logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
kultur-sanat-ve-egitim

Afganistan'da ve Taliban ideolojisinde kadın olmak

ABD ve NATO’nun Afganistan’dan çekilmesi ve Taliban’ın ülkeyi yeniden ele geçirmesinin ardından kadınların Taliban korkusu yeniden gündeme geldi. Akıllara gelen ilk soru; “Taliban kadınlara ve kız çocuklarına ne gibi kısıtlamalar getirecek?”

Serbest Yazar Fatma Aksoy GÜRKAN
Serbest Yazar Fatma Aksoy GÜRKAN

Tüm Yazıları için tıklayınız


  • 20.10.2021
  • Süre : 3 dk
  • 247 kez okundu

ABD ve NATO’nun Afganistan’dan çekilmesi ve Taliban’ın ülkeyi yeniden ele geçirmesinin ardından kadınların Taliban korkusu yeniden gündeme geldi. Akıllara gelen ilk soru; “Taliban kadınlara ve kız çocuklarına ne gibi kısıtlamalar getirecek?”

Örgüt sözcüsü Muhammed Naim tarafından "Şeriata göre kadın haklarına saygı göstereceğiz." şeklinde bir açıklama yapılmıştır. Anlaşılan, Taliban, yeni yönetim döneminde de kadınlar için kötü tarih yazmaya yarım bıraktığı yerden devam etmek istiyor.

Şeriata göre kadın hakları ne anlama geliyor sorusu ile Taliban ve diğer Müslüman ülke liderleri gerçekten İslam kurallarını mı uyguluyor yoksa ataerkil düzendeki erkeğin siyasi ve ekonomik iktidarının devamlılığını mı buna kaynaklandırıyor sorusunu araştırmak gerektiğini düşünüyoruz.

Bu konuyla ilgili olarak İslam toplumlarında üç farklı bakış açısı öne çıktığını görüyoruz:

1) İslam, kadın-erkek ayrımı yapmaz, kadının değerini yükseltir:

Bu düşünceyi savunan kimi yazarlara göre; İslam, insanı olduğu gibi görür ve kadına da erkeğe de sadece insan olarak bakar. Kur’an’ın insan olmak bakımından kadına yaklaşımı, erkeğe yaklaşımından farklı değildir. “İster erkek, ister kadın olsun, çalışanlardan hiç kimsenin çabasını (amele âmilin) boşa çıkarmam.” (Al-i İmran, 195). Bu ayete göre kadın ve erkek insanlıkta birleşmekte, erkekte insan olarak var olan bütün özellikler kadında da görülmektedir. Kadın ve erkeğin çalışma bağlamında birbirine üstünlükleri yoktur anlayışı Kur’an’da geçerlidir. Müslüman olan milletler, daha önceki ataerkil kültürlerinin etkisinden kurtulamadıkları için kültürlerindeki kadın aleyhtarı gelenek ve görenekleri, uydurma hadisler kanalıyla İslam dinine sokmuşlardır. Gerçek İslam’da asli unsur insandır, erkeğin kadına üstünlüğü gibi bir yaklaşım benimsenmemiştir.

2) İslam, erkek egemen bir toplum öngörmektedir:

Bu görüşü savunanlara göre; İslam Şeriatının kapsadığı dinsel esaslar kadını erkeğin kölesi durumuna sokmuş ve özgürlükten yoksun bırakmıştır. Onlara göre, İslam dininin esasları, kadını; “Tanrı'nın erkek kullarına bir armağanı” olarak tanımlar. Bu görüşü benimseyen İslam toplumlarından bazıları kadını bir bakıma ikinci sınıf vatandaş olarak gördüğü için de kadını köleleştirmiştir.

Bu görüşün yorumlamalarını veya anlayışını kuvvetlendirecek şekilde, Kur’an’daki bazı ayetlerde, kadın-erkek eşitsizliğini işaret eden, ekonomik ve hukukî alanlarda bir çeşit ayrım gözeten veya bu şekilde yorumlamasına yol açan bazı bölümler vardır. Bunları maddeler halinde sıralayalım:

-- Ticari yazışmalardaki şahitliklerde bir erkeğe karşı iki kadının şahitliği,

-- Miras paylaşımında erkeğe, kadına verilenin iki misli verilmesi,

-- Aile reisliğinin erkeğe verilmesi ve kadının kocasına itaat etme mecburiyeti,

-- Boşanma hakkının genelde erkeğe tanınmış olması,

-- Müslüman bir kadının kitap ehli bir erkekle evlenmesinin yasaklanması.

