Site İçi Arama

hukuk

Sözleşme Şartnameleri

Genel giderlere varsa işverenin şartnamede “işverene sunulması gereken hizmetler” başlığı ile yazdığı hizmet masrafları da dahil edilir ve bu masraflar da tüm iş kalemlerinin fiyatlarına yedirilmiş olur.

Bu aralar haberlerde duydum, tutturmuşlar, bakan özel bir şirketin uçağıyla bir yerden bir yere gitmiş ve bunu da şirketin devletle yapmış olduğu sözleşmeye dayanarak yapmış diye bakanı insafsızca eleştiriyorlar.

Bu durum etik midir? Kanunlara uygun mudur? O özel şirket bu hizmeti karşılığında devlet görevlilerinden ne gibi ödünler almıştır falan gibi bin türlü soru ortaya koyuyorlar.

Hemen hemen özellikle muhalefete yakın haber kanallarının bir çoğunda bu konu gündeme getirerek olay enine boyuna irdeleniyor.

***

Ben bir süredir doğaya dönüp kendi dünyamda, daçada toprakla meşgulken gündemi pek takip edemiyordum. Dolayısıyla da bu tartışmaları duyduğumda gerçekten bu konunun gündeme gelmiş olmasının komikliğine epey bir güldüm.

Evet, bugüne kadar bilmiyorduysanız ben size söylemiş olayım, açılan ihale şartnamelerinde bu tarz özel şartlar olur.

İhaleye fiyat hazırlarken biz konunun muhatapları da bu özel şartları fiyatlarda dikkate alırız.

Dikkate almak demek bu tarz masrafların ihalenin fiyatlarına yedirilmesi anlamına geliyor.

Doğru mudur bu yapılan, aslında bu bir tartışma konusudur.

Masanın her yönünde oturmuş biri olarak benim şahsi fikrim bana kalsın, ancak mantıken şantiye sahasında müteahhitler işlerin yapılması açısından asıl organize olan kutumlar olduklarından bu tarz hizmetleri de daha kolay, daha uygun şartlarda sağlarlar. Bu inşaat işlerinin doğası gereğidir.

Yani böyle bakınca mesela şantiye mobilizasyonunda müteahhidin işveren için de bir ofis kurması, ya da işverenin ofis mobilyalarının teminidir, bilgisayarlarıdır, telefonlarıdır, bu tarz işlerin yapımı esnasında gerek duyulan kontrol teşkilatının da mobilizasyonunu hazırlaması ve işlerin kontrolü aşamasında bir takım hizmetleri işverene sunması inşaat şantiyelerinde makul karşılanabilir.

Hatta işveren için ihtiyacı olan araçları da müteahhidin sağlaması tüm bu masrafları işverenin kendisinin yapmasından çok daha uygun fiyatlara hallolabilir.

Eğer sözleşme şartlarında varsa tüm bu masrafları da müteahhit fiyatlarına dahil eder.

Bazı sözleşmelerde bu işler için ayrıca fiyat belirlenmiş olur, ancak bir çok sözleşmede de bu masrafların müteahhit tarafından işin genel fiyatına yedirilmesi beklenir.

***

Bunu müteahhit nasıl yapar daha iyi anlamak için aslında ihalelerde fiyatların hazırlanmasında nasıl bir yöntem izlenir, sanırım öncelikle bunu açıklığa kavuşturmamız gerekiyor.

Gelin biraz bu konuyu açıklamaya çakışayım.

Normal şartlarda yapılacak işler belli bölümlemeler altında sıralanan iş kalemleri olarak fiyatlandırılır. Yapılacak her işin miktarları hazırlanmış olan projelerden ölçülerek belirlenir ve projelerden iş kalemleri de tek tek çıkartılır.

Tabii bu dediğim ortada çizili bir proje varsa ve bu çizimler yerinde yapılacak işlere uyumluysa geçerlidir.

Bazen hiç bir proje çizilmeden de ihaleler yapılıyor, müteahhide hem projesini sen hazırla, hem de işi yap diyorlar.

Hatta bazı projelerde bizim paramız da yok kardeşim, işin parasını da siz bulun diye ihaleye çıkan işverenler de oluyor.

Bu gibi ihalelerde fiyat nasıl belirlemiyor diyorsanız artık bu gibi ihalelerde kısaca tecrübe önem arzediyor diyeyim. Daha önce müteahhit benzer işler yapmışsa bu tarz bir işte ne gibi masrafları olur, böyle bir işte ne gibi iş kalemi vardır ve iş miktarları aşağı yukarı ne kadar olur tüm bu bilgileri bilir. Fiyatını da bu geçmiş tecrübesine göre hazırlar.

