logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
kultur-sanat-ve-egitim

Gönül Kapım Açıktır, Sormadan Gir İçeri

Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU

Tüm Yazıları için tıklayınız


  • 12.03.2022
  • Süre : 4 dk
  • 333 kez okundu

Çeşit çeşit fiziki kapılar vardır:

Tahta kapılar, çelik kapılar, demirden kapılar. Bazıları açıktır, bazıları yarı aralık, bazıları ise sıkı sıkıya kapalı. Şimdi de insanı kapıya benzetti ne olacak yazarımızın bu hali diyebilirsiniz. İnanın bende bilmiyorum. Şimdi de kapılar üzerine bir yazı ile çıkıyorum karşınıza. Her insanın diğeriyle kurduğu ilişkide sınırları vardır.

Bu sınırlar zorla geçildiğinde, karşı taraf kendisini işgal edilmiş gibi hisseder. Gücü yeteceğini düşünürse karşı koyar, yetmeyeceğini düşünürse de ya boyun eğer ya da kaçar. Her halükârda diğerini hiçe indirerek, sınırları zorlayan kaybetmiştir.

Her ne kadar görünürde kendisini kazanmış gibi hissetse de zorla sınırlarını geçtiği insanın ruhuna asla ulaşamayacaktır. Belki yanında tutabilir. Belki de karşısındakine sahip olabilir, ama tatsız tuzsuz bir sahiplenme olacağı kesindir. Bir süre sonra da pişmanlık ve karşılıklı sıkıntılar başlar. Erkek veya kadın hiç fark etmez, karşıdaki insanın kapısı, kalbi ve gönlü sizi almaya izin vermiyorsa zorla kendinizi içeri sokmaya çalışmayın. Eninde sonunda başınız ağrır. Kapıyı çalın ve geri çekilin beklemenin erdemi, kapıyı kırarak girmekten daha fazla mutlu edecektir inanın. Kaybetmeyi göze alan kazanacaktır zira.

Sabırlı Olmak, Kapının Açılmasını Bekleyebilmek:

Bazen kapıyı yeniden çalmak gerekebilir, usulca seslenmek. Eğer kapının açılacağı varsa açılacaktır. Kişi kendisine düşeni yaptıktan sonra karşıdakinin iradesine saygı duymayı bilmeli ve beklemeyi öğrenmelidir. Düşünün ki sizin kapınızı zorla kırarak açtırıyorlar, gelene hoş geldiniz der misiniz? Hiç sanmam. Diyorsanız o zaman kendinizi bir daha gözden geçirme zamanı gelmiştir. İlişkilerde de durum aynıdır.

Konuşmak istemeyen insanı zorlamak, evlenmek istemeyenle ille de evleneceğim diye tutturmak, gelmek istemeyen insanı gelmeye mecbur etmek hep problemlidir. Bir arkadaşım platonik olarak sevdiği ve defalarca arkadaşlık teklif ettiği bir genç kadından ‘‘evet’’ cevabını bir türlü alamayınca deliye dönmüştü ve ‘‘bana hayır diyorsa çıksın karşıma öyle söylesin, yüzüme karşı söylesin diye kendini bitiriyordu.’’ Oysa genç kız anlattığı kadarıyla değişik yollarla böyle bir şey istemediğini defalarca ifade etmişti. Ama arkadaş istediği cevap dışında her şeye kapalı olduğu için, kızın üstüne daha fazla gitmiş ve onu korkutmuştu.

Bazı insanlar o denli ısrarla kapı çalarlar ki kapının arkasındakinin kapıyı açacağı varsa da korkusundan açamaz. O yüzden kapıyı nasıl çalacağını öğrenmeli insanlar, ne kadar bekleyeceğini de.

Anne-Baba ve Çocuklarıyla İlişkileri:

Çocuklarımızla ilişkilerimizde de bazen anne-baba olmanın sınırlarını aşıp çocuklarımızın kapılarını çok zorladığımız oluyor. Çocuğun dünyasını bilmeden, kapısının küçüklüğünü görmeden, hazır olmasını beklemeden olanca gücüyle dalabiliyorlar. Anne-baba olmak istediği gibi çocuğun dünyasına müdahale etmeyi gerektirmemeli oysa.

Bazı anne-babalarda çocukların kapısını bir kırıyorlar ortalık toz duman. Bu incinmişlikle çocuk bir daha kendine gelemiyor. Kimselere güvenemiyor. Anne babası bile böyle yaptıysa diğerleri neler yapmaz ki diye düşünerek tüm insanlarla arasına demirden kapılar inşa edebiliyor.

Özel hayatın dokunulmazlığı vardır. Bu hukukta ve dinde de böyledir. Teklif var ısrar yoktur. Her isteyen elini kolunu sallayarak evimize nasıl giremiyorsa, aynı şekilde insanların özel dünyasına da saldırganca giremeyiz. Bu dünya psikolojik dünya olabilir, gönül dünyası olabilir. Ancak belli bir nezaketli tavrı takınarak kapılarına gidip çalabiliriz.

Açarlarsa ne ala:

Açmazlarsa, değiyorsa bekler ve hazır oldukları zamanı kollarız. Özellikle çocuklarımız için küsmeden kızmadan. Diğerleri içinde açmazlarsa da kırarak girmeyiz onurumuzla başka bir kapıya yöneliriz. Her günümüz birilerinin kapılarını çalmakla ve birilerine kapılarımızı açmakla geçiyor zaten. Umarım doğru insanlara kapımızı açıp doğru insanların kapısını doğru bir üslupla çalabilmeyi bir an önce öğreniriz. Yoksa yapış yapış bir hayat, kırılmış kapılar ve kalpler, dağılmış ve dağıtanını da yutmuş yaşamlar diz boy.

Bir yazımızın daha sonuna gelirken Türk sanat müziğinin güzel bir bestesiyle satırlarıma son vermek isterim.

"GÖNÜL KAPIM AÇIKTIR, SORMADAN GİR İÇERİ" gönlü açık olanların, gönlü güzel insanlar kapısını çalsın diyelim.

Saygı dolu sevgiyle kalın diyorum.


Google Ads