Site İçi Arama

dinfelsefe

Siyasette Zihniyet Değişimi Neden Gereklidir?

Zihniyet değişimlerine toplumlardan bazıları devrim diyor. Bense, buna "toplumun doğruyu bulma çabası" diyorum. Eğer bir ülkeyi, bir araç, örneğin tren gibi düşünürsek, onu kullanan makinist makas değiştirirken usta ve işini layıkıyla yapamıyorsa, tren son durağa yolcularını götüremeyecektir!

Toplumlarda köklü zihniyet değişimleri hemen bir çırpıda olmaz, toplumsal dinamikler ve alt ve üst yapılar buna izin vermez. Değişimler zaman alır ve bu değişim ilk önce insanın olduğu her yerde zihniyet değişikliğiyle başlar. Halk zihniyet değişikliğini bir ihtiyaç olarak gördükçe, bu yöndeki değişimi kabullendikçe, o ülkede ve o toprağın üzerinde yaşayan insanlarda da bireysel değişimler görülmeye başlar.

Zihniyet ne demektir? Zihniyet, tanım olarak, bir toplumun yapı taşları olan bireylerdeki görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle oluşan düşünme yolu, düşünüş biçimi olarak bilinir. Şimdi siz de kendinize sorun ve bir düşünün bakalım. Bizi etkileyen ve düşünmeye zorlayan kavramlar nelerdir? Başarı, başarısızlık, mutluluk, mutsuzluk, zenginlik, fakirlik, arkadaşlık, dostluk, ihanet, sevgi, anlayış, evlilik, kadınlık, erkeklik, güç, zayıflık vb. ilk akla gelenler olur. Örneğin sadece parası olmayana mı fakir denir? Parası, şöhreti veya malı mülkü olan herkes gerçekten zengin midir? Belki de parasının çokluğu oranında fakir bir kişi olabilir. Parasına ve gücüne rağmen, kim bilir, yoksul biridir.

Bu sorulara kendimize göre doğru yanıtları bulmaya çalışırız. Zira nasıl düşünüyorsak o şeye dönüşmeye başlıyoruz zaman içinde. Oysa her şey akılda başlar ve biter. Zihnimize fazla güvenmemeliyiz. Zihin, pireyi deve yapabildiği gibi, deveyi de pire yapabilir. Ama aklımıza güvenmeliyiz.

Aklı geliştirmenin yolu neticede bilgiye ulaşmaktır. Okuyarak, gözlemleyerek, deneyip yanılarak veya başkalarının tecrübelerini merak ederek hayatta akıllanmak yolunda mesafe alırız ve eninde sonunda doğruyu bulabiliriz.

Öte yandan zihniyet değişimi, sadece bazı özel kişilerin malı değildir. Düşünmeyi öğrenen, doğru bilgiye ulaşan ve onu olması gerektiği gibi kullanan; ezbere karşı olan ve yaşamayı seven insanların işidir. Zoru kolay yapmanın yolu antrenman yapmaktır. Becerene kadar da başarısız olmak bu öğretinin temelidir. Yeteri kadar inatçı, kararlı insanlar er ya da geç esnek, zengin ve erdemli bakış açıları ile hem kendilerine hem de başkalarına ışık olmaya başlayacaklardır.

Zihniyet değişikliği bilgi ve tecrübelerle derinlik kazandığından, çok dikkatli geçişler yapılmalıdır. Alt yapısı doğru olmayan bu değişiklikler toplumu ve kişiyi yok olmaya kadar götürebilir.

Bugün ülkemizin içinden geçtiği çalkantılı durum sizlere anlatmak istediğim bu konuyla bire bir alakalıdır. Önemli olan doğruların, yanlışlara şans tanımamasıdır. Zihniyet değişimlerine toplumlardan bazıları devrim diyor. Bense, buna "toplumun doğruyu bulma çabası" diyorum. Eğer bir ülkeyi, bir araç, örneğin tren gibi düşünürsek, onu kullanan makinist makas değiştirirken usta ve işini layıkıyla yapamıyorsa, tren son durağa yolcularını götüremeyecektir!

Tren eğer bir ülkeyse onun içinde seyahat eden yolcu da ulustur. Onun için trenin yolcusu siz iseniz, treni emanet ettiğiniz tren makinistini devamlı kontrol altında tutmak, yaşamınızın devamı ve refahınız gereği sizin öncelikli göreviniz olmalıdır. Çünkü tren makinistinin yaptığı hata da ölecek olan da sizsiniz!

Saygı dolu sevgiyle kalın.

Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Tüm Makaleler

  • 05.03.2023
  • Süre : 3 dk
  • 853 kez okundu

Google Ads