Site İçi Arama

hukuk

Suç ve Ceza

Organize suçlar var ceza kanunlarında. Emniyette organize suçlarla mücadele birimi var. Bu birim organize suç örgütleri ile mücadele ediyor. Son zamanlarda da epey bir organize suç örgütü yakalandı ülkemizde!

Suç!

Nedir suç?
Eski Türkçe suç “bükülme, yönünden sapma, reddetme” sözcüğünden evrilmiş. Ne alakası var pek anlayamadım, ama yönünden sapma belki biraz andırıyor bugünkü anlamını.
Günümüz Türkçesiyle törelere, ahlak kurallarına aykırı davranış olarak geçiyor. 
Hukuki anlamı ise yasalara aykırı davranış demek. Arapçasıyla “cürüm”. 
Aslında “cürüm” Arapçada bedensel ceza, işkence anlamı içeriyor.
***
Bugün nelerin suç olduğu yasalarda belirlenmiş, karşılığında da ne gibi cezalar verileceği açıkça yazılmış durumda.
Aslında eskiden de insanoğlu yasa deyince bu konuyu dikkate almış. Eski yasalar da suçları ve cezalarını anlatıyor. 
***
Tamam, günümüz yasaları o kadar da açık açık yazmıyor suçların cezalarının ne boyutta olacağını. 
Çoğunlukla her suç için belli bir ceza aralığı tayin edilmiş durumda.
Artık hakimlerimizin vicdani kararlarına bırakılmış durumda suçların karşılığı olan cezalar. 
İyi hal dolayısıyla minimum ceza da alabilirsiniz, hakim o gün iyi tarafından kalkmamışsa ceza sınırını üst limitten de uygulayabilir.
Tabii günümüz Türkiye’sinin henüz ne suç işlediği bile belli değilken, iddianameleri bile yazılmadan hapislerde çürütülen kimi suç istinat edilmiş olanlarını bu durum dışında tutuyorum.
***
Hukukun üstünlüğü! 
Yargı millet adına kime, hangi suça ne ceza verecekse kanunlarda yazılı sınırlar dahilinde bir karara bağlıyor.
Bir hukuk devletinde böyle olması icap eder!
Kuvvetler ayrılığı diye bir şey var değil mi?
Yargı bağımsızdır, hem bağımsız, hem de tarafsızdır! Anayasamızda yapılan son değişiklik yargının sadece bağımsız değil, aynı zamanda tarafsız da olması gerektiğini söylüyor!
Doğal olarak yargı mensuplarının anayasaya saygıları dolayısıyla böyle olmaları beklenir!
***
Suç ortaklığı! 
Bazen suçları birlikte işliyor insanlar. Sonra da suç ortağı oluyorlar. 
Organize işler! 
Böyle bir film vardı değil mi? Cem Yılmaz’ın golf sopasıyla Yılmaz Erdoğan ve avaresini cezalandırdığı sahneye çok gülmüştüm ben ilk seyrettiğimde filmi.
***
Organize suçlar var ceza kanununlarında.
Emniyette organize suçlarla mücadele birimi var.
Bu birim organize suç örgütleri ile mücadele ediyor.
Son zamanlarda da epey bir organize suç örgütü yakalandı ülkemizde!
Nasıl olmuş da bu suç örgütleri organize olabilmişler ülkede, hayret edilecek bir durum bu, değil mi?
***
Evet, örgüt sözcüğü bir zamanlar yasaklı sözcüktü. 
Örgüt müsünüz siz? 
Bugün de örgüt deyince herkesin tüyleri diken diken oluyor aslında. 
Sakıncalı sözcük örgüt sözcüğü.
Örgüt ne diyorsa o! Öyle yapılacak!
Özel bir şahsiyeti oluyor örgütlerin. 
Örgüt adeta konuşmasını falan biliyor. Şahsiyeti var gerçekten örgütlerin. Özellikle de terör örgütlerinin.
Halbuki örgütlü bir yaşam sürdürmek hiç de kötü bir şey değildir.
Dayanışma örgütleri var. 
Kızılay, Mehmetçik Vakfı, Darülaceze, insani yardımlaşma vakıfları, AFAD…
Sonra sendikalar ve diğer sivil toplum kuruluşları var.
Tüm bunlar aslında birer örgütlü birlikteliktir. Adları daha çok dernek ya da vakıf olsa da, aslında birer örgüt her biri.
