Site İçi Arama

ua-iliskiler

Savaşlar ve Sebepleri Üzerine

Rusya - Ukrayna savaşında, sayısız bakış açısına göre yoğrulmuş "reasoning" çabalarını görürüz. Birilerine göre bu Putin'in savaşıdır. Birilerine göre Rusya'nın çevrelenme ve yok edilme yolundaki iradeye karşı hayatta kalma mücadelesidir. Başka birilerine göre demokrasi ve özgürlük ilkelerinin sahaya yansımasıdır, hayatta kalma mücadelesidir. Bir başkasına göre de zaten kendisinin olan bir toprağı tekrar ana vatanına döndürme, hakkı olanı alma savaşıdır.

İnsanlık Tarihinde Savaşlar:

İnsanlık tarihi savaşlarla doludur. Bunların arasında bir kadın yüzünden çıkan savaşları da bulursunuz, din ve mezhep savaşlarını da. Servet ya da hakimiyet mücadelelerini de görürsünüz, dünyanın tamamını fethetme hırsını da. Sonuçta sayısız farklı amaç için yapılan, sayısız farklı savaş görürüz. Fakat buradaki "amaç" kelimesi gerçekte oldukça bulanık, muğlak bırakılan bir kavramdır.

Savaşların Amacı:

Çünkü insan oğlunun en enteresan düşünsel mekanizmalarından birisi devrededir. İngilizce tabiriyle buna "reasoning" diyebiliriz. Kelime anlamına bakarsanız akıl yürütme, muhakeme gibi karşılıklar görürsünüz. Fakat kullanım anlamı değişebilmektedir. Bir şey isteyip de buna mantıklı bir kılıf bulma çabası. Ya da olan bir şeyin neden olduğuna dair bir açıklama, bahane bulma çabası. Kısacası bir şeyi anlamlandırma, bahanelendirme, açıklama, inandırma ve aktarıma uygun hale getirme güdüsü olarak da nitelendirebiliriz.

Rusya-Ukrayna Savaşını Amacı Nedir?

Aslına bakarsanız izlemekte olduğumuz Rusya - Ukrayna savaşında, sayısız bakış açısına göre yoğrulmuş "reasoning" çabalarını görürüz. Birilerine göre bu Putin'in savaşıdır. Birilerine göre Rusya'nın çevrelenme ve yok edilme yolundaki iradeye karşı hayatta kalma mücadelesidir. Başka birilerine göre demokrasi ve özgürlük ilkelerinin sahaya yansımasıdır, hayatta kalma mücadelesidir. Bir başkasına göre de zaten kendisinin olan bir toprağı tekrar ana vatanına döndürme, hakkı olanı alma savaşıdır. Nazizm, faşizm, ırkçılık, din daha doğrusu mezhep (Ortodoks Rusya, Katolik Ukrayna meseli), NBC tehdit, vs. sayısız farklı renk paletini de bu anlamlandırma çabalarında gözlemlemekteyiz.

Savaşı Rusya Başlatmıştır:

Fakat acımasız ve tarafsız bir bakış açısıyla olaya yaklaşmayı denersek şu somut gerçeği görürüz. Dışardan yapılan çok sayıda teşvik edicisi olsa da, bu savaş Rusya’nın inisiyatifiyle başlamıştır. Rusya'nın bu savaşa karar verme sürecinin altında yatan gerçek neden ise "kültürel" dir.

Evet, milletlerin farklı yaşayış, düşünüş ve algılayış biçimleri vardır. Bunlar zamanla belirli kültürel genetik kodları oluşturur. Bu kodlar da birçok nesli ve tarihi şekillendirir. Bazı milletlerin talihi de geleceği şekillendirebilecek kadar derinlikli ve köklüdür. Geçtiğimiz 4-5 asırda Rus (Moskof) milleti, bu tarih bilincine erişmiştir. Fakat söz konusu kültürel kodlar ve devamında gelen güç mücadelesi anlayışları, Rusya’nın geleceği ile dost mudur? Gelecek kurgusu günümüzden ve dünümüzden farklı ise, sanırım Rusya için bu “hayır” olması gerekirdi ama olmadı.

Politik Liderlikler:

Dikkat ettiyseniz bu savaşın öncesinden şu ana kadar sergilenen bütün politik liderlik, konuyu ele alış biçimi, diplomatik girişimler ve bunların seyri, kamuoyu ve algı yönetimi, kısacası devlet erkinin askeri olmayan tüm mekanizması beklenen ve tam olarak tahmin edilebilen bir seyre sahiptir.

Aynı şekilde ordu kurmaylığının savaşı ele alış biçimi, yürütme ve geliştirme seyri, davranış ve hareket paterni de, bize yansıdığı kadarıyla, öyle gözüküyor. Yani günümüzün Putin Rusya'sı, soğuk savaş dönemi Sovyetleri, ikinci dünya savaşı yıllarının Stalin'i, Çarlık Rusya'sının devlet ve askeri erkiyle birebir aynı tepkileri, aynı şekilde ve aynı sırayla göstermektedir. Yani set ve oyuncular değişse bile, oyunun aynı olduğunu hemen hemen tüm gözlemciler fark etmiştir.

Rusya Değişebilir miydi?

Soru şu: Değişen bir dünyada, milli benlik ve çıkarlarını da koruyarak, Rusya da değişebilir miydi? Bunu başarabilecek Türkiye, Japonya, Çin, Zimbabwe, Malezya, Brezilya vb. başka ülkeler de bulunabilir miydi?.. Daha açık bir ifadeyle, Rusya için gelen savaş, farklı şekillerde ve kimliklerde Türkiye için de başka dünya ülkeleri için de geliyor olabilir mi?

