logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
kultur-sanat-ve-egitim

Sosyalleşme Neden Önemlidir?

"Sosyal" her yere girmiş neredeyse, sosyal bilgiler var, sayısal-sosyal var, sosyal bilimler var, sosyal adalet var, sosyal antropoloji var, sosyal bünye var, sosyal demokrat var, hatta sosyal içiciyim var, var oğlu var. Hepsi yerine toplumsal koysak uyar mı acaba?

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU

Tüm Yazıları için tıklayınız


  • 08.08.2022
  • Süre : 4 dk
  • 129 kez okundu

İnsan sosyal bir varlıktır deriz. Nedir bu "sosyal" sözcüğü? 

Sözlüğe bakacak olursak dilimize sonradan katılmış birçok sözcük gibi bu da Fransızcadan geçmiş, onlar da yine birçok Fransızca sözcük gibi Latinceden almışlar. Latince ortak demek, müttefik. Ama asıl kökü birçok sözcüğün aksine Hint-Avrupa anadiline dayanıyor. Aynı kökten gelen bir sözcük daha var, "sekans" sözcüğü. Hint-Avrupa dilinde birbirini takip etmek anlamına gelen "sek" kökü bu her iki sözcüğünde tarihin derinliklerindeki asıl bağlantısı. 

Sosyal olmak toplum içinde birlikte olmak, ortak bir şeyler yapmak, birbirine yoldaş olmak anlamında. Demek ki çok eski bir sözcük, insanoğlunun toplum olmaya başladığı zamanlardan kalma aslında.

Bizdeki tam karşılığı olabilecek bir sözcük var mı diye TDK sözlüğüne baktım, "toplumsal" diye yazmışlar. Sosyal konular diyoruz ama toplumsal konular da diyebiliriz, mantıklı. Hatta "toplum" Türkçe bir sözcük olduğuna göre niye "sosyal" sözünü kullanıyoruz öyleyse, bence unutalım gitsin "sosyal" sözcüğünü, kendi anadilimizdeki bize has sözcüğümüzü kullanalım, "toplumsal".

Ama "sosyal" her yere girmiş neredeyse, sosyal bilgiler var, sayısal-sosyal var, sosyal bilimler var, sosyal adalet var, sosyal antropoloji var, sosyal bünye var, sosyal demokrat var, hatta sosyal içiciyim var, var oğlu var. Hepsi yerine toplumsal koysak uyar mı acaba?

Bir de sosyalleşmek var. Toplumsallaşmak diyebilir miyiz acaba sosyalleşmek yerine? 

Biraz garip oldu sanki, tam anlamını vermedi gibi geliyor bana nedense. Toplumsallaşmak? 

Sosyalleşmek deyince toplum içerisine karışmak, insanlarla bir araya gelmek, birlikte olmak, birlikte bir şeyler yapmak anlaşılıyor. 

Hayır, toplumsallaşmak bunların hiçbiri değil. Sosyalleşmek toplumun bir bireyi olmak için çaba göstermek demek, bazen toplum içinde herkes ne yapıyorsa onu yapmak, böylece toplum içerisinde kendimize bir yer edinmek demek. Tüm bu kavramların anlam bütünlüğü içerisinde bir karşılığı gibi gelmiyor bana toplumsallaşmak, ama sosyalleşmek deyince işte bu tüm dediklerim anlaşılır oluyor. Bilmiyorum siz ne düşünüyorsunuz? Kullandığımız yabancı sözcükleri Türkçeleştirmek gerektiğine inanıyorum, ama sanırım sosyalleşmek yerine kullanabileceğimiz sözcük üzerinde biraz daha düşünmek gerekecek, tam doğru anlamı veren bir sözcük bulmak lazım. TDK sözlüğünde yazan toplumsallaşmak uymamış bence. 

Neyse, kelime anlamını bırakalım da biraz kavram anlamı üzerine yoğunlaşalım.

Hepimiz bir şekilde içimizden gelen ihtiyaç gereği bir topluma ait olma duygusu hissediyoruz. Aramızda bir süre için yalnız kalmak isteyenler olabilir, hatta bazıları bir süre için hiç kimseyi görmek, hiç kimseyle bir ilişki içerisinde olmak istemeyebilir de. 

