Site İçi Arama

ekonomi

Ticarette Kâr Zarar Dengesinde Siyasetin Müdahalesi Makul mudur?

Nedir en basit maliyet düşürme yöntemi? Ya satın aldığın mal bedelini düşüreceksin, ki bu durumda üreticiyi zora sokuyorsun, ya da senin için çalışanlarının ücretlerini düşüreceksin.

Normalde ticarette hakkaniyetli olan nedir?

Birinden bir mal alıyorsun, o malı bir başkasına satıyorsun. Satarken de malın maliyetini hesaplayıp üzerine de makul bir kar ekliyorsun.

Hakkaniyet bu değil midir?

Kâr dediğin de normalde aileni geçindirecek düzeyde olmalı. Sonuçta herkesin ailesine bakması ve yaşam masraflarını çalışarak karşılayabilmesi bu işin esası.

Belki biraz da karın içinde yarın olur ya, satışlar düşebilir, yeterince ciro yapamazsın, o zor günlerde seni idare etsin mantığı ile fazladan bir oran olabilir.

Tabii bunun bir de birtakım riskleri var, ne bileyim, ticaretini yaptığın mala bağlı olarak eğer ticaretini yaptığın bozulacak bir malsa, sattığın maldan elde ettiğin kâr içinde bozulan mal için de bir oran düşünmen gerekecektir.

Son olarak da işleri geliştirmek de herkesin hakkı sonuçta, yaptığın kar ileride yapmayı planladığın yatırımların sermayesi olacak şekilde bir miktar fazla olabilir.

Eh işte, malın maliyeti, nakliyesi, varsa depodur, işyeridir buraların işletme giderleri, yanında çalışanların aldığı ücretler, sigorta giderleridir, vergilerdir, daha başka kimi giderlerdir, üzerine de o makul karı koyduğunda satış fiyatını bulabilirsin ticaretini yaptığın malın.

***

Tabii bu noktada serbest piyasa düzeni kuralları çalışmaya başlıyor.

Eğer ticaretini yaptığın malın piyasa değeri tüm bu masrafların ve planladığın kârın üzerindeyse ne güzel, fiyatı daha da yukarıya çekerek çok daha fazla para kazanma şansın var!

Üstelik devlet de niye sen daha fazla kâr oranı koyuyorsun diye sorgulama hakkına sahip değil. Serbest piyasa var diyen devlet!

Ama serbest piyasa diyorsak her zaman çok para kazanılmıyor. Hatta çoğu zaman para kazanmak da o kadar kolay olmuyor. 

Tam tersi, malın piyasa değeri senin satış fiyatının altındaysa, işte o zaman ya kâr oranını azaltmak zorunda kalıyorsun ya da yetmiyorsa maliyetini tekrar gözden geçirmek zorundasın.

Çoğu durumda da bu ikinci seçenek ile baş başa kalıyorsun.

Yani piyasada rekabet oldukça fazla olduğundan senin bir şekilde fiyatı düşürmenin yollarını bulman gerekiyor. Bunu da maliyetten düşürmeyi tercih ediyor birçokları. Kârı düşürmek hiç kimsenin işine gelmiyor.

Peki nedir en basit maliyet düşürme yöntemi?

Ya satın aldığın mal bedelini düşüreceksin, ki bu durumda üreticiyi zora sokuyorsun, ya da senin için çalışanlarının ücretlerini düşüreceksin. Bu durumda da çalışanlar memnun olmuyor bu önlemden.

Üçüncü bir yol daha var, ama ticaret ile uğraşanlar genellikle bu ilk iki yolun her ikisini de zorlayıcı önlemlere başvuruyorlar. Üreticiye daha düşük para ödemenin yollarını arıyorlar ve aynı zamanda çalışanlarının ücretlerini sıkıyorlar.

Nedir peki üçüncü yol?

İşletme giderlerindeki savurganlığı azaltmak!

İşletmede daha ekonomik koşullar yaratmak, tabii belki biraz da kar oranını kısmak.

Ama çalışan ücretlerini düşürmek en kolay yolu bunun. Çalışmak isteyeni bulmak kolay, kim daha az ücrete çalışıyorsa onu alırsın işe, olur biter!

Üreticiye ödediğin ücreti düşürmeyi de eğer sen daha güçlü bir işletmeysen düşünebilirsin, ancak eğer üretici daha güçlüyse bunu yapma şansın olmuyor ve genellikle de ürün fiyatlarını kontrol edemiyorsun.

