Site İçi Arama

dinfelsefe

Filozofların Çelişkileri Nelerdir?

Tarihe yön veren liderler ve filozoflar insan olduklarından dolayı yaşam ve düşünce denizinde çelişkileri vardır. Fikirlerdeki, davranışlardaki çelişkiler insan doğasında kaçınılmaz bir sosyolojik gerçekliktir. Bizim Anadolu'da bir atasözümüz vardır "Göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün"

İnsanın en belirgin özelliklerinden birisi çelişkilerle dolu bir düşünce yapısına sahip olmasıdır. Hiçbir insanoğlunun düşünce, tavır ve davranışları stabil, diğer bir değişle durağan olmayıp zamana bağlı olarak devamlı bir devinim (hareketlilik) içindedir. Kendiyle çelişki içinde olmayan insan yoktur. Çünkü; düşünen her beyin çelişki üretir. Bunun aksini söyleyenlerde yalancıdır! 

Tarihe yön veren liderler ve filozoflar insan olduklarından dolayı yaşam ve düşünce denizinde çelişkileri vardır. Fikirlerdeki, davranışlardaki çelişkiler insan doğasında kaçınılmaz bir sosyolojik gerçekliktir. Bizim Anadolu'da bir atasözümüz vardır "Göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün." 

Fakat hayat gibi, insanoğlu da zaman içinde değişmekte, düşünceleri de buna bağlı olarak farklılıklar göstermektedir. İşte bu yazımda da normal insanların çelişkilerinden değil, filozof dediğimiz düşün hayatımıza yön veren insanların bazılarının çelişkilerinden size bahsedeceğim. Bunun nedeni de kusursuz insan olmayacağını bir kez daha insanlarımıza anlatmak isteğidir. Yaşamak, sürekli bir çelişki içinde olmaktır. Çelişki içinde olmayan insan, yalnızca ölü insandır.

Büyük filozofların hayatlarına baktığımızda, çoğu zaman yazdıkları ile yaşadıkları arasında çelişkileri görebiliriz. Bu da doğal bir durumdur. Büyük düşünürlerin, teorisyenlerin yaşamlarına bakarsak, onların da çelişkilerini, hatalarını, eksikliklerini bulabiliriz, herkesin olduğu gibi. Hele ki düşünerek, teoriler üreten bir insanın çelişkilerinin herkesten fazla olması normaldir. Çünkü; hayatın diyalektiği budur, o sürekli akar kendi diyalektik bütünü içinde.

Anadolu'da, “Hocanın (İmam) dediğini yap, yaptığını yapma!” derler. Kuşkusuz bu söz, hayatın diyalektiğini, insanın hayat içerisindeki akışında içinde bulunduğu çelişkileri, yadsımaları çok iyi açıklıyor ve de herkes için geçerli. Bütün politik düşünürlerin yaşamlarına kısaca şöyle bir göz atarsak, onların da bu sözden muaf olmadıklarını görebiliriz. Bu düşünürlerin kendi düşünsel dünyaları içindeki çelişkiler değildir, yalnızca, teori ve pratik ya da söyledikleri ile yaptıkları arasındaki çelişkileridir ki bu da hayatın sosyolojik gerçekliğidir. Çünkü; çelişki kaçınılmazdır. Hele ki, düşünen, sorgulayan bir insan için doğal bir gerçekliktir. İnsan düşünen bir varlık olduğu için de hep çelişkiler içinde olması da normaldir, olmaması ise eşyanın tabiatına aykırıdır. Bilimsel "diyalektik materyalizme" inanıp da çelişki içinde olmayan insanın inandığı felsefe, ne bilimsel, ne materyalist, ne de diyalektiktir. O bir dine inanır gibi sorgulamadan inanmaktadır. 

Örneğin Marx dünyayı sarsan bir teori geliştiriyordu ve sınıfsal mücadeleye de destek veriyordu. Ancak kendisinin de düşünsel olarak desteklediği Paris Komününe fiili olarak katılmayı reddetti ve bu yönde gelen çağrılara “ben bir masa başı adamıyım” diye yanıt verdi. Haklıydı da! Onun düşünceleri alandaydı zaten. Bütün herkesi direnmeye, savaşmaya çağırıp, kendisini muaf tutmak elbette bir çelişkidir. Ancak bu, hayatın diyalektiği içinde normal olarak görülebilir. 

Anarşist düşüncenin en büyük filozoflarından birisi olan William Godwin, “Siyasal Adalet” başlıklı magnum opusu’nda evlilik kurumunu "bütün tekellerin en iğrenci" olarak niteledi. Ancak ilk fırsatta da evlenmekten geri kalmadı. İlk büyük feminist yazar olarak nitelenen Mary Wollstönecraft’in isteği üzerine onunla evlendi. Evlilik töreninden sonra ise kendisini eskisinden daha bağımlı olarak hissetmediğini söyler! Büyük tabuları yıkan bir yapıt ortaya koymasına karşın, özel hayatından çekingen, kendi halinde yaşayan bir insandı. Diyeceğim o ki; filozoflar ile hayatları birbiriyle örtüşmeyebilir birebir. Herkes gibi özel hayatlarında onlar da insandır. Tarihi tabuları bir bir yıksalar da, uzun vadede toplumu değiştirseler de, onlar da hata yapmış, kendileriyle çelişmiş, korkmuş, aşık olmuş bizim gibi insanlardır. Çünkü, kusursuz insan yoktur.

Biraz fazla iddialı kelimeleri cümlelerim için de kullanmış olabilirim! Çok fazla insan analizi yaptığınızda konunun öznesi olan karakterlerinde zaaflarını ve çelişkilerini çok daha rahat görebiliyorsunuz! Çünkü; felsefe de bunu bizden istiyor zaten. Şüphe, soru ve alabildiğince mukayese. Zaman zaman doğru olduğuna inandığınız şeyleri tartışarak en doğru yolun bulunabileceğini unutmayınız. Hayat sizlerin kendinize sorduğunuz deli sorular kadar var olma mücadelesinin adıdır. Çelişkilerden kaçmayın, onları azaltıp hayatınızı dengeye getirme çabasında olun her zaman. İnsanları fazla yüceltip kutsallaştırmayın, onların sizlerden en büyük farkı bilgiyi akılla yoğurup sosyal hayata doğru olarak aktarmasıdır. Günümüz dünyasında kişilerden çok kollektif düşünceye sahip uluslar daha güzele ve daha güvenli yarınlarda yaşama olanağına kavuşacaklardır. Kişi ve tek doğru zannettikleri dogmaların peşinde gidenlerde mutsuz ve bedbaht olmaya devam edeceklerdir.

Saygı dolu sevgiyle kalın diyorum...

Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Tüm Makaleler

  • 31.08.2022
  • Süre : 3 dk
  • 2567 kez okundu

Google Ads