Site İçi Arama

ekonomi

İçten Yanmalı Motoru Olan Hidrojen Yakıtlı Otomobiller

Elektrikli otomobillerde üstelik batarya denilen şey oldukça ağır bir parça olduğu için elektrik motoru da ona göre daha kapasiteli seçilmek durumunda kalınıyor, bu ise elektrikli otomobillerde menzil sorunu yaşanmasına sebep oluyor.

Nerede kalmıştık? 

Elektrikli otomobiller, pil teknolojileri, hidrojen yakıtlı otomobiller, özel yapım hidrojen yakıt hücresi, arada basınçlı hava ile çalışan otomobiller, hatta hibrit çalışan otomobiller…

Klasik, içten yanmalı motorları olan otomobillerin alternatifleri içerisinde bahsini yapmadığımız otomobil teknolojisi kaldı mı?

Hatta Japon üretimi amonyak yakıt hücreli otomobillerden bile bahsetmiştim son bir yazıda. Sanırım Toyota uğraşıyordu bu ilginç teknoloji ile. Tam hatırlamıyorum, başka bir Japon markası da olabilir. Japonların uğraştığına eminim ama.

***

Bakın benim favorim hidrojen yakıtlı otomobiller biliyorsunuz, her zaman söylüyorum bunu. 

Gerçi hidrojen benzinden bile daha tehlikeli bir yakıt. Çünkü oksijen ile tepkimeye girdiğinde salınan enerji benzinin oksijen ile tepkimeye girmesinden çok daha fazla oluyor. Kimya! Bunu bilmeyen yoktur herhalde.

Belki de bu yüzden hidrojen yakıt hücresi diye bir hücre geliştirilmek durumda kalınmış. Hidrojenden elektrik üretip o elektrikle araca monte edilmiş elektrik motoruyla hareket ediyor bugünün hidrojen yakıtlı otomobilleri.

Nasıl çalışıyordu hidrojen yakıt hücresi?

Yakıt hidrojen ile havadan aldığı oksijeni özel katalitik tabakalardan geçirerek hidrojenin yavaş yavaş yanmasını sağlıyordu, ve bu iyonize işlemden elde edilen elektrik enerjisini araca yerleştirilmiş daha küçük bir akümülatörde toplayarak yine elektrik motoru ile çalışan aracımızın güç kaynağı oluyordu.

Tabii aradaki bu kimyasal dönüşümden enerji kaybı oluyor doğal olarak. Önce hidrojenden elektriğe, sonra elektrikten harekete dönüşüm. Bu bir serbest enerji kaybı! Enerjinin korunumu yasası vardır da, arada kayıp dediğim şey serbest, yani kullanılabilir enerjiden kayıp, yani kullanılamayan ısıya dönüşen enerjiye kayıp enerji diyoruz.

***

Bu arada hidrojenin yanması derken oluşan ürünün su buharı olduğunu hatırlatmama gerek yok sanırım. Yakıt hidrojen yeşil bir enerji kaynağı.

Gerçi üretimi konusunda henüz o kadar da yeşil enerji kullanılmıyor, ama yine de üretimi fosil yakıtların direkt yanmasından daha az karbon salınımı yapıyor.

***

Bu hidrojen yakıtlı araçların normal bataryalı elektrikli araçlardan en büyük avantajları da batarya sorunlarının olmamasıydı. 

Neydi batarya sorunu?

Hem onca ağır bataryaya ihtiyaç duymuyordu hidrojen yakıtlı otomobiller, hem de menzil sorunları olmuyordu.

Çünkü depolarına normal bir benzinli araç gibi kısa sürede hidrojen dolması bir yana, yeterince  uzun menzile yetecek kadar yakıt hidrojen doldurulabiliyordu.

Elektrikli motorları da elektriği o koskoca ağır bataryadan almadığı için daha hafif oluyordu, yakıt hücresinden elektrik sürekli beslendiği için sürüş süresince elektrik seviyesinde performans düşmesi de yaşanmıyordu. 

Normal elektrikli otomobillerde bildiğiniz gibi enerji seviyesi düştükçe elektrik motorunun güç kaybı da bir sorun teşkil ediyor.

Elektrikli otomobillerde üstelik batarya denilen şey oldukça ağır bir parça olduğu için elektrik motoru da ona göre daha kapasiteli seçilmek durumunda kalınıyor, bu ise elektrikli otomobillerde menzil sorunu yaşanmasına sebep oluyor. Boşu boşuna tüm seyahat boyunca onca ağırlık taşınmak zorunda, bunun kaza olduğunda o ağır kütlenin oluşturacağı hasar boyutu da var.

