logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
ekonomi

Haydi Geleceğimizi Planlayalım: Bölüm-3

Yani sözün özü tek başına olmuyor. Demek ki birlik derken sadece kendi başımıza Türk birliği olamayacak, bir yandan da en azından Atatürk zamanında olduğu gibi çevre ülkelerle ekonomik iş birlikleri yapmalıyız. Buna Avrupa Birliği de dahil.

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU

Tüm Yazıları için tıklayınız


  • 02.07.2022
  • Süre : 4 dk
  • 90 kez okundu

Ekonomik Bağımsızlık:

En son ekonomik bağımsızlık diyorduk. Ekonomik bağımsızlık için başka ne yapabiliriz? 

Dünya küresel bir entegrasyon içerisinde. Artık hiçbir ülke sınırlarını kapatıp kendi başına yaşayamıyor. En son Sovyetler Birliği bunu denedi ve yıkıldı. Yıkıldığında da teknolojik açıdan dünyadan ne kadar geri kalmış olduğu belli oldu. Gerçi kapalı rejimde kendi başlarına yaptıkları bazı şeyleri takdir ediyorum. Birçok konuda teknolojik olarak geri kalmış olsalar da uzay teknolojisi, nükleer teknoloji ve askeri teknolojide gayet iyiler. 

Ayrıca kendilerince bazı buldukları çözümler de kimi zaman bana ilginç gelmiştir. Mesela çöp taşımak için geliştirdikleri ilginç büyük konteyner kaldırabilen çöp kamyonları vardır. Benzerini şimdi kargo firmaları kullanmayı planlıyor. Kar temizlemek için düşündükleri yengeç gibi çalışan konveyorlü kar temizleme araçları var. Her seferinde çalışması bana komik gelir, ama işe yarıyor. Hem altyapılarını da sağlam kurmuşlar. Her şehirde merkezi ısıtma var. Metro sistemleri de muazzam. Dünyanın en büyük kargo uçağını yapmışlar, kendi uçak teknolojileri var. Üstelik kültürel açıdan da kötü değiller. Şehirlerinin mimarisi çok güzel. Ressamlara ve heykeltıraşlara sağladıkları imkanlar sebebiyle aralarında dünyaca ünlü olanlar var. Bizde Bolşoy tiyatrosu diye bilinir, ama aslı Balşoy tiyatrodur, büyük tiyatro demektir, tiyatro ve opera konusunda bile epey iyiler. Ama yatırımın çoğunu Moskova ve Petersburg gibi belli şehirlere yapmışlar, uzak birçok şehirde kendince zorluklar var. Yine de her şehirde bir şekilde düzen kurmuşlar.

Ama bunca yapılana rağmen yıkıldıklarında görünen o ki, dünyadaki teknolojiyi yakalayamamışlar, her şey çok eski ve hantal, çalışan her şey verimsiz. Yani verimlilik açısından sınıfta kalmışlar.

Ekonomik İş Birliği:

Yani sözün özü tek başına olmuyor. Demek ki birlik derken sadece kendi başımıza Türk birliği olamayacak, bir yandan da en azından Atatürk zamanında olduğu gibi çevre ülkelerle ekonomik iş birlikleri yapmalıyız. Buna Avrupa Birliği de dahil. Ben şahsen Avrupa birliğine katılmaktan yana değilim, çünkü Avrupa'nın kendine has zaman zaman ikiyüzlü davranışları hoşuma gitmiyor. Bir de kültürel olarak sağlıklı bir birlik olduğunu düşünmüyorum. Kendi kurallarını bize de kabul ettirmeleri, bizim kültürümüze uymayan bir birlikteliğe karşıyım. O yüzden sadece ekonomik iş birliği olmalı amacımız, ama iş birliği derken sadece bizim pazar olduğumuz bir iş birliği değil düşündüğüm, daha dengeli bir sistem kurmalıyız aramızda.

Evet, demek ki diğer ülkelerle ekonomik iş birliklerini geliştirmeliyiz. Ama ekonomik iş birliği yapacaksak bu iyi bir alışveriş olmalı, dengeli bir alışveriş, ne kadar alıyorsak o kadar da bizim sattığımız bir düzeni kastediyorum. Yani bugün kazandığımızdan daha fazla para kazanmamız lazım. 

Üretimi Artırma Zorunluluğu:

Bunun için de üretimimizi artırmalıyız.

Bir tanıdığım bir zamanlar kelepçe yapardı, çok basit bir atölyesi vardı, birkaç pres, birkaç ekipman, birkaç da işçi. Kimse farkında değildir, bazen çok büyük teknoloji istemese de bazı şeylere ihtiyaç vardır. Onunkisi işte öyleydi. 

Bir zamanlar mesela tekstil de bizim için böyle bir konuydu, Türk malları epey revaçtaydı. Kalite olarak halen daha öyle, ama bizden daha ucuza dikim yapan ülkeler var, o yüzden yavaş yavaş gözden düşüyoruz. Tabii bir de biz moda merkezi olamadık, bizimkisi Avrupa'ya istenileni dikmek, fason. Moda konusunda girişimler yaparsak kaliteyi de kattığımızda tekstil yine eski günlerde olduğu gibi önemli bir kazanç kapısı olabilir. Tabii bir de kendi pamuğumuzu eskisi gibi kendimiz üretmeliyiz. 

Bu noktada konu tarıma geliyor tabii ki, çok detayları ile bahsetmeyeceğim, ama ancak endüstriyel tarım ile diğer ülkelerle rekabet edebilir konuma geçebiliriz. Şu anki hali ile devlet desteği olmadan tarım işlerini yürütemiyoruz. Siyasiler dışarıdan daha ucuza alabildikleri için bu sefer de ithalatı tercih ediyorlar. Yanlış politika tabii ki. Tarım endüstriyel hale gelerek başlı başına destek istemeden para kazanılır hale gelebilmeli. Kısacası uzun konu, burada şimdilik bırakalım. Tarım konusunu da ileride ayrıca incelemek istiyorum zaten.

Başka ne yapabiliriz? Asıl önemli olan teknolojik olarak gelişmek ama bir Almanya olabilmek için, önce eğitim sorunumuzu çözüp, teknolojik bir şeyler geliştiren bir nesil sahibi olmalıyız. Evet yine eğitim.

Yarın biraz daha ilerleyeceğiz.

Şimdilik Moskova'dan sevgi ve saygılar.


Google Ads