Site İçi Arama

egitim

Bu Hayatta Parayla Alınamayan Tek Şey Tecrübedir

İbn-i Sina, “Tecrübe, ilimden üstündür.” Benjamin Franklin de “Tecrübe, okulların en gelişmişidir, o okulda, aptallar bile bir şeyler öğrenirler.” derken yaşanmışlıkların altını çizer.

Hayatta edinilen iyi ya da kötü yaşanmışlıklardan çıkarılan birikim, deniyim elde ediyoruz. Bu yaşanmışlıklara, kazanımlara tecrübe diyoruz. Tecrübeyle ilgili olarak, bir çocuğun yaşam evresinde baba figürüne bakış açısının içinde aslında çok şey anlatılır:

Yedi yaşındaki bir çocuğa sormuşlar: “baban nasıl biridir?” Verdiği yanıt; “babam her şeyi biliyor” Çocuk 15 yaşına ulaşınca, kendisine tekrar sormuşlar; "baban nasıl biridir?”, Çocuk biraz büyüdüğü bu yaşta, “Babam bazı şeyleri biliyor” diye soruyu cevaplıyor. Daha önce her şeyi bildiğini düşündüğü babasının kendisi 15 yaşına geldiğinde, ancak bazı şeyleri biliyor diye düşünmeye başlıyor. Baba aynı baba ama çocuk büyüdükçe, babasına bakış açısı değişiyor şüphesiz. Aynı çocuk tam bir yetişmiş delikanlı olduğunda artık 25 yaşındadır, tekrar ona sormuşlar, baban nasıl biridir? “Babam hiçbir şey bilmiyor.” diye kestirmeden bir cevap veriyor. Çocuk 35 yaşına gelince yine ona sormuşlar, baban nasıl biridir? “Babam bazı şeyleri biliyor” diyerek, 15 yaşında verdiği cevaba benzer bir cevap veriyor. Hikayemizdeki çocuk 50 yaşına ulaştığında aynı soru, tekrar kendisine yöneltiliyor: “Baban nasıl biridir?” Artık kendisinin yaşı da ihtiyarlık dönemine hızla ilerlemekte olan çocuk, “Babam her şeyi biliyor” diyor. Yaşı 60 oluyor ve ona tekrar soruyorlar: “Baban nasıl biridir?” Cevaben; “Ah! babam sağ olsaydı da her konuda ona danışsaydım!” diyor. 

Aslında bu anekdotun bizlere anlattığı ana öğe, tecrübe denen şeyle doğrudan ilgilidir. Çocuk tecrübe kazandıkça, hayatta kendisinden bir adım önde gitmekte olan babasının sahip olduğu tecrübenin ne kadar değerli ve anlamlı olduğunu ancak çok sonradan anlayabilmekte, takdir edebilmektedir. Çünkü onun öncesinde tecrübenin ne olduğunu bilebilecek kadar hayatta tecrübe kazanmamıştır. Heyecanların dorukta olduğu bir dönemde babanın yapmak istediklerini anlamsız gören hatta bazen sert söylemlerle babaya karşı gelmelerin sonradan ne kadar yanlış olduğunu her çocuk büyüdükçe fark eder, farkına varır.

Zira hayat, tecrübeler sonucu ulaşılan bir bilgi setidir. Bu bilgiyle dosdoğru bir şekilde, olması gerekenler yaşanarak yola devam etmektir. Bu konuya yönelik John Locke’un (Demokrasi felsefesinin fikir babası İngiliz felsefeci) meşhur bir sözünü aktarmak isterim: “Hiçbir insanın bilgisi, edindiği tecrübenin ötesine geçemez!” Gerçekten de böyledir. Bu konu da tecrübelerden ders çıkarılmayla ilgili İmam Gazali de şöyle der: "Kim tecrübelerden ders alır, tecrübeler kendini olgunlaştırırsa, ona akıllı, kim tecrübelerden bir şey anlamazsa ona da cahil veya ahmak denir!" İbn-i Sina da “Tecrübe, ilimden üstündür.” Benjamin Franklin de “Tecrübe, okulların en gelişmişidir, o okulda, aptallar bile bir şeyler öğrenirler.” derken yaşanmışlıkların altını çizer.