Bataryanın şarj süresini de kattığımızda, üstelik şarj istasyonlarının elektrik altyapısının oldukça masraflı olmasını da katarsanız, elektrikli araçların sorunları oldukça çok.

Geçenlerde yazdığım gibi elektrikli araçların satış grafikleri artışı bu yüzden beklendiği gibi çıkmamış ve bir çok Avrupalı otomobil firması yatırımlarını yavaşlatmayı tercih etmiş durumdalar.

Bunda batarya üretimi konusunda Çin’in tekelleşmiş olmasının da büyük katkısı olduğunu ayrıca yazmıştım bir önceki yazıda.

***

Hep benim favorim hidrojen yakıtlı otomobiller diyorum, ancak hidrojenin de kendince sorunlu olduğunu yönleri var tabii ki. 

En baştaki sorun da hidrojenin çok yanıcı bir gaz olması!

Depo sisteminin ve hidrojeni yakıt hücresine taşıyan kanalların oldukça iyi ve sağlam yapılması gerekiyor.

Deponun doldurulması esnasında donma sorunu çıktığı da söyleniyor.

Gerisi aslında benzin yerine doğalgaz ile çalışan otomobiller ile benzer sorunlar. 

Sistemde hidrojen kaçağı olmaması gerekiyor ve bu yüzden iyi bir bakım grafiğine ihtiyaç var.  Oldukça sık bakım ve kontrol edilmesi gerekiyor araçta.

Ancak avantajları oldukça fazla. 

Hatta doğalgaz istasyonları gibi normal benzin istasyonlarından yakıt hidrojen dolumu yapılabileceği için öyle elektrik altyapısı gibi tamamen sistemi değiştirmek gerekmiyor dolum istasyonlarında. Bu da altyapı yatırımlarının elektrikli otomobillere nazaran çok daha ekonomik olması demek.

Hem deponun dolum süresinin benzin doldurmaktan bile daha kısa olması bakımından, hem de mevcut benzin istasyonlarının hidrojen dolum istasyonlarına dönüşümü çok kolay olduğundan, şimdilik elektrikli otomobiller üretimde biraz daha öncelik almış olsalar da, bence hidrojen yakıtlı otomobiller çok daha çabuk günümüzün içten yanmalı motoru olan otomobilleri yerine geçecekler.

***

Sahi biz şu anda çoğunlukla içten yanmalı motorları olan araçlar kullanıyoruz değil mi?

Neden? Çünkü fosil yakıtlardan ancak bu şekilde enerji elde edilebiliyor. Pistonlu motorlar, başka tipleri de var, ama fosil yakıt motor içinde yakılmadan enerji elde edebilmek mümkün değil fosil yakıtlardan.

Yeni otomobillerin motorları ise hidrojen yakıtlı, hatta amonyak yakıtlı olsa da, elektrik motorları.

Yani bir yandan da tamir bakım merkezleri konusunda değişiklik yapılması da gerekecek muhtemelen.

Bakın hemen hemen tüm otomobil firmalarının bunca yıllık içten yanmalı motor üretim tecrübeleri de boşa gidecek gibi görünüyor bu durumda!

Peki hidrojeni niye benzin gibi, doğalgaz gibi içten yanmalı motorlarda direkt yakıt olarak kullanmıyorlar acaba diye bir soru takılıyor aklıma.

Hidrojeni fosil yakıt gibi içten yanmalı motorlarda yakıt olarak kullanamaz mıyız acaba?

***

İnternete Toyota’nın bu konuda çalıştığına dair bilgilere rastladım.

Meğerse bunu yine Toyota akıl etmiş!

Hatta hidrojenin direkt yakıt olarak benzinden bile daha verimli olduğunu söylüyorlar. 

Zaten dedim ya, kimyasal tepkime olarak hidrojen yandığında çok daha fazla enerji açığa çıkıyor diye yukarılarda. Aklın yolu bir. Hidrojen direkt yakıt olarak kullanıldığında çok daha verimli olacaktır doğal olarak.

Tabii içten yanmalı hidrojen motorlarında tüm aksam çok daha yüksek ısıya dayanacak şekilde değiştirilmek zorunda kalınmış, hidrojeni depodan motora ileten iletim kanalları da patlama riskine göre çok daha sağlam malzemelerden yapılmış.

Ve evet, Toyota içten yanmalı hidrojen motoru olan aracıyla yarışlara bile katılmış! 

