Site İçi Arama

savunma

Türk Yıldızlarının Uçağı F-5 Yüksek Satış Başarısını Yakalamışken, Yerine Geliştirilen F-20 Tigershark’lar Neden Hiç Satış Yapamadı?

F-4 ve F-104 savaş uçakları gibi arkasında duman izi bırakmayan iki motorla uçan F-5 savaş uçakları, radarlı bir uçak olmamasına rağmen, kanat uçlarına takılan iki adet AIM-9 hava hava füzesiyle, görerek şartlarda iyi bir pilotun elinde fevkalade iyi bir şekilde nokta hava savunması uçağı olarak kullanım imkânı sunuyordu.

Red Flag tatbikatlarında aggressor filonun kullandığı uçaklar olarak yeniden ünlenen F-5 Freedom Fighter (özgürlük savaşçısı) uçakları, geçmişte tedariki kolay, bakım idamesi sorunsuz, sorti maliye ucuz olan bir savaş uçağı olarak birçok ülkenin Hava Kuvvetleri tarafından kullanılmıştı. Kendi akranları F-4 ve F-104 savaş uçakları gibi arkasında duman izi bırakmayan iki motorla uçan F-5 savaş uçakları, radarlı bir uçak olmamasına rağmen, kanat uçlarına takılan iki adet AIM-9 hava hava füzesiyle, görerek şartlarda iyi bir pilotun elinde fevkalade iyi bir şekilde nokta hava savunması uçağı olarak kullanım imkânı sunuyordu. Küçük boyutlu ve ince yapılı bir uçak olması nedeniyle, havada rakip uçaklar tarafından görülebilmesi oldukça zordur. Bu yönüyle çoklu taarruz kollarına görünmeden yanaşabilen, paketi savunmakla görevli himaye uçaklarının şaşkınlığı içinde avlarını vurup, bölgeden uzaklaşabilen, adeta tilki kurnazlığıyla kendisinden beklenen Red Flag Aggressor uçağı rolünü, neredeyse 70 yıllık gövdesiyle başarıyla yerine getirmeye devam ediyor. 

F-5 Savaş Uçaklarının Geliştirilmesine Nasıl Karar Verildi?

Amerikan yapımı F-5 savaş uçağı, çok ince ve küçük bir avcı uçağı olarak üretildi. Bu uçağın A/B versiyonlarının Freedom Fighter (özgürlük savaşçısı) olarak tanıtımı yapıldı. Daha sonra E/F versiyonlarına Tiger (Kaplan) ismi verildi. Öte yandan bu uçağın ilk kullanıcıları "Razorback" lakabını takmışlardı. Herhâlde, bu uçak tam tepenize gelene kadar görmesi ölümcül derecede zor, kalem gibi bir uçaktır anlamında bu lakabı uçağa takmışlardı. Çok da haksız sayılmayan bir isimlendirme olduğuna inanıyorum. 1989 yılında 3’üncü Ana Jet Üs Komutanlığı/Konya’da F-5 savaş uçaklarında, Çiğli’deki pilotaj eğitimini bitirmeyi takiben, harbe hazırlığa geçiş, bir başka deyişle savaş pilotluğu eğitimim sırasında, bu uçağın özelliklerine yakından şahit ola fırsatını bulmuş bir pilot olarak bu tespite ben de katılıyorum.

Uçağın baş tasarımcısı olan mühendis Edgar Schmued, büyük boyut/ağır uçak olması trendinin aksine uzun yıllar düşük maliyetle kullanılabilecek bir şekilde tasarlamaya öncelik verdi. F-5'in son derece ergonomik ve uçurması basit bir uçak olmasına özen gösterdi. Aynı dönemdeki diğer avcı uçaklarına kıyasla pilotlara mükemmel bir görüş imkânı sağlayacak bir uçak olmasını istedi. Uçakta iki adet General Electric yapımı J-85 motoru kullandı. Bu hem kompakt hem de itki/ağırlık (thrust/weight) oranı yüksek bir motordu. 