Ama tümden yalnızlık? İşte bu başka bir şey. Hiç kimse tamamen yalnızlığa katlanamaz sanırım. Her halükârda hepimiz bir topluluğa, bir topluma ait olma ihtiyacı duyarız ve diğer insanlarla direk olarak bir ilişki içinde olmasak da, mensubu olduğumuz bir toplum olduğunu ve o topluma ait olduğumuzu biliriz. Biz yüzyıllardır toplu halde yaşıyoruz.

İşte bu yüzden insan bir sosyal varlıktır diyoruz. 

Sosyalleşmek kavramı ise üzerinde biraz daha detaylı düşünmeyi hakkediyor. 

Bazen içinde sosyalleştiğimiz toplum kişisel karakterimizi de etkileyebiliyor. 

Bir futbol maçı seyretmek için stadyuma giden bir kişi mesela, o anki etrafını saran taraftarların coşkusuyla ve kendisinin de bir taraftar olması psikolojisi ile maçta normalde ağza gelmeyecek küfürler edebiliyor. Sanki kendi aklını bir kenara koyup toplumun aklı ile hareket ediyor, toplumun o anki reaksiyonlarına kendini kaptırıp, bazen rakip taraftarı kızdırmak için olmayacak şekilde sloganlar bile atabiliyor. 

Geçenlerde bu dediğimin bir örneği Ukrayna takımıyla oynayan Fenerbahçe maçında oldu mesela. Bence saçma sapan bir slogandı o söylenenler, muhtemelen maçtan sonra bizzat türbinlerde o sloganı haykıran taraftarların birçoğuna da aynen dediğim gibi saçma gelmiştir.

Veya arkadaş çevresine uyum sağlayıp, bir anlamda arkadaşlarına kanıp suç sayılabilecek davranışlar içerisinde de bulunabiliyor insanlar. Hatta bazen direk suç da işleyebiliyorlar.

Bir zamanlar gençliğinde arkadaşlarıyla birlikte işledikleri bir suç yüzünden hayatı boyunca utanç duyan birinin psikolojisi üzerine bir film seyretmiştim. Filmin başrol karakteri o günkü davranışları üzerine kendiyle hesaplaşma yaşıyordu. Sanırım bir kaza sonucu birlikte arkadaşlarından birinin ölümüne sebep olmuşlardı. 

Bu bir filmdi, senaryo gereği filmde kriminal bir konu işlenmiş. Ama böyle gerçek olaylar yok mu, hangimizde küçüklüğümüzden kalma ufak tefek bazı travmalar yok ki? 

Ben halen daha küçüklüğümde yan mahalle ile yaptığımız sokak kavgasında kafama gelen taşın acısını hatırlıyorum mesela. Daha kim bilir neler yaşamıştır küçüklüğünde bir çoğumuz. 

Gerçi konumuz sosyalleşmek ve genellikle belli bir yaşa gelince sosyalleşmek deyince biraz daha farklı bir anlamda kullanıyoruz bu sözcüğü. Bir akşam eşimizle veya bir arkadaşımızla yemeğe çıkmak veya bir yerlerde bir şeyler yapmak, bir sinemaya gitmek mesela, bu tarz aktivitelere sosyalleşmek diyoruz. 

O yüzden de arada sırada ortama uyarak eğer alkollü bir şeyler alıyorsak, ben sosyal içiciyim diye kendimizi tanımlıyoruz. Sosyal içici belki ortama uyarım anlamında, herkes ne yapıyorsa bana da uyar, ben de uyum gösteririm demek. Sosyalleşeceğim diye alkolik olan var mıdır, bakın onu bilmiyorum. Ama yazımız herkese açık olduğuna göre burada "alkol sağlığa zararlıdır" demeliyim sanırım. 

Bir de sosyal etkinlikler var. Herkes için faydalı etkinlikler. Sosyalleşmek için çok faydalı oluyor bu tarz etkinlikler. Özellikle belli bir yaşa ulaşmış olan büyüklerimiz için mesela çok güzel etkinlikler olabiliyor. 