Bilgili olmak ile tecrübeli olmak arasında karşılaştırma yapanlar olmuştur. Oysa insanoğlu için tecrübe ve bilgi ikilisi, birbirini tamamlayan ve birbirinden ayrılması mümkün olmayan şeylerdir. İnsana sadece bilgili olmak yetmez. Bir insan bilgili ama tecrübesiz ise yanlış yapma olasılığı yüksektir. “Yaşayan bilir” ilkesiyle yola devam etmek, ayağını yere daha sağlam basmak demektir. Hayat yolunda edinilen yaşanmışlıklardan elde edilen tüm deneyimler bir hazinedir insan için. Günümüzün yeni nesil gençleri, eskiye nazaran bilgiye çok daha kolay ulaşabiliyorlar. Çok okumuş olabiliyorlar. Buna bağlı olarak da çok bilgili olmaları normaldir. Fakat tecrübe denen şey yaşanmadan, yıllarını harcamadan kolaylıkla elde edilecek bir şey değildir. Bir musibet, bin nasihatten evladır derler. Birine istediğiniz kadar nasihat edin, dinlemez. Tıpkı bir çocuk gibi. Sobanın sıcaklığını ancak eli yandığında bir çocuk gerçekten idrak edebilir. O ana kadar, istediği kadar sobaya yaklaşma, yanarsın desin, o dinlemez. İnsanın doğası böyledir. 

Tecrübe, faydalarının yanı sıra insanın bazen kabuslar yaşamasına neden olabilir. İnsanda fazla tecrübeden kaynaklanan bir egoya neden olabilir. Ego ve buna bağlı oluşan özgüvenle, yaklaşan tehlikeleri, riskleri o insanın olduğundan daha küçük görmesine, gereken tedbirleri almamasına neden olabilir. Biz o yollardan çok geçtik diyenlerin ayağına diken batar da ancak o zaman fark eder. Çünkü yaşaya yaşaya tecrübelenen insan zamanla edindiği tecrübenin konfor alanına kendini mahkûm edebilir. Her şeyi önceden kestirebilmenin verdiği rahatlık, hafiflik o kişinin tüm benliğini sarmış olabilir. 

Günümüz dünyasında büyük resim hızla değişmektedir. En önemlisi de teknoloji akıl almaz boyutta, hızla hayatlarımızı değiştirmeye devam etmektedir. Devinim çok yüksektir. Ama sen tecrübenin konforlu sularında yüzüyorsan yine de tsunamiden kurtulman mümkün olamayabilir. Sen havayı koklayarak tsunaminin gelişini anlarım derken, 16 yaşındaki yeni yetme bir delikanlı internette sörf yaparak, yaklaşan bir tsunamiden haberdar olabilir. Yaşamı için gereken tedbirleri alırken, sen ağarmış saçlarınla beklemediğin bir anda tsunamiye yakalanabilirsin. Dolayısıyla tecrübe ve bilgi kol kola gitmediği müddetçe, yaşımız kaç olursa olsun, hata yapabiliriz.

Kariyer hikayelerinde hep aynı şeyleri duymak isteriz. Yani, şunu şunu yaparsan başarılı olursun, şunu şunu yapmazsan başarısız olursun. Ama hayat hikâyesi, matematik ya da fen bilimleri kadar düz, hesaplanabilir değildir. İnsanın yaşam çizgisinde, o anda olduğu yerde denklem ancak bir soru için geçerli olabilir. Ama her olasılığı öngörmek olası değildir. O yüzden “Herkes için tecrübe tehdittir, fırsattır ya da her ikisidir" diyemiyoruz! Hayat hikâyeleri; sayılarla, formüllerle, kabul edişlerle, inançlarla yazılmıyor. Yazılan hayat hikayesinde gidişatın ana belirleyicisi biz kendimiz olmak durumundayız. 

İnsanlar dünyayı terk ederken elleri her zaman açıktır ve sanki şunu demek isterler: Hiçbir şey benim kontrolümde değil, yanımda götürebileceğim tek şey anılarım, geride bırakacağım tek şey ise tecrübelerimdir. Bir insanın geride bıraktığı en değerli şey olan tecrübelerden istifade edebilen bireyler, toplumlar ise ders alır, ilerler, daha medeni bireylere, toplumlara dönüşürler inancındayım.

Saygı dolu sevgiyle

Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Tüm Makaleler

  • 23.09.2023
  • Süre : 3 dk
  • 860 kez okundu

Google Ads