Site İçi Arama

ekonomi

Kurban Bayramı'nın Sembolü Koyunlar Üzerine

Kurban bayramındayız, belki siz de bir kurban aldınız ve kurban kestiniz, yapabildiyseniz Allah kabul etsin.

Büyük başa birlikte girenler de oluyor, ama kurban deyince çoğunluk koç kesiyor.

Bu sene kurbanlık koçların fiyatları oldukça yüksek, ama yine de imkanı olanlar kesebildi sanırım.

Sonuçta farz olmasa da kimilerine göre sünnet, kimilerine göre de vacip olan bir ibadet.

***

Ben bu tartışmaya girmeyeceğim, kesebilen herkese Allah kabul etsin diyerek asıl bu yazının konusuna geleceğim. 

Peki kurban olarak küçük baş hayvan alanlar hangi cins koç satın aldıklarını biliyorlar mı? Bunu bilen var mı? 

Nasıl yani? Bildiğimiz koç işte satın aldığımız, ne cins olacak?

Demek istediğim aldığınız koç merinos muydu? Yoksa başka bir cins miydi? Bunu biliyor musunuz? 

Ne cins koçlar var ki?

Aslında ülkemizde epey bir koyun cinsi üretiliyor. 

Mesela benim hemen aklıma gelen bir başka cins de Karaman koyunu.

Karaman’ın koyunu, sonra gelir oyunu demişler, yani Merinos koyunları dışında Karaman’ın da koyunu olduğunu tarihimizden biliyoruz. 

***

Bu arada Merinos dediğimiz aslında İspanya’da geliştirilen beyaz ve ince yapağılı bir koyun soyu. Kökenlerinin Kuzey Afrika’ya dayandığı söyleniyor. Kuzey Afrika’dan Araplar getirmişler İspanya’ya.

İspanya’dan da tüm Avrupa’ya yayılıyor.

Osmanlı’nın son zamanlarında Almanya’dan getirilen merinoslar ile Anadolu’daki türler merinos ile melezleştirilmeye başlanıyor. Ancak o zamanlar o kadar da bilinçli bir çalışma yapılamıyor.

Asıl melezleştirme programı Cumhuriyet döneminde sürdürülüyor. Yani Osmanlı zamanında yapılan çalışmaların çok daha bilimsel yöntemlerle yapılanı Cumhuriyet döneminde yapılmaya başlanıyor.

Bugün Türkiye’de meşhur merinos türü koyunlar ise daha çok Karacabey merinosu olarak biliniyor. 

***

Evet, bu melezleştirme programının amacı Anadolu’nun iklim koşullarına dayanıklı, ama yeterince et vermeyen, yeterince süt vermeyen ve yünleri de bol olmayan yerli koyunlarının ihtiyaca uygun olarak tür değişiminin sağlanması. 

Bunca yıllık yürütülen programla bu konuda başarılı da olunmuş denilebilir.

***

Ancak günümüz iktidarının et ve canlı hayvan ithalatı hevesleri ile bugün hayvancılık konusunda ne kadar geriye gittiğimiz de bir gerçek. 

Bırakın hayvan beslemenin zorluklarını, ekonomik zorluklar da bir yana, bugün devletin o Cumhuriyetin ilk günlerindeki tür değişimi üzerine uyguladığı benzer bir program bile yok.

***

Evet, bugün Türkiye’de bulabileceğiniz koyun cinsleri ya da türleri nelerdir?

Aslında koyunları üç ana gruba ayırıyorlar.

1. Yapağı verim yönlü koyunlar

2. Et-yapağı verim yönlü koyunlar

3. Süt ve döl verim yönlü koyunlar

Yapağı dediğimiz yün, yapağı verimliliği denildiğinde yünü bol olan koyunlardan bahsediliyor.

Bu koyunlar özellikle de merinos tipi koyunlar. 

Türkiye’de yapağı verimi yüksek türler denince Karacabey merinosu, Malya koyunu, Anadolu merinosu ve Konya merinosu akla geliyor.

Karacabey merinosları zamanında Alman Et merinosu ile yerli Kıvırcık koyunlarının çevirme melezlemesi denilen bir yöntem ile çiftleştirilmesi sonucu elde edilmiş.

