Site İçi Arama

ekonomi

Ne Güzel Kuruşlarımız Vardı

Bir sıfır attığımızda İstanbul'da 210 gramlık halk ekmek 50 kuruş oluyor. Bursa'da da aynı, yine 50 kuruş. Trabzon ekmeği ise 1 lira olacaktır bu durumda. Ne kadar güzel! Simit de 50 kuruş olurdu. Fazlaymış gerçekten simidin fiyatı. Benim küçüklüğümde simit 25 kuruştu galiba, 25 kuruşa bir simit aldığımızı hatırlıyorum.

Yine mi bir sıfır atacağız acaba paradan kuruşlarımız geri gelsin diye?

Sanırım artık kimse kuruş kullanmıyor bu günlerde.

Enflasyon canavarı kuruşlarımızı yok etti!

Sahi bugün bir sıfır atsak paramızdan 1 dolar en azından 2 lira olurdu. Fena olmazdı sanki.

Böylece ne güzel, yine kuruşlarımızı kullanmaya başlardık.

Ekmek kaç kuruş olurdu bir sıfır atsak?

Bugün ekmek kaç lira?

5 mi? 6 mı? Sizin oralarda kaç lira oldu ekmek?

Tabii bunlar halk ekmek fiyatları sanırım. Gerçi kimi şehirlerde 4 liraya da halk ekmek var bildiğim kadarıyla.

Trabzon ekmeği 10 liraymış mesela.

10 lira bile Trabzon ekmeği için oldukça ucuz gibi geldi bana.

Belki de bu fiyat da halk ekmek fiyatıdır. Trabzon'da halk ekmek olarak Trabzon ekmeği satılıyor olabilir mi?

Neyse, biz İstanbul'a bakalım.

Bir sıfır attığımızda İstanbul'da 210 gramlık halk ekmek 50 kuruş oluyor.

Bursa'da da aynı, yine 50 kuruş.

Trabzon ekmeği ise 1 lira olacaktır bu durumda.

Ne kadar güzel!

Simit de 50 kuruş olurdu.

Fazlaymış gerçekten simidin fiyatı.

Benim küçüklüğümde simit 25 kuruştu galiba, 25 kuruşa bir simit aldığımızı hatırlıyorum.

Küçüklüğümdeki fiyatlara simit almak için paradan bir sıfır atmak yetmiyor bugün. Yanında fiyatları yarısına da indirmek lazım.

Fiyatlar negatif enflasyonla sıfır atmadan da geriye getirilemez mi acaba?

Daha önce yazmıştım, Japonya'da böyle bir dert oluyormuş bazen.

Evet, negatif enflasyon bir dert ekonomi için. Bilmiyor muydunuz?

Negatif enflasyon da ülke ekonomisini bozuyor yani.

Mesela 1 liraya mal etmişsiniz ürettiğiniz malı, ertesi gün malınızı ürettiğiniz fiyata bile satamıyorsunuz.

Zararına, belki de yarı fiyatına ancak satıyorsunuz.

Böyle bir ticaret yapmak mümkün mü sizce?

Daha iyisi de var, bankadan kredi alıyorsunuz, sonra da aldığınız paranın yarısını bankaya geri verip borcunuzu kapıyorsunuz. İyiymiş değil mi?

Olur mu sizce böyle bir şey?

Olsa ne güzel olur değil mi?

O yüzden negatif enflasyon oldukça zararlı ülke ekonomisi için.

Aslında mümkün değil, ama Japonya'da bir zamanlar olmuş böyle bir şey.

Fiyat dengesini iyi tutturamazsan batar gidersin valla.

Peki en azından enflasyonu durdurmak için paradan sıfır atmak bir çözüm olur muydu sizce?

Maalesef bunun bir faydası olmuyor.

Enflasyondan kurtulmak için her şeyden önce insanların akıllarındaki bu fiyatları artırma psikolojisinden kurtulmaları gerekiyor.

Bunun çaresi ise dengeli bir ekonomi düzeni. Önünü görebilmek.

Dengeli ekonominin çaresi ise hep söylendiği gibi güven.

İnsanların birbirine, hepsinden önemlisi de devlete güvenmeleri gerekiyor.

Devlete güvenecekler ki, vergilerini zamanında ödeyecekler.

