Site İçi Arama

savunma

Ukrayna'da 2023 Senaryolarının Avrupa'yı Değişime Zorlayan Olası Etkileri Nelerdir?

Ukrayna'da devam etmekte olan savaş, sadece ABD tarafının tasarrufuna bırakılamayacak ölçüde Avrupalılar için önem arz ediyor. Çünkü Avrupa'nın geleceği, jeostratejik olarak yeniden yapılandırılması ve nihayetinde yeni güvenlik mimarisi bu savaşın gidişatına göre şekillenmeye başlamıştır.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodymr Zelenskiy Ukrayna'daki savaşı sona erdirmeyi ve bölgesel ve küresel istikrarı yeniden sağlamayı amaçlayan bir barış planı açıklamıştı. Kısa süre önce Endonezya'da tamamlanan G20 Zirvesi'nde Zelenskiy, dünya liderlerini savaşı sona erdirecek barış planını desteklemeye çağırmıştı. Bugünlerde Zelenskiy yönetimi yeni bir çıkış yaptı. Savaşın birinci yılının sonunda Birleşmiş Milletlerin arabuluculuğunda bir barış zirvesi yapmak. Rusya ise uluslararası savaş suçları mahkemesinde hesap vermeye razı olursa, Moskova da bu zirveye davet edilecekmiş. Olacak şey değil tabii ki. Moskova ise ya taleplerimiz karşılanır ya da savaş sürer demeyi gerekli gördü.

Rusya-Ukrayna Savaşına yönelik 2023 yılında ne olacağına dair çeşitli senaryolar konuşuluyor. Bunlar özetle şöyle ifade ediliyor:

- Senaryo 1: Rusya’nın bahardaki saldırısı belirleyici olacak. Yeni silah altına alınan 50 bin asker cephede. Diğer 250 bini gelecek yıl cepheye gitmek için eğitim alıyorlar.

- Senaryo 2: Ukrayna, Ruslara karşı kaybettiği topraklarını geri alacak. Ukrayna zaferinin zamanlamasını NATO’nun yeni askeri saldırı silahlarını ne hızda verebileceği (tanklar, uçaklar, uzun menzilli füzeler) belirleyecek.

- Senaryo 3: Ufukta bir son görünmüyor. 2023 yılının sonunda da büyük ihtimalle savaş sürüyor olacak. ABD'nin Vietnam’da, Sovyetler Birliği’nin de Afganistan’da yaptığı, geçmiş savaşlardaki hesap hatalarında, çatışmalar sadece bu şekilde sona erdi. Hesap hatası yapan ülkedeki iç politika koşulları değişti ve “onurlu” olsa da olmasa da, çıkış tek seçenek haline geldi. 

- Senaryo 4: Rusya'nın yenilgisi dışında bir sonuç yok. Savaşta ivme şu anda Ukrayna lehine ve bu savaş, büyük ihtimalle 2023’te Ukraynalıların zaferiyle sonuçlanacaktır. Savaş bir kararlılık ve lojistik sınavı olarak tarihe geçecek.

- Senaryo 5: Rusların Ukrayna’yı yıpratma savaşı devam edecek. Kayda değer yeni bir gelişme olmayacak.

Bunlar ve benzeri senaryolar konuşulurken, daha önce Washington’a bir ABD askeri uçağıyla giden Zelenskiy’nin Kongre’deki konuşmasında, Rusya'ya karşı "mutlak zafer" çağrısında bulunduğunu da hatırlamak gerekir. 

