logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
ekonomi

Güney Kore Nasıl Başardı? (1)

Koreliler, uzun yıllar Kore Yarımadasında bağımsız bir krallık olarak varlığını sürdürmüş bir millet olarak bilinmektedirler. Renkli bir tarihi geçmişe sahip olan Koreliler, Kore yarımadasında onlarca asırdır varlıklarını sürdürmektedirler.

Dr. Hüseyin FAZLA
Dr. Hüseyin FAZLA

Tüm Yazıları için tıklayınız


  • 16.02.2022
  • Süre : 6 dk
  • 462 kez okundu

Koreliler, uzun yıllar Kore Yarımadasında bağımsız bir krallık olarak varlığını sürdürmüş bir millet olarak bilinmektedirler. Renkli bir tarihi geçmişe sahip olan Koreliler, Kore yarımadasında onlarca asırdır varlıklarını sürdürmektedirler. Kore’nin yakın tarihine baktığımızda, 1905 yılında Rus-Japon Savaşını takiben yarımadanın bu dönemde kalkınmasını tamamlayan ve emperyal bir güç haline gelen Japonya tarafından işgal edildiğini görüyoruz.

Japon Sömürge Dönemi (1910-1945)

Japonya, bu işgal sonrasında Kore yarımadasını Asya Kıta’sında gerçekleştireceği işgaller için atlama taşı ve endüstri üssü olarak kullanmaya devam etmiş, yarımadayı sahiplenmiştir. Nitekim Kore, 1910 yılından itibaren tamamen bir Japon sömürgesi haline gelmiştir. Kâğıt üzerinde Japonlarla aynı haklara sahip olmalarına rağmen pratikte bu haklardan yararlanamayan Kore halkında, ortaya çıkan bu eşitsizliğin bir sonucu olarak, milliyetçi duyguların yükselişine zemin hazırlamıştır. 1930’lu yıllardan itibaren sanayileşmeye ağırlık veren Japon Hükümeti, Kore Yarımadası’nı adeta bir endüstri üssü haline getirmiş ve üretilen her şey Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı’ndaki muazzam askeri gücünün ihtiyaçlarının karşılanması için kullanılmıştır. Bu dönemde Kore ekonomisi de ciddi manada değişikliğe uğramıştır. 1910-1930 arasında Japon halkının ihtiyaç duyduğu tarım ürünlerinin (özellikle pirinç) Kore Yarımadası’ndan karşılanmasını dikte ettiren Japonya; İkinci Dünya Savaşı’nın çıkmasına yakın yıllarda Kore’de sanayileşmeye ağırlık vermeyi gerekli görmüştür.

Güney Koreliler; erken dönem “otoriter bürokratik yapının” nasıl işlediğini Japon uygulamalarını gözlemlemişler, sistemin işleyişini yaşayarak tecrübe etmişlerdir. Bu dönemde Japonlara hizmet eden Kore sanayii, endüstriyel altyapısının geliştirilmesine dolaylı katkı sağlamıştır. 1945 yılına gelindiğinde Kore’de, toplamda 1,7 milyon ton kapasiteli sekiz çimento fabrikası, otuz beş elektrik malzemesi fabrikası, gemi motoru, lokomotif ve vagon imalathaneleri, çok sayıda tekstil ve dokuma tezgâhı ile ayakkabı, kontrplak, deri ve diğer hafif sanayi ürünleri fabrikaları faaliyet göstermekteydi.

İkinci Dünya Savaşı sonundaki Japon yenilgisi, Kore Yarımadası’ndaki Japon işgaline son vermiştir. Japonların yarımadayı terk etmek zorunda kalması sonrasında, ABD işgal kuvvetleri Kore Yarımadası’na yerleşmeye başlamıştır.

ABD İşgal Hükümeti Dönemi (1945-1948)

Amerikan ordusunun komutanı, General Douglas MacArthur, 15 Ağustos 1945 tarihinde “Bir Numaralı Emir” ile 38’inci paraleli esas alan bir çizgiyle yarımadayı ikiye bölmüştür. Kuzey bölüm Sovyetlere, Güney bölüm Amerikalılara kalmıştır. Bunun üzerine, ABD; 1945 yılının Eylül ayından itibaren Güney Kore’yi tamamen işgal etmiştir. Güneyde demokrasiyi esas alan Güney Kore Cumhuriyeti (resmi adıyla Kore Cumhuriyeti) ve kuzeyde komünizmi benimseyen Kuzey Kore Cumhuriyeti kurulmuştur. Güney, ABD Askeri Hükümetinin nüfuz bölgesi haline gelmiş, Kuzey ise Sovyetlere bırakılmıştır. Neticede, 1945 yılı içerisinde Koreliler, farklı ideolojiler çerçevesinde millet olarak ikiye bölünmenin acı sonuçlarına katlanmak zorunda kalmışlardır.

