logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
ekonomi

Sanayileşme kavramı ve aşamaları (sanayi devrimleri) (3)

Sanayileşme, bir ülkenin sanayi üretimi, istihdam, üretim ölçeği, sermaye yoğunluğu ve teknolojik gelişim gibi ekonomik sisteminin temel göstergelerinde zaman içinde meydana gelen olumlu değişimleri ifade eden bir kavramdır.

Sanayileşme, bir ülkenin sanayi üretimi, istihdam, üretim ölçeği, sermaye yoğunluğu ve teknolojik gelişim gibi ekonomik sisteminin temel göstergelerinde zaman içinde meydana gelen olumlu değişimleri ifade eden bir kavramdır. Sanayileşmiş ülkelerin deneyimlerine baktığımızda, daha önceki yazılarımızda kapsadığımız kalkınma teorilerinde belirttiğimiz üzere, tek bir kalkınma yöntemi olmadığı gibi tek bir sanayileşme sürecinin veya yönteminin de olmadığını biliyoruz. Kalkınma ile iç içe geçen sanayileşme süreçleri; toplumların ekonomik, sosyal, siyasal ve hatta kültürel yapılarında köklü değişimlerin meydana gelmesine yol açar.

Günümüzde kalkınmanın; öncelikle sanayileşmeyle gerçekleştirilebileceği genel kabul gören bir durumdur. İktisadi büyümenin motoru olarak nitelendirilen sanayi; üretim faktörlerinden emek ve sermayeyi kullanarak, hammadde ve yarı mamul maddeleri işleyerek, mamul madde haline getiren bütün üretim faaliyetlerini kapsar.

Toplumsal gelişmenin sağlanabilmesi ve toplumdaki tüm fertlerin olabildiğince daha ileri refah seviyesine ulaşılabilmesi için, tarımsal üretime kıyasla daha yüksek katma değere sahip sanayi üretiminin kalkınma için tercih edilmesi gerektiği tarihsel veriler ışığında ortaya çıkan bir gerçektir. Genel manada, günümüz dünyasında sanayileşmiş/kalkınmış toplum ile modern toplum yapısı, hatta medeniyet dediğimiz olgu eşdeğer olarak görülür.

Geleneksel toplum düzeninden modern toplum hayatına geçmek demek, yapısal dönüşüm/değişim anlamına gelir. Bu yapısal dönüşüme; sanayileşme fenomeni yanında tarım, göç ve kentleşme, eğitim, mülkiyet yapısı, teşvikler, ticaret politikaları, teknoloji gibi unsurlar da dâhil edilir.

Kalkınma ve sanayileşme kapsamında, tarihsel akış içerisinde gerçekleşen sanayi devrimlerinde kaydedilen gelişmeler, halen azgelişmiş veya gelişmekte olan ülkeler için bir nevi yol haritası işlevi görür. Kalkınma teorilerinden modernleşme teorisine gönderme yapmadan, tarihsel perspektifte sanayileşme süreçlerine baktığımızda, bu durum ortaya çıkmaktadır. Gerçek manada günümüz İngiltere’sinde başlayan sanayileşme, birtakım evrelerden geçerek çağımızdaki seviyesine ulaşmış olup, halen sanayileşme yolculuğu kesintisiz devam etmektedir. Bahse konu endüstriyel üretim sürecindeki evreler, “devrim” olarak nitelendirilen dört büyük aşamadan geçerek günümüzdeki sanayinin geldiği noktanın temellerini bize gösterir.

Sanayi devrimlerini dönemsel bazda, temel üretim süreçleri boyutuyla, aşağıdaki satırlarda özet olarak kapsanmıştır:  

Birinci Sanayi Devrimi

1760’lı yıllarda İngiltere’de başlayıp, kısa sürede Avrupa ve ABD’ye yayılan ve 1830’lara kadar devam eden dönemdir. Üretim beden gücünden makine gücüne geçmiştir. Watt’ın buhar makinesi, Wilkinson’un delik işleme takım tezgâhı, tekstilde iplik eğirme makinesi, dokuma tezgâhı gibi üretim teknikleri, kısaca fabrika sistemi ortaya çıkmıştır.

İkinci Sanayi Devrimi

1840’lı yıllardan itibaren üretimde elektrikle çalışan makinelerin kullanılması, fabrikaları elektrikle tanıştırmış, seri üretim imkânları hızla artmıştır. Montaj hatları her yerde kabul görmüştür. Böylece, Henry Ford’un T-model olarak adlandırdığı otomobillerin montaj hatlarında seri üretimi, neticede düşük maliyetli üretim mümkün olabilmiştir. Bu üretim modelinden hareketle ikinci sanayi devrimi “Fordist” dönem olarak da tanımlanır.