Kanaryaları koruma dernekleri ve federasyonları bile birer örgüt aslında.
Yani örgütlü yaşam hiç de kötü bir şey değildir, insan birlikte yaşamaya alışmış bir varlıktır. Birliktelik ise örgütleşmeyi gerektirir.
Ama örgüt deyince nedense çekiniyoruz biraz.
Bence bu sözcüğe en kısa zamanda itibarını iade etmeliyiz!
***
Suç ve Ceza!
Fyodor Mikhailovich Dostoyevski 1866 yılında yazmış bu romanı. 
İlk olarak “Rus Habercisi” adlı edebiyat dergisinde yayımlanmış. Uzun bir roman olduğu için tam on iki ay sürmüş bu eserin dergide yayımlanması. 
Daha sonra tek ciltlik bir kitap halinde de basılmış.
Dostoyevski biraz da mali açıdan dara düştüğü için katıldığı arkadaş çevrelerinin etkisiyle din ve hükümet karşıtı olarak diğer arkadaşları ile birlikte ölüm cezasına çarptırılır, ancak son anda ölüm cezasından kendisi affedilir ve Sibirya’ya sürgüne gönderilir. 
Dört yıllık hapis sonrasında oradan dönüşünde yazar bu eserini. Hapiste de yazdığı bir çok eseri olmuş.
Onun hayatı da epey zorluklarla geçmiş. Mali sıkıntıları sebebiyle içine girdiği arkadaş çevresi neredeyse ölümüne sebep oluyormuş.
“Suç ve Ceza” romanında parası için bir tefeci kadını öldürmeyi planlayan ve bu katli gerçekleştiren bir kişinin kendi içinde düştüğü ve yaşadığı manevi ıstırabı, ve pişmanlığı anlatır Dostoyevski.
Bu roman Rus klasiklerinin en önemli eserlerinden biridir.
***
Bir suç işlediğimizde pişmanlık duyuyoruz değil mi?
Öyle ciddi suçlardan bahsetmiyorum, bazen basit bir şey de olsa yaptığımız şey, keşke öyle yapmasaydım diye kendi kendimize  hayıflanırız. Suç olmasına gerek yok bu yaptığımız şeyin. 
İnsan vicdan sahibi bir varlıktır!
***
Suçluluk duyma hissi!
Adem o elmayı ısırdığında suçluluk duymuş mudur acaba?
Ya Havva? O da Adem’e yasak elma yedirdiği için suçluluk duygusuna kapılmış mıdır sizce?
Hanımlar, siz söyleyin, Havva ne hissetmiş olabilir o anda?
Birlikte suçlarının cezasını çekmişler, Cennet’ten kovulmuşlar her ikisi de ve yeryüzünde geri kalan yaşamlarını sürdürmeye mahkum olmuşlar.
Cehennem azabı! 
Yeryüzü yaşamı cehennem azabı olabilir mi?
Yeryüzü Cennet değil sonuçta! 
***
Üstelik sadece kendileri değil, tüm insanlık o Adem’in ısırdığı Yasak Elma’nın cezasını halen daha çekiyor.
Ey insanlık! Utan! Vakti zamanında Adem Yasak Elma’yı ısırdı diye buradasın! Bunu böyle bil!
Ey adem oğlu, Adem kızı!  Havva da Adem’i ayarttığı için bu dünyanın zorluklarına katlanıyorsun!
Ne güzel cennette yaşamak vardı şimdi! Ekmek elden, su gölden. Hurileri de işin içine katacak olursak değme keyfimize.
Bırakın utanmayı, benim bazen içimde bir kızgınlık oluyor bizi Cennet’ten kovduranlara.
Tabii biraz da kırgınlığım başka birine.
Bu kadar da zalim olunmaz ki canım! Ne yani, Adem bir elma ısırdı diye niye bunca insanı cezalandırıyorsun?
Madem yasaktı, niye elma ağacını yaratıyorsun? 
Tamam yarattın diyelim, niye o zaman yasaklıyorsun?
Hem niye böyle güzel bir tat veriyorsun elmaya? 
Bilerek mi yapıyorsun bu zalimliği?!
***
Yaptım ama sor bakalım niye yaptım? Senin iyiliğin için Bülo!
Banker Bilo’ydu değil mi o filmin adı?
Maho ile Bilo!
Bizde arkadaşa hainlik yoktur!
Saftır benim yurdum insanı.
Sahi bir de amele pazarına düşüyordu değil mi Bülo?
Avanta vermeden hiç bir iş görülmez.
