logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
kultur-sanat-ve-egitim

Farkında Olmak veya Farkındalık Bilinci

Çoğumuz kendimize başka dünyalar kurduk ve o kurgu dünyalarda yaşıyoruz. Dijital dünyalar, hepsi sanal. Gerçekte yaşadığımız dünyanın hiç farkında değiliz.

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU

Tüm Yazıları için tıklayınız


  • 29.04.2022
  • Süre : 4 dk
  • 149 kez okundu

Bazen çevremizde olup bitenden haberdar olmadan kendi dünyamızda yaşıyoruz. Hatta hiç umurumuzda olmuyor, kim neyle uğraşıyor, ne yapıyor, nasıl yaşıyor, bir şeye mi üzülmüş, bir sıkıntısı mı var, bir ihtiyacı var mı, hiç dert etmiyoruz.

Herkes geçim derdinde, bunu anlıyorum, ben bundan bahsetmiyorum.

Özellikle son yıllarda, hepimizin çok sevdiği cep telefonlarının bunda çok büyük etkisi var, çoğumuz kendimize başka dünyalar kurduk ve o kurgu dünyalarda yaşıyoruz. Dijital dünyalar, hepsi sanal. Gerçekte yaşadığımız dünyanın hiç farkında değiliz.

İşte benim bahsettiğim konu bu.

Farkındalık Eksikliği:

Geçen gün yolda markete giderken iki kere aniden yana kayıp yol vermek zorunda kaldım, insanlar üstünüze üstünüze geliyorlar ve ellerinde cep telefonları, gözleri telefonda, önlerine bile bakmıyorlar yürürken, son saniyede size çarpmamaları için siz yol vermek zorunda kalıyorsunuz.

Kim bilir akılları neredeydi. Aklı bir karış havada derler genç olanlar için, bahsettiklerim öyle çok genç de değildi.

Metroda da artık eskisi gibi elinde kitap olan, açıp kitabını okuyan kimse görmüyorum, herkes cep telefonlarına gömülmüş, kendi dünyalarında bir şeylerle meşgul.

Bu gidiş iyiye gidiş değil bence.

Bizde de farklı değil aslında, bizim kızlardan bahsediyorum, bizimkiler de sürekli kendi arkadaş çevreleriyle iletişim halinde, hiç sevemedim şu bluetooth kulaklıkları, kulaklıklar takılmış, birşey soruyorsun, duymuyorlar, efendim baba diyorlar, tekrar etmek zorunda kalıyorsun ne diyorsan.

Sadece evde değil, iş yerinde de aynı, yanındaki aniden bir şeyler söylüyor, söylediği şey anlamsız geliyor, efendim diyorsun, anlamadım, meğer kulaklıkla birine telefon ediyormuş, telefondakiyle konuşuyor.

Ya da bir şey lazım oluyor, bir şey sorman gerekiyor, yanına gidiyorsun kime soracaksan, tam söyleyeceksin, ya da bir şey yapmadığını gördüğün için soruyorsun zaten direk olarak, kulaklığı gösteriyor, biriyle konuşuyormuş aslında, o an karşıdaki konuşuyormuş, o dinliyor, uzaktan anlayamıyorsun. Ne kadar absürt değil mi. Önceden ahizeli telefonlar olurdu, görürdün, telefonla konuşuyor, cep telefonu da ok, kulağına koymuş olsa anlayacaksın.

Hiç Kimse Hiçbir Şeyin Farkında Değil:

Bilmiyorum, biz farklı yetiştik, belki de küçük yaşta askeri okula gitmenin etkisiyle, gözlerimiz hep sağı solu tarama modundaydı. Bir üstümüz geçiyorsa selam vereceksin, bir astımız selam vermişse alacaksın. Yıllardır aynı dikkatle bakarım çevreme. Bizim meslekte de iyi bakman lazım etrafına, mesleki sorumluluk ağırdır inşaat mühendisliğinde, her an gözüne ters olan bir şeyler çarpabilir, mühendis olan sensin sonuçta, müdahale etmen gerekir, dikkatli bakınca da görüyorsun zaten.

Hayat detaylarda gizlidir derler, detayları görebilmek güzeldir, bir kuşun dalda dişisine kur yapması, o cıvır cıvır çıkan kuş sesi, kenarda ıslanmış bir kedicik, yalanıyor kurutmak için kendini, ileride güvercinleri besleyen yaşlı kadın, her gün bir kesekağıdında yem getirir, dağıtır, çocuk bahçesindeki salıncakta neşeyle sallanan küçük yaramazlar, annelerinin sözünü hiç duymuyorlar çocuk bahçesine gelince, oradan oraya koşturmaca içindeler.

Ne güzel aslında neşe içinde oyunlar oynamaları, geleceğimiz onlar bizim gerçekten.

Arkada köpek gezdirme ve eğitme kafesi var, oradan sesler geliyor, bir iki çevre sakini köpeklerini çıkarmışlar hava almaya, onlar da kendilerince koşturuyorlar çocuklar gibi, sevinmişler kesin hem cinsleriyle buluşunca. Hafiften esen rüzgârın sesi geliyor yukardan, yeni yeni çıkan taze yaprakların arasından, baharın kokusunu getiriyor burnuma. İleride gençler basketbol oynuyorlar kendi aralarında, oradan da sesler geliyor kulak kabartınca. Şehrin de sesini duyuyorum dikkatimi verince yoldan geçen arabalara.

İşte böyle, farkında olmak başka bir şey yaşamdan, hepimiz zaman zaman kendi kendimizi kurduğumuz o sanal dünyalara kilitliyoruz, sonra da sanki gömüyoruz kafamızı kuma, başka bir şeyi fark edemiyoruz, dış dünyayı algılayamıyoruz, dikkatimizi veremiyoruz dışarıda ne olup ne bittiğine, aslında hayatı fark edemiyoruz, farkında değiliz.

Sadece yaşadığımız anın değil, geleceğimizin de güzel olması için artık bazı şeylerin farkına varmamızın zamanı geldi de geçiyor.

Fark Etmek İçin Ne Yapmalı:

Farkına varmak için detayları, görebilmek, duyabilmek gerekli. Fark etmenin ön şartı ise dikkat, konsantre olmak.

Çıkalım artık içine gömüldüğümüz sanal dünyalardan, dikkatlice bakalım etrafımıza, gerçekleri ancak böyle görürüz tüm çıplaklığıyla. Hayat çok güzel, hissedelim.

Hepimizin rüyalarını, hayallerini süsleyen o "birlikte güzel bir gelecek" ancak kendi ellerimizle kurabilirsek mümkün olacak. Farkına varmadan bazı şeylerin kuramayız.

Moskova'dan sevgi ve saygılar herkese.


Google Ads