Müzik deyince her türlüsünü severim demiştim bir yazımda. Ama klasik Türk müziği biraz daha ağır basar seçim yap deseler. 

Özellikle belediyelerin organize ettiği Türk sanat müziği koroları harika bir etkinlik bence. Eve kapanıp televizyonlardaki saçma sapan dizileri takip eden hanımlar için arada komşularla bir araya gelip dedikodu yapmak dışında, eğer müzikle ilgili olanlar varsa, gerçekten faydalı bir sosyalleşme yolu bence.

Bunların yanında bir sürü yardım kuruluşları var, bu kuruluşların da yaptığı birtakım etkinlikler oluyor. Ancak dikkatli olmak lazım, parklarda falan yapılan yoga faaliyetleri kimi yetkililerce sakıncalı bulunabiliyor, o yüzden bu tür etkinliklerde önden yetkililere haber vermekte fayda var. İzin verirlerse yoga yapalım, izin vermezlerse ne yapalım diye mutlaka soralım. Bir etkinlik söylerler her halde, her şeyi iyi bildiklerine göre bu konuları da bilir yetkililer!

Bakın aklıma bir soru daha takıldı. Peki sosyalleşmek bir tek biz insanoğlunun ihtiyacı mıdır? 

Hayvanlar aleminde sosyalleşme faaliyetleri var mıdır mesela?

Geçenlerde bir habere rastlamıştım, Japonya'da makak maymunları nedense insanlara saldırmaya başlamışlar diyordu haberde. Özellikle de bebeklere. 

Daha sonra başka bir yerde daha dinledim aynı haberi.  Aslında başta gerçekten saldırıyorlar zannedilmiş. Ama işin aslı daha sonra anlaşılmış. 

Bir gurup makak maymununu nedense diğerleri aralarından atmışlar. Bu guruptan atılanlar da kendilerine sosyalleşebilecekleri yeni bir toplum aramaya başlamışlar. Bu amaçla da gözlerine insanları kestirmişler. 

Makak maymunları sosyalleşirken birbirlerine çimdik atmak, kuyruklarını çekmek, birbirlerinin yavruları ile ilgilenmek gibi yöntemler uyguluyorlarmış. Aynı şekilde insanlara da çimdik artıklarından, saçlarını çektiklerinden, özellikle de bebeklere yönelerek sanki bebeklere saldırıyorlar gibi göründüklerinden maymunlar çıldırdı, saldırıyorlar diye Japon toplumu içerisinde şikayetler gelmeye başlamış. 

Uzmanları tarafından bu davranışların sebebi araştırılınca durum anlaşılmış. 

Aslında kendi toplumlarından dışlanmış olan maymunların amaçları gayet masummuş meğer. 

Sonra ne yapmışlar maymunlara haberde bu bilgi yoktu, ama bir şekilde vazgeçirmişlerdir herhalde maymunları insanlarla sosyalleşme isteklerinden.

Anlaşılan sosyalleşmek bir tek biz insanoğluna has değil. Hayvanlar aleminde de sosyal aktiviteler oluyor. Bazı hayvan türleri zaten birlikte aktivitelerde bulunuyorlar, en azından birçok vahşi tür birlikte avlanıyorlar. Aynı insanoğlunun tarihin başlangıcında yaptıkları gibi. Kim bilir bir gün belki bir tür insanlar gibi bir medeniyet kurma aşamasına da gelebilir. Şimdiden bazıları alet kullanmaya da başladılar zaten. İleride neler olur kim bilir.

Biz insanlara dönelim. Sosyalleşmek çok önemli bence, toplumsal birlikteliğin öncelikli kavramlarından biri.

Toplumun bir arada, birbirine saygılı ve sevgi dolu bireylerden oluşmasını istiyorsak sosyalleşelim. 

Ama bir tek cuma günleri ile sınırlandırmayalım kendimizi sosyalleşmek için, mümkün olan her fırsatta sosyalleşelim. Böylece birbirimizi daha iyi tanırız ve daha sağlıklı bir toplum oluruz.

Moskova'dan herkese saygı ve sevgiler.


Google Ads