Sevgili Şener Şen ve İlyas Salman’a selam olsun buradan.
***
Biz insanlar garip varlıklarız.
Adam yatakta suç üstü yakalanıyor, ama kesinlikle inkar ediyor! 
Bu işin kuralı bu!
Suç işlediğinde yakalansan bile inkar edeceksin!
Saf hanımlar da aldanıyor nedense inkar edildiğinde, gözlerine inanacağına adamın sözlerine inanmayı tercih ediyor hanımlar.
Acaba biraz da bu suç olayını işimize nasıl geliyorsa öyle mi yorumluyoruz dersiniz?
O hanımefendi adama ihtiyaç duymasa affeder mi acaba suç üstü yakaladığında? 
Gözleri ile görüyor sonuçta adamın ne halt yediğini! 
Ama hayır, gözlerine bile inanmıyor.
Filmlerde oluyor tabii böyle sahneler, gerçek hayatta olsa kim bilir nasıl paralar o hanımefendi kocasını!
Tam tersi adamlar için öldürme sebebi olur böyle bir konu.
Adam karısını yatakta basmış bir başkasıyla, bundan daha geçerli sebep mi olur?
***
Ne suçtur? Ne değildir? Nasıl anlayacağız?
Sadece toplum mu karar veriyor buna?
Vicdanımıza soralım desek herkesin vicdanı kendine göre. Kimilerinde hiç vicdan olmuyor hatta.
Sonra bir de takiye kültürü var.
Asıl amaç uğruna ne yapıyorsan yap, ne suç işliyorsan işle, hepsi mübahtır!
Yeterki sonunda amaca ulaşmasını bil.
Gemisini yürüten kaptandır demişler.
***
Sonra bir de olayın yakalanma boyutu var. 
Ne halt yiyorsan ye, ama yakalanma!
Mesela hırsız diye hırsızlık yaparken yakalanana derler, yakalanmasa kimse bilmeyecek hırsızlık yaptığını. Dolayısıyla da hırsızlık damgası yemeyecek!
Yani bu iş paradoksal bir durum içerir. Çelişki!
Sevgili Cem Yılmaz bir parodisinde gündeme getirmişti galiba bu çelişkiyi. Bence de doğru tespit!
Selam olsun kendisine buradan.
***
Sayın Özgür Özel suç ortakları deyince sayın Cumhurbaşkanımız alınmış anlaşılan biraz. 
Biz ülkemiz için elimizden geleni yapıyoruz diyor grup toplantısında. Daha iki gün önce iade-i ziyaret ettik, söylenecek söz mü bu şimdi diyor.
Bence yumuşama mı dersiniz, normalleşme mi artık, bu sözler bu işin sonunun geldiğinin ispatıdır.
***
Dediğim gibi ne suçtur, ne değildir, bu iş biraz da görelili bir kavram. Zamana ve mekana göre değişir bu işler. Bir de kimin yaptığı da çok büyük rol işler bu suç konularında.
Yargıyı tarihe bırakmak zorundayız, zamanı gelince herkes işlediği suçların elbet cezasını çekecektir. Bu dünyada olmazsa, Allah katında elbet herkes suçlarının cezasını çekecek.
Üstelik işlenen suçlar bir de örgütlü suçlarsa cezası çok daha büyük olacaktır. 
Baksanıza sayın Özgür Özel sıç ortaklığından bahsettiğine göre ortada bir suç var ve suçu tek bir kişi işlememiş, ortaklık eden birilerinin varlığından bahsediyor sayın Özgür Özel sözlerinde!
***
Ben onu bunu bilmiyorum, başka konularda bunca zaman kim ne suç işledi orasını bilmem, ancak düne kadar yapılan yanlışlarla en azından ülkenin ekonomik açıdan ne hale getirildiği ortada. 
Bu yapılan yanlışlar suç muydu? 
Orası da toplumun vicdanına kalsın. 
***
Tamam, kabul ediyorum. Ben yaptım! Ben ekonomistim dedim ve ülkeyi bu hale ben soktum.
Zaten Fırat’ın kenarında bir kuzu kaybolsa hesabını benden sorun!
Yaptım ama sor bakalım niye yaptım? 
Senin iyiliğin için Bülo!
Moskova’dan herkese sevgi ve saygılarımla.

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 27.06.2024
  • Süre : 4 dk
  • 121 kez okundu

Google Ads