Malya koyunu, Anadolu merinosu ve Konya merinosu da yine Alman Et merinosu ile bu sefer yerli Akkaraman koyunlarının farklı farklı şekillerde melezlenmesi sonucu elde edilmişler.

***

Et-yapağı verim yönlü koyunlar ise, Avrupadan getirilen başka farklı koyun cisleri ile yerli koyunların melezleştirilmesi ile üretilmiş.

Yerli koyun ırklarının et-yapağı verimi yönünde ıslahı amacıyla yararlanılan başlıca ırklar Rambouıllet, İle de France ve Texel diye adlandırılıyor.

Bu ırkların kimilerinden yararlanılarak Ramlıç (Çifteler) ve Menemen gibi koyun tipleri oluşturulmuş.

Ramçıl koyunu yani diğer adıyla Çifteler Dağlıç türü Anadolu koyunlarının iklim koşullarındaki yüksek yaşama gücü ile Rambouıllet ırkının iyi olan et ve yapağı verim özelliklerini birleştiren bir koyun tipiymiş.

Menemen ise İle de France koçları ile Tahirova koyunlarının melezlenmesiyle oluşturulmuş.

Son olarak 1987 yılında Border Leicester, Hampshire, Dorset Down, Lincoln ve Alman Siyah Başlı Elçi koyunu gibi etçi kimi kültür ırkları yurdumuza getirilmiş.

Bu türler de dağa çok eti için üretilmiş olan koyunlar.

1987 diyoruz, yani bu konulardaki çalışmalar epey bir önceki zamanlarda kalmış. Günümüzde bu konudaki çalışmalar ne aşamada, tam bir bilgi yok internette.

***

Son olarak da süt ve döl verim yönlü koyunlara bakalım.

Özellikle Batı Anadolu’da oluşturulan süt ve döl verim yönlü koyun tiplerinin başlıcaları, Tahirova, Sönmez, Acıpayam ve Türkgeldi tipleriymiş. Ara kademe olarak kullanılan Asaf tipi de bu gurup içinde sayılıyor. 

Tahirova, D. Friz koyunları ile Kıvırcık koyununun çapraz birleştirmesi yani kombinasyon melezlenmesiyle oluşturulmuş.

Sönmez tipi elde etmek üzere önce Sakız koç ve Tahirova koyun melezlenmekte, elde edilen melez döller ikinci aşamada Tahirova koçlarıyla çiftleştirilmekteymiş.

Yani bu işler çok basamaklı kontrol gerektiriyor, hayvancılık deyip geçmeyin, bu konu da uzmanlık gerektiriyor.

Aynı şekilde Acıpayam koyunları da, D. Friz, İvesi ve Dağlıç ırklarının aşamalı olarak melezlenmesiyle elde edilmekteymiş.

En son Türkgeldi tipini oluşturmak üzere, Tahirova koçları, Türkgeldi Kıvırcığı koyunlara verilerek F1 erkekler, F1 dişiler yeniden Tahirovayla çiftleştirilerek TAG (Tahirova birinci geriye melez) döller elde edilmekteymiş.

***

Anadolu’nun kendi ırkları ise:

* Başta Orta Anadolu ve komşu bölgelerin Akkaraman’ı olmak üzere, 

* Doğu Anadolu Bölgesi’nin Morkaraman’ı, 

* Sivas yöresinde yetişen Kangal Akkaramanı, 

* Tunceli, Elazığ ve Erzincan yörelerinde yetişen Şavak Akkaramanı, 

* Güney Doğu Anadolu bölgesinde yetişen İvesi koyunları, 

* İç Batı Anadolu’nun Dağlıç’ı, 

* Trakya, Marmara ve Kuzey Ege’nin Kıvırcık’ı, 

* Çeşme, İzmir, Aydın, Marmara ve Ege sahillerinin Sakız’ı, 

* Sinop’tan Trabzon’a Karadeniz’in sahil ve dağlık kesimlerinde, bir de Orta Karadeniz’in İç Anadolu ile kesişen Tokat ve Amasya çevresinde yetişen Karayaka koyunları, 

* Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yetiştirilen Zom koyunları, 

