Site İçi Arama

ekonomi

Çölde Tarım Nasıl Yapılır?

Hep genel söylemdir, Konya'dan biraz fazla toprağı olan Hollanda tarımdan Türkiye'den çok kazanç elde ediyor, biz ise onca verimli toprağımız olmasına rağmen, sebepleri çok çeşitli olsa da artık kendi kendimizi bile besleyecek tarımsal üretim yapamıyoruz.

Birkaç gün öncesinde ana haberlerde çıkan haberlerden biri de Ukrayna Rusya arasındaki tahıl krizine Avrupa Birliğinin gözlemciliği altında ülkemizde aracılık etmemizdi. İki ülke arasında aracı olabilmemiz ülkemiz için ne kadar gurur verici olsa da benim aklıma tarımda yaşadığımız kendi sorunlarımız geldi.

Uzun yıllardır yönetim kadrolarının tarım politikalarını kendimce eleştiriyorum. Hep genel söylemdir, Konya'dan biraz fazla toprağı olan Hollanda tarımdan Türkiye'den çok kazanç elde ediyor, biz ise onca verimli toprağımız olmasına rağmen, sebepleri çok çeşitli olsa da artık kendi kendimizi bile besleyecek tarımsal üretim yapamıyoruz. 

Üstelik bu durumu düzeltecek önlemleri almak yerine, ülkemize enerji için ödediğimiz onca döviz yanında bir de tarım ve hayvancılık için ayrı bir döviz yükü getiriyoruz. Artık her yıl dışarıdan temin edilen tohum, gübre, yem, direk tarımsal ürünlerin satın alınması ve karkas et, ya da canlı hayvan satın alınmasına dünyanın dövizi harcanıyor.

Çözüm nedir peki? Aslında herkes biliyor, endüstriyel tarıma geçmek. Yirmi birinci yüzyıl Türkiye’sinde halen daha büyük oranda babadan kalma yöntemlerle ekip biçiyoruz. 

Belki de bu durum yönetimdekilerin biraz da işine geliyor sanki. Nüfusumuz çok fazla ve endüstriyel tarım tarımda istihdam edilen iş gücünü açığa çıkartacak, işsizlik oranları bugün olduğundan da yukarılara çıkacak. Belki de bundan korkuyorlar. 

Endüstriyel tarım için ayrıca büyük yatırımlar yapmak gerekiyor, bu yatırımlar ise rant getirecek yatırımlar değil. Bir sebebi de bu sanki. 

Sebebi ne olursa olsun, ister korku deyin, ister rant deyin, ister enerji sorunu deyin, ister sulama problemi deyin. İsterse de beceriksizlik deyin. Tarımsal bir ülke olmamıza rağmen, kendi karnımızı doyurmayacak derecede geriledik tarım konusunda.

Sulama büyük problem, zamanında yapılan büyük yatırımları bile henüz tamamına erdiremedik. GAP projesi üzerine daha önce bir yazı yazmıştım. Sulama kanalları halen daha bitirilemedi.

Geçenlerde bir haber okumuştum bir yerde, Konya'da sanırım, Avrupa'dan teknik destek alarak yeni bir sistem denemişler, toprağa gömülen su hazneleri ile suyun buharlaşarak havaya karışmasını engelleyen bir sistem kurmuşlar. Su sadece bitkiye ihtiyacı kadar veriliyor toprak kuru kalarak aşırı sulama ihtiyacı önleniyor. Bence başarılı bir yöntem. Umarım denemelerden başarı elde edilir ve sistem yaygınlaşır.

Suudi Arabistan'ın büyük bölümü çöl biliyorsunuz. Su konusunda aşırı kurak bir yer. Ancak yeraltından çıkarılan su ile bazı yerlerinde yemyeşil tarım arazileri yapmışlar. Sistem şöyle çalışıyor, borularla yeraltından çıkarılan su uzun bir tekerlekli boru sistemiyle su kaynağı etrafında dönerek dairesel bir araziye yağmurlama yapıyor ve o kadar sıcak bir iklimi olmasına rağmen çölün ortasında dairesel yeşil ortamlar oluşturulabiliyor. Yan yana dairesel yeşil alanlar, araları yine çöl, yukarıdan bakınca uzaylılar yapmış gibi. Yani isteyince çölde bile tarım yapılabiliyor. Hem de bu sistem sulama kanalları gibi büyük yatırımlar gerektirmiyor. Ortada bir pompa istasyonu ve etrafında bildiğiniz lastik tekerlekler üzerinde dönen bir boru. Yağmurlama sistemi ile ülkeye yeterli oluyor mudur bilmiyorum, ama iyi ürün elde ediyorlar. Bence biz de uygulayabiliriz bu sistemi, çok maliyetli bir şey değil gibi geldi bana.

