logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
dinfelsefe

Hayat Denen Şey; Dün, Bugün ve Bir De Yarındır

Dün attığımız olumlu ve mantıklı adımlar bu günümüzü doğru düzgün geçirmemizi sağlar. Dünü görmezden gelemeyiz. Dün bugünden kopuk değildir.

Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU

Tüm Yazıları için tıklayınız


  • 06.08.2022
  • Süre : 4 dk
  • 182 kez okundu

Büyüklerimiz evde, iş yerinde, yolda, ya da bir sohbet sırasında ve yeri geldiğinde “her şey zamanında” sözcükleriyle sıkça hatırlatma yapar, bir nevi öğüt verirler. Ben de bu sözcüklerle büyüdüğümden olsa gerek, ne yalan söyleyeyim, yeri ve zamanı geldiğinde bu cümleyi kullanmıyorum desem yalan söylemiş olurum. 

Çocuktum, daha ilkokul sıralarında kendi kendime sorardım. Bu cümle büyüklerimiz tarafından neden bu kadar sık söyleniyor diye aklımdan geçirirdim. Mantıklı bir yanıt o zaman da bulamazdım. Orta okul çağına geldiğimde merakım daha da arttı ve bir gün tüm cesaretimi toplayıp bir büyüğümün kendisine bu cümleyi sordum. Bana anlattıklarından öylesine etkilenmiştim ki hâlâ kelime kelimesine aklımda:

“Bak evlat! Dün, bugün ve yarın, hayat gerçeğinin ayrılmaz üçlüsüdür. Üçüz kardeş ya da sonsuz zaman yolculuğunda kol kola giden üçüzler. Birbirlerinden ayrılmaz, kopmaz iseler de üçünün de değeri ayrıdır. Bu nedenle her birini hem birlikte hem de ayrı ayrı değerlendirmeliyiz. 

Dün attığımız olumlu ve mantıklı adımlar bu günümüzü doğru düzgün geçirmemizi sağlar. Dünü görmezden gelemeyiz. Dün bugünden kopuk değildir. 

Bugün de attığımız olumlu ve olumsuz adımlar, verdiğimiz kararlar da aynı şekilde yarınımızı şekillendirir. O nedenle, yapacağın her iş için önce düşün. İyi bir plan yap. Sonra adımını at ve her şeyi zamanında yap. İşte hayatın sırrı budur evlat.” dedi.

Yaşım ilerledikçe bu büyüğümün cümleleri bu iki, üç kelimeye sığdırdığı yaşam felsefesini daha derinlemesine anladım. Hem meslek (askerlik) hayatımda, hem de sosyal hayatımda vazgeçilmez prensibim oldu. Ona müteşekkirim. 

Yine gençlik yıllarımda bir kitapta rastladığım, ünlü şair Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “ne içindeyim zamanın” şiirini de önemli buldum. “Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında, yekpare geniş bir anın, parçalanmaz akışında” dizelerinin de dünü, bugünü, yarını içinde barındıran bölünmez bir anı tanımladığını kavradım. 

Aslında insan, zaman dışında hiçbir kaynağa eşit oranda sahip değildir. Zaman kıt bir kaynaktır. Bir kez tüketildi mi, tekrar tüketilme şansı yoktur. “Zaman ölçülemeyen bir sonsuzluktur.” Geçmişi değiştiremeyiz ancak ders alabiliriz. Ne kadar ders alabilir ve ne kadar kendimizi eğitebilirsek, yaşadığımız bir sonraki anı da o denli pişmanlık duymadan yaşarız. Bugün attığımız adımlar, yaptığımız planlar, aldığımız kararlar yarının resmini ortaya koyar. Kaynağını hatırlayamadığım, “bir bugün, iki yarına bedeldir.” sözü tam da benim yaşam felsefemi yansıtmaktadır. 

Yine bu olguyla ilgili bir söz geldi aklıma; “iki günü eşit olanın bir günü kayıptır.” Bu deyiş, yalın bir gerçeği yansıtır aslında. “Bugün” halen elimizde mevcut zaman dilimidir. “Yarın” ise hayal edilen bir şimdidir. Zihnimizin geleceğe ait projeksiyonudur, kurgusudur. "Bugün dünden iyisini yapmak ve yarın daha da iyisini yapmak zorundayız". İnsan her zaman ilerlemek, yenilenmek, yeni şeyler öğrenmek ister. Genelde ilk adımı atmakta zorlanır. İlk adımı atmadan asla ilerleyemeyiz, olduğumuz yerde sayarız. Yaşam zordur. Gittikçe de zorlaşmaktadır. Ancak güzel yanı her gün, her an ilk adımı atma şansını verme bonkörlüğüdür. Bu bizlere Tanrı tarafından bir armağandır. Bazen okuyacağınız bir kitap sizin de yaşamınızı benim gibi değiştirebilir!

