logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
hukuk

Yeni Anayasa

Anayasalar üst seviyede hukuki metinlerdir. Karmaşıktır. Önüne taslak konulan seçmene basit ve sistematik bir şekilde anlatılmalıdır.

Serbest Yazar Eşref ÖZDEMİR
Serbest Yazar Eşref ÖZDEMİR

Tüm Yazıları için tıklayınız


  • 16.10.2021
  • Süre : 2 dk
  • 96 kez okundu

Anayasa Nedir?

Anayasalar üst seviyede hukuki metinlerdir. Karmaşıktır. Önüne taslak konulan seçmene basit ve sistematik bir şekilde anlatılmalıdır. Seçmen öncelikle Anayasa konusunun hakları ve egemenlik ile doğrudan ilişkili olduğunu bilmelidir. 

Modern Anayasanın tanımını yaparsak kısaca halkın egemene kendisi adına yetki kullanması için verdiği irade beyanıdır diyebiliriz. Bir Anayasaya öncelikle bu paradigmadan bakabilmeliyiz. Anayasa egemenin yetki belgesi değildir, halkın irade beyanıdır. Rousseau halk iradesinden yola çıkarak Anayasaya toplumsal sözleşme demiştir ve temek haklardan yola çıkarak halkın iradesini temsil etmeyen egemenin meşruiyetini sorgulamıştır. 

Tarihsel süreçte incelediğimizde aslında  önce egemen vardı bu yüzden tüm Anayasal hareketler başlangıçta egemenin meşruiyetinin sorgulanması şeklinde gelişmiştir. Anayasa istekleri Roma İmparatoru, Fransız kralı, İngiltere kralı ya da İngiliz sömürge valisinin yönetme erkinin kaynağı ve meşruiyetini sorgulanmıştır. Bu anlamda belki de ilk Anayasal metin sayabileceğimiz, 1215 yılında İngiliz kralı Yurtsuz John ile İngiliz toprak ağalarının (landlord) imzaladığı Magna Carta (Büyük Şart)’da bir meşruiyet  sorgusudur.

Anayasal hareketler meşruiyet problemini çözünce ikinci problem kamu (devlet) ile birey arasındaki dengenin kurulması olmuştur. Çünkü kamu güçlüdür birey zayıftır. Birey Anayasa ile kamuya karşı kendisine bir koruma alanı yaratmak istemiştir. Birey egemenin yetkilerinin denetim ve denge (check&balance) anlayışı ile kontrolü sağlanmak ister. Bunun da kişiye bağlı taahhütten ziyade yazılı bir şekilde olmasını tercih eder. 

Egemenin Yetkisi Ne Anlama Gelir:

Egemenin yetkisi nedir? Egemen mülkiyeti teminat altına alır, ekonomik düzeni kurar ve korur, kurallar koyar bu kuralların uygulanmasını ister, topluma güvenlik sağlar. Bunları yapabilmek için de yetki ve güç kullanır. Bu yetki bireyin günlük yaşamını doğrudan etkileyen bir yetkidir. Bu yetki bazen bir vergi şeklinde bazen oğlunuzu askere alma şeklinde bazen de bir gösteride cebir şeklinde karşınıza çıkabilir. 

Bir Anayasada neler bulunmalıdır? Bu sorunun cevabını Anayasal süreçlerin tarihsel gelişimini inceleyerek rahatlıkla bulabiliriz. 

Yukarıda da bahsettik Anayasada öncelikle egemenin meşruiyetini  kaynağı bulunmalıdır. Yani egemen yetkisini nereden alıyor bu açıkça belirtilmelidir. Bu yetki gökten mi, yerden mi, soydan mı, halktan mı geliyor ve hangi yöntemle alınıp veriliyor herkes tarafından bilinmelidir. 

Diğer bulunması gereken husus ise kuvvetler ayrılığı ve kuvvetlerin kullanımına ilişkin denetim denge mekanizmasıdır. Montesquieu, kuvvetler ayrılığı yoksa Anayasa da yoktur demiştir. Elbette kuvvetler ayrılığının prensip olarak ifade edilmesi yeterli olmaz, kurumsal olarak da dizayn edilmesi lazımdır.   

Anayasaların bir diğer olmazsa olmazı temel hak ve özgürlüklerdir. Anayasalarda kamunun yani devletin bireyin varlık ve yaşam alanına müdahale sınırlarının altı kalın çizgilerle çizilmelidir.

Dört Başlık Altında Jenerik Anayasalar:

Yeni bir Anayasa yapacağız diyelim, bu Anayasada ne olursa veya olmazsa toplum için tehlike yaratır, dört başlıkta inceleyelim.

1. Yasama yetkisi paylaşılmamalıdır. Meclisin alternatifi yasa veya yasa benzeri düzenleme yapma yetkisi yeni bir Anayasada yer almamalıdır. Uygun ya da pratik olmayan yasaların getirdiği uygulamaya ilişkin sorunların çözümü; yeni yönetmelikler, tüzükler veya kararnamelerle yasaların etrafından dolaşmak değil yasaların yargı denetimine tabi olması ve sorunların yasa koyucuya ulaşmasıdır. 

2. Olağanüstü hal kavramı iyi tarif edilmelidir. Her normal dışı durum kuvvetlerden birisine diğerlerine nazaran avantaj sağlar. Yargı öne çıkarsa adı juristokrasi, yasama yani Meclis öne çıkarsa Meclis hükümeti, yürütme öne çıkarsa oligarşik bürokrasi/teknokrasi olur. Bunların hepsi bir yerde toplanırsa otokrasi olur.  

3. Temel hak ve özgürlüklerin sınırlaması istisnai hallerde olmalıdır. Esas olan hak ve özgürlüklerin kullanılması ve korunmasıdır. Bu konudaki düzenlemeler katı kurallarla korunmalıdır. 

4.  Devletin temel nitelikleri elde edilen tarihsel birikimden de  faydalanılarak tartışma yaratmayacak bir şekilde tanımlanmalıdır. Laiklik, sosyal devlet, hukuk devleti, demokrasi gibi kavramlar uluslararası ve ulusal mevzuata göre izahlı şekilde ifade edilmelidir. 

Sonuç:

Özetle, yeni bir Anayasa için temel kaynaklar; kuruluş felsefesi, tarihsel geçmiş, evrensel değerler diyebiliriz. Kişilerin temel hak ve özgürlükleri, kurumsallaşma, devletin temel nitelikleri ve güçler ayrılığı ilkesini göz ardı edecek bir Anayasayı millettin önüne koymak, yeni tartışmaların da sebebi olur. Türkiye’de çok kıymetli hukukçular vardır keza Türkiye demokrasisi halkın yakışan yeni, çağdaş ve özgürlükçü bir Anayasayı hazırlayabilecek tecrübeye de sahiptir.

Yeter ki niyet iyi olsun.


Google Ads