Site İçi Arama

dinfelsefe

Kötülük Var Oldukça Yezitler Bitmez

Hz. Peygamberin fikirlerine en kararlı şekilde inanıp yaşatanları ve Hz. Peygamberin soyunu, topluca vahşice katleden Yezit, nasıl ve ne hakla Müslümanların halifesi olabilmiştir. Dönemin Müslümanları kendisini saraylarda yaşattı, saltanatı altında bir köle hayatı yaşadılar.

İnsanoğlunun tarih boyunca yaptığı cahilliklerin en büyüğü ve en zararlısı, diğer insanların dinini, inancını ölçmeye, yargılamaya ve hatta küçümsemeye, yok etmeye kalkmasıdır. Hiçbir insan diğer bir insanın inancını ölçme, yargılama yetki ve yeterliliğine sahip değildir! Böyle bir sözüm ona yetkiyi en başta Yüce Yaradan vermiyor.

İnsanların Tanrı inancı, kıyafetle ve sloganla ya da ibadet ile ölçülebilen bir şey değildir. İnancınız: vicdanınız ile davranışlarınızın bir ömür karşılaştırılmasıyla ve diğer canlılara olumlu, olumsuz etkilerinden meydana geliyor. Bu da milyonlarca davranış, tercih ve kararlarımızın toplam sonucuyla belki ancak ölçülebilir. Bunun dışına çıkarsanız insan olarak yanılırsınız.

Son zamanların modası olan Afganistan’daki kadın hakları ihlalleri gözler önüne serilmektedir. Bu doğru bir yaklaşım olmakla birlikte nedense yaşanmakta olan diğer her türlü çağdışılık şirin bir durummuş gibi gösterilmeye çalışılmaktadır.

Şüphesiz Afganistan’da yaşanmakta olan, bizlere kadar intikal eden özünde bırakın dini hüviyetini, insan onuruna yakışmayan, bir alçaklık ve şerefsizlik manzumesi olarak görülmelidir. Hepimiz bilmeliyiz ki Kur’an-ı Kerim'in hükümleri de sadece kadınlar için değil, tüm insanlık (inananlar) için geçerlidir! Erkeklerin kendilerini bu konuda yetkilendirmeleri kendi uydurmalarıdır. Bakın 40 yıl kutsayıp, alkışladığınız FETÖ ve saz arkadaşlarını Müslümanlığın en üst noktası olarak görenlerimiz yok muydu? Tanrı için gözyaşı döküyor sanıyordunuz. Ne oldu? Adnan Oktar'ı inançlı bir Müslüman yazar, düşünür sanmadık mı yıllar boyunca. İslamiyet üzerine, Kur-an üzerine, iman üzerine onlarca kitap yazdı, konferanslar verdi, kitapları neredeyse yok sattı. Oysa masondu, misyonerdi, şarlatandı, sahtekardı, Türk düşmanıydı, Atatürk düşmanıydı. İslamiyet’le hiçbir alakası yoktu. Sonunda resmen kendi televizyonunda ahlak dışı bir hayat sürdüğünü ballandıra ballandıra anlatmaya, etrafındaki kandırdığı mürit kadınlarla çeşitli edepsiz pozlar ve görüntüler vermeye başlayınca, nihayetinde birileri uyandı da kendisine ve kepazeliklerine dur denilebildi.

Hz. Peygamberin fikirlerine en kararlı şekilde inanıp yaşatanları ve Hz. Peygamberin soyunu, topluca vahşice katleden Yezit, nasıl ve ne hakla Müslümanların halifesi olabilmiştir. Dönemin Müslümanları kendisini saraylarda yaşattı, saltanatı altında bir köle hayatı yaşadılar. Ama imam-ı Azam Ebu Hanife’yi hakiki Müslümanlığı savunduğu için, Abbasi zindanlarında işkence yapıp öldürenler de yine İslamiyet’in sözde önde gelen alimleriydi. Zamanında yapılan yanlışlar, geçmiş dönemlerdeki katliama varan yanlış uygulamalar yerli yerinde ve doğru bir şekilde tahlil edilip doğru yargılanamayınca, her dönemde güç sahibi olan her saltanat alkışlanmaya devam edilince, gidene ağam, gelene paşam denince, nihayetinde Müslümanlık tarihinin 1400 yıllık geçmişinin çoğu yüzlerce yeni Yezit’llerin idaresi altında geçti. Kanaatimce hiç bitmek bilmeyen Müslüman toplumunun açlığı, geriliği, cehaleti, çatışmaları bu temel paradigmadaki çarpıklıktan kaynaklanmıştır. Son yıllarda Yezit’liğin yüzlerce türü Müslüman dünyasının tamamında, küresel, soyguncu, tefeci ve işgalcilerin hizmetinde Müslümanlığa kan kusturmaya ne cüretle devam edebiliyor dersiniz? Evet, maalesef sizin ve benim yüzümden…

ABD, İsrail ve İngiliz kontrolündeki bu son model Yezitlik türlerinde Müslüman örgütlerin, tarikatların, cemaatlerin tek düşmanı yine Müslümanlar ve milli devletler. İslamiyet’in, emperyalizmin emrinde olduğu artık saklanamayan bir gerçeklik olarak görülmelidir. İslam coğrafyasında neredeyse Batı kapitalizmine boyun eğmemiş bir iktidar bulunmuyor. O iktidarlara da neredeyse kendi ülkelerinde her Müslüman boyun eğmiş durumdadır.