İşte ben de böyle bir hayat testinden geçerek, kelimelerin sihirli dünyasına girdim ve şimdilerde duygularımı sizlerle yazılarım vasıtasıyla paylaşıyorum. Sizlerin de hiç ummadığınız bir zamanda alacağınız bir telefon, önemli bir ilişkinin habercisi ve köklü değişimlerin başlatıcısı olabilir. 

Bazen, ilişkilerimizde dileyeceğimiz bir özür bir gönül yapar. Katıldığımız bir konferansta soracağımız bir soru, edineceğimiz bir bilgi, devam eden yaşamımızda yeni kapılar açabilir. Şimdilik oturduğum yerde yazarken aklıma gelenler bunlar. Bunlar hep ilk adımlardır. Hayat yolunun bizi nereye götüreceğini, hangi aşamaları yaşatacağını, hangi duraklarda indireceğini bilemeyiz. Bu adımlarla zengin tecrübeler edinilir. Kimi zaman hayal bile edemediğimiz olanaklara kavuşuruz. İlk adımdan önce, kararsızlık içinde, korku ile donup kalmak hatadır. Bilmeliyiz ki, adımlarını cesurca atan, çalışan, ilerlemek isteyen her kuluna Tanrı yardım eder. Yeter ki o iyide ve doğruda olun. 

Yaşadığımız sürece hayat bize pek çok imkân sunar. Hayat, işte fırsat sana. Düşün, aklını kullan ve girişimde bulun, der. Çalış, çabala yeni imkanların yolunu bul, der. Biz bu imkânların farkına varıp, üzerinde düşünüp, ilk adımı atmaz isek, ayağımıza kadar gelen fırsat uçup gider. Ondan sonra duyulan pişmanlık tüm benliğimizi hayat boyu sarar, bir türlü peşimizi bırakmaz. Atamadığımız her adım, boşa geçen her zaman dilimi bize beraberinde sadece mutsuzluk getirir, hedeflerimizden bizi uzaklaştırır. İnsan yaradılışı gereği olsa gerek, küçük adımları küçümsemek eğilimindedir. O nedenle de ilk adımlar çok zordur belki de. “Başlamak bitirmenin yarısıdır” deyişi de bu gerçeğin en doğru ifadesidir. Türk insanının maalesef her şeyi “erteleme” özelliği vardır ve bu sosyolojik bir gerçekliktir. Bunu kabullenip, bilincine varıp, yenmeli ve değiştirmeliyiz. 

“Dün" tecrübedir ve “bugün” dünün gerçeğidir aslında. Eğer dünden doğru ders almışsak, bugün yeni bir bilgi ve tecrübe edinmiş oluruz. Dünü silemezsin, yarını yazabilirsin, bugün ise fırsattır, en iyi şekilde bu fırsatı kullanabilirsin.

Unutmamalıyız, dünya üç gündür; dün, bugün, yarın. Bu üç günde insana her sabah 24 saat ya da 24×60=1.440 dakika sunulur. Bu yüce yaratıcının bizlere bir hediyesidir. Çoğunlukla bunun değerini bilmeyiz. Aldığımız nefesin, içtiğimiz suyun, yaşadığımız doğanın değerini bilmediğimiz, unuttuğumuz gibi. Her bir dakika, her bir saat bizim için, insanlık için, dünya için iyi, doğru ve yararlı işler yapma, üretme, yenilikler bulma fırsatıdır. İnsanlık için ter döken hem kendi geleceğini hem insanlığın geleceğini aydınlatır.

Diyor ki Mevlâna:

"Yarın yaparım, yarın yaparım deme! Bugün de dünün yarınıydı, ne yapabildin?"

Lütfen hep birlikte zamanımızı iyi kullanalım. Boş işlerle uğraşmayalım. Aklımız bizlerin en büyük hazinesidir, onu boşuna harcama lüksümüz yok. Ülkemizin bugün içinde bulunduğu durum sadece bizleri idare edenlerin değil, okumayan sorgulamayan biz bireylerin eseridir.

Saygı dolu sevgiyle kalın diyorum.


Google Ads