Site İçi Arama

ekonomi

Su bir ulusal güvenlik sorunu ama siyasetin gündeminde değil

Su genellikle çok bilinçsiz kullanılıyor. “Su israfının çokça gündeme geldiği bir dönemde yaşıyoruz. Suyu nasıl kullanmalıyız? Su İsrafını nasıl en aza indirebiliriz?” sorularına toplum olarak doğru cevapları verebilecek bilinç ve anlayış seviyesine öncelikle ulaşmış olmamız gerekiyor diye düşünüyorum.

Su Bir Haktır

Su ve sağlıklı çevre her canlının hakkıdır. Su, kamu hizmeti anlayışı ile iyi yönetilmesi gereken bir doğal kaynaktır.

Su genellikle çok bilinçsiz kullanılıyor. “Su israfının çokça gündeme geldiği bir dönemde yaşıyoruz. Suyu nasıl kullanmalıyız? Su İsrafını nasıl en aza indirebiliriz?” sorularına toplum olarak doğru cevapları verebilecek bilinç ve anlayış seviyesine öncelikle ulaşmış olmamız gerekiyor diye düşünüyorum.

Bu sorulara doğru cevapları verebilmek için önce su kullanımı alışkanlıklarımızı gözden geçirmeli ve değiştirmeliyiz. Su yöneticileri ise su yönetim anlayışlarını revize etmek zorundalar. Yani bu konuda radikal bir düşünce değişikliğine ihtiyacımız var. Yasal ve kurumsal altyapımızı da hızla düzenlemeliyiz. Politikacılar, su gibi ulusal güvenliğimizi ilgilendiren konularda gündelik kısır siyasi çekişmeleri bırakıp, toplumsal ve ulusal çıkarlarımızı ön plana çıkarmak zorundalar. Tarım ve Orman Bakanımız sayın Vahit Kirişçi 2 gün önce DSİ‘nin düzenlediği bir çalıştayda suyun bir ulusal güvenlik meselesi olduğunu açıkladı. Bu yaklaşım çok doğru ama su ile ilgili sorunlar hala siyasetin gündeminde yeterince yer almış değil. Su israfını önlemek bazı adımların atıldığını görüyoruz. Su israfının önlenmesi için kurumsal ve yasal eksiklikleri hızla gidermeye çalışırken, bir yandan da toplumsal olarak bir su kullanım bilinci seferberliği başlatmamız gerekir.

SU ZENGİNİ BİR ÜLKE DEĞİLİZ

Ülkemizin yarı kurak bir iklim kuşağında yer alan ve su kaynakları eşitsiz dağılmış olan bir ülkedir. 

Yağışlarda da gerek yere gerek mevsimlere göre, önemli miktarda değişkenliklerin yaşandığı bir ülkeyiz.  Son dönemde olduğu gibi Menderes, Gediz havzası, Gaziantep, Urfa, Güney Marmara gibi bazı bölgelerimizde bölgesel kurak dönemler yaşıyoruz. Ayrıca Su kaynaklarımızın yoğun olduğu bölgelerimiz ile nüfusumuzun yoğun olduğu bölgeler farklı. Kişi başına düşen su kaynakları konusunda “su zengini” bir ülke değiliz. Suyu çok dikkatli kullanmadığı takdirde yakın gelecekte bölgesel su sorunları yaşayan bir ülke konumuna düşebiliriz.

Toplam nüfusunun yaklaşık %78’i büyükşehir belediye sınırları içinde ikamet ediyor. Bu nüfusun içme ve kullanma suyu temini ve çevre sağlığı hizmeti büyükşehirlerdeki Su ve Kanalizasyon İdareleri Genel Müdürlükleri tarafından veriliyor. Bu kurumlar bu hizmetleri ekonomik, ekolojik ve sosyal politika hedefleri doğrultusunda bir denge gözeterek vermeye çalışıyor. Ancak bu konuda büyük zorluklar yaşıyorlar. Ülkemizde su hizmetlerinin bir kamu hizmeti olarak sürdürülebilir bir şekilde verilebilmesi için bu kurumların kurumsal altyapı, teknolojik imkân ve kabiliyet ve liyakatli personel olarak desteklenmesi gerekiyor. Bu anlamda gerek nehir havzası ölçeğinde gerekse büyükşehir belediyelerinin su ve çevre sağlığı hizmetleri ölçeğinde su yönetiminin yeniden yapılanması gerekiyor.

NİHAİ AMACIMIZ BİR SU POLİTİKALARI ENSTİTÜSÜ OLMAK

Su Politikaları Derneği’nin kendi alanında özgün çalışmalar yapan bir ihtisas kuruluşudur. Su ve bağlantılı gıda, enerji ve çevre güvenliği konusunda bir düşünce merkezi olarak ulusal ve uluslararası alanda çalışmalar yapıyoruz. Nihai amacımız ise bir “Su Politikaları Enstitüsü” olmak. 

Suyun verimli kullanılması konusunda birçok rapor hazırladık. Özellikle ilköğretim ve lise seviyesinde suyun verimli kullanım bilincinin yaygınlaştırılması için çok sayıda konferanslar verdik. Birçok sivil toplum kuruluşunun daveti üzerine bu konudaki konferanslara katılıyoruz. Yazılı ve görsel basında toplumsal bilincin arttırılmasına yönelik açıklamalar yapıyoruz. Bu konuda STK ve üniversiteler tarafından hazırlanan projelerde partner olarak yer alıp katkı koyuyoruz. Kamu kurum ve kuruluşlarının düzenlediği çalıştay ve “Su Şurası” gibi etkinliklerine katılarak görüş ve önerilerimizi iletiyoruz.

Kısaca su ve su kullanımı konusunda toplumsal farkındalığın artırılmasını, bilinç ve anlayış seviyemizin gelişimine katkı sunmaya çalışıyoruz. Hep birlikte bunun için çaba sarf etmeliyiz. Bu çabanın, gelecek nesillerimiz için bugün hepimizin sorumluluğu olduğunu anlamak durumundayız.

Araştırmacı Yazar ve Akademisyen  Dursun YILDIZ
Araştırmacı Yazar ve Akademisyen Dursun YILDIZ
Tüm Makaleler

  • 08.12.2022
  • Süre : 4 dk
  • 682 kez okundu

Google Ads