tarih

Savaşın Yeni Bir Boyutu: Yerin Altında Savaş

Kapadokya’ya gidenler, yeraltı şehrini görmüştür. Hakkında efsaneyle karışık birçok tez ortaya atılan yeraltı şehri, yumuşak volkan tüfüne oyulmuş ve 30 bin kişinin yaşayabileceği iddia edilen bir tünel sisteminden oluşmaktadır.

Kapadokya’ya gidenler, yeraltı şehrini görmüştür. Hakkında efsaneyle karışık birçok tez ortaya atılan yeraltı şehri, yumuşak volkan tüfüne oyulmuş ve 30 bin kişinin yaşayabileceği iddia edilen bir tünel sisteminden oluşmaktadır. Muhtemelen tarihin en eski çağlarından itibaren oyulmaya başlanan bu tünel sistemi, tarih boyunca ihtiyaç duyuldukça daha da geliştirilmiş olmalıdır.

Giriş yerinin gizli olması, istendiğinde girişleri kapatabilen daire şeklinde büyük kayalar bulunması, içeride birçok odanın ve havalandırma sisteminin olması gibi hususlar, bu tünelin savunma maksatlı olarak inşa edildiği intibaı uyandırmaktadır. Bu sebeple, yabancı işgal ordularından korunmak veya Roma İmparatorluğu (Özellikle de Doğu Roma İmparatorluğu) döneminde merkezi otoritenin kendisi ile sorunlar yaşayan yerel halka karşı icra ettiği harekâtlar sırasında saklanmak için yapıldığına dair iddialar mantıklı görünmektedir.

Bununla birlikte, işgal orduları işgali müteakip bölgeye yerleştiklerinden geçici bir barınma yeri olması gereken bu tünellerin yabancı işgal ordularına karşı yapılmış olmasının düşük bir ihtimal olduğu değerlendirilmektedir. Kanaatimce, ikona kırıcılık, pagan inancında olan insanların zorla Hristiyanlaştırılması, Hristiyanlığın sapkın kabul edilen kollarının ortadan kaldırılması gibi maksatlarla Doğu Roma İmparatorluğu tarafından yapılan askeri harekatlardan saklanmak için yapılmış olması daha olasıdır. Çünkü bu tür harekatlar geçicidir ve ordu belli bir süre sonra başkente geri döner. Ordu gidinceye kadar yerel halkın saklanması için yer altı sığınakları inşa etmek, işe yarar bir çözüm gibi görünmektedir.

Bu tüneller ne kadar büyük olsalar da esas olarak bir muharebe istihkamından çok gizlenme yerleri olduklarından savaş için kullanıldıklarını söylemek mümkün değildir. Ancak dünyanın birçok yerinde, özellikle de yakın zamanlarda tünellerin savaş için kullanıldığı çok sayıda örnek bulunmaktadır. Örneğin Vietnam’da Vietkongların önce Fransızlara daha sonra da Amerikalılara karşı bir takım tünel sistemleri ile direndikleri bilinmektedir. Filistinlilerin, bazı şehirlerde İsrail’e karşı tünelleri kullandıkları da malumdur. 70’li yıllarda Yaser Arafat’ın, antik dönemden itibaren kazılmaya başlandığı ve o yıllarda İsrail’e karşı geliştirildiği söylenen tünel sistemleri sayesinde bazı şehirlerde aylarca direndiği de bilinmektedir.

Güneydoğu Anadolu’da (Özellikle Cudi Dağı güneyinde) bazı köylerin yeraltı tünelleri ile birbirine bağlı oldukları söylenmektedir. Bölgede görev yaptığım dönemlerde yerel halktan duyduğuma göre eskiden aşiretler veya değişik dinlere mensup insanlar arasında sürekli çatışmalar yaşanıyormuş. Bu sebeple, hemen her köyde çatışmalarda akraba veya aynı inançtan olan insanların yaşadığı diğer köylerin yardıma gelmesi veya bu köylere kaçmak maksadıyla kullanılan yer altı tünelleri inşa edilmiş. Bunlar, Cumhuriyet döneminde kullanılmadığından yıkılmış veya unutulmuşlar.