Amerikan Ordusu Askeri Hükümeti ülkeyi 1948 yılına kadar yönetmiştir. Bu dönemde Amerika, Güney Kore’nin lideri olarak gördüğü Syngman Rhee kanalıyla Güney Kore’ye 350 milyon $ aktarmıştır. Bu kaynağın ülkenin endüstrileşmesi, yiyecek ve gübre ithalatı için kullanılması düşünülürken, yaklaşan Kuzey Kore tehdidi gerekçe gösterilerek, kaynağın önemli bir bölümü Güney Kore ordusu için kullanılmıştır. 1948 yılında Amerikan Askeri Hükümeti, ülkenin yönetimini Rhee başkanlığındaki Güney Kore Hükümetine devretmiştir.

Syngman Rhee dönemi (1948-1960)

Bölünme sonrasında ağır sanayi tesislerinin (kimya tesisleri dâhil) çoğunluğu Kuzey Kore tarafında; tarım ağırlıklı bir yapı ile hafif sanayi tesisleri ise Güney Kore tarafında kalmıştır. Savaş sonrasında 700 000 kadar Japon sanayi çalışanı, ABD askeri hükümeti tarafından Japonya’ya geri gönderilmiştir. Bunun üzerine Güney Kore’de sanayi hayatı neredeyse tükenme noktasına gelmiştir. Aynı paralelde, Japonya’dan 1 milyon, Kuzey Kore’den 1,8 milyon ve Mançurya’dan 120 bin Koreli işçi Güney Kore’ye zorunlu geri dönüş yapmış, bu nedenle ülkede kontrolsüz bir nüfus artışı yaşanmıştır.

Bu durum ülkede beraberinde yüksek işsizlik ve yoksulluğu getirmiştir. Bu şartlar altında Güney Kore’nin seçimlere gitmesine izin veren ABD, 15 Ağustos 1948 tarihinde Syngman Rhee Başkanlığında Güney Kore Cumhuriyetinin bağımsız bir ülke olarak kurulmasına rıza göstermiştir. Ülkeden kısmen çekilen ABD ordusu, Güney Kore’yi, yarımadanın tek bir ülke olarak kendisinin yönetimi altında birleştirilmesi politikasını güden Sovyet destekli Kim Il Sung liderliğindeki Kuzey Kore ile baş başa bırakmıştır.

ABD’nin çevreleme (containment) politikasının Asya Pasifik’teki önemli noktalarından birisi olan Kore Yarımadası merkezli Sovyetler ve Çinliler ile başlattığı mücadele, beraberinde jeopolitik güvenlik problemlerinin de yarımadaya taşınması sonucunu doğurmuştur. İkinci Dünya Savaşı sonrasında, temel ihtiyaçları ve savunması için ABD’ye bağımlı hale gelen Güney Kore’ye yardımcı olmadığı takdirde, ABD’nin yarımadadaki varlığının ve kuvvet konuşlandırmasının da uzun süreli olamayacağı Amerikalılar tarafından anlaşılmıştır. Böylece Amerikan yardımlarını yoğun bir şekilde almaya başlayan Güney Kore, alınan dış yardımların bir gün kesileceğini öngörmüştür. Bu arada, ülkenin kalkınabilmesi için tarım ve madencilikle uğraşması gerektiğini söyleyen Amerikalı uzmanların tavsiyeleri Güney Kore hükümeti tarafından dikkate alınmamıştır. Güney Koreliler, kendi kalkınma stratejilerini kendileri belirlemeyi tercih etmişlerdir. Sonuçta hükümet, belirlenen alanlarda ithal ikameye dayalı geçici bir stratejiyle hafif endüstri dallarını geliştirmeye ağırlık vermiştir. Dışarıya bağımlılığı aşmaya ve ülkenin ekonomik kapasitesini yeniden yükseltmeye gayret göstermiştir. Japonlardan miras modern eğitim sistemini geliştiren ve eğitim hayatında Japon sisteminin özünü koruyan/ devam ettiren Güney Kore Hükümeti; tüm vatandaşlarının fırsat eşitliği çerçevesinde ülkenin kısıtlı da olsa sunabildiği tüm eğitim imkânlarından yararlanmasına, beşerî sermayenin süratle geliştirilmesine ve Batılı ülkelerde Koreli gençlerin okumaya gönderilmesine öncülük etmiştir. Haziran 1949 yılının Haziran ayında ilan edilen toprak reformu ülkedeki toprak ağalığını sona erdirmiştir. Böylece, halkın “fakirlikte de eşit” olduğu, sosyal ve ekonomik gelişmenin tüm katmanların katılımıyla birlikte gerçekleştirileceği ülküsü ülke geneline hâkim kılınmak istenmiştir. Toprak reformu, devletin önünde engel oluşturan toprak beyleri sınıfının ortadan kaldırılmasını mümkün kılmıştır.