Küçük bir işletmeysen sana ancak çalışan ücretlerini düşürmek dışında makul bir fiyat ayarlama seçeneği kalmıyor.

Öyle ya da böyle ürün fiyatının makul seviyesi serbest piyasada bir şekilde bulunuyor.

***

İşte yüksek enflasyon ortamında ticaret ile uğraşanların en çok da sevindikleri konu piyasadaki makul ürün fiyatı kavramının ortadan kalkıyor olması.

Enflasyon var arkadaş, benim yapabileceğim bir şey yok, kurtarmıyor. Mecburum fiyatı artırmaya!

Ama satışlar düşüyor böyle yapınca da!

Tamam, o zaman gramajı azaltalım!

Olmadı, yetmedi! Öyleyse malın kalitesini düşürelim!

Yine mi olmadı. Sığınmacılar kaça çalışıyor demiştiniz? 

Abi ben allem ediyorum, kallem ediyorum, bir şekilde yolumu buluyorum. İyi ki enflasyon var. Biraz da vergi kaçırdım mı, bu bulanık ortamda bak ne güzel para kazanıyorum!

Ne yapsam acaba kazandığım paraları? Kur korumalı mevduata mı yatırsam, altın mı alsam, döviz mi alsam? 

Kripto al abi, kripto çok artacak diyorlar.

Altın da artacakmış!

***

Fiyat algısı bozulduğunda artık gerçekten at izi it izine karışıyor. 

Kimin ne kadar para kazandığı, kazandığı o paraları ne yaptığı belli olmuyor.

Bir de öyle denetlemedir, vergi kontrolüdür üzerine çok gidilmemesi için çeşitli yollarla iktidara biraz destek veriyorsa, iktidar da işte bu bizden diyerek yürü ya kulum, kim tutar seni diyor.

Günün geçerli piyasa düzeni bu bence. O yüzden herkes ağlıyor, ama herkes memnun bir yandan da.

***

Peki nedir bunun gerçekten makul olanı?

Ticareti bırakın diyecek halimiz yok hiç kimseye.

Zorla güzellik de olmuyor. Yani serbest piyasa ekonomisinden vaz geçecek değiliz bu saatten sonra.

Serbest piyasa ekonomisinde ise, alan memnun satan memnun diyeceğim de, şu anda belki satanlar memnundur da, ben alanların o kadar da memnun olduklarını hiç zannetmiyorum. 

Hatta durumdan satanlar da sanki o kadar memnun değiller. 

Belki çok az bir miktarı memnundur, onlar da sadece iktidara yeterince yakın olanlar.

Alanlar memnun değil diyorum, ama görünüşe göre alanlardan da epey bir memnun olan varmış gibi geliyor bana. 

Baksanıza o kadar ekonomik düzenin bozulduğu söyleniyor, millet per perişan deniyor, ancak tencere iktidar düşürür teorisinin aksini ispat etmek isterlermiş gibi geçen seçimler öyle ya da böyle yine iktidarın seçim zaferiyle sonuçlandı. 

Muhtemelen yapılan makarna bulgur ve kömür yardımlarından kimse mahrum kalmak istemedi. 

Tabii bir de muhalefetin rezilliği, dağınıklığı büyük etki etti seçimlerin sonucuna. Galiba bir de bel altı vuruşlar vardı, her şey etki etmiş olabilir.

Ancak sonuç ortada, iktidar kazandı ve insanlar bu iktidarı seçti!

Demek ki herkes memnun durumdan!

Yine de insanlar gelinen durumdan o kadar memnun değillermiş gibi geliyor bana. Ortalık her geçen gün yangın yerine dönüyor.

Herkes şikâyet ediyor.

Doğrusunu isterseniz benim aklım epey bir karışıyor bu insanların ne istediklerine, ne düşündüklerine.

***

Peki ne yapmalı da bu durumu düzeltmeli?

Sanırım önce şu makul fiyat nedir ona karar vermek gerekiyor.

Nasıl anlarız bir şeyin fiyatı makul müdür, yoksa fahiş midir?

Aslında bunu daha önce yazmıştım ben. Mihenk taşları olması lazım her şey için kafamızda.

Bir kilo patlıcan kaç ekmek parası eder, önce ona karar vermek lazım galiba. 

Mesela her şeyi ekmek fiyatıyla karşılaştırmak gerekiyor galiba.

Aklımızda böyle bir kıyas değeri olursa o zaman daha rahat anlarız hangi fiyat fahişdir, hangi fiyat makuldür.