* Van, Batman, Siirt, Bitlis, Bingöl, Malatya ve Elazığ, Diyarbakır illerinde özellikle de Çermik, Çüngüş ve Ergani ilçelerinde yetiştirilen Karakaş koyunu, 

* Başta Uşak ili Eşme ilçesi olmak üzere Uşak iline ait diğer ilçelerde de yaygın olarak yetiştirilen Eşme koyunu, 

* Van İli Gürpınar ilçesi Norduz Bölgesi’nin Norduz koyunu, 

* Gökçeada, Çanakkale ve Kuzey Batı Anadolu’da yetiştirilen Gökçeada koyunu, 

* Doğu Karadeniz Bölgesinde Artvin ve Rize illerinde yetişen Hemşin koyunu, 

* Amasya ili ve ilçelerinin Herik koyunu, 

* Kars ili, Çıldır ilçesi ve Ardahan, Iğdır illerinin Tuj koyunu, 

* Tokat ili ve çevresinin Karagül koyunu, 

* Antalya, Mersin, Hatay ve Gaziantep illerinin Güney Karaman koyunu,

* Aydın ili, Çine ve Bozdoğan ilçeleri ve Madran Dağının Çine Çapari’si

* Kütahya, Afyon ve Uşak’tan, Manisa’ya kadar uzanan İç Batı Anadolu bölgesi ile Batı Akdeniz’in kuzeyinde Isparta ve Burdur bölgesinin Pırlak koyunları

* Isparta İli Merkez İlçe, Gönen, Senirkent, Yalvaç İlçelerinde yoğun olarak yetiştirilen, ayrıca Burdur, Afyon, Kütahya, Uşak ve Manisa İllerinde de yer yer üretilen Pırıt koyunları

* Marmara ve Ege Bölgelerimizin Tahirova koyunları

olarak sayılabilir.

Bunların dışında melezleştirilerek üretilmiş olanlar da:

* Merinos türleri, yani Karacabey merinosu, Anadolu ve Orta Anadolu merinosu dışında

* Orta Anadolu ile Batı Anadolu geçit bölgelerinde melezleştirme ile üretilmiş Ramçıl koyunları, 

* Başta Kırşehir ili ve çevresi olmak üzere Orta Anadolu’da melezleştirilmiş Malta koyunları, 

* Aydın, İzmir, Manisa, Uşak ve Denizli illerinin melezleştirme yoluyla üretilmiş Karya koyunları, 

* Orta Anadolu Bölgesi ve çevresinin melezleştirme ile üretilmiş Polatlı koyunu, 

* Orta Karadeniz Bölgesinin melez Bafra koyunu, 

* Başta Batman olmak üzere Siirt, Mardin, Şırnak ve Bitlis illerinin melez Koçeri koyunları, 

* Denizli, Afyon, İsparta ve Antalya illerinin melez Acıpayam koyunları olarak sayılabilir.

***

Yani oldukça çok koyun cinsi üretiliyor ülkemizde. 

Muhtemelen bizim kendi koyun türlerimizin bir çoğu belki de Orta Asya’dan göçler sırasında beraberimizde getirmiş olduğumuz türler olmalı. 

Cumhuriyet ile birlikte tarım ve hayvancılıkta da yapılan atılımlar sonucu özellikle melezleştirme yöntemleriyle havan verimliliği konusunda oldukça büyük başarılar elde edilmiş.

Aynı çalışmaların sürdürülmesinde fayda olduğunu düşünüyorum.

Bizim kendi koyun cinslerimizin de kendine has özellikleri var. Belki de bu türlerin kendi aralarında yapılacak bilinçli melezleştirmeler ile Avrupa koyunlarına ihtiyaç duyulmadan bile bu konuda bir takım gelişmeler yapılabilir.

Artık bu detaylar uzmanlarının bileceği şeyler diyerek bitireyim yazıyı.

Umarım özellikle bakanlık nezdinde gerekli çalışmalara devam edilir ve artık hayvancılık konusunda yine eskisi gibi ülke çapında gelişmeler yaşanır.

Moskova’dan herkese sevgi ve saygılarımla.

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 20.06.2024
  • Süre : 4 dk
  • 145 kez okundu

Google Ads