Yerleşim yerlerinin altına ve çevresine kazılmış yeraltı tünellerinin savunma maksadıyla kullanımının en son ve en etkili örneklerini Suriye’de gördük. El Bab’a yapılan harekatta IŞİD militanlarının yeraltında büyük sığınaklar ve tüneller yaptıkları basın organlarına kadar yansıdı. Hatta, “Hastane Tepe” denilen bölgedeki yeraltı tünelinin içine minibüsler bile girebildiği ve benzer tünellerin şehrin her yerinde bulunduğu söylendi. IŞİD, bu tünelleri kazmak için metro inşaatında kullanılan tünel açma araçlarına benzer araçlar kullanmıştır.

Diğer bir tünel uygulamasını da Afrin bölgesinde gördük. Fakat PKK/PYD bunları yeterince etkin şekilde kullanamamıştır. Bununla birlikte, ileride PKK’nın tünel ve mağara sistemlerini daha yaygın ve etkili bir şekilde kullanacağı beklenmelidir. Çünkü PKK’nın uyguladığı taktik, teknik ve doktrindeki gelişmeler, bunun kaçınılmaz olduğunu göstermektedir.

Bilindiği gibi PKK, kırsala dayalı gerilla taktiği kullanarak hedefine ulaşmaya çalışan bir terör örgütü olarak ortaya çıkmış ve bu konuda oldukça büyük bir deneyim kazanmıştır. Ancak kırsal alanda köyler azaldıkça bu taktikle büyük halk kitlelerine ulaşamayacağını ve onları kontrol altına alamayacağını anlamıştır. Bu sebeple; köy, kasaba, ilçe ve şehirlere el atmaya çalışmıştır. Hatta açılım sürecinin sağladığı uygun ortamı kullanarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki birçok yerleşim yerini fiilen ele geçirmiştir.

Bununla birlikte PKK, hendek operasyonlarında tüm yerleşim yerlerinden sökülüp atılmıştır. Bunda, PKK’nın yerleşim yerlerine hâkim olup yönetimi fiilen ele almaya çalıştığı dönemde halka uyguladığı baskının etkisi olduğu muhakkaktır. Bu baskı sebebiyle halk desteğinin azalmasının yanında, yıllardır kırsalda eylem yapan örgütün meskûn mahallerde muharebe konusunda o kadar bilgili ve yetenekli olmaması da etkili olmuştur.

Bunun sonucunda PKK, yeniden kırsala dönmüş ve alan kazanmaya çalışmıştır. Ancak artık işler değişmişti. İHA ve SİHA teknolojilerinin gelişmesi ve yerli olarak üretilmesi sayesinde SİHA’lar operasyonlarda giderek daha çok kullanılmaya başlanmıştır. Böylece PKK, kırsalda hareket edemez ve hatta barınamaz hale gelmiştir. Bunun üzerine, militanlarının çoğunu ülke dışına çıkarmış ve yurt içindeki militanlarının sayısını terörle mücadele sürecinin en düşük mevcuduna indirmiştir.

Meskûn mahallerde tutunamayan, kırsalda SİHA’lara tedbir getiremeyen ve sık sık yapılan hava harekatları sebebiyle Irak kuzeyinde de hareket alanı daralan PKK’nın tek bir çaresi kalmıştı: Tüneller kazarak mücadeleyi yeraltına taşımak. Bu elbette büyük bir işgücüne, zamana ve paraya ihtiyaç gösteriyordu. Ayrıca, yerleşim yerlerinin altına böyle tüneller kazabilmek için orada yaşayan halkın desteği gerekiyordu. Bu durum, PKK’nın ülke içinde mücadeleyi zemin altına taşımasının yakın gelecekte oldukça zor olduğunu gösterse de Irak’ın kuzeyinde bu yönde büyük bir gelişme kaydettiği de bir gerçektir.

