Site İçi Arama

ekonomi

Halimize Şükredelim

Doğrudur, fiyatlardaki artış bir türlü yavaşlamadı, her şeyin fiyatı sürekli artıyor. Yaşam gün geçtikçe daha pahalı hale geliyor. Hayat pahalılığı, aslında bizim bildiğimiz adıyla enflasyon canavarı.

Bir tanıdığımla konuşuyoruz geçenlerde. Pazara gittim diyor, az bir şey aldım, dünyanın parasını ödedim diye dert yanıyor. Üç ay önce aynı paraya iki katı sebze alıyordum diyor. 

Doğrudur, fiyatlardaki artış bir türlü yavaşlamadı, her şeyin fiyatı sürekli artıyor. Yaşam gün geçtikçe daha pahalı hale geliyor. Hayat pahalılığı, aslında bizim bildiğimiz adıyla enflasyon canavarı. 

Bir uyandı mı sakinleştirmesi o kadar kolay değildir!

Ben de iyiymiş dedim, ne güzel işte, senin için gayet sağlıklı oluyordur dedim. Önce bir şaşırdı, sonra da anlamadım dedi, ne demek istiyorsun, dalga mı geçiyorsun diye biraz da kızarak sordu.

Dur kızma hemen dedim, açıklayayım ve üç ay önceye göre daha az yemesinin daha sağlıklı olduğundan bahsettim. 

Ben demiyorum, İsviçreli bilim insanları diyor.

Sonuçta mecburen yiyeceğinden kısıyorsundur, bu aslında sağlıklı bir yaşam demek aynı zamanda diye mantıklı bir açıklama getirdim söylediklerime. Biraz sakinleşti.

Evet, bu bakış açısıyla bakacak olursak ülkedeki enflasyon ve hayat pahalılığının insanlara daha sağlıklı bir yaşam sürmeleri için tersine faydası dokunuyor bile diyebiliriz. 

Obezite sadece Amerikalıların derdi değil sonuçta, bizim insanımız da az toplu değildir.

Zaten evrenin kuralı değil mi? Minimum enerji seviyesi maddenin varmaya çalıştığı hedef değil mi. Biz insanların niye hedefi olmasın minimumda yaşamak? Bizim neyimiz eksik, değil mi?

Bence kaderimizle barışık olmakta fayda var. 

Vermeyince Mabut, neylesin Mahmut! 

Az yiyelim dostlar, az enerji harcayalım, hatta banyolara bile kum saati ile girebiliriz. Az su harcarız. Aslında bu konuda ben de farklı düşünmüyorum. Tasarruf tedbirleri almak hepimizin boynunun borcu sonuçta. En azından su konusuna yüzde yüz katılıyorum diyebilirim. 

Halimize şükredelim yani. 

Bir fıkra vardır hani, hoca ya gözüne batsaydı demiş ya, bilen bilir fıkrayı. Aynen o fıkradaki gibi durumumuz gerçekte. 

Halimize şükretme aşamasına geldik hepimiz!

Ne yapmaya çalıştıklarını gerçekten tüm samimi ve iyi niyetimle anlamaya çalışıyorum diye yazmıştım bir yazımda hatırlarsanız.

Bir türlü anlayamıyordum niyedir bu faiz indirme takıntısı diye. 

Halen daha zorlanıyorum anlamakta!

Geçenlerde bakanımız baklayı ağzından çıkardı. 

Meğer epistemolojik bakış açısıyla neoklasik ekonomi görüşünden vaz geçip heterodoks bakış açısıyla nöro ekonomi dönemine başlamışız. 

Bakan çok bilgili insan. Doğru söylüyor gibime geldi. 

Zaten bence faiz sebep enflasyon sonuç deyince anlaşılmıyordu. 

Böyle söyleyince daha iyi anlaşılır olmuş!

Yine de tarifte biraz eksik bir şeyler kalmış gibi geldi bana. Evet, sosu eksik kalmış bence bu tarifin. 

Biraz fazlası da olabilir, tuzu mu fazla olmuş desem? Acısını mı fazla kaçırmışlar desem, bilemedim şimdi.

Kısaca ne yapsak para bulamıyoruz diyor galiba bakan. Bize para vermiyorlar diyor, onca gittik rica ettik, bütün söylemlerimizden vaz geçip, adeta tükür.... Neyse işte, sonuçta hiçbir Arap memleketi yardım etmiyor diyor. 

Biz de nereden bulabiliyorsak oraya yanaşıyoruz diyor kısacası. Kural mural tanımadan durumu idare etmeye çalışıyoruz diyor aslında. 

Yani siz anlamazsınız bu işlerden demek istiyor bir yandan, biz bu işin kitabını yazdık diyor süslü sözcükler kullanarak söyleminde. 

Her şeyi demiş yani açık açık, bir tek ben ekonomistim diyememiş, çünkü o pozisyon dolu anlaşılan.

Yani siz merak etmeyin, her şey kontrol altında. Siz halinize şükredin yeter. Biraz daha az alın aldıklarınızı, biraz daha az yiyin, tasarruf edin. Hem bakın, az yemek sağlığınıza da faydalı olacaktır. 

Ben demiyorum, İsviçreli bilim insanları diyor. Bilime saygılıyımdır, biliyorsunuz.

Moskova'dan herkese sevgi ve saygılar

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 04.10.2022
  • Süre : 3 dk
  • 919 kez okundu

Google Ads