3) İslam'ın kadına tanıdığı haklar, ataerkil toplumlarda uygulamaya geçirilmiyor:

Üçüncü görüşü benimseyenlere göre ise Kuran ve sünnet kadına haklar tanımaktadır. Ancak bu haklar, erkeklerin hâkim olduğu geleneksel toplum düzeninin varlığı nedeniyle hayata geçirilmemiştir. İslam dininin kadınlara sağladığı hak ve özgürlükler, erkek din görevlileri tarafından sansürlenmiş ya da yanlış yorumlanmıştır. Hatta yanlış yorumlamalar hayatın her alanında uygulama haline de zaman zaman getirilmiştir. İslam toplumlarının bazılarında kadınlar, bu yüzden din adına baskı altına alınmıştır. İslam adına bazı toplumlarda görülen bu türden kadını baskı altına alan uygulamaların benzerlerine diğer din ve kültürlerde de rastlanmaktadır.  Mısırlı yazar Nevâl es-Saadavi’nin bu anlamda ortaya attığı görüş manidardır: “Tüm (Semavi) dinler erkek hâkimiyeti üzerine kurulmuştur; çünkü onların yapılandığı topraklarda hep ataerkil toplumlar yaşamıştır”.

Afganistan toplumunda kadın

Yukarıda sıralanan farklı görüşlerin ışığında Afganistan toplumunda kadına ve kadın yaşamına baktığımızda; hiyerarşi açısından erkeğin hükümlerinden ve önceliğinden çıkıp onunla aynı konuma yükselemediğini ya da yükseltilmediğini görüyoruz. Bunun nedeni aile yapısı gelenekselliğini koruyan ataerkil aile tipinin Afganistan’da günümüzde de geçerliliğini devam ettirmesidir diye değerlendiriyoruz.

Afganistan gibi ataerkil bir toplumda kadın sorunlarının ilk nedeni, toplumsal ilişkileri düzenleyen mevcut kültürün kodlarıdır. Başka bir ifadeyle; geleneklere dayanan mevcut kültür kadını zayıf ve ikinci cins olarak tanımlamaktadır. Afganistan toplumundan bize yansıyan görüntülere baktığımızda, kadının Afgan toplumundaki gayri-insani konumunun en temel nedeni geleneksel mevcut kültür yapısının varlığıdır. Bu kültürün dayatmasıdır.

Bir diğer nedeni ise, geleneğe tabi tutulmuş din anlayışıdır. Ülke halkının %80’ini Sünni, %19’unu Şii Müslümanlar ve %1’lik kısmını da diğer dinî inanışlar teşkil etmektedir. Afgan halkı 11. yüzyıldan günümüze dek İslamiyet etkisi altında yaşamını sürdürmeye devam etmektedir. Dış etkilere kapalı, tarım ve hayvancılıkla geçinen, modernleşme araçlarıyla çoğunlukla henüz tanışmamış bir toplumdur. Özellikle dağlık bölgelerin ülke geneline hâkim olduğu bu tür toplumlarda, kabileler veya aşiretler arasında bile iletişim oldukça zor yürütülebilmektedir. Coğrafi şartlar buna izin vermemektedir. Ayrıca ülkenin geri kalmışlığı da bu yapının devamını sağlamaktadır. Bu nedenle 11. Yüzyıl yaşam koşulları adeta katı bir İslam anlayışı olarak Afgan toplumunda varlığını sürdürmeye devam edebilmektedir. Kadınlara değer veren, erkeklerle eşit haklar tanıyan dinsel anlayış ve modern toplum düzeni, henüz bu coğrafyaya ayak basmamış gibi bir durum söz konusudur.

Afgan kadınlarının siyasi ve sosyal alanlardan silinmeleri, 1992’de Mücahitler (Köktenciler) döneminde başlamış ve Taliban döneminde sorunlar daha fazla yükselmiştir. 2001 yılına kadar Afganistan’ın çoğu bölgelerinde hüküm süren Taliban yönetiminde kadına karşı katı ve gayri insanı kurallar dikte edilmiştir. Kadınlar toplumun en mağdurları olarak zulmün de en yoğun dönemini Taliban yönetiminde yaşamak zorunda bırakılmıştır.