Bu arada, Kuzey Kore kuvvetlerinin 1950 yılının Haziran ayında Güney Kore topraklarını işgal etmeye başlaması üzerine, ABD, 26 Haziran 1950 tarihinde Güney Kore’yi destekleme kararı almıştır. Bu kararın bir uzantısı olarak, Soğuk Savaş döneminde Batı ve Doğu Blokları arasında adeta bir savaş arenası haline gelmiştir.

Güney Kore’de çoğunluğu kırsal kesimde yaşayan genç nüfus, Kuzey Kore’ye karşı savaşta zorunlu askerlik hizmetine alınmıştır. Bu gençler birlikte savaştıkları diğer orduların askerlerini tanıma, onların sahip olduğu modern hayatı ve teknolojiyi özümseme imkânı bulmuşlardır. Savaşın yıkıcı sonuçları yanında, bu savaş ülke genelinde beşerî sermayenin gelişimine katkı sağlamıştır.

Nihayetinde Kore Yarımadası’nda 27 Temmuz 1953 tarihi itibariyle savaş bittiğinde, iki Kore’nin tamamen birbirinden koptuğu da tescil edilmiştir.

Savaş sonrasında Güney Kore Hükümeti, kaldığı yerden kalkınma sürecine işlerlik kazandırmaya çalışmıştır. Ülkede henüz sivil bürokrasi gelişmediğinden, savaşta yabancı ordularla görev yapan ve uluslararası tecrübesi artan gelişmiş askeri bürokratik yapı zamanla ülkenin merkezine oturmuştur. Hükümet, sanayi üretimi için enerji santralleri yapımına, tekstil ve çimento üretimine önem vermiştir. İthalata bağımlılığı azaltmak için gübre ve çelik üretiminin yurt içinde gerçekleştirilmesine yönelik adımlar atılmıştır. Genel olarak gelişme gösteren ekonomide Rhee döneminde endüstriyel üretim ortalama her yıl %14 artış kaydetmiştir. Buna rağmen savunma harcamaları ve ekonomik giderler için ülke kaynakları yeterli gelmemiştir. Güney Kore’yi bu dönemde, her yıl yapılan ortalama 200 milyon $’lık ABD yardımı ayakta tutmuştur. ABD yardımları 1960’ların ortasına kadar düzenli bir şekilde devam etmiştir. Amerikan kaynaklarına göre 1945-1965 yılları arasında Güney Kore’ye toplamda 12 milyar $ Amerikan yardımı yapılmıştır.

1945 yılında Japonlar ayrıldıktan sonra bazı Güney Koreli iş adamları Japon firmalarından arta kalan şirketlerden bazılarının sahibi olmayı başarmışlardır. Bu firmalar aynı çatı altında toplanan büyük aile şirketi (şaböl) statüsünde olup, Japonların zaibatsu modeliyle benzer yapıda işletilmiştir. Rhee, şaböl sahiplerine hükümet sözleşmeleriyle finansal kaynak sağlamış ve karşılığında siyaseten bu grupların desteğini alarak uzun yıllar iktidarını korumuştur.