PKK, Irak’ta yıllardır bazı dağ bloklarında tüneller ve sığınaklar inşa etmektedir. Bugün artık hemen her bölgede gelişmiş mağara ve tünel sistemleri kurdukları anlaşılan PKK militanları, görülmemek ve SİHA’lara hedef olmamak için zamanlarının çoğunu bu mağaralarda geçirmektedir. PKK, bu mağaraların çoğunu kendi inşa etmekle birlikte bölgedeki çok sayıdaki doğal mağaradan ve Saddam ile yaşadıkları mücadele dönemlerinde KDP’nin inşa ettiği mağara ve sığınaklardan da yararlanmaktadır.

PKK, mağara ve tünelleri sadece kendi barınması için değil ele geçirdiği sivil ve askerleri kontrol altında tutmak için de kullanmaktadır. Nitekim 10 Şubat 2020 Çarşamba günü Özel Kuvvetler Komutanlığı'nca operasyon düzenlenen Gara Dağı’nda da bu şekilde bir mağaraya kapatılan 13 kişi PKK’lı militanlarca şehit edilmiştir. Silahlı Kuvvetler tarafından yapılan açıklamaya göre; söz konusu mağarada 3 giriş, 9 oda ve 7 tane demir kapı olduğu tespit edilmiştir.

Mağaranın içi de muhtemel kara ve hava saldırılarından korunmak maksadıyla özel bir şekilde kazılmıştır. Örneğin mağaranın içerisinde çok sayıda zikzak bulunmaktadır. Bu sayede ağır silahların basınç ve parça tesirinin tüm mağarayı etkilememesi için tedbir almaya çalışıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca karadan gelebilecek saldırılara karşı bir tedbir olarak mağaranın bazı bölümleri 1,20 metre yüksekliğinde ve insanların sadece sürünerek veya çömelmiş vaziyette yürümek zorunda kalacağı şekilde inşa edilmiştir.

Bu gelişmeler, PKK’nın faaliyetlerinin çoğunu tamamen yer altına taşıyabileceğini göstermektedir. Basın organlarına yansıdığına göre mağara ve tünel inşaatı için bazı teknik tarifnameler hazırlamaları ve bunları çoğaltarak militanlarına dağıtmaları da bunu teyit etmektedir. Bu teknik tarifnameler sayesinde mağara ve tünel inşaatına belli bir standart getirmeye ve şimdiye kadar yapılan hava ve kara harekatlarından elde ettikleri tecrübeleri her unsura ulaştırmaya çalıştıkları anlaşılmaktadır. Nitekim, tespit edilen mağaraların çoğunda temel bazı özelliklerin bulunması da bunu doğrular niteliktedir.

Örneğin, bulunan mağara ve tünellerin tamamında birden çok çıkışı bulunmaktadır. Bu çıkışlar, arazi yapısı ve bitki örtüsünden yararlanarak gizlenmektedir. Mağara ve tünellerin içinde, uzun süre yaşanabilecek şekilde tuvalet, mutfak ve kiler gibi değişik tesis ve bölümler bulunmaktadır. Yeterince havalandırma bacaları bırakılmakta, hava bombardımanlarına karşı yüzeyden oldukça derinde kazılmakta ve değişik maksatlar için inşa edilen odaları birbirine bağlayan tüneller zikzaklı bir şekilde inşa edilmektedir.

Mağara ve tüneller kazarak mücadeleyi sürdürme yönündeki gelişmeler, sadece PKK tarafından değil neredeyse tüm terör örgütleri tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Bu durum Türk Silahlı Kuvvetleri açısından büyük bir tehdit teşkil etmektedir. Çünkü Suriye’de ve Irak’ta onlarca farklı terör örgütü faaliyet göstermektedir. Bu iki ülkede çok sayıda üs bölgesi kuran TSK, birçok yerleşim yerini de kontrolü altında bulundurmaktadır. Meskûn mahallerin altında da çok sayıda tünel ve mağara bulunduğu düşünüldüğünde tehdidin boyutunu daha iyi anlamak mümkündür. Nitekim, TSK kontrolünde bulunan yerleşim yerlerinin çoğunun altında onlarca tünel bulunduğu basın organlarına kadar yansımaktadır.

