Site İçi Arama

dinfelsefe

Hayat Treni Duraklarda Birilerimizi Bıraksa da Hayat Devam Ediyor

Trenden ineceğimizi bilsek de ne zaman ineceğimizi bilmemek bir muamma hepimiz için. Aslında en güzeli bu muamma, yani bilmemek. Tren yolculuğunu insana ‘sonsuz bir yolculuk’ hissettiren şey de bu durakların hangisinde ineceğimizi bilememe durumumuz değil midir?

Her hüzünlü ve üzüntülü olduğumda hayat treni gelir aklıma. Öyle bir tren ki, bu trende durmak yok, tek yönlü bir tren ve sadece bilmediğin durağa gelince, sen istesen de istemesen de sadece inmek var! Bir daha binmek seçeneği yok.

 

Hepimiz biliyoruz, bilmesek de yaşayarak hayat zaten hepimize öğretiyor. Bizler bu dünyada misafiriz. Doğarken bindiğimiz bu trene aslında ebeveynlerimizin davetiyle bindik. Bir başka deyişle bu dünya treninde ilk önce annemizle ve babamızla tanıştık. Bunun sonsuz bir tren yolculuğu olduğunu sandık. Ebeveynlerimizin hep bizimle seyahat edeceklerini, bu trenden hiç inmeyeceklerini sandık.

Zamanla, trenimize başkaları da bindi ve bizim için önemli hale geldiler. Kardeşlerimiz, arkadaşlarımız, çocuklarımız ve belki hayatımızın aşkı da trende kendilerine yer buldular. Tren seyahati güzeldi, hep birlikte zevk alıyorduk. Şen kahkahalar atıyorduk. Bilmediğimiz şey gençliğimizin o güzel günleri, tespihin taneleri gibi, birer birer hayatımızdan eksiliyordu. Zaman dediğimiz o sonsuzluk içinde ilerlerken yolcuları bu hayat treninden inmeye başladığını da fark ediyorduk.

Her istasyonda tren duruyor, birileri trenden iniyordu. Bazıları daha bebek haliyle treni terk etmek zorunda kalıyordu. Bazıları çocukken. Bazıları yaşlanınca, kimileri iyice elden ayaktan düştüğünde, yolculuğu artık devam edemeyeceği anlaşılınca, mecburen en yakın durakta iniyordu. Biz çoğunlukla trenden kimlerin indiğini bile bilmiyorduk. Ama büyükbabamız, anneannemiz ansızın duraklarda inmez zorundayız dediler ve aramızdan ayrıldılar. Ama annemiz, babamız, kardeşlerimiz, arkadaşlarımız yanımızdaydı. Onlarla yolculuk güzeldi. Bir gün baktık ki, sıra annemize gelmiş, sonra babamıza. Belki sıra farklı da olabilir. İşte o zaman o tren duraklarını sevmemeye başladık. Tren hiç durmasın istedik. Çünkü her inen yüreğimizden bir parça koparıyordu. Bizi bu tren yolculuğumuzda yapayalnız bırakıyorlardı. Geriye sadece hatıraları kalıyordu.

Hayat treninden her inen arkalarında üstelik de kalıcı bir boşluk bırakıyordu. Kimisinin de eksikliği o kadar fark edilmez olmuştu ki, yerlerinin boşluğunu bile fark edemeyecek duruma geliyorduk. Bu tren yolculuğu neşe, keder, hayaller, beklentiler, merhabalar, Allahaısmarladık’lar ve hüzünlü vedalarla doluydu. Trende kalmak, tüm yolcularla iyi ilişki içinde olmak insana keyif veren en güzel şeydi. İnsan birilerini duraklarda bıraktıkça, yarın kendisinin de inebileceğini düşünmek zorunda kalıyordu. O zaman niye trende kargaşa çıkaralım, neden birilerini üzelim, değil mi?

Trenden ineceğimizi bilsek de ne zaman ineceğimizi bilmemek bir muamma hepimiz için. Aslında en güzeli bu muamma, yani bilmemek. Tren yolculuğunu insana ‘sonsuz bir yolculuk’ hissettiren şey de bu durakların hangisinde ineceğimizi bilememe durumumuz değil midir?

Bu tren metaforundan aslında şuraya gelmek istiyorum. En iyi şekilde bu hayat treninde yaşamalı en iyi şekil de sevmeli, sevilmeli ve yeri geldiğinde affetmeli, hayatımızın her kompartımanında da her anın en iyisini yansıtmalıyız. Burası çok önemli, çünkü bu trenden inip de tekrar bineni kimse görmedi. Böyle bir şey olmadı. Yerlerimizi boş bırakacağımız an geldiğinde, yolculuğuna devam edecek yaşam treninde yolculuğa devam edecekler için arkamızda güzel anılar bırakmalıyız!

Öyleyse bu bindiğimiz ve birlikte yolculuk yaptığımız bu yaşam treninde hepimize iyi yolculuklar diliyorum. Geçen yıllarda yakın bir arkadaşım ansızın trenden indi. Çok üzüldüm. Bugün o arkadaşım aklıma geldi. Hüzünlendim. Bu hüzünle bu satırları yazdım.

Ne ki ‘ölenle ölünmüyor’. Yolculuk devam ediyor. İnenlere rahmet diliyorum. Yolculuğa devam edenlere, birbirimizi kırmadan, dökmeden, insan gibi yaşayalım, insanca yolculuğumuzu yapalım diyorum.

Saygı dolu sevgiyle kalın.

Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Tüm Makaleler

  • 27.12.2022
  • Süre : 4 dk
  • 1814 kez okundu

Google Ads