Kimi işlerde de eğer vakit varsa önden müteahhit işin bir avam projesini kendi yapar ve fiyatlarını bu projeye göre belirler.

Bu gibi ihalelerde müteahhidin mühendislik çözümleri ve malzeme seçimleri de uygun fiyatın belirlenmesinde etkili olur.

Bunlar dışında belirlenen fiyatları konu dışında tutuyorum. Benim bahsettiklerim normal ihale şartları. Fiyatların müteahhitler arasında masa başında belirlendiği sözde ihaleler de olur, ama bu tarz ihalelere ihale demek doğru olmaz doğal olarak.

***

Neyse, ben normal şartlarda, yerinde yeterince ön incelemesi yapılmış, projesi mevcut saha şartlarına göre önden hazırlanmış ve her türlü iş kalemi ve iş miktarları baştan belli olan bir proje için fiyat belirlediğimizi öngörerek yazıya devam ediyorum.

İş kalemleri ve iş miktarları belli olduğunda o iş kalemleri için kullanılacak malzeme bedelleri zaiyat paylarıyla ayrı ayrı hesaplanır, işçilik bedelleri firmanın tecrübesine göre adam-saat dediğimiz işçilik sürelerine göre ayrıca hesaplanır ve bu bedellere kısaca genel gider dediğimiz bir pay eklenir. En son da fiyata vergiler ve makul bir kar yüzdesi eklenerek teklif fiyatı bulunmuş olur.

İşte burada zurnanın zırt dediği yer genel gider dediğimiz kısımdır.

Normal şartlarda her firma malzeme ve işçilik giderlerini üç aşağı beş yukarı aynı bulur. Eh, kar oranı ve vergiler de üç aşağı beş yukarı aynı düzeylerde olacağı için işin yapımı esnasında gerekli genel giderler ne kadar az olursa, sizin vereceğiniz ihale teklif bedeli de o kadar düşük olacak diyebiliriz.

Nedir genel giderler dediklerimiz?

İşte aklınıza tüm işleri genel olarak ilgilendiren ne varsa hepsi genel giderdir.

Şantiyeye genel hizmet eden vincinden tutun, şantiyenin tüm işleri yürüten mühendis kadrosunun maaşları falan, şantiyedeki kırtasiye masraflarından, telefondur, bilgisayarlardır, ofis mobilyalarıdır her türlü masraf bu gider kalemine sokulabilir.

Eğer elinizde mevcut ekipman varsa sizin genel giderleriniz dağa az olur. Geçici trafodur, ya da şantiyenin jeneratördür bu tarz ihtiyaçları satın almak zorunda kalırsanız masrafınız da çok olur.

Bunlar dışında su masrafıdır, işçi yatakhaneleridir, şantiye ofisleri, yemekhane, bazen mutfak, depodur, şantiye geçici yollarıdır, emniyet önlemleridir, tüm bu genel masraflar genel gider olarak kabul edilir.

Hatta şantiyeler için çay kahve masrafları bile genel giderdir.

Bir şantiyemizde işveren temsilcisine çay mı kahve mi içersiniz diye sorduğunuzda işveren temsilcisi kahve getirin, nasıl olsa parasını biz ödüyoruz demişti bir şantiyemizde.

Yani işveren de bilir tüm bu masrafların baştan fiyatlara dahil edildiğini.

Tüm bu masraflar ya baştan yapılan masraflarsa başlangıç masrafları olarak, ya da aylık masraflarsa ay ay hesaplanıp toplandıktan sonra toplam bedel ortaya çıktıktan sonra malzeme ve işçilik bedelleri baştan belirlenmiş olan tüm iş kalemlerine bu masraflar çıkan oran ile dağıtılır.

İşte bu genel giderlere varsa işverenin şartnamede “işverene sunulması gereken hizmetler” başlığı ile yazdığı hizmet masrafları da dahil edilir ve bu masraflar da tüm iş kalemlerinin fiyatlarına yedirilmiş olur.

***

Tüm bu bilgiler ışığında gelelim kritik soruya!

İşveren şartnameye gerektiğinde şantiyeye bakanın gelmesi için uçak sağlayacak diye yazabilir mi?

İşte orasını ben pek bilemiyorum. Bugüne kadar gördüğüm ihale şartnamelerinde ben böyle bir hizmet istendiğini görmedim.

Üstelik sağlanan uçak şantiyeyle de alakalı bir iş için kullanılmıyorsa orasını ben hiç bilmiyorum.