1996-2001 yılları arasında ülkeyi yöneten Taliban döneminde, kadınlar okula gidemez, çalışamaz, hatta renkli elbiseler bile giyemezdi. Çorapsız, burkasız ve mahremsiz bir şekilde kadınların evlerinden dışarı çıkması bile mümkün olamamıştır. Taliban, kadına yönelik kural ve uygulamalarındaki ciddiyetini göstermek için yüzlerce kadını taciz etmiş, milletin içinde kırbaçlamış ve hapse atmıştır. Ülkede inşa edilen bu korku iklimi neticesinde, kadınlar toplum hayatından soyutlanmak durumunda bırakılmıştır.

Taliban’ın din anlayışı:

Taliban’ın ideolojisi; alt kıt’a ya da Hindistan kökenli gelişen Deobandi köktendinciliği ile militan İslamcılığın, Peştunvali olarak bilinen Peştun sosyal ve kültürel normlarıyla birleştirilmesine dayanan yeni bir şeriat hukuku biçimi olarak tanımlanmaktadır.

Taliban sözcüğünün anlamı talebe kelimesinden gelir ve “din eğitimi alan öğrenci” demektir. Taliban’ın lideri olan Molla Ömer ve diğer yöneticileri de ilkel medrese eğitimi almış “öğrenci”lerdir. Taliban kendisinin Müslüman ve ehli sünnet olduğunu, bu doğrultuda anayasalarının Kuran ve yollarının ise Hz. Peygamber’in getirdiği Şeriat yolu olduğunu söylemini kendine rehber edinmiştir. Ancak birçok uzmana göre, Taliban’ın din anlayışı, Afganistan’daki tüm diğer dini gruplardan çok farklıdır. Taliban’ın din anlayışı ne Müslüman Kardeşler’e, ne İslam tasavvufuna ne de Sünni Müslümanlara benzemektedir. Bunanla beraber, Taliban şeriata yeni bir yorum getirmiş, kendi anlayışı çerçevesinde baskıcı ve katı şeriat kurallarını ülke çapında, özellikle kadınların aleyhine olacak şekilde uygulamaktan çekinmemiştir. Bu kurallardan bazıları şöyledir; bütün erkeklerin sakal bırakmak zorunda olması, devlet memurları ve öğrencilerin sarıksız dolaşamaması, kadınların tek başlarına sokağa çıkamaması, ezan okunduğunda camilerde yoklama alınması, namaz kılmayanların sopa kullanılarak cezalandırılması vb.dir.

Afganistan’da kadınlar özellikle Taliban döneminde evden dışarı çıkarken her zaman burka giymek zorunda kalmış ve yanında erkek refakatçi olmadan dışarı çıkamamıştır. Kadınların çalışmasına ve sekiz yaşından sonra eğitim görmelerine izin verilmemiş ve bu yaşa kadar sadece Kuran okumalarına izin verilmiştir. Eğitim almak isteyen kadınlar yeraltı okullarına gitmiştir. Erkek refakatçi olmadan erkek doktorlar tarafından tedavi edilmelerine izin verilmemiş ve bu da birçok kadınının tedavi olamamasına sebep olmuştur. En kötüsü, henüz çocuk yaşta olan, 16 yaşın altındaki kızların bile evlenmesinin yolu açılmıştır. Taliban kendi anlayışına göre koyduğu “Taliban Yasalarını” ihlâl edenleri de halk içinde kırbaçlama ve idamla cezalandırma yolunu gitmiş, bu şekilde ülke geneline korku salmıştır.

2001 yılında ABD’nin Afganistan’a müdahalesiyle Taliban dönemi sona ermiştir. Kurulan yeni Afganistan devlet yapısında, Afgan kadınlar yasal anlamda erkeklerle eşit haklara sahip olmaya başlamıştır. Taliban rejiminin çökmesi ve eğitim, iş ve sağlık hizmetlerine erişim konusundaki kısıtlamaların kalkmasıyla, kız çocukları okullara ve eğitim kurumlarına serbestçe kaydolmuş, kadınlar da ilk kez kamusal alanda çalışmaya başlamıştır.

Sonuç

Ataerkil toplum düzeni kadının ilerlemesi ve gelişmesini engelleyen en önemli faktördür. Çünkü hem sosyal hem de özel alanda erkeğin kadın üzerinde egemenlik kurduğu bir sistemdir. Devlet, toplum ve ailedeki bütün güç ve otorite erkeğin elindedir.

Afgan toplumu ataerkildir. Erkeğin lehine, kadın-erkek ayrımı Afganistan’da yaygın bir gelenektir. Kadının bireysel hakları genellikle diğer erkek akrabalarının iradesiyle ikinci planda kalmıştır.