Üçüncü Sanayi Devrimi

1950’li yıllardan itibaren bilgisayar (dijital) ve iletişim teknolojilerinin üretim süreçlerinde kullanılmasıyla birlikte, teknolojik aletler her alana girmiştir. Üçüncü sanayi devriminin başrolünde bilgisayar, dijital ürünler ve çözümler ile internet yer almaktadır.

Dördüncü Sanayi Devrimi

2010’lu yıllardan itibaren nesnelerin interneti, büyük veri, robot, otomasyon teknolojileri vb. kullanılarak üretimde akıllı fabrikalar kullanılmaya başlanmıştır. Robotlaşmaya ve otomasyona dayalı üretim neticesinde, Sanayi 4.0 akıllı teknolojileri, ucuz ve tekli sayılarda üretimin önünü açmıştır.

Sonuç

Etkin bir sanayileşme süreci kaynaklara fazlasıyla ihtiyaç duyar. Bunun için ölçek ekonomilerine (aynı üründen seri üretime geçmek, çok sayıda üretim neticesinde birim ürün maliyetini düşürmek, daha ucuza üretim yapabilmek) ulaşabilmek gerekir. Bu endüstriyel yetkinlik ve yeterlilik seviyesi için uzun bir öğrenme eğrisine ihtiyaç duyulur. Bu nedenle, sanayi alanında uğraş verenler, yaptıkları yatırımların kısa vadede meyve vermesini beklemek, uzun vadeli düşünür, sistematik bir süreç içerisinde ilerlemeye gayret gösterirler.

Azgelişmiş ülkelerin izleyecekleri kalkınma yolu, kalkınma teorileri çerçevesinde sanayileşme stratejileriyle birlikte düşünülür. Bir ülke sınırları dahilinde gerçekleştirilmesi öngörülen yatırımlar, izlenecek sanayileşme stratejilerinin bir nevi motorudur. Sanayi, dış pazarlar için mi, yoksa iç pazar için mi üretim yapacak sorusu, azgelişmiş ülkelerin kalkınma yolunda izleyecekleri sanayileşme stratejilerini, temel kalkınma felsefelerini yansıtır.

Her ülkenin kendi gerçeklerini belirlemesi gereken sanayileşme stratejileri, literatürde üç başlık altında incelenir:

1.          İthal İkameci Sanayileşme Stratejisi (içe dönük, iç pazara dayalı büyüme).

2.          İhracata Dayalı Sanayileşme Stratejisi (dışa dönük, dış pazarlar ile bütünleşme).

3.          Bebek Sanayileri Stratejisi (seçilmiş bir sanayi dalında büyüme).

 

Not: Bir sonraki yazımızda “ithal ikameci sanayileşme stratejisi” üzerinde duracağız.

 

Yararlanılan Bazı Kaynaklar:

Groover MP. (2016). Principles of Modern Manufacturing (Modern İmalatın Prensipleri) (Çev. YURDAKUL, Mustafa ve İÇ, Yusuf Tansel), 4. Basımdan Çeviri, Ankara, Nobel Kitap.

Karluk R. (2005). Cumhuriyet’in İlanından Günümüze Türkiye Ekonomisinde Yaşanan Dönüşüm, İstanbul, Beta Kitabevi.

Nolan JE. (1986). Military Industry In Taiwan And South Korea, New York, Palgrave Macmillan, 1st Edition.

Özdemir H. (2010). Uluslararası İlişkilerde Güç: Çok Boyutlu Bir Değerlendirme, Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, 63(3):114-144 <http://dergipark.gov.tr/download/article-file/35988>, s.e.t. 14.04.2017.

Öztürk E. (2017). Endüstri 4.0 ve Yeni Nesil Üretim, Ankara Kalkınma Ajansı Dergisi, 2:54-57.

Pedersen JD. (2008). Globalization, Development and the State, The Performance of India and Brazil since 1990, Palgrave macmillan, UK. 

Savaş V. (1986). Kalkınma Ekonomisi, Beta Basım Dağıtım, İstanbul, 4. Baskı. 

Schwab K. (2016). The Fourth Industrial Revolution, Wold Economic Forum, The Crown Publishing Group, New York.


Google Ads