Site İçi Arama

ekonomi

Türkiye, Endüstriyel Tarım Bilmeceli Dünya Bankası Kredisini Neden Alıyor?

Beynimizde kas olmasa da nedense beyin kaslarınızı çalıştırın kardeşim diyoruz. Oysa ki beynimiz kaslarımız gibi miyositlerden oluşmaz, aksonlar ve dendritlerle birbirine bağlanan milyonlarca nörondan oluşur.

Beyin kaslarınızı çalıştırın biraz!

Sahi beynimizde kaslar var mıdır dersiniz?

Gözümüzün yağı var da beynimizde maalesef kas yok. 

Ciğerimiz de yağ bağlayabiliyor, göbeğimiz de. Ama nedense ciğerinin yağını ya da göbeğindeki yağı değil de gözünün yağını yiyeyim demeyi tercih etmişiz. Ciğer konusunda daha çok ciğeri beş para etmez diyoruz.

Bir de beyinde kas olmasa da nedense beyin kaslarınızı çalıştırın kardeşim diyoruz.

Beynimiz kaslarımız gibi miyositlerden oluşmaz, aksonlar ve dendritlerle birbirine bağlanan milyonlarca nörondan oluşur. 

Detaylarına girmeyeceğim şimdi beynimizin, kısacası beynimizde kas yoktur! Nöronlar vardır. 

Düşünebilmemizi sağlayan, tüm vücudumuzun yaşam fonksiyonlarını kontrol eden, ama en başta da düşünme yetimizin gerçekleştiği yerdir beyin.

Beyin kaslarını çalıştır derken beyninizi düşünmek için kullanın demek istenir.

***

Nereden çıktı şimdi bu beyin ve sakatat muhabbeti?

Daha yeni borç alalım mı diye bir yazı yazdım. 

Borç alan emir alır!

Demek ki neymiş? Parayı veren düdüğü çalarmış! Nasreddin Hocanın hikayesidir bu dediğim ve hayatın asıl gerçeğidir.

Birini yoldan çıkartmak istiyorsanız en kullanışlı araç paradır. Parayla en masum genç hanımları bile yoldan çıkartabiliyorlar. Aksini iddia etmeyin, para için yapamayacağı olmayan bir sürü insan var etrafımızda.

İşte bizim de başımıza gelen budur bence. 

Ülkeyi yönetenler para ile yoldan çıkmış durumdalar! Başımıza ne geliyorsa para uğruna geliyor.

Ne zamandır aklıma takılıyor, bu hükümet Avrupa ile mülteci geri iade anlaşması yaptı mesela. 

Bunu niye yaptı? 

Durun biz size bir iyilik yapalım, Avrupa’ya izinsiz giren mülteci olursa onları biz iyilik olsun diye geri alalım diyerek mi böyle bir anlaşma yaptılar?

Yoksa işin ucunda para mı vardı?

Türkiye, Avrupa’dan ülke sınırları içerisinde tuttuğu sığınmacılar için dünyanın parasını aldı, ayrıca geri iade aldığı mülteciler için de dünyanın parasını aldı, alıyor. 

Ben işin ucunu kaçırdım, ama milyarlarca avro aldığına dair haberler çıkmıştı bir zamanlar basında. Şu an durum nedir inanın bilmiyorum, bu konuda pek bir haber çıkmıyor son zamanlarda sayın basınımızda. Ülke gündemi bu kadar yoğun olunca böyle haberler önemsiz kalıyor.

***

Bakın şimdi de Dünya Bankası ile 18 milyar dolarlık bir anlaşma yapılıyor. Belki de anlaşma çoktan yapıldı ve imzalandı. 

Bu anlaşmanın detayları yavaş yavaş ortaya çıkıyor.

Biliyorsunuzdur, Dünya Bankası verdiği kredileri proje bazında veriyor. Benzer şekilde IBRD de proje bazında kredi verir.

Dünya Bankası’ndan kredi verilen projelerden biri de tarımda reform projesi.

Klasik aile tarımından vaz geçin, biz size para verelim, endüstriyel tarıma geçin diyorlar.

Sadece bu başlık altında düşündüğünüzde iyi bir şey söylüyorlarmış gibi geliyor insana.

