logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]

Toplumdaki bireyler de tuğlalar gibidir. Sert, katı, güçlü, zayıf, her birimiz farklı farklı olsak da yapısal sistematiğimiz uygun değilse, bir de harcımız yoksa, aynı duvarlar gibi kolayca yıkılırız. Peki toplumun yapısal sistematiği nasıl olmalıdır?

Dün inşaat mühendisliğinden yola çıkıp toplum mühendisliğine atıfta bulunmuştum, bugün de inşaattan devam edeyim diyorum.

Tuğla duvar örmeyi bilir misiniz?

Tuğlanın ana maddesi topraktır. Pişirilmiş kil. Kil pişince taş gibi olur, serttir. Yere atsan kırılır, kırılgandır.

Tuğlaları duvar yapayım diye sadece üst üste dizerseniz, o duvar küçük bir fiskeyle yıkılır. Duvar örmek için harca ihtiyacınız vardır. Harç tuğlaları bir arada tutar, birbirine bağlar, birbirine tutundurur.

Ama tuğla ve harç kullanarak düz bir duvar ördüğünüzde o duvar da yeterince sağlam olmaz. Harç kullanmadan üst üste dizerek yaptığınız duvarı yıkmak için uyguladığınızdan biraz daha fazla yatay yük uygularsanız, bu duvarı da rahatlıkla yıkabilirsiniz. Çok fazla bir yük uygulamasanız bile bu duvarın esnek olduğunu fark edeceksiniz. Biraz sallasanız sağa sola rahatlıkla esneme yapar. Tuğlalar ne kadar sert ve katı olsa da, ördüğünüz duvar esnek olur, sallantı yapar.

Örülen duvarların yapısal bir sistematiği olmalıdır. Tuğlalar birbiri içine geçerek birbirine destek olmalıdır. Duvarı dik kesen duvarlar da yaparsanız işte o zaman yıkması çok zor bir yapınız olur.

Gelelim yine toplum mühendisliğine. Toplumdaki bireyler de tuğlalar gibidir. Sert, katı, güçlü, zayıf, her birimiz farklı farklı olsak da yapısal sistematiğimiz uygun değilse, bir de harcımız yoksa, aynı duvarlar gibi kolayca yıkılırız.

Peki toplumun yapısal sistematiği nasıl olmalıdır?

Harç dediğimiz ne olabilir?

Sanırım yapısal sistematiğimiz olarak öncelikle kültürümüzü sayabilirim. Birlikte, birbirimize destek olarak, bir arada durmamızı sağlayan kültürümüzdür. Aynı alışkanlıklar, aynı tarz, aynı şeylere gülmek, aynı şeylerden hüzünlenmek, aynı şeylerden mutlu olmak.

Kültür konusunu daha derinlemesine de inceleyebiliriz, ama bu kadarı şimdilik yeterli sanırım.

Diğer bir yapısal sistemimiz ortak geçmişimiz, ortak gelecek hayallerimiz. Birlikte yaşama arzumuz.

Bunların gerçekleşmesi için gerekli diğer tüm etmenler ise toplumun harcıdır.

Bayrağımız ve vatanımız ise toplumun asıl harcıdır.

Harcımız olarak dilimizi ve dinimizi de sayabiliriz belki, ama farklı inanç ve dillerle de ortak kültür oluşturulabilir. Ortak kültür ise başta dediğim gibi duvar için yapısal bir etmendir. Yani duvarı sadece tuğla kullanarak örmek zorunda değilsiniz, başka malzemeler de kullanabilirsiniz. Önemli olan yapısı ve harcıdır. Yani insanlar farklı kökenlerden olsalar da fark etmez, zaman içinde ortak bir kültür oluşmuşsa toplum olmak için farklı dil, farklı inanç veya farklı köken olsa da fark etmez.

Toplum olmanın diğer harçları ise adalet, hukuk ve toplum ahlakıdır. Bunlar aslında harcın ana malzemelerdir. Aynı kum, çimento ve su gibi.

Çok uzun bir süredir siyaset toplumu kutuplaştırmaktan besleniyor. Adeta iktidar hırsı ile baştakilerin gözleri kör olmuş durumda. Yaptıkları uygulamalarla toplumun ayrışmasına, kutuplaşmasına sebep oluyorlar.

Halbuki klişe söylemle aynı gemideyiz metaforunu bazen kullansalar da, aslında görünen köy klavuz istemez, dini söylemler ile, inanç farklılıkları ve yaşam tarzı ayrıştırmalarıyla, toplumun bir kesimini ötekileştirmekle aslında toplumun yapısına balyoz darbeleri vuruyorlar.

Üstelik sadece toplumsal yapıya değil, adalet ve hukukta yaptıkları yanlış uygulamalarla bizi bir arada tutan harcı da bozuyorlar.

Tüm bu yapılan bilinçli hatalar ucu bucağı iktidarda kalmak uğruna, iktidar hırsı yüzünden.

Netice toplumun bir arada kalmasına engel olabilecek kalıcı hasarlar olursa, bir iktidar makamı da kalmaz, bunun bilincinde olup olmadıkları konusunda tereddütlerim var.

Muhalefetin bu gidişe dur demek için özverili bir şekilde yaptıkları çabalar çok değerli. En azından şu ana kadar yapılanlar bir ümit vaat ediyor.

Ancak çok farklı toplum kesimlerinin temsilcileri olmaları arada tek ses vermeleri konusunda sorunlar çıkartıyor.

Bu yüzden aynı duvar metaforunda olduğu gibi yapısal sistem ve birlik olmalarının harcı konusunda muhalefetin bir an önce kendi aralarındaki çalışmaları tamamlayıp ortak aklı bir an önce bulmaları şart.

Şu anki görüntüleri yapısal olarak sistematiklerinde sorun varmış gibi. Aynı düz duvar gibi, az bir yatay kuvvetle sağa sola sallanıyorlar. Yapısal problemlerini de çözmeleri gerekiyor.

Dediğim gibi muhalefet umut vaat ediyor, ama bence ellerini biraz daha çabuk tutmaları gerekli. Ben böyle düşünüyorum, buralardan böyle görünüyor. Gerçekten fazla vakit kalmadı.

Moskova'dan herkese sevgi ve saygılar


Google Ads