Güvenecekler, ama bir başkasının emek harcamadan para kazanamadığını görecekler de güvenecekler.

Güvenecekler, ama kendileri de sorunsuz para kazanabilecekler.

Sonra da kazançlarından gönül rızasıyla vergi verecekler.

Ancak verdikleri vergilerin ona buna peşkeş çekilmediğine emin olacaklar da vergilerini verecekler.

Sonra o vergilerin eski tabiriyle kendilerine yol su elektrik olarak geri döndüğüne de emin olacaklar ki, vergi vermekten imtina etmeyecekler.

Ekonominin dengesi ancak devlet vergi toplayabildiği zaman yerli yerine oturuyor.

Devlet vergi toplayamadığı zaman ödemesi gereken işlerin bedelini ya da maaşları para basarak karşılamaya başlarsa, işte o zaman enflasyonu devlet kendisi pompalıyor demektir.

Enflasyon ise daha önce de yazdığım gibi devlet eliyle vatandaşın cebinden emeğinin karşılığının çalınması demek.

Tüm bu denge yerli yerine oturacak ki, ondan sonra istiyorsanız paradan sıfır atsanız da olur, eğer denge öyle oturmuşsa atmasanız da olur.

Ancak daha da önemlisi, insanların akıllarında bir şeyin fiyatı yerleşmişse, paraya hiç dokunmamak çok daha iyidir. Akılları bulandırmamak gerekli.

Eğer bir zamanlar olduğu gibi artık paranın üzerinde sıfır yazacak yer kalmazsa o başka.

O zaman mecburen sıfırları silmek zorunda kalıyorsunuz.

Bu bile toplumsal travmanın yıllar boyunca kalmasına sebep oluyor.

Ondan sonra insanlar milyona milyar diyor, halen daha katrilyon, katrilyar çıkıyor ağızlarından.

Yeter ki dengeli bir ekonomi oturmuş olsun ülkede. Önemli olan ekonomiyi dengede tutmayı bilebilmek.

Paradan sıfır atmasanız da olur.

İşte budur bugün yapılan en büyük yanlış.

İnsanların aklındaki her şeyin bedelini şaşırttılar.

İnsanlar artık neyin kaç para etmesi gerektiğini akıllarında tartamıyorlar.

Ben en azından bakın küçüklüğümden bir simidin fiyatını hatırlıyorum. Oradan yola çıkıp bugün ne durumdayız aşağı yukarı çıkartabiliyorum.

Siz biliyor musunuz peki et kaç para olmalı normalde?

Kıymanın kilosu 300 lira olmuş, belki de daha da fazla. Bu normal mi?

Evet pahalı, ama sizce ne kadar pahalı?

Gerçekte kaça olması gerekiyordu biliyor musunuz? Tartabiliyor musunuz?

Bir şey ile karşılaştırma şansınız var mı bugün kıymanın fiyatını?

Bir kilo kıyma üç kilo portakal fiyatında olmalı! Var mı buna benzer bir tartı aklınızda?

Bir arkadaşım lüks otellerin geceliği 5000 lira olmuş dedi dün, ne var bunda dedim!

Lüks oteller zaten geceliği 300 dolar ile 500 dolar arasındaydı, Rusya'da bile bu fiyatlardadır dedim.

Ama ben devlet memuruyum dedi bana.

İşte zaten sorun da burada ya.

Artık ne devlet memurunun ne de işçi kardeşimin böyle fiyatları olan şeylerin yakınından geçmesi bile mümkün değil. Hayallerini bile göremiyorlar.

Alım gücü açısından memur maaşları o kadar düşük kaldı ki, insanlar gerçekten şaşırmış durumdalar ne yapacağız diye.

Aklınızda en azından bir memur aylığı ile kaç kilo et alınması lazım, böyle bir tartı var mı mesela?

Benim gençliğimde aldığım genç mühendis maaşımın üçte biri ile ben kiramı ödüyordum. Tamam, Ankara'da yüzüncü yıl gibi ortalamanın altında bir yerde oturuyordum. Ama olsun, kirası dediğim gibi maaşımın üçte birine denk geliyordu.

Bugün genç bir mühendis aldığı maaşın üçte biri ile kirasını ödeyebiliyor mu sizce?