Bazılarına göre Biden Zelenskiy'yi Washington'a böyle bir çağrı yapması için davet etmişti. Bu kararlılık gösterisine ihtiyaç vardı. Barışı konuşmak demek Amerikan yardımlarına ihtiyaç kalmaması anlamına gelebilirdi. Rusya'ya karşı Ukrayna’ya verilecek Amerikan desteğinin Kongre’den sorunsuz geçmesini sağlamak için savaşın gündemde olması gerekiyordu. Zelenskiy de bunu yaptı. Rusya'yı "terörist devlet" ilan etti ve savaşa devam işareti verdi. Biden böylece ABD'nin Ukrayna'yı "ne kadar sürerse sürsün" destekleyeceği sözünü kuvvetlice verme imkânı buldu. Tüm bunlar 2023 yılının da Rusya-Ukrayna Savaşının devam edeceği bir yıl olması yönündeki öngörüleri destekleme yönündeydi. Patriot bataryalarının da sahaya sürülmesi bu anlayışa paralel bir düşüncenin ürünüydü.

Biden, ABD askerlerini Afganistan'dan çekerken "sonsuza dek sürecek savaşı" sona erdirdiğini ilan etmişti. Şimdi ise tüm dünyada yıkıcı sonuçları olan yeni bir "sonsuz savaşı" desteklemekten çekinmiyor. Avrupa ulusları ise savaşın devam etmesinden ve özellikle Putin’in olası bir nükleer silah kullanma operasyonundan korkuyorlar. Ukrayna uğruna belki Washington üçüncü dünya savaşını başlatmayı seçenekleri arasında düşünüyor olabilir ama önce Avrupalıları ikna etmesi gerekiyor. Avrupa üçüncü bir yıkıma hiç ama hiç hazır değil. Avrupalıların Rusya ile savaşa girmek istemediklerini Biden da söyledi.

Ukrayna'da devam etmekte olan savaş, sadece ABD tarafının tasarrufuna bırakılamayacak ölçüde Avrupalılar için önem arz ediyor. Çünkü Avrupa'nın geleceği, jeostratejik olarak yeniden yapılandırılması ve nihayetinde yeni güvenlik mimarisi bu savaşın gidişatına göre şekillenmeye başlamıştır.

Ukrayna halkının direnişi nedeniyle Avrupa kıtası kendi değerlerini, kendi coğrafyasını savunabileceğini yakından gördü. ABD'nin Ukrayna’ya verdiği askeri ve ekonomik yardım tıpkı 1990’lardaki Balkan sendromunu Avrupalılara hatırlattı. Eski Yugoslavya coğrafyası dağılırken ortaya çıkan yeni devletlerin birbirleriyle savaşını durdurmak için Avrupa’nın bir şey yapamadığı veya yapma iradesine sahip olmadığı o dönemde ortaya çıkmıştı. Şimdilerde de ABD olmadan Doğu Avrupa’nın bir parçası olan Ukrayna’nın Ruslara karşı vermekte oldukları mücadelenin her yönüyle desteklenmesi için yine Amerikan yardımı imdatlarına yetişiyordu.

Avrupa artık dönüşmek zorunda olduğunun farkına varmıştır. Ukrayna bunu Avrupa ülkelerine dikte ettiriyor. Doğu Avrupa ülkeleri Polonya’nın öncülüğünde tüm Avrupa Birliği üye ülkelerini Rusya’ya karşı koymak için güç birliğine gidiyorlar. Orta ve Batı Avrupa ülkeleri bu güç birliğini desteklemek zorunda olduklarını, Avrupa’nın siyasi, ekonomik ve coğrafi bütünlüğünün buna bağlı olduğun görüyorlar. Bu nedenle bu savaş dönüştürücü bir rol oynuyor, Avrupalılar için katalizör işlevi görüyor. Avrupalılar hep birlikte işgalci Putin’in ordularının yıkıcı eylemlerine karşı koymak durumda olduklarını yaşayarak görüyorlar. Eğer Avrupa hep birlikte Putin’e karşı koyma iradesini gösteremezse, belki Putin Ukrayna'yı yeniden fethetmeyi başarabilecektir. Sonrasında Doğu Avrupa'yı yeniden bir nüfuz alanı getirebilecektir. 