Noriksk'te o kadar soğuk yerde bina içinde soğan yetiştiriyorlardı, şehrin karadan demir yolu veya otoyol bağlantısı olmadığı için tüm gıda gemilerle taşınmak zorunda. Ama yerel halktan uyanık biri tüm yeşil soğan ihtiyacını bu şekilde sağlıyordu. Daha ucuza geliyordu herhalde.

Dikey tarım demiştim bir yazımda, topraksız tarım, o da iyi bir çözüm, yetiştirilebilenler sınırlı olsa da daha lokal ve şehir içinde bile yapılabildiği için avantajları var.

Gerisi endüstriyel tarım. Yani artık bizim de kendi tarım araçlarımızı geliştirmemiz lazım. Yurtdışında zeytin bile toplayabilen araçlar geliştirmişler, ağacın etrafına yelpaze şeklinde açılan bir perde açıyor ve ağacı sarsarak dökülen zeytinleri haznesine otomatik olarak alıyor. Sonra yelpaze şeklindeki perdeyi toplayıp başka bir ağaca geçiyor. İsteyen yapıyor yani.

Teknolojinin faydalarından yararlanıp olgunlaşmış meyveleri toplayan araçlar da var, domates toplayanı da var. Yeter ki aklımızı kullanalım, istersek biz de geliştirebiliriz her türlü aracı.

Ancak tüm bu teknolojik gelişmeler yanında asıl önemli olan tarım ve hayvancılık planlaması. Her yıl bize ne lazım, kim neyi ekecek, ekilen ürünü kaç paraya satacak, hepsinin ülke boyutunda planlanması lazım. Böylece her seferinde sürpriz şoklar yaşamadan ürünler ne tarlada kalır ne de pazarda anlamsız fiyat artışları yaşanır. 

Planlama, uzun yıllardır bizde eksik olan bakış açısı. Hiçbir şeyimizi planlayarak yapmıyoruz, yapamıyoruz. Belki de üniversitede ayrı bir meslek dalı açmalıyız. Planlama mühendisi, ben duymadım var mıdır böyle bir meslek, böyle bir bölüm?

Tabii yine bunu ülke çapında organize edecek bir kurum gerekli. Modernize edilmiş bir devlet planlama teşkilatı, yeni DPT, öz DPT, otobüs şirketleri gibi, bize özel, Türk tipi planlama. Hem dünyaya da örnek oluruz becerebilirsek.

Ama tüm bunlar için enerji lazım diyeceksiniz, haklısınız. Enerji bağımlısı bir ülke olunca her şey dışarıdan temin edilen enerji fiyatlarına endeksli oluyor. Demek ki önce bu konuyu çözmemiz lazım. Ama zaten enerji üzerine uzun bir yazı dizisi yazmıştım, orada enerji konusunun da çözümleri var, merak eden oradan baksın. 

Eğer dünya uygarlıkları arasında bir yer edineceksek, önce kendi karnımızı doyurmak için önlemler almalıyız. Ben evde sabah salatasına yetecek kadar yeşillik yetiştiriyorum. Yani isteyince oluyor, hem de organik, domates de var, biber de. Maydanozundan reyhanına her şey yetişiyor. Hem biberler beyaz beyaz çiçek de açıyor, çiçek ihtiyacı için de iyi oluyor.

Bence iyi bir organizasyon ile içine düştüğümüz tarım krizini aşabiliriz, biz bir tarım ülkesiyiz, yeterli kaynağımız var. Sadece bir karmaşa içerisinde neyi nasıl yapacağımızı bilmiyoruz. Umarım yakın zamanda başa geçecek eğitimli kadrolar ülkeyi tarım ve hayvancılık politikalarında doğru yola sokarlar.

Moskova'dan sevgi ve saygılar.

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 17.07.2022
  • Süre : 4 dk
  • 1886 kez okundu

Google Ads