Görüldüğü gibi silah, mühimmat ve teçhizattaki gelişmelere paralel olarak başta PKK olmak üzere Türkiye’yi ilgilendiren bölgelerde faaliyet gösteren diğer terör örgütleri doktrin, taktik ve tekniklerinde değişikliğe gitmektedir. Adeta bir evrim süreci yaşayan bu terör örgütleri ile mücadele eden TSK’nın da buna uygun şekilde değişim ve dönüşüm geçirmesi kaçınılmazdır. Aksi takdirde telafisi mümkün olmayan kayıplarla karşılaşılması sürpriz olmayacaktır.

Bu değişim sadece silah, teçhizat, taktik ve tekniklerle sınırlı kalmamalıdır. Şimdiye kadar TSK’nın terörle mücadelesi hava ve kara (yüzey) olmak üzere iki boyutta yaşanmaktadır. Bu sebeple; teşkilat, teçhizat, silah, mühimmat, eğitim, doktrin, taktik ve teknikler de bu iki boyutta ortaya çıkan ihtiyaçlara göre şekillenmiştir. Artık mücadeleye yeni bir boyut, yani yer altı boyutu dahil olduğuna göre bu alanlarda yeni tehdide göre bir düzenleme yapılması gerekmektedir.

Örneğin her birlik bünyesinde, yeraltı tünellerini tespit etmek konusunda eğitimli birimler teşkil edilebilir. Bu birimlerin elektromanyetik dalgalarla yer altı boşluklarını tespit eden cihazlarla teçhiz edilmesi gerekir. Öte yandan, tünel ve mağaraları etkisiz hale getirebilecek uçak ve topçu mühimmatları geliştirilmelidir. Birlikler yer altında yapılacak operasyonlar konusunda eğitilmelidir.

Tünel ve mağaralarda keşif ve gözetleme yapabilecek küçük uzaktan komutalı araçlar geliştirilmelidir. Bu araçlar: yılan gibi kıvrılarak giden araçlar, tırtıllı araçlar ve kabloya bağlı mikro kameralardan tüneller içinde uçabilen mikro dronlara kadar geniş bir yelpazede olmalıdır. Bu araçlara mayın ve EYP’leri tespit edebilecek sistemler takılabilmelidir. Uzaktan komuta ile mayın ve EYP’leri etkisiz hale getirebilecek cihazlar da önemli bir ihtiyaç olacaktır.

Arazide yapılan mağara ve tünellerin imha edilmesi veya girişlerinin betonla kapatılması kalıcı olmasa da bir çözüm olabilir. Ancak üzerinde askeri birliklerin ve sivillerin yaşadığı meskûn mahallerin altındaki tüneller mutlaka aranmalı ve doldurulması için tedbirler geliştirilmelidir. İnternet ortamında videoları yayınlanan, havayla temas ettiklerinde hacimleri onlarca kat genişleyen ve katılaşan sıvı kimyasalların bu maksatla geliştirilmesi bir çözüm olabilir. Su veya kumla doldurulması da düşünülebilir ancak bunu yaratacağı etkiler ve maliyet iyi hesaplanmalıdır.

Tüm bunlara rağmen alınan tedbirler yetersiz görülürse veya uygulanması mümkün görülmezse askeri birlikler yaşadıkları meskûn mahallerin altındaki tüm tünelleri tespit edip temizlemeli ve bazı birlikler, en azından bunların giriş ve çıkışlarına yakın yerlerine yerleştirilip tüneller kontrol altında bulundurulmalıdır. Tünelleri teröristlerin kullanmasındansa askeri birliklerin kullanması her hâlükârda daha iyi olacaktır. Hata, bunların içine sızmak zor olacağından, askeri birlikler mayın, EYP veya bombalı araç tehdidi olmadan meskûn mahal içinde rahatça yer değiştirebileceği için büyük bir avantaj sağlayacaktır.

Dr. Mehmet ÇANLI
Dr. Mehmet ÇANLI
Tüm Makaleler

  • 08.01.2022
  • Süre : 6 dk
  • 1488 kez okundu

Google Ads