Park Chung-hee Dönemi (1961-1979)

Bu arada, 1960 başlarında, kötü yönetime ve rüşvetin yaygınlaşmasına tepki olarak başlayan devrimci öğrenci hareketleri ülke çapında artış göstermiştir. 6 Nisan gösterilerine hükümetin sert müdahalesi 130 kişinin ölmesine, 1 000’den fazla kişinin de yaralanmasına neden olmuştur (Becker, 1991: s.53). Bu olayları kanlı bir şekilde bastırmak isteyen Rhee, ortaya çıkan tablonun bir sonucu olarak istifa etmek zorunda kalmıştır. Sonrasında yapılan seçimleri kazanan Demokrat Parti tarafından kurulan hükümet, ülkede bozulan düzeni ve ekonomik hayatı tesis etmekte yeterince başarılı olamamıştır. Bunun üzerine, ülkede kargaşa ortamı artarak devam etmiştir. Ülkede yaşanmakta olan kargaşa ve çatışma ortamını yatıştırmaya polisiye tedbirler yeterli gelmemiştir. Bu kaos ortamında 600 000 kişilik orduyu arkasına alan Tümgeneral Park Chung-hee liderliğindeki 3 600 kadar genç subay, 16 Mayıs 1961 tarihinde gerçekleştirdikleri darbeyle hükümeti düşürmüş, meclisi kapatmışlar ve idareye el koymuşlardır.

Cuntanın hazırladığı yeni anayasa, 1962 yılının Aralık ayında halkın %78,8’inin desteğiyle kabul görmüştür. Anayasa, halkın doğrudan oylarıyla seçeceği devlet başkanına ülke yönetiminde başlıca söz sahibi olma gücünü vermiştir. Park, Cumhuriyetçi Demokrat Parti adayı olarak girdiği başkanlık seçimini %46,6 oyla kazanmış, partisi de 175 sandalyenin 110’unu alarak meclis çoğunluğuna sahip olmuştur. Çok kararlı ve inançlı bir şekilde hayatını ülkesinin kalkınmasına adayan Park; eğitim hayatını Japonya’da geçirdiği dönemde, Japon kalkınmasını, özellikle Meiji dönemini yakından inceleme fırsatı bulmuştur. Ülkesinde iktidarı ele geçirdiğinde, Japon modelini kendisine rehber edinmiştir. Japonya’nın elli yıl önce izlediği kalkınma metodolojisi, Park tarafından alınan derslerle birlikte Güney Kore’ye özgü yeni yöntemlerle tekrarlanmıştır. Öte yandan Meiji yönetiminde; eşitlerden oluşan konsülde kararların tartışıldığı, kuvvetler ayrılığı prensibine uygun bir ortamda ülke kalkınmasının kolektif bir çabayla gerçekleştiği görülürken, Park tek adam olarak ve kısıtlamalara tabi olmaksızın tek başına aldığı kararlarla ülkesini 18 yıl aralıksız yönetmiştir. Güney Kore, geri kalmış bir ülke iken Park liderliğinde kalkınmış bir ülke haline gelmiş, tarihsel dönüşümünü gerçekleştirmiştir.

(Devam edecek)

Kaynaklar:

Ahn, B. (2003). Elites and Political Power in South Korea, Cheltenham, UK, Edward Elgar Publishing.

Becker JD. (1991). Modernization and Development: An Empirical Study of South Korea and Brazil, Illinois Wesleyan University Honor Projects, Paper 4, <http://digitalcommons.iwu.edu/polisci_honproj/4>, s.e.t. 26.04.2017.

Best A, Hanhimaki JM, Maiolo JA, Schulze KE. (2008). International History of the Twentieth Century and Beyond. Çeviri: 20. Yüzyılın Uluslararası Tarihi, Belge TU, 2.Baskı, Ankara, Siyasal Kitabevi.

Cumings B. (2005). Korea’s Place In The Sun, A Modern History, Updated Edition, W. W. Norton & Company, New York.

Fink D, Kwon Y, Rho JJ. (2013). S&T knowledge production from 2000 to 2009 in two periphery countries: Brazil and South Korea, Akade´miai Kiado´, Budapest, p.37-54, DOI 10.1007/s11192-013-1085-6.

Kohli A. (1999). Where Do High-Growth Political Economies Came From? The Japanese Lineage of Korea’s Development State, The Development State içinde, Ed: Meredith WC, Cornell University Press, 93-137.

Moreira MM. (1995). Industrialization, Trade and Market Failures, The Role of Government Intervention in Brazil and South Korea, Macmillan Press Ltd., London.

Nolan JE. (1986). Military Industry In Taiwan And South Korea, New York, Palgrave Macmillan, 1st Edition.

Rhee YW, Larson BR, Pursell G. (1984). Korea’s Competive Edge, World Bank Edition, The Hopkins University Press, Baltimore.

Savada AM, Shaw W. (1990). South Korea a country study, Federal Research Division, Library Of Congress, Fourth Edition, Washington D.C.


Google Ads