Mühendis maaşı dediysem, proje mühendisi maaşından bahsediyorum. O kadar yüksek değildi yani.

Ay sonunda eve ekmek almak için kapının girişindeki bozukluk kutusundan bozuklukları harcamam gerekirdi bazı aylar.

Yani belki de ancak asgari ücret seviyesinde maaş alabiliyordum o zamanlar.

Rusya'ya şantiyeye geldim de, ondan sonra biraz düze çıkabildim.

Sizin aklınızda bugün böyle kıyaslamalar var mı?

Ama bakın o zamanlar tek başıma yaşardım ve evde et de eksik olmazdı, başka pek bir şey de. Bildiğiniz hemen her türlü yemeği yapardım kendim.

Üstelik bazen işyerinin öğlen verdiği yemek fişinin alabildiği öğle yemeği yerine biraz daha cebimden harcayarak arada kebap da yerdim.

Hafta sonları sinemaya da giderdim, Naşide'yi dinlemeye arada Cinnah'taki bara da.

Diyeceğim o ki, bugün bu iktidar halkı zora soktu derken aslında gerçekten ekonomik olarak ülkeyi batırdı bence.

Ak Parti mitinginde o amcamızın dediği gibi, vatandaşın bir kuru ekmekle karnını doyurması bile artık o kadar kolay değil.

Eve her öğün için sırf bir somun ekmek alsan bile 500 liradan fazla para tutuyor bugün. O da halk ekmekten alıyorsan.

Normal fırından almaya kalksan ekmeği kim bilir kaç katı para tutacaktır.

O yüzden yine aynı konuya geliyoruz.

Tencere kaynamadan da olmuyor işte!

Dengesini bozdular ekonominin, nasıl toparlayacaklarını da maalesef bilmiyorlar.

Toparlaması muhtemel bu işi bilen kadrolar da bunlara artık güvenmiyorlar.

Saygıda kusur etmemek için zorla da olsa miting alanına geliyorlar, sayın Erdoğan'la birlikte fotoğraf da çekiliyorlar, ama ısrarlara rağmen olur demiyorlar.

Yeter artık, zorlamayın isterseniz sayın Erdoğan!

Bırakın bilenler başa geçsin de, şu ülke bir an önce toparlansın.

Muhalefetin işi zaten kolay değil.

Bozuldu bir kere ekonomi.

Daha doğrusu ahlak bozuldu.

Ama hiç olmazsa muhalefet nasıl düzelteceğini biliyor. Bakın sizin teori resmen çöktü, beraberinde ülkeyi de çökertti.

Ey iktidar seçmeni vatandaş!

Korkmayın, kazanımlarınıza da bir şey olmaz, bu saatten sonra bu ülkeyi hiç kimse hiçbir şeye zorlayamaz.

Zorlamaya da kimsenin niyeti yok zaten.

İnsanlar huzur istiyorlar, başka bir şey isteyen yok.

Bıktı herkes bu gerilimden.

Daha ne diyeyim. Diyecek çok bir şey yok.

Gençler, en azından siz aklınızla oy verin de, hep birlikte güzel bir gelecek kuralım.

Bakın sayın İnce bile sonunda doğruyu buldu.

Biraz geç oldu, ama geç olsun da güç olmasın derler ya.

Bunu memleketim için yapıyorum diyor, insanın aklına bu saate kadar aklın neredeydi diye sormak geliyor, ama neyse, vakit bunu sorgulama vakti değil şimdi. Artık hayırlısı olsun.

İktidarın yaptıkları ile umudumuz daha fazla kırılmadan şu güzel ülkeyi düze çıkartmak sizlerin oylarına kalmış durumda. Haydi bir gayret diyeyim.

Baksanıza, yaşı belli bir seviyeye gelmiş olanlardan hayır yok bize, bir yandan kuru ekmek yiyoruz diyor, ama halen daha "ak, ak, ak" diye dans ediyor miting alanında. Onlar başka bir havadalar, öyle kolay ikna olacak gibi görünmüyor birçoğu.

Seçimlerin ülkeye hayırlı olması dileklerimle.

Moskova'dan herkese sevgi ve saygılar

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 12.05.2023
  • Süre : 6 dk
  • 871 kez okundu

Google Ads