Bu kapsamda F-5’in ilk tasarımı N-156, Donanma için geliştirildi ama sonra Donanma bu uçaklardan vaz geçince N-156’lara ihtiyaç kalmadı. Bununla birlikte Northrop yılmadı, Hava Kuvvetlerine teklif etmek üzere N-156T (sonradan YT-38 Talon) prototipini geliştirdi. Askeri pilot adaylarının eğitiminde kullanılan T-33 uçaklarının yerine, 1956 yılında YT-38’in kullanılabileceğine karar veren Hava Kuvvetleri’nin gözetiminde, 30 Temmuz 1959 tarihinde başlatılan ilk harekât değerlendirme uçuş testi için Edwards Hava Kuvvetleri Üssü’nden uçtu ve bu ilk uçuşunda ses hızını aştı. 1972 yılına gelindiğinde, toplam 1.158 adet T-38 Talon üretilmişti.

F-5 Savaş Uçağının Jet Eğitim Uçağı Versiyonu: T-38 Talon (Pençe)

T-38 ismiyle tekâmül jet eğitim uçağı olan N-156T; aynı zamanda 23 Nisan 1962 tarihinde Pentagon’un açtığı F-X uçak tasarım yarışmasının galibi oldu ve Askeri Yardım Programı (Military Assistance Program-MAP) kapsamında sadece ABD Ordusuna değil, Amerikan müttefiki ülkelere de çokça satılan bir savaş uçağı oldu.

F-5B’nin gövdesi T-38 Talon’a çok benzer şekilde yapıldığı için, mezun askeri pilotların harbe hazırlığa geçiş eğitimlerinin daha kısa sürede tamamlanması imkanını beraberinde getirdi. Böylece F-5 ve T-38 birlikte birçok Amerikan müttefikinin tercihi uçaklar haline geldi. F-5’ler T-38’lerin ebeveynliğinden yararlandı. Bu arada T-38’ler ilk süpersonik eğitim uçağıydı ve uçuş niteliklerinin bir kanıtı olarak kendi neslinin yüksek performanslı uçakları arasında en düşük kaza oranına sahip olmasıyla pilotaj eğitimlerinin tercih edilen bir platformu oldu. Türk Hava Kuvvetleri de bu kapsamda, T-38 uçaklarını, T-33 uçaklarıyla birlikte 2’nci Ana Jet Üs Komutanlığı/Çiğlli’deki 121’inci Tekamül Jet Eğitim Filosunda (Arı) kullandı, kullanmaya da devam ediyor.

Sonradan geliştirilen F-5E Tiger uçaklarında, F-5A Freedom Fighter versiyonlarından farklı olarak daha güçlü J-85-21 motorları kullanıldı. Kanat alanı daha büyük tasarlanarak, F-5E’lerin manevra kabiliyeti F-5A’ya göre oldukça artırıldı. İlave olarak F-5A’larda bulunmayan radar takıldı. Yeni versiyon modern aviyonikler kullanıldı. F-5E ilk uçuşunu 11 Ağustos 1972 yılında yaptı.

Sovyetler 1975 Yılında F-5’in Yıldızını Parlattı

Ruslar 1975 yılında Vietnam birlikleri Bien Hoa hava üssünü ele geçirdiğinde, buradaki bir adet F-5 savaş uçağını da ele geçirdiler. Sonra da bu uçağı kendi üretimleri olan MiG yapımı savaş uçaklarına karşı test ettiler. 

Sovyetler, MiG-21 ile F-5 karşılaştırması neticesinde, müttefiklerine, MiG-21 uçaklarının Amerikan yapımı F-5’ler karşısında zorlanacaklarını, bu nedenle mümkün olduğunca hava muharebesine girilmemesini salık verdiler. Bu büyük bir olaydı çünkü MiG-21 o günün en yaygın Sovyet avcı uçağıydı ve tüm dünyaya ihraç edilmişti. Esasında Etiyopya Hava Kuvvetleri hem F-5'lere hem de MiG-21'lere sahipti. F-5'in çok daha üstün bir uçak olduğunu düşünüyorlardı. Neticede böylesine sansasyonel bir başarıyı ABD bile beklemiyordu. Bu durum F-5'lerin yıldızını parlattı. O günlerde uygun bir fiyat skalasında satılan bu uçak, birçok ülke tarafından maliyet etkin bir platform olarak tercih edilir bir uçak olmuştu.