Müslüman ülkelerin parçalanmasına, soyulmasına, işgal edilmesine, geri bırakılmasına karşı çıkanlar yine Müslümanları kullanarak onların eliyle cezalandırılıyor. Buna uygun milli mücadele içinde olan politikalar yok bir şekilde ettiriliyor. Müslüman görünen Yezitler sayesinde ülkeler işgale hazır hale getiriliyor. Her Müslüman ülke de yüzlerce yezit siyasetçi, dini önder ve cemaat  lideri adı altında faaliyet yürütüyor. İşgalcilerden aldıkları emir üzerine, kendi ülkesinin tüm milli unsurlarını yok ediyor. Irak, Suriye, Libya, Afganistan, Somali ve ne yazık ki ülkem Türkiye.

Oysa Müslümanlık; Çanakkale'de, Anafartalar'da, Suriye, Trablusgarp, Kafkas, Balkan cephelerinde ve Anadolu'nun her karış toprağında kanını dökerek vatanını savunanların inancıdır. Onlara bu gücü veren en yüce duygu Allah inançları, saf haldeki İslami öğretilerdir. Ülkesini, vatanını, gelir kaynaklarını, çocuklarını, tüm milli değerlerini işgalcilere bırakıp kaçanların yaptıkları ise Müslümanlık değil, olsa olsa soytarılık olabilir. Maalesef acı gerçek şudur: Müslüman ülkelerin tamamında hakiki din elden gitmiştir ya da ben öyle olduğuna yaşamım boyunca şahit olduğum için, farklısını düşünemiyorum.

Müslüman toplumlarda millilik, namus, vicdan, adalet, ahlak vb. her ne kadar iyi şey varsa yozlaştırılmış, içi boşaltılmış vaziyettedir. Din elden gidip, her ülkede sahtekarın, hırsızın, soyguncunun, vatan hainlerinin eline geçtiği için; Müslümanların kutsal vatanları da tek tek ellerinden alınıyor. Dünyayı yöneten istilacıların hizmetindeki parti, örgüt ve dini temsilcilerin elinde Müslümanların vatan toprakları bu dünyada kendileri için cehenneme dönüşüyor, yaşanmaz hale geliyor.

Biliyorum, bu yazım biraz ağır oldu. Ama bilirsiniz, bazen tokat atmak insanları uyuduğu uykudan uyandırmak için yeterli gelmiyor. Bu nedenle bazen yumruk gibi sözler de sallamak gerekiyor. Yezit zihniyetinin son bulacağı aydınlık yarınlarda erişebilmek için hepimizin ortak akılla mücadele etmemiz gerekiyor. İçimizdeki Yezit zihniyetlilere pirim vermeden, hakikaten bu ülkenin iyiliğini isteyenlerin yanında olmamız, iyiliğin galip gelmesi için samimiyetle uğraş vermemiz, çaba harcamamız gerekiyor. Bu dünyada iyi yaşamak, öbür dünyada bunun karşılığını almak istiyorsak, bu mübarek Ramazan ayında Yezit’leri tanıyalım, onların peşinden değil gerçekten bu ülke insanının iyiliğine hizmet eden, Müslümansa hakiki bir Müslüman olanların peşinden gidelim diyorum. Müslüman değilse de hakiki insan olanları alkışlayalım istiyorum. Sözde soytarı Müslüman olup bu toplumu sömüren din tacirlerine kendimizi, saf inançlarımızı alet etmelerine fırsat vermeyelim.

Bu toplum düzelecekse, son günlerde artan toplumsal çürümenin önüne geçilecekse, sosyo kültürel değerlerimizin erozyona uğramasına engel olunacaksa, bu topraklarda nefes alan yediden yetmişe her birimizin sorumluluğu olduğuna, yapacak bir şeyleri olduğuna inanıyorum. Bu inançla hepinizi iyiliğin yanında olmaya davet ediyorum. Değilse halimiz harap, siz de biliyorsunuz bunu, değil mi?

Saygı dolu sevgiyle

Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Tüm Makaleler

  • 20.03.2024
  • Süre : 3 dk
  • 674 kez okundu

Google Ads