Şahsen ben uzun süredir ülkemizde bizim de endüstriyel tarıma geçmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda yazılar da yazmıştım.

***

Ama dedim ya, borç alan emir alır diye. Sonuçta Dünya Bankası verdiği krediyi hibe olarak vermiyor, bu borç bir gün geri ödenecek!

O yüzden de Dünya Bankası verdiği krediyi bir takım ön koşullara bağlamış. Parasının hiç edilmesini istemiyor.

Bu anlaşılır bir durum aslında, ancak anlaşmanın alt detaylarına indiğinizde karşınıza bir takım garip şartlar çıkıyor, öne sürdüğü şartlara biraz göz atınca benim aklım karıştı demeliyim.

Bir kere endüstriyelleşme için gerekli ekipmanın Avrupa’dan satın alınması koşullardan biri. Biz kendimiz sanayimizi kuralım ve tarım ekipmanlarımızı kendimiz üretelim deseniz hayır diyor, olmaz diyor! Bu şart çok garip değil, ama yine de bence niye ekipmana karışıyor ki? Ona ne? Ne fark eder ekipmanın nereden temin edildiği?

***

Sonra tarımda kullanacağınız tohumları dışarıdan alacaksınız koşulu bir başka şart! Ama bizim ataerkil tohumlarımız var, onlarla tarım yapmak istiyoruz deme hakkınız yok! Hoppala! Bu ne şimdi? Endüstriyel tarım denilen şey neden kendi tohumlarımızla yapılamıyor? Çok mu düşük bizim tohumlarımızın verimliliği? Bu mudur sebebi böyle bir ön koşulun?

***

Başka ne koşul var? 

Endüstriyel tarımı yapacak olan küresel firmaların isteklerine uygun kanunlar çıkartacaksınız diyor! Tarım işlerini bu global firmalar yapacak diyor!

Bu ne şimdi? Niye global firmalar yapmak zorundaymış endüstriyel tarımı? Biz kendimiz yapamaz mıyız?

Bakın bu koşuldan be iyice işkillendim!

***

Başka ne diyor? Bu işlerde çalışacak şu kadarlık istihdam yaratacaksınız diyor, ancak bu istihdamın %20’sinin sığınmacılardan oluşmasını istiyor.

Bunun ne sakıncası olacak demeyin, adamların amacı sığınmacıların Avrupa’ya gitmeleri için olası sebeplerin ortadan kalkması. Türkiye’de iş imkanları olsun ki, sığınmacılar hem Türkiye’ye entegre olsunlar hem de Avrupa hayalleri olmasın!

Sizce bu da masumca bir istek mi?

***

Nasıl? Beğendiniz mi kredi şartlarını?

Borç alan emir alır! 

Dünya Bankası da bu kuralı iyi biliyor. 

Başta ekonomiyi bu kadar kötü hale getirmiş bir iktidar olunca beyin kaslarını çalıştırmadan yeterki para gelsin mantığı ile her türlü anlaşmanın altına imzayı atıveriyor. 

Hayvancılığımızın körelmesinin sebebi de geçmişte yapılan benzer anlaşmalar, tarımda bu hale gelmemizin de!

Siz şeker fabrikalarını boşuna mı sattılar zannediyorsunuz? Yoksa şeker kamışından glikoz üreten global bir firmanın ön koşulu muydu bu satışlar?

***

Yaradan beynimize kas koymalıymış, beynimizin kasları olsaymış hiç olmazsa zorla da olsa çalıştırmanın bir yolunu bulurduk belki.

Bakalım bu işin sonu nereye varacak!

Gözünüzün yağını yiyeyim, daha akıllı anlaşmalar yapın! Bu anlaşmalarla ancak kapitalist düzenin kölesi olunur. Ciğeri beş para etmez danışmanlarınızın sözleriyle o kuyuya inerseniz, kuyudan çıkmak hiç de kolay olmaz!

Evet, paraya ihtiyaç var, mecburen imzalanıyor böyle anlaşmalar muhtemelen. 

Ama borç alan emir alır! 

Bence beyin kaslarınızı çalıştırmayı deneyin. Harbi olun, ciğerimi yiyin!

Moskova’dan herkese sevgi ve saygılarımla.

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 18.04.2024
  • Süre : 4 dk
  • 245 kez okundu

Google Ads