Site İçi Arama

dinfelsefe

Sevgi Çok Şeyin Sihirli İlacıdır

Sevginin bizlerden uzaklaşmasının altında, hiç şüphesiz ki manevi dünyamızın ve değerlerimizin hızla önüne geçen maddiyatın, yaşamımızın hayati temellerini sarsması yatmaktadır.

Üzülerek gözlemliyorum ki, küreselleşen dünyaya hızla ayak uyduran, daha da medenileşen insanımız, ne acıdır ki, en güzel duygularımızdan biri olan sevgiden hızla uzaklaşır hale geliyor. Toplumun her kesiminde köy kahvesinden, iş yerine ve spor karşılaşmasına kadar artık insanlarımızda tatlı bir dil, gülen bir yüz ve sıcak bir bakış göremez olduk. Hiç unutmamalıyız ki sevgi, önce huzur kapısının anahtarıdır. 

Bir toplumda mutluluğun olabilmesi, hayatın güzelleşebilmesi ve ülke olarak ileriye daha güvenli bakabilmesi için, önce kişiler arasında birbirlerine karşı iyi niyet ve içten duygular hissetmeleri gerekir. Bu da sevgiyle ve sevmekle olur. "Sevmek inanmaktır" sevgi tektir ve inanmaktır diyorsam da, insanın gerçek sevgiye ulaşabilmesi için, tüm insan ilişkilerine sevgi çeşitleri dağıtılmıştır adeta. Arkadaş sevgisi, dost sevgisi, ana baba sevgisi, evlat sevgisi, doğa sevgisi, sanat sevgisi ayrı ayrı sevgiler şeklinde görülseler de, özde birdirler ve zirvede birbirleriyle bütünleşirler. Onun adı da sevgidir. Bu saydıklarımın içinde ülke sevgisini de unutmayalım. 

Sevginin sonu yok. Dünyaya geldiğimiz an tanışıp memnun olduğumuz ilk şey, ruhumuzun içinde taşıdığımız sevginin farkındalığını yaşamaktır. İnsanoğlu sevginin bilincine bir kere varınca da ölünceye kadar ona tutunur.

Böylesine yüce bir kavram olan sevginin bizlerden uzaklaşmasının altında, hiç şüphesiz ki manevi dünyamızın ve değerlerimizin hızla önüne geçen maddiyatın, yaşamımızın hayati temellerini sarsması yatmaktadır. Kişiler arasından başlayarak, aile içinde, kurumlar bünyesinde hatta devlet hizmetinde bile karşılıklı sevginin yerinde haset, kıskançlık, kötüleme, entrika gibi her türlü olumsuz kavram egemenliğini sürdürüyor artık. 

Sonucunda yalnızlığa mahkûm edilmiş insanlar, parçalanan aileler, yok olup giden kurumlar hiç de uzağımızda değil. O halde böylesine bir sevgisizliğin ileride ülkemiz adına da aynı tehlikeyi yaşatmayacağını kim iddia edebilir? Böylesine karamsar bir tablo çizmeme rağmen yine de vaktin geçtiğine inanmayanlardanım, hâlâ sevginin gücüne inananlardanım. Her zaman için, bu kayboluşa, bu kötüleşmeye, bu çürümeye dur demenin çaresi vardır. Yeter ki içimizde ve ruhumuzda bunu hissedelim. 

Kendimizde yitirdiğimiz değerleri hiç olmazsa gelecek kuşaklarımızda, çocuklarımızda yeniden yeşertelim. “Ağaç Yaşken Eğilir” sözünü boşuna dememiş atalarımız. Çocuklarımıza küçük yaşta insan sevgisinin kutsallığının tohumlarını serpmeliyiz. Okullarda yalnızca belli bilimsel konuları, maddi bilgileri, teknik becerileri değil onların yanında hayata anlam veren değer yargıları ve temel yaşam bilgileri de verilmelidir. Sanat sevgisi, güzeli ve doğruyu tanıma bilgisi, insanca yaşama kavramı, Allah korkusu değil, sevgi ve saygısının insan yüreğine vereceği mutluluk ve derinlik öğretilmelidir. Akıl ve gönül eğitimi bir arada dengeli bir şekilde yürütülmelidir. İnsanın dili, dini, rengi, ulusu ne olursa olsun bir diğerini her şeyden önce kardeş gibi görmenin önemi anlatılmalı, iyi ve doğru olmanın bir erdem olduğu, çalışarak madden ve manen yükseleceği öğretilmelidir. 

Hatta bunu kendimizde de yaşatabiliriz. En akıllı, en eğitimli, en yaratıcı kişilerin çevresine vereceği bilgi, güç, sevgi ve manevi destek, daha az eğitimli insanlara nazaran çok daha fazladır. Bu nedenle biz de başkalarına destek, güven, dostluk ve sevgimizi verebilmek için önce kendimizi yükseltmeli, daha eğitimli, bilgili, kültürlü ve sevgi dolu kişiler olma yolunda çaba harcamalıyız. Bu çaba ülkemizin birliği ve bütünlüğü içinde son derece önemli ve olması gerekendir. Sevgisiz toplumlarda; önce aile, sonra da ülkemizin birlik ve beraberliği tehlikeye girer. Onun için, gelecekte de ülkemize yönelen, bizi bekleyen tehlikelere gözümüzü yummayalım. 

Sevgimizle koruyacağımız birlik ve beraberliğimiz ile daha yüksek ve güvenli yarınlara yürümenin taşlarını bugünden döşeyelim. Bunun da ötesinde ülkemizin en önemli ve kutsal varlığı olan ulusal bütünlüğümüzün sarsılmasına hiçbir zaman izin vermeyelim. Bir gün sarsılırsa, çok gözyaşı dökeriz ama biliniz ki gözyaşları da o kötü zamanlar gelince hiçbir işe yaramaz. Bunun ilacı mı diyorsanız? Onun adı sevgidir. 

Hepinizi sevgi, saygı ve muhabbetle selamlarken, sevgi dilinizden ve gönlünüzden hiç eksik olmasın diyorum...

Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Tüm Makaleler

  • 28.04.2024
  • Süre : 3 dk
  • 517 kez okundu

Google Ads