İslam, Afganistan’ın devlet dinidir ve ülkenin yönetim ve hukuki sistemi üzerindeki etkisi çok güçlüdür. 2004 yılında kabul edilen ve bugün de geçerli olan Afgan anayasasına göre, “hiçbir yasa inançlara ve İslam dininin kurallarına aykırı olamaz.”

Tarihsel gelişim sürecinde ataerkil toplum yapısı Afganistan’da zaman içerisinde biraz da olsa değişim ve ilerleme göstermiştir. Ama geleneksel İslam dininin kadın aleyhine yorumlanmasının etkisi; kadının yerini değiştirmeyen, esnetmeyen hatta daha da kötüye götüren unsur olarak Afgan toplumuna miras gibi kalmıştır. ABD’nin ve NATO’nun Afganistan’dan çekilmesi ve Taliban'ın Afganistan’ı yeniden ele geçirmesiyle, Afgan kadınları Taliban’ın kendilerine neler yapabileceğini biliyor ve korkuyor ve hatta korkularını yaşıyorlar. Afganistan’dan gelen haberlerden; Taliban’ın söyledikleriyle yaptıklarının farklı olduğunu, mesela, Kandahar'da dışarıda bulunan kız çocuklarına evlerine gitmeleri ve bankada çalışan kadınların işlerini erkek akrabalarına devretmelerini söylendiğini okuyoruz ve duyuyoruz.

Erkek egemen kültür ile yoğurulup benimsetilmiş katı bir din anlayışı, Taliban eliyle, Afgan kadının hayatını geçmişte olduğu gibi günümüzde de yine dört duvar arasına sınırlandırmaya çalışmaktadır.

Yararlanılan Kaynaklar

BAĞ Mustafa (2021). Afganistan’da Şeriat kadınlar  için ne  anlama geliyor? <https://tr.euronews.com/2021/08/18/afganistan-da-seriat-kad-nlar-icin-ne-anlama-geliyor>, s.e.t.29.8.2021.

Akdemir Salih, Tarih Boyunca ve Kuranı kerimde Kadın, 1991. <https://www.islamiarastirmalar.com/upload/pdf/d9f7b9709e1d436.pdf?sid=1340bc776c49667c2e7122c7009cf497>, s.e.t.30.8.2021.

RASHİD, Ahmet. (2000). Taliban: militant Islam, oil, and fundamentalism in Central Asia. New Haven.

<https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0slam%27da_kad%C4%B1n>,s.e.t.30.8.2021.

GÜLER, llhami. (1997). Kur'an'da Kadn Erkek Eşitsizliğinin Temelleri

BEGZAD Ruhullah. (2014). 11 Eylül Sonrası Afganistan’da Demokratikleşme ve Taliban Örgütü, s.e.t.26.8.2021.

ŞAHİN, Damla. (2019). Taliban’ın Ortaya Çıkışı Ve Abd’nin Örgütün Gelişim Sürecindeki Etkisi, Nisan Sayısı, <https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/716405>, s.e.t.29.8.2021.

ALTAY, Saadet. (2015). Ataerkillik Ve Kadının İkincilliği; Kuramsal Bir Analiz, <https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/716405>, s.e.t.30.8.2021.

AKYÜZ Mesut. (2018). İçeridekinin Bakış Açısıyla Kadın, <https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/71749/542309.pdf?sequence=1&isAllowed=y>, s.e.t.28.8.2021.

AĞÇOBAN Sıddık. (2016). Kadın Olgusunun Kültürel Gelişimi ve İslam'da Kadın, s.e.t.28.8.2021.

Okumuş, Ejder. (2009). İslam ve Kadın, s.e.t.29.8.2021.

AKDEMİR Salih (1991). Tarih boyunca Kur'an-ı Kerîm'de Kadın, İslamî Araştırmalar Cilt 10, Sayı 4. <https://www.islamiarastirmalar.com/upload/pdf/d9f7b9709e1d436.pdf?sid=1340bc776c49667c2e7122c7009cf497>, s.e.t.29.8.2021.

ABDULAZİM Muhammed Şerif. (2015). İslam, Hristiyanlık ve Yahudilikte Kadın, Misbah Çağdaş Din Çalışmaları Dergisi, Yıl 4, Sayı 10, İlkbahar Sayısı, <https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0slam%27da_kad%C4%B1n>, s.e.t.28.8.2021.


Google Ads