logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
kultur-sanat-ve-egitim

Vefat Eden Babalarımızın Anısına

Babalar Günü ilk kez 19 Haziran 1910 tarihinde Washington'un Spokane şehrinde kutlanmaya başlanmıştır. 1966 yılında Başkan Lyndon Johnson, her yıl Haziran ayının üçüncü Pazar gününün “Babalar Günü” olarak kutlanacağını açıklayan bir bildiri yayımlamıştır.

Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU

Tüm Yazıları için tıklayınız


  • 19.06.2022
  • Süre : 4 dk
  • 323 kez okundu

Bir Amerikan İç Savaşı gazisinin kızı olan Sonora Smart Dodd, “Anneler Günü” gibi babaların da bir günü olması gerektiğini düşünmüş ve Babalar Günü kutlaması için etrafını ikna etmiştir. Nihayetinde dünyada Babalar Günü ilk kez 19 Haziran 1910 tarihinde Washington'un Spokane şehrinde kutlanmaya başlanmıştır. 1966 yılında Başkan Lyndon Johnson, her yıl Haziran ayının üçüncü Pazar gününün “Babalar Günü” olarak kutlanacağını açıklayan bir bildiri yayımlamıştır. 1972 yılındaysa Başkan Richard Nixon, Babalar Günü’nü yasal olarak ABD'de resmî tatil ilan etmiştir. Böylece Babalar Günü kutlamaları, Hollywood’un da etkisiyle tüm dünya Amerika’dan yayılmıştır.

İyi ki yayılmış. Bugün size başta kendi babam olmak üzere, tüm vefat eden ve bu duyguyu yaşayan ve yaşatan tüm babaların anısına bu yazıyı kaleme almak istedim. Kendi babama seslenir gibi yazdım hepimizin adına babalarımıza seslendim. Ben ‘Baba’ derken siz de bu yazımı okuyanlar, kendi ‘babanıza’ sesleniyormuş gibi okuyun lütfen.

Seni çok özlüyorum be Babam. Yüzün geliyor gözümün önüne, sonra bana bakıp konuşmaların geliyor aklıma. İşte o an sanki nefesim kesiliyor. Kalbime bir hançer saplanıyor gibi oluyorum. Acılar içinde kıvranıyor yüreğim.

Boğazım düğümleniyor, nefes alamıyorum o an, sanki biri boğazımı sıkıyor tüm gücüyle. Tarif edilemez bir acı yaşıyorum seni düşündükçe. Erkenden bizi bırakıp gittin. Ölümüne alışamadım. Acın hiç azalmıyor Baba, hatta gün be gün katlanıyor. Etrafa belli etmemeye, acımı içime gömmeye gayret ediyorum. Dışardan bakınca belki yüzüm gülüyor ama yokluğun içimi acıtıyor, için kan ağlıyor sen bizi ‘takdiri ilahi’ gereği bırakıp gittiğin günden beri. Sen bizi bırakıp gitmeden önce biliyordum ki, hep arkamda duracak, ne olursa olsun beni destekleyecek bir Babam var bu hayatta. Şimdi senin yokluğunda kendimi çok güçsüz hissediyorum Babam.

Bizimle olduğun, yaşadığın, bize yaşam verdiğin ortak geçmişimizdeki güzel günleri özlüyorum. Bizi koruyup, kollamanı, bazen kızıp bağırmanı, kardeşimi bana anlatmanı, Erdek'te neler olup bittiğini, televizyonda seyrettiğin siyasilere bir anda kızıp öfkeyle saydırmanı, TRT müzikten başka hiç-bir kanal seyretmemeni, maç izlerken heyecanını, sinirlendiğinde bakışlarını, velhasıl yaptığın ve söylediğin her şeyi çok özlüyorum be Babam. İyi ki senin evladın olmuşum, iyi ki sen benim babam olmuşsun.

Bizim için gece gündüz demeden çalışıp, çabalamanı özlüyorum. Ne kadar yorulsan ne kadar bunalsan da yaptığın fedakarlıklardan hiçbir zaman vazgeçmemeni, koca bir çınar benzeri bizi kollarının altında korumanı, yere düşmemize izin vermemeni, arkamızda mıh gibi duruşunu özlüyorum. Senin gölgende ne kadar mutluyduk oysaki, seni çok sevsek de bizim için ne kadar büyük bir mutluluk kaynağı olduğunu seni kaybettikten sonra çok daha iyi anladık Baba.

Biliyorum, bizi izliyorsun bizi yukarılardan. Bilmeni isterim ki, senin bana öğrettiğin gibi etrafına karşı saygılı, dürüst, çalışkan bir kişi olmaya, seni gururlandıran bir evlat olmaya çalışıyorum. Sen benimle hep gurur duyardın, ama yüzüme pek söylemezdin. Annem söylerdi, sen söylemezdin. Ama ben hep hissederdim bana seslendiğinde, ismimi söylediğinde.

Şimdi yokluğunda ilerlemiş yaşıma rağmen, bir çocuk gibi geceleri yatağımda içten, içe ağlıyorum bazen. Ağlarken beni görüyorsan sakın üzülme Baba, seni üzüyorsam da beni affet. Biliyorum ve inanıyorum ki, bir gün kavuşacağız Baba. O gün geldiğinde yine beni kucağına al, sımsıkı sarıl bana, öp saçlarımdan, hiç bırakma beni lütfen.

Seni özlüyorum Baba. Şimdi sen yoksun yanımda, ben yine aynı Orhan, bana verdiğin ve öğrettiğin her şeyle dimdik ayakta duruyorum. Kimseye boyun eğmiyorum. Adam gibi Adam olmak için senin bana öğrettiğin hayatı yaşıyorum, kazandırdığın değerleri yaşatıyorum, eğilmiyorum adam olmayanların karşısında, tıpkı senin sağken yaptığın gibi.

Hayatıma dokunan babamın vedası ağır oldu. Ben sanıyorum bu hayatta en çok babamı sevmişim. Bu dünyadan benim babam geçti gitti. Babamın yokluğunda yazdım bu satırları, babamı yanımda hissettim yazarken babam için taşıdığım duygularımı. İyi de geldi.

Sevgili Babam! Sen benim nazarımda ölmedin, hep benimle birliktesin. Manen bana güç vermeye devam ediyorsun. Seni hep yanımda hissediyorum. Bu hisle ve içimde sana karşı taşıdığım yüksek sevgi ve saygıyla, ‘babalar gününü kutluyorum ellerinden öpüyorum babam!’

Ruhun şad, mekânın cennet olsun Baba. Anneme de selam söyle lütfen.


Google Ads