Sonra da fiyat fahiş geliyorsa almayacaksın o fiyattan patlıcanı!

Patates al patlıcan yerine, sulu patates yemeği yap patlıcan musakka yerine. 

Hem bak çok yağ da istemez sulu patates. Patlıcan musakka yağlı olur.

Bir de bol ekmek yiyeceksin yemeğin suyuna bana bana.

Anlıyorum, ekmek de dünyanın parası, ama hiç olmazsa erkenden kalkıp sıraya girersen belediyenin sattığı halk ekmek büfesinin önünde, ucuz fiyata halk ekmek alırsın.

Ne güzeldi değil mi? Hangi seçim öncesindeydi? Tanzim satış yerleri kurmuşlardı da, soğanı patatesi ucuz fiyattan alabiliyordun bu tanzim satış yerlerinden.

Hiç insafı yok vallahi bu iktidarın, bu sefer tanzim satış yerleri de kurmadılar semt merkezlerinde.

Hayır, simit alıp yanında çayla karnını doyur diyeceğim de, hem simit fiyatları, hem de bir bardak çay fiyatı da dünyanın parası oldu.

***

Şaka yapmıyorum, eğer fiyatların makul seviyeye gelmesini istiyorsanız arz talep dengesinde talep eden olarak sizlerin dengeyi sağlamanız gerekiyor. 

Almayacaksınız! Elinizdekiyle idare edeceksiniz. Siz talep etmeyince arz fazlası olacak ve fiyatlar dengelenecek.

Bunun başka çaresi yok!

Hem bakın ramazan da geldi! Oruç en güzel çözüm.

Ne diyorsun sen, aç mı kalalım demeyin, aç kalmayın tabii ki, iftarda, sahurda yersiniz patatesi, ya da ne canınız çekiyorsa artık.

Ama öyle ne bileyim, fahiş fiyatlı bir şey gördüğünüzde cezalandırın satıcıyı, almayın! Ben bunu diyorum. Fahiş fiyatı cezalandırın!

***

Ama böyle de yaşanmaz ki! Nereye kadar makarna patates bulgur? 

Ben ne yapayım, siz seçtiniz bunları. Seçtiğinize göre şimdi ağlanıp sızlanmaya da hakkınız yok. 

Madem reyisi yedirmeyiz dediniz, buyurun tepe tepe reyis yiyin sofrada. 

Reyisin elinden gelen bu!

Ekonomist biliyorsunuz reyis!

***

Kısacası piyasanın dengelenmesi için yine anahtar sizin elinizde. Makul neyse ona karar verin ve ona göre alışveriş yapın.

Kendinize kıyas yapabileceğiniz mihenk taşları bulun ve ona göre karar verin sizin makulünüz neyse.

Ayağınızı yorganınıza göre uzatın. 

Yorgan küçükse yapacak bir şey yok, en çok nereniz üşüyorsa, oranızı örtün sizde.

Ne diyorlardı? Bal tutan parmağını yalar mıydı neydi o atasözü?

Yok, o değil, borç yiğidin kamçısı diyorlardı galiba.

Yok, bu da uymadı. Her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır diyorlardı galiba?

Neyse işte, bir sürü atasözümüz var, beğenin bir tanesini kendinize uygun gördüğünüz.

Hadi son bir tane daha deneyeyim, zenginin malı züğürdün çenesini yorarmış derler değil mi?

Bakın bazıları nasıl da zengin oldular bu enflasyon ortamında.

Yaz baba tahtaya, patlıcan musakka fırında, porsiyonunu 150 lira yaptım bugün, yarına Allah kerim. Müşterisi bol olursa artırırız fiyatını biraz daha. 

Niye bu kadar az patlıcan var bu musakkanın içinde?

Çok mu pahalandı patlıcan?

Ne günlere kaldık, Özbeklere patlıcan çıkartıyoruz yemekte diye neredeyse grev yapıyorlardı şantiyede, yol kenarlarında yetişiyormuş patlıcan Özbekistan’da. İnekler yermiş patlıcanı Özbekistan’da.

Nereden bilelim, etli, havuçlu pilav vermeye başladık da rahat ettik. Bir de öğle vakti çay en çok sevdikleriymiş.

Bakın yıllar önceden kalma bu anımı hatırladım şimdi.

Patlıcan iyidir, her türlüsünü severim ben.

Moskova’dan herkese sevgi ve saygılarımla.

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 14.03.2024
  • Süre : 5 dk
  • 179 kez okundu

Google Ads