Normalde şartnamelerde yazılı işverene özel hizmetler şantiyenin yürütülmesi esnasında gerekli hizmetlerdir.

Mesela söz konusu olan büyük bir şantiye ise, doğal olarak işlerin yerinde kontrol edilmesi için müteahhit işveren temsilcisini sahada işin yapıldığı yere araç ile götürmek durumunda kalacaktır. Mesela bir yol şantiyesinde işveren temsilcisi ya da kontrol teşkilatı müteahhitten böyle bir hizmet isteyebilir.

Bu hizmeti müteahhit zaten şantiyenin yürütülmesi için baştan satın aldığı araçlarla yaptığında masraflar açısından işverene özel benzin masrafı dışında fazladan bir masraf yapmamış olur.

Aynı şey müteahhidin kendisi için kurduğu ofisleri kurarken işveren temsilcisi ya da kontrol teşkilatına da ofis kurması durumunda da geçerlidir.

Ya müteahhidin elindeki mevcut ofislerden biri kurulduğu için masrafı düşük olacaktır, ya da yeni ofis alınıyorsa pazarlığı topluca yapıldığı için daha düşük bir masrafla ihtiyaç karşılanacaktır. Bazen biz ofisler için mesela kiralama yoluna da gidiyorduk. Bazen kiralama masrafları satın almaktan daha uygun olabiliyor.

***

Yani sözün özü, işverenin sözleşmelere bu tarz koşulları dahil etmesi bir mertebeye kadar normaldir.

Ancak dediğim gibi, böyle bir madde üzerinden şahsen bir takım imtiyazlar elde etmek, ya da devlet kadrolarına uçakla ulaşım hizmetleri sunmak falan bence hiç bir sözleşmenin içinde dahil olan bir koşul olamaz.

Tasarruf tedbirleri dahilinde fırsatını bulmuşken böyle bir söylem ardına sığınarak ulaşımını müteahhitlere yaptıran bakanlar dahil tüm bu düşüncedeki devlet kadrolarını buradan kınıyorum. Bence bu durum yozlaşmanın en belirgin göstergesidir.

Kınamakla ne elime geçiyor diyebilirsiniz.

Ben kınıyorum diye bu tarz davranışlardan vaz geçen mi oluyor?

İşte orasını bilmem ama ben kendimce neyi ne için kınayacağımızı iyi bilelim diye bu yazıyı bu kadar detaylı yazdım.

Ekranlarda konuyu eleştirenler biraz da konunun detaylarını bilmeden eleştiriyorlar ve baştan dedim ya, eleştiriler biraz da komik kaçıyor.

Eleştirilerin doğru bilgi ile yapılması gerekiyor.

Sanırım bu konuda yeterince ses çıkaran olursa belki utanırlar da bir daha yapmazlar diyeceğim, diyeceğim de bir de balık baştan kokar diye bir söz var, neyi kime söylüyoruz ki!?

***

Bir süreliğine daçaya gidip biraz doğa ile ilgileneyim dedim, daçada internet imkanları şehirdeki gibi değil, maalesef burada da, yani Rusya’da da mobil telefonlardaki internet hizmetleri yeterince kötü çalışıyor.

Şehirde internet altyapısı özellikle fiberoptik bağlantı ile yapılabilirken, daçada mecburen mobil internet kullanmak zorunda kalıyorum ve daçanın yeri mobil telefonun bağlantısı olarak iyi çekse de, internet bağlantısı açısından nedense sorunlu bir yer. Sanırım insanlar telefon ile konuşabilsinler de, internetleri çekmese de olur demişler.

Dolayısıyla pek ne olup bittiğini de takip edemedim bu süreçte, ama bakanın bir özel şirketin uçağını kullanarak ulaşımını sağlamasına gerekçe olarak sözleşmedeki maddeyi öne sürmesine ben bile ses çıkartmadan duramadım.

Ben de bir süredir ara verdiğim yazılarıma bu konu ile devam etmeye karar verdim.

***

Ne diyeyim, böyle başa böyle tarak mı derler, yoksa başka bir söz mü söylemek lazım bu konuya, artık orasına siz karar verin. Umarım bir gün biz de yeterince modern bir ülke oluruz da böyle şeyler gündem olmaz.

O gün gelene kadar ise sanırım mecburen bir süre daha bu politikacılara katlanacağız.

Utanç duyuyorum desem yeridir.

Moskova’dan herkese sevgi ve saygılarımla

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 03.06.2024
  • Süre : 4 dk
  • 66 kez okundu

Google Ads