T-38 Talon, 121'inci "Arı" Filonun Harbe Hazırlığa Geçiş Eğitimi Rengine Boyandı

F-5 Kullanıcısı Ülkeler ve Türk Hava Kuvvetlerinde F-5

Bunun öncesinde Brezilya 1974 yılında 78 adet F-5 satın almıştı. İran, 1972 yılında 127 adet F-5’i envanterine katmıştı. Güney Kore, Vietnam'da başlayan savaşla birlikte toplamda 300'den fazla F-5 satın aldı. Tayvan 1965'ten itibaren bunlardan 115 adet aldı. Tayvan ayrıca 1975'ten önce 48 adet F-5A'yı Vietnam'a ABD’ye destek kapsamında gönderdi. Bunun karşılığında Tayvan 1973 yılından itibaren F-5 savaş uçaklarını lisans altında üretme hakkını elde etti. Yine Tayland F-5'i 1967'de kullanmaya başladı. Etiyopya F-5'i 1966'da kullanmaya başladı. Yunanistan 1965'te 55 adet F-5 satın aldı. Libya da 1969 yılında F-5 kullanıcıları arasında yerini aldı. 1972 yılına gelindiğinde Hollanda Kraliyet Hava Kuvvetleri 105 adet F-5'i hizmete sokmuştu. Norveç'in 1966'dan itibaren 108 adet F-5 uçağı vardı. Filipin Hava Kuvvetleri 1965 ve 1967 yılları arasında çok sayıda F-5’i teslim aldı. Suudi Arabistan 1974 yılında toplam 139 adet F-5’i Hava Kuvvetlerinin envanterine kattı. Güney Vietnam, 1975 yılına gelindiğinde 176 adet F-5A/B ve RF-5A kullanıyordu. Şili’nin uçakları 1970'lerin başında verilmişti. İspanya'nın 1960'ların ortalarında hizmette olan 70 adet F-5 uçağı vardı. Kanada, 1968 yılından itibaren bu uçakları lisanslı olarak üretiyordu.

Türkiye ise ilk F-5A uçağını 25 Aralık 1965 tarihinde envanterine kattı, böylece F-5’lerin ilk kullanıcıları arasında yerini aldı. Türk Hava Kuvvetleri, 1965-72 yılları arasında toplamda 88 adet F-5A/B ve 20 adet RF-5A uçağını envanterine kattı. Bu arada Türkiye, Kanada ve Tayvan’a benzer şekilde, 1970’li yılların ortalarında TUSAŞ tesislerinde F-5E versiyonunu lisans altında üretmeyi planladı fakat sonradan Kıbrıs Harekâtıyla birlikte gelen 1975-1978 yılları arasındaki Amerikan ambargosu nedeniyle, bu planlama rafa kalkmış oldu. 1974 yılında gerçekleşen Kıbrıs Barış  Harekatı sonrasında ABD’nin Türkiye’ye ambargo uygulamasından sonra Libya elindeki 5 adet F-5A ile 2 adet F-5B uçağını Türk Hava Kuvvetleri’ne devretti. 

Ambargo sonrasında Norveç’ten 32 adet F-5A/B alındı. ABD’den 4 adet F-5B, Tayvan’dan da 1989 yılında 9 adet F-5A/B geldi. 1989 ve 1991 arasında 60 adet Hollanda üretimi NF-5A/B teslim alındı. Bunlardan kullanılabilir durumdaki 30 adet NF-5A ve 14 adet NF-5B envantere katıldı. 2001-2006 yılları arasında İsrail savunma sanayisiyle işbirliği içinde, 48 adet F-5 uçağı, ağırlıklı olarak aviyonik ve kısmen yapısal modernizasyonuna tabi tutuldu ve F-5 2000 olarak kullanıma verildi. Türk Hava Kuvvetlerinin elindeki son F-5A/B’ler 10 Haziran 2013 itibariyle envanter dışına çıkarıldılar. Elde mevcut modernize 16 adet NF-5 2000, halen 134’üncü Akrotim Filo Komutanlığı (Türk Yıldızları) tarafından uçuş gösterilerinde kullanılmaya devam etmektedir. 