Şimdilik yarışı kazanamamışlar, ama motoru daha da geliştirdiklerinde kesin kazanırlar bence.

Bu motorun büyük araçlar için olanlarını da yapıyorlarmış. 

Yani yarın yollarda hidrojen yakıtlı büyük kamyonlara rastlayabilirsiniz.

***

Bakın bir tek bu eksik kalmıştı otomobil dünyasına ait yazdığım yazılarda, bunu da yazdığıma göre bu iş tamamdır.

Zaten hidrojen yakıtlı otomobillerin geleceğin araçları olacağını söylüyordum hep, ama bu biraz da hissiyattı, tam da emin olamıyordum. En azından dünya daha çok elektrikli otomobillere yönelmişti.

Ama şimdi tam olarak emin oldum.

Kesin gelecek hidrojen yakıtlı araçların geleceği olacak.

Üstelik performans olarak benzinli bir araçtan hiçbir farkı olmadığı yazılıydı okuduğum kaynakta. 

Deneme sürüşlerinde farkını hissetmediğini söyleyen çok olmuş.

Evet, sanırım henüz satışa sunulmasa da test sürüşleri başlamış. Belki de piyasaya bile çıkartmışlardır. Çıkmadıysa bile en azından deneme sürüşleri yaptırdıklarını biliyorum. Öyle yazıyordu kaynakta.

Hatta menzil olarak da çok daha uzun menzili olduğu yazılıydı Toyota’nın bu yeni içten yanmalı motoru olan hidrojen yakıtlı otomobilinin.

***

Toyota’nın daha önce bahsettiğim hidrojen yakıtlı araçlar gibi hidrojen yakıt hücreli modeli de var, bir kaç senedir piyasada bu modeli. 

Modelin adı Japoncada “gelecek” anlamına gelen Mirai.

Tek depoyla 1360 km gidiyor diye yazılı reklamında. 

Hatta bu modelinin bu sene üçüncü versiyonunu piyasaya sürüyorlarmış. Birtakım değişiklikler yapmışlar iç mekânı ve bagajı genişletmek için.

Yakıt hücreli modelleri de hiç fena değilmiş.

Yok, yok, reklam falan almadım yazıya Toyota’dan, bir zamanlar benim arabam da Toyota’ydı, sadece oradan bir duygusal bağım oluşmuş, bakmışken bu konuya da baktım biraz.

***

Yeni içten yanmalı hidrojen motorları olan araçlara ise ne ad vermişler, ya da daha vermedilerse ne ad verecekler bakın orasını bilmiyorum.

Ama bildiğim bir şey var!

Sanırım klasik içten yanmalı motor olduğu için benzinli otomobiller gibi bu motorun da sesi vardır.

Gaza basınca ses vermeyen araca da otomobil mi denir kardeşim! 

Neymiş efendim, elektrikli araçlar çok sessiz oluyorlarmış…

Bu kadar sessiz otomobiller sinsi oluyorlar, arkandan araba geldiğini bile anlamıyorsun yolda giderken.

Tamam, trafik, gürültü problemi falan da, ben nedense gaza basınca ses veren araçları daha çok seviyorum.

Otomobil dediğin bastın mı gaza adam gibi ses verecek, hem o gaza basma sesini duyacaksın kulağınla, hem de bastın mı gaza gidecek.

Toyota’nın bu içten yanmalı motoru olan hidrojen yakıtlı yeni otomobilleri bence hızla yayılacak dünyaya!

Pahalı olmasalar bari. 

Gerçi bizim buralarda hiç otomobile ihtiyaç olmuyor. Ruslar belediye otobüslerini bile elektrikli yaptılar son zamanlarda. Ekektrobüs diyorlar. Bir aralar daha az duman saldığı için doğalgazlı belediye otobüsleri vardı, halen daha var, ana şimdi elektrikli otobüsler türedi, ben daha çok elektrobüsleri görüyorum yollarda.

Tramvay ve banliyö hatlarıyla metroyu saymıyorum zaten. Bunlar sürekli kullanılan toplu taşım araçları.

Neyse, otomobil meraklılarına güzel haber bence bu yeni hidrojen yakıtlı içten yanmalı motoru olan otomobiller.

Her zaman olduğu gibi bilimle kalın diyerek bitireyim yazıyı.

Moskova’dan herkese sevgi ve saygılarımla.

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 23.03.2024
  • Süre : 4 dk
  • 209 kez okundu

Google Ads