.

15)  Office of the Secretary of Defense, F-35 Lightning II Joint Strike Fighter (JSF) Program (F-35), December, 2019. This is the most recent Selected Acquisition Report issued for the program.

16)  Office of the Secretary of Defense, Selected Acquisition Report (SAR): F-35, editions for December, 2011 through December, 2019.

17) “Procurement, Turkey,” Jane’s Sentinel Security Assessment - Eastern Mediterranean, December 16, 2010.

18) Michael P. Hughes, “What Went Wrong with the F-35, Lockheed Martin's Joint Strike Fighter?” The Conversation US, June 14, 2017. https://www.scientificamerican.com/article/what-went-wrong-with-the-f-35- lockheed-martins-joint-strike-fighter/

19)  Tobias Naegele et al., “The B-2 at 30: Improving with Age”, Air Force Magazine, 102(6), 2019.

20)  Jeffrey L. Harrigian and Max M. Marosko III, “Fifth Generation Air Combat Maintaining the Joint Force Advantage”, Mitchell Institute for Aerospace Studies Journal Ed. No. 6, July 2016.

21)  Stephen Losey, “GE adaptive engine for F-35 finishes testing, preps for new phase”, DefenseNews, Air Warfare, 12 September 2022, https://www.defensenews.com/air/2022/09/12/ge-adaptive-engine-for-f-35-finishes-testing-preps-for-new-phase/

22)  Aaron Mehta, “After ‘Transformative’ Year, F-35 Program Focuses on Software, Quantity,” Defense News, January 14, 2014.

23)  Aaron Mehta, “No System in Place To Strip Canadian F-35 Participation,” Defense News, July 11, 2016.

24)  Patrick Tucker, “F-35 Will Fly Despite Auditor’s Fleet-Grounding Warning,” Defense One, April 17, 2016.

25)  Valerie Insinna, “Lockheed hypes F-35’s upgrade plan as interest in ‘sixth-gen’ fighters grows,” Defense News, June 21, 2019, https://www.defensenews.com/digital-show-dailies/paris-air-show/2019/06/21/lockheed-hypes-f-35supgrade-plan-as-interest-in-sixth-gen-fighters-grows/

26)  Valerie Insinna, “Turkey’s removal from F-35 program to cause hike in engine price”, DefenseNews, Air Warfare, 23 April 2021, https://www.defensenews.com/air/2021/04/23/turkeys-removal-from-f-35-program-to-cause-hike-in-engine-price/

27)  Nur Özkan Erbay, “First F-35's delivered to Turkish Air Force in ceremony, defense capabilities upgraded”, Daily Sabah, Jun 21, 2018, https://www.dailysabah.com/defense/2018/06/21/first-f-35s-delivered-to-turkish-air-force-in-ceremony-defense-capabilities-upgraded

28)  Craig Hoyle, “An Italian view on the F-35,” Flightglobal.com/DEW Line blog, August 7, 2013.

29)  Sandra I. Erwin, “Next Battle for F-35: Bring Down Operations Costs,” National Defense (nationaldefensemagazine.org), April 6, 2014.

30)  Pat Host, “Pentagon faces major cost increase on F-35 Block 4 modernization,” IHS Jane’s Defence Weekly, March 8, 2018, http://www.janes.com/article/78443/pentagon-faces-major-cost-increase-on-f-35-block-4-modernisation.

31)  Frans Osinga, “European Security and the Significance of the F-35”, AF Faculty of Military Sciences, Netherlands Defence Academy, July 2017, Journal Edition 24.

32)  Anthony Capaccio, “Air Force Risks Losing Third of F-35s on Upkeep Costs,” Bloomberg News, March 28, 2018, https://www.bloomberg.com/news/articles/2018-03-28/air-force-risks-losing-third-of-f-35s-if-upkeep-costs-aren-t-cut

33)  Uğur Ermiş, F-35 Program and the Future of the Turkish Air Force, International Journal of Crisis and Politics, December 2021 5 (2) p.477.

Dr. Hüseyin Fazla
Dr. Hüseyin Fazla
Tüm Makaleler

  • 28.01.2023
  • Süre : 10 dk
  • 5643 kez okundu

Google Ads