Avrupa'nın Ukrayna konusundaki siyasi tartışmaları yeterince olgunlaşamadan bu savaş çıkmıştır. Avrupa oyalanırken doğuda Putin Rusya’sı yeniden oyun kurucu hale gelmiştir. Şimdi savaş bittiğinde ne olacak sorusuna Avrupa’nın doğru cevabı bulması gerekiyor. Ukrayna'nın savaşı tam galibiyet veya tam yenilgi ile tamamlamasına göre bu ülkeyle AB ve NATO’nun teması çok farklı bir şekilde yeniden kurulacaktır. Şüphesiz savaştan galip çıkacak bir Ukrayna’nın ödülü sorgusuz-sualsiz hem AB hem de NATO üyeliği olacaktır. Ama ya kaybederse?

Avrupa’nın korkusu bu noktada açığa çıkıyor. Rus korkusu, NATO’nun geleceğine yönelik soruları yok ettiği gibi, İsveç ve Finlandiya gibi yeni üyeliklere kapının aralanması sonucunu doğurmuştur. Ancak, burada kilit nokta şudur: Avrupa silahlanacak mı yoksa sırtını NATO’ya yani ABD’ye dayamaya devam edecek mi? 

Avrupa gerçek anlamda yeniden silahlanmayı başaramazsa, AB’nin ve NATO’nun geleceği tekrar sorgulanır hale gelecektir. Bu durum; ittifak kurumlarının içlerinin boş olduğu yönündeki olumsuz yorumları haklı çıkaracak ve kurumları önemsiz hale getirecektir.

Bilhassa AB, sadece ‘yumuşak güç’ yönüyle ayakta kalamayacak kadar zayıf bir uluslararası örgüttür. Avrupa’nın ihtiyacı mevcut yapının devamı yönünde midir yoksa ‘sert güç’ ile evlilik yapacak bir AB’ye mi ihtiyaç vardır? Bu sorulara verilecek cevabın içeriği ve genişliği, AB’nin de geleceğini yeniden şekillendirecektir. Bu nedenle bugün Avrupa bir dönüm noktasındadır. Sahadaki gerçeklikle yüzleşmektedir. Avrupa siyasi haritası değişmek üzere olabilir. Buna bağlı olarak transatlantik ilişkilerin gidişatında da büyük bir değişim yaşanabilir.

Ukrayna zaferi kazandığında, bunu büyük bir bedel ödemek suretiyle gerçekleştirmiş özgür bir ulus ve ulus-devlet sıfatıyla, yeni bir kimlik ve özgüvenle AB ve NATO’nun kapılarını çalacaktır. Ukrayna’nın özgürlüğüne destek veren Doğu Avrupa ülkeleriyle birlikte Ukrayna’nın önemi ve ağırlığı Avrupa genelinde artacaktır. Zafer kazanmış bir Ukrayna, fedakârlığının büyüklüğüyle Avrupa'daki yerini alırken, hem ABD hem de bu zaferde kilit rol oynayan NATO'nun doğu kanadındaki ülkeler, AB içinde ve NATO’da çok daha etkin bir güç ve etki alanı yakalayabileceklerdir.

Putin'in Ukrayna'ya karşı her şeyi göze alma çılgınlığı, geri dönüşü olmayan bir süreci başlatmıştır. Bu sadece Avrupa'nın ağırlık merkezinin kuzeydoğuya kayması değil, aynı zamanda bir zamanlar Doğu Avrupa'nın Batı'nın arka bahçesi olarak görülmesi yönündeki düşüncelerin de yıkılmasına neden olacaktır.

Ukrayna'daki savaş henüz bitmedi. Kuvvetle ihtimal 2023 yılında da devam edecek. Ama bu savaş boyunca Avrupa da büyük bir değişimle yüzleşmeye devam edecek. Avrupa aslında çoktan değişmiştir. Almanya’nın silahlanmaya başlaması bile bu değişimin öncü göstergesi değil midir?

Dr. Hüseyin Fazla
Dr. Hüseyin Fazla
Tüm Makaleler

  • 29.12.2022
  • Süre : 6 dk
  • 1001 kez okundu

Google Ads