F-5E’lerin Yerini Alması İçin Üretilen F-20 Tigershark Uçaklarının Neden Hiç Alıcısı Çıkmadı?

F-20 Tigershark (başlangıçta F-5G) Northrop tarafından tasarlanan ve üretilen, özel olarak finanse edilen bir hafif avcı uçağıydı. Northrop'un F-20'yi inşa etmesinin nedeni, F-5'in 1959-1987 yılları arasında 2.000'den fazla üretilen oldukça başarılı bir uçak olmasıydı. F-5E, F-20'nin ilk uçtuğu 1982 yılının standartlarına göre eski bir tasarımdı. F-20'nin F-5E ile pek çok ortak noktası vardı ve eğer F-5 kullanıcısı ülkeler tarafından tutulan bir uçak olsaydı, gerçekten rakip uçaklara (F-16, F-18 vb.) oldukça ucuz bir uçak olarak büyük bir satış başarısı yakalayabilirdi. Şüphesiz daha önce F-5’lerle uçan herhangi bir hava kuvvetine F-20’lerin entegre edilmesi oldukça kolay olurdu. Ayrıca F-16'yı satın almaya gücü yetmeyen ülkelerin F-20’lere yönelmesi söz konusu olabilirdi.

Bu çerçevede Northrop, çift motorlu F-5E Tiger yerine tek motorlu, hafif, süpersonik savaş uçağı F-20 Tigershark’ı geliştirdi. F-5 kullanıcısı ülkelerin F-20 uçaklarını tedarik ederek, F-5’le benzer gövde özelliklere sahip ama daha modern bir jet olarak üretilen F-20’lerle uçmaya devam edebileceklerini hesaplayan Northrop, düşük sürat ve yüksek hücum açılarında it dalaşında F-16’dan bile iyi bir performans sergileyen bu uçakla arzu ettiği başarıyı yakalayamadı. F-20’ye göre daha pahalı ve karmaşık bir uçak olan F-16 Fighting Falcon'a düşük maliyetli bir alternatif olması amaçlanmıştı. 

Bu arada, Amerikan Hava Kuvvetleri YF-16 ve YF-17 arasındaki yarışta F-16’lar yönünde tercihini kullanmıştı. Bu tercih, YF-17 üreticisi Northrop’un F-20 projesine de olumsuz etkileri oldu. O yıllarda Amerikan Hava Kuvvetleri ön hat savaş uçağı olarak F-15 Eagle'a derinden bağlıydı. Pratt Whitney motorlarının (PW F100) geliştirilmesi o noktaya kadar sorunlu gidiyordu. GE motoru yanında F-16'da da PW motoru kullanılma kararı, bu motoru geliştirme maliyetlerinin daha fazla sayıdaki uçağın gövdesi üzerinde amorti edilmesini sağlarken, "hafif" ve ön hat avcı uçakları arasında motor ortaklığına gidilmesinin kapısını da aralamıştı. Amerikan Hava Kuvvetleri, müttefiklere F-16 ihracatının bu maliyetleri daha da düşüreceğini kısa sürede anladı. Böyle bir ortamda Northrop, Amerikan Hava Kuvvetlerinin uçak geliştirme programlarıyla rekabet edebilecek özellikleri olan F-20 gibi bir yönüyle mükemmel bir uçağı öz sermayesiyle ortaya çıkarmıştı. 

Öte yandan, F-20 Tigershark programı kapsamında başlangıçta uçuş testleri için üç prototip üretilmişti. Bu uçaklardan ikisi aşırı G-kuvvetine maruz kalan test pilotlarının bayılması sonucu düştü. Bunun üzerine dördüncü prototip üretildi ama bu üretilen kısmen tamamlandıktan sonra 1986'da yılında program kapatıldığından uçuş yapmadı. 

Anladığım kadarıyla, Amerikan Hava Kuvvetleri bu uçak için hedeflenen öncelikli müşteri değildi. Daha ziyade ihracata yönelik olarak geliştirilen bir savaş uçağıydı. Ancak uçağın içeride alıcısı olmadığı gibi dış ülkelere satışı için gerekli siyasi destek de verilmemişti. Böylece, F-20 geliştirilirken, savunma sanayisinde çok bilinen bir gerçeğin göz ardı edildiği yeniden tecrübe edilmişti: “Kendi ordusu tarafından kullanılmayan bir ürün (uçak) başka bir ülke tarafından da kullanılmaz!” F-20 Tigershark’ın parlamayı umduğu yıllarda, Amerikan Hava Kuvvetleri yaygın bir şekilde F-16'yı kullanırken, Deniz Kuvvetleri ve Deniz Piyadeleri de Northop'un F-18 Hornet’ini kullanıyordu. Çoğu kişiye göre, F-16, F-18, M-2000, MiG-29’ların hâkim olduğu yeni dünyada artık nispeten daha basit bir uçak olarak görülen, performansı bu iki uçağa göre daha düşük olan F-20’lerin pek şansının olması olası değildi. Her ne kadar Suudilerin 200 kadar F-20 alma niyeti olmuşsa da muhtemelen Reagan Hükümeti gereken desteği vermediği için, sonradan onlar da bu düşünceden vazgeçtiler. 

Amerikan Ordusu her iki uçaktan da ziyadesiyle memnunken, üstelik Amerikan Hava Kuvvetlerinin F-20’leri envanterine katmak için isteklilik göstermediği bir piyasa şartlarında, bu iki uçağa göre hiçbir üstünlüğü bulunmayan F-20’lerin satış başarısını yakalaması söz konusu olmadı. Sonuç olarak, F-20 Tigershark iyi bir uçaktı ancak değişen uluslararası siyasi ve ekonomik iklim nedeniyle yanlış zamanda doğmuş olduğundan, kendine pazar bulamadı, seri üretim aşamasına geçemedi.

Bir dipnot olarak şunları da ilave etmek isterim. Kendisi çok yetenekli bir uçak mühendisi olarak ün yapan Jack Northrop'un daha ziyade kendi tasarımlarına hayat veren Northrop'un, onun liderliğinde, o yıllarda oldukça başarılı bir uçak üretim altyapısına sahip olduğu biliniyor. Jack Northrop'un devlet desteği almadan kendi tasarımlarına hayat vermeye çalışan bir savunma sanayicisiydi. XB-45 ve XB-45 Flying Wing Bomber uçakları dahil, sonraki yıllarda geliştirdiği yüksek verimli ve düşük maaliyetli tasarimları olan F-5G ile XF-17 (sonradan F-18/FA-18 Hornet/Super Hornet dönüştürüldü) projelerinde, hiçbir devlet desteği almadığı söyleniyor. Bunlardan XF-17'nin başarılı olmasında ise Navy Aviation konusunda çok tecrübeli olan McDonnel Douglas ile işbirliği yapmayı kabullenmesi neticesinde, Northrop Amerikan hava-uzay sanayisinden bir pay kapma fırsatını yakalayabilmiştir.  Buna binaen F-18/FA-18 Hornet/Super Hornet çok büyük kabul görmeye başlamıştır. Jack Northrop hep Amerikan devletinin, çok çok zeki ama haksız yere sürekli asağılanmış, hor görülmüş üvey evladı olarak anılan biridir. Hava-uzay sanayisindeki Tesla-Edison söylemlerine yakın bir hikaye de Jack Northrop için geçerlidir denebilir.

Dr. Hüseyin Fazla
Dr. Hüseyin Fazla
Tüm Makaleler

  • 07.11.2023
  • Süre : 5 dk
  • 3749 kez okundu

Google Ads