Davranış Kalıpları:

Basit bir örnekle açıklamak istiyorum. Bir delikanlı, karşı cinsten bir arkadaşına âşık olur. Artık onun için tüm dünya pespembedir. Sanki hayatının her anı mutluluk, sevgi ve aşktan ibarettir. Ardından bir sebeple ilişkisi sona erer. Aynı şekilde artık gökyüzü dahil tüm hayat onun için kararmıştır. Yaşamanın bir anlamı ve sebebi kalmamıştır. Hayatının son anına kadar sanki bu hüsran devam edecektir. Derken bu sefer gencimiz bir başka arkadaşına ilgi duyar...

Farklı aromalarla da olsa aynı oyun defalarca devam eder. Değişmeyen süreç hangi aşkın hangi sürecinde olursa olsun, gencimizin yaşadığı anın duygularıyla ve algılarıyla tüm hayatı değerlendirme davranış kalıbıdır.

Günümüzün kabul gören insanlık tarihi anlayışı ise şu şekildedir. İnsanlık yüz bin yıldan uzun süre avcı - toplayıcı bir yaşam biçimiyle bu gezegende var olagelmiştir. Bunu şehirleşmenin ve tarımın başladığı on bin yıla yakın bir tarım toplumu medeniyeti takip etmiştir. Bu dönemden itibaren şehirler, tarlalar, ticaret, devlet mekanizmaları oluşmaya başlamış, insanlık dünyayı kendisine göre biçimlendirmeyi öğrenmiştir.

Ardından yaklaşık 250 yıl süren bir sanayi toplumu medeniyeti yaşanmıştır. Bu medeniyet seviyesi içinde insanın dünyayı kendi amaçları doğrultusunda biçimlendirmesi, çok daha ileri, çok daha acımasız bir seviyeye ulaşmıştır. Artık dünyanın doğal gerçeklerinden tamamen uzak, insan kurgusu üzerine şekillenmiş, sentetik bir yaşayış biçimi alışkanlık durumuna ulaşmıştır. Şimdi ise "Bilgi Çağı Medeniyeti"ne geçiş sürecinin başındayız.

10.000 yıllık bilgi birikimi 250 yıllık bir başka medeniyet oluşturuyor ise, 250 yıllık bir başka türlü bilgi birikiminin 100 yıl içinde insanlığı yeni bir çağa ulaştırması mantıklı bir öngörü olacaktır. Elbette bilgi çağının kurgusal dünyası da daha önceki medeniyet seviyelerinin birikimi üzerine inşa edilecektir.

Bina ve Temel Metaforu:

Burada sizlere hayatta farklı sebeplerle de olsa defalarca duyduğunuz bir metaforu hatırlatmak isterim: Bina ve temel meselesi. Yani bir binayı inşa etmek isterseniz temelinden başlama zorunluluğunuz.

Gerçek şu ki yaşadığımız çağa göre şekillenen algılarımız, yaşadığımız ana göre tüm karşılaştığı şeyleri anlamlandırmaya çalışıyor. Bunu kısmen de olsa başarıyor. Fakat işin aslına bakarsak, doğal avcı toplayıcı toplumun üzerine, tarım toplumu kurgusu, bu kurgu üzerine bir başka sanayi çağı medeniyeti kurgusu, kurgu üstündeki bu kurgu üzerine bir başka bilgi çağı medeniyeti kurgusu...

İşin özü temelden yoksun ve dünyanın (hatta evrenin) gerçeklerinden uzaklaşmış, kurgu üstüne kurgu dolu bir dünyada, sadece an’ın duygu ve algılarıyla yaşıyoruz. "Bu gerçek bir bilgi. Bilgi çağına ilerlediğimize göre bu bilgiyi bilenler var. Bu bilgiyi de kullanıyorlar."

Fikri Mülkiyet Hakları:

IP... Diğer bir deyişle Intellectual Property. Türkçesiyle Fikri Mülkiyet Hakları. Bir bakıma, MetaVerse'den arsa almak misali. Acaba geçmişin tarım ve sanayi toplumunun değerli arazisi, gelecekte yerini IP'lere mi bırakıyor?

Savaşlar ve güç mücadeleleri bu IP'ler için mi yapılacak?.. Acaba bu temeli olmayan IP'ler, gerçek dünyanın gerçek toprağına nasıl kök salacak?.. Bu süreçler içerisinde savaş ve savaş dışı mücadeleler nasıl şekillenecek? Ne için savaşlar yapılacak?..

Eğer anlatmak istediğimi gerçekten anlatmayı becerebildiysem, kafanızda fırtınalar kopmaya başlamıştır kanaatindeyim. Şimdilik sizi bu vahşi atmosferde tutmak isterim. Zira bu konu daha çok su kaldıracak. Parça parça yazılacak o kadar çok şey var ki. Bütünleşik bir resim çizmek ve bu reisimle kendi önermelerimi / öngörülerimi sizlere sunmak istiyorum.

Sonuç:

Ama tekrar hatırlatmak isterim. İnsan oğlunun tüm yaratımlarının temeli bilgi ve felsefesidir. Oradan başlamaz isek, kaderimiz başkasının kurgusunda var olmaya çalışmak ve reasoning yaratmak olacaktır.

Serbest Araştırmacı Yazar Aybars MERİÇ
Serbest Araştırmacı Yazar Aybars MERİÇ
Tüm Makaleler

  • 25.03.2022
  • Süre : 5 